Qoser’de polisin havaya kaldırıp yere çaktığı çocuğun darp raporu alması engellenmeye çalışıldı, avukatı da polislerin tehdit ve hakaretlerine maruz kaldı
Mêrdîn’in Qoser (Kızıltepe) ilçesinde Rojava protestoları sırasında 13 yaşındaki F.M., “polis aracına taş attığı” gerekçesiyle gözaltına alınırken, bir polis tarafından havaya kaldırılarak yere vuruldu. O anda yaşananlar cep telefonu kamerasına yansırken, F.M. serbest bırakılmasının ardından ailesiyle birlikte sabah saatlerinde Kızıltepe Devlet Hastanesi’ne giderek, darp raporu almak istedi. Ancak tüm uğraşlarına rağmen F.M.’ye darp raporu verilmezken, hakarete maruz kaldı. Bunun üzerine F.M.’nin ailesi avukatlarına haber verdi.
Hastaneye giden ailenin avukatı Arjin Akdağ’ın dahil olması ile darp raporu verilse de raporda çocuğun vücudundaki morluklara ve darp izlerine yer verilmedi. Avukat Arjin Akdağ’ın buna tepki göstermesi üzerine hastanede bulunan polisler üstüne yürüyerek, “Kadınsın utan” ve “Kes sesini” şeklinde tehdit ve hakaretlerde bulundu.
Yaşananlar üzerine Mêrdîn Barosu, Mêrdin Barosu İnsan Hakları Komisyonu, Mêrdîn Barosu Avukat Hakları Merkezi, Mêrdîn Barosu Kadın Hakları Merkezi ve Mêrdîn Barosu Çocuk Hakları Komisyonu ortak açıklama yaptı. Yazılı açıklamada Nisêbîn (Nusaybin) ve Qoser ilçelerinde düzenlenen barışçıl eylemlerde kolluk tarafından işkence ve kötü muamele yasağının ihlal edildiğine ilişkin ciddi iddialar ve görüntülerin kamuoyuna yansıdığı belirtildi.
İşkence yasağının ihlali
Açıklamada Qoser’de bir çocuğun, kolluk görevlileri tarafından orantısız güç kullanılarak yerden kaldırılıp yere vurulmak suretiyle gözaltına alınmasının ulusal ve uluslararası yasalara aykırı olduğu belirtildi. Söz konusu olayda, işkenceye maruz kalan çocuğun darp raporu talebi sırasında bir kolluk görevlisinin hakaret ve tehdit içeren ifadelerle sürece müdahale ettiği belirtilen açıklamada, “Ayrıca muayene esnasında kolluk görevlilerinin odada bulunarak hekimlik faaliyetini ve adli süreci doğrudan etkilediği tarafımıza bildirilmiştir. Daha da vahim olan husus, muayene yapılmaksızın darp raporu düzenlenmesine itiraz eden meslektaşımızın kolluk ve ilgili hekim tarafından birlikte hareket edilerek baskı altına alınması, tehdit edilmesi, ‘kadınsın utan’, ‘kes sesini’ şeklindeki cinsiyetçi söylemler söylenmesi ve hakkında tutanak düzenlenmesidir. Bu uygulama, 1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nun 1., 2. ve 58. maddeleri ile Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan savunma hakkına ve avukatın mesleki bağımsızlığına açık bir müdahaledir. Avukatın görevini yapmasının engellenmesi, hukuk devleti ilkesine doğrudan yönelmiş ağır bir saldırı niteliğindedir” ifadeleri kullanıldı.
Suç duyurusu yapılacak
Muayene yapılmaksızın rapor düzenlenmesi ve kolluğun telkinleri doğrultusunda işlem tesis edilmesinin, tıbbi tarafsızlığın ve meslek etiğinin ağır ihlali olduğu belirtilen açıklamada, yapılanın işkence fiillerinin belgelenmesini engellemeye yönelik açık bir tutum olduğu ifade edildi. Konuya dair suç duyurusunun yapılacağı belirtilen açıklamada doktor hakkında da disiplin sürecinin başlatılması talebiyle Türk Tabipler Birliği’ne (TTB) başvuru yapılacağına dikkat çekilerek şöyle denildi; “Bir kez daha vurguluyoruz: İşkence mutlak surette yasaktır. Savunma makamına yönelik her türlü baskı, doğrudan adalete ve hukuk devletine yönelmiş bir saldırıdır. Hekimlerin tarafsızlığı ve bağımsızlığı ise, insan haklarının korunmasının temel güvencelerindendir. Sürecin tüm aşamaları tarafımızca titizlikle takip edilecek ve kamuoyu düzenli olarak bilgilendirilecektir.”,
Kaynak: MA









