• İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
30 Ocak 2026 Cuma
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
ABONE OL!
GİRİŞ YAP
Yeni Yaşam Gazetesi
JIN
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Yeni Yaşam Gazetesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Ana Sayfa Forum

Dayatılan Armageddon ile oluşan Kürtlük bilinci

30 Ocak 2026 Cuma - 00:00
Kategori: Forum, Manşet

Öcalan’ın sıkça hatırlattığı üzere, Kürtlerin tarihsel trajedisi yalnızca parçalanmışlık gibi görünse de bu parçalanmışlığın zamanla içselleştirilme riskidir. Dört parçada farklı devlet akıllarıyla kuşatılmış olan halk için Armageddon’dan çıkış, önce bu içselleştirilmiş kopuş mantığını aşmayı gerektirir

Fatma İzol

Kutsal kaynaklarda Armageddon kavramı, çoğu zaman mutlak bir son, geri dönüşsüz bir kıyamet anı olarak tanımlanır. Halkların tarihsel ve siyasal hafızasında ise yalnızca şehirlerin fiziksel yıkımı ve insan kıyımı olarak algılanmaz; kimliğine ve varoluşuna yaratmış olduğu insani tüm değerlere yönelen topyekûn saldırıların ulaştığı kritik noktayı da ifade eder. Kürtler için süreklileşmiş olan Armageddon hâli, doğan bütün nesillerin duruma tanık olmasına neden olmuştur. İnkâr, asimilasyon, göç ettirme, sürgün ve katliam politikaları, Kürtlerin dünya üzerindeki varlığını hedefleyen boyutlara ulaşmıştır. Ancak bu yıkım hamlelerinin sonucunda; Kürtler siyasal politik birlik bilinci kazanmış, niçin öznel kimlikleri ile hareket etmeleri gerektiğinin farkındalığını oluşturmuşlardır. Şimdi bölge ve dünya egemenlerinin bu halk için hazırladığı tarihsel son olan Armageddon projesi; Kürtlük ve ortak kader bilincinin tarihsel olarak keskinleştiği bir eşik haline gelmeye başlamıştır.

Fetih suresi ve Kürtler için Armageddon’a verilen ilahi onay

Kürt katliamları; yapanlar için sıradan bir hak, izleyenler için ise netlik içinde gözlemlenen ancak sis perdesi takılarak görülmek istenmeyen drama dönüşmüştür. Kürt tarihi, tekil bir kıyamet anından yaşayan bir halkın öyküsü olmaktan öte, süreklilik arz eden Armageddon örneklemeleri ile örülüdür. Bu eşikler, yalnızca askeri ya da fiziksel yıkım momentlerinden çıkmış; aynı zamanda Kürt varlığının tarih sahnesinden silinmek istendiği, kolektif hafızanın parçalanmaya çalışıldığı kritik kırılma noktaları halini almıştır. Asrımızın modern ulus-devlet sisteminin Ortadoğu’da kurumsal bir yapıya ulaşması ile birlikte halklar, Benjamin’in ifadesiyle “tarihin ilerleme adı altında biriktirdiği enkazın” tam ortasında bırakılmıştır. Bu fotoğrafta görünen; yıkılmış şehirler ve kaybedilmiş hayatlar, yasaklanmış bir dil, bastırılmış bir kültür, kesintiye uğratılmış tarih bilincinden oluşur.

Kürt tarihi açısından neredeyse tarihsel olan bir tanımı Walter Benjamin’in “olağanüstü hâlin istisna değil, kural hâline geldiği” sözleri ile yapmaktadır. Kayyumlar sıradanlaştırılmış el koyma politikaları ile modalaşırken, siyaset yapan her Kürt ise kriminal kişi olarak halktan soyutlanmak istenmiştir. Kürt coğrafyasında olağan olan, kesintisiz bir tehdit, süreğen bir bastırma ve sürekli ertelenen bir varoluş hakkıdır. Dersim, Zilan, Halepçe, Roboski, Şengal ve Halep gibi tarihsel momentler, Fetih suresi ile birlikte gelen bu sürekliliğin somutlaştığı Armageddon anlarıdır.

Kürt kadınının ölü bedeninin yüksekten tekmelenerek atılması, saç örgüsünün armağan edilmesi, tecavüz edilerek öldürülmeleri katillerin içinde bulundukları duygu dünyalarına yönelik önemli psikolojik veriler oluşturuyor olabilir. Frantz Fanon’un sömürge koşullarında şekillenen bilinç analizlerini incelediğimizde Fanon’a göre; sömürge şiddeti, yalnızca bedeni ortadan kaldırmaya yeltenmez, özneyi de parçalamayı hedefler; birey ve halk, kendi varlığını başkasının bakışıyla algılamaya zorlanır. Kadın bedeninin özellikle hedef alınması bir halkın öz değerlerini ayaklar altına almakla birlikte oluşturulan kadın politika ve sistemine olan düşmanlığı da göz önüne serer ve bu siyaset bilincinden vazgeçilmesi için çaba harcar. Bununla birlikte; Kürtlerin; “dili yok”, “dağlı”, “asimile edilmesi gereken”, “terörist” olarak tanımlanması, tam da bu psikopolitik yıkımın sonucudur. Ancak unutulmaması gereken şiddetin mutlaklaşması, aynı zamanda öz-bilincin doğuşunu da tetikler. Kürt tarihindeki Armageddon anları, bu anlamda yalnızca travmatik kırılmalar üretmek yerine Kürtlük bilincinin kendini inkâra karşı yeniden kurduğu birlik olma tutumunu tetiklemiş görünmektedir.

Öcalan ise Kürt sorununa, basit bir etnik mesele olarak bakmaz; kapitalist modernitenin devletçi, merkeziyetçi ve tekçi yapısının ürettiği yapısal bir inkâr rejiminin sonucu olarak görür. Bu rejim, Kürtleri sürekli bir “yok oluş tehdidi” içinde tutarak, onları tarihsel bir Armageddon eşiğinde yaşamaya zorlamıştır. Ancak Öcalan’ın vurguladığı demokratik modernite perspektifi, bu eşiği bir son olarak çıkararak, yeni bir toplumsallığın doğuş noktası olarak kavrar. Kürtler için Armageddon, dünyanın sonu değil; inkâr sisteminin meşruiyetini yitirdiği andır.

Rojava’da mutlak kimsesizleştirme politikası ve Kürt birlik ruhu ile Armageddon’un ters yüz edilişi

Armageddon kavramı; coğrafi bir noktadan ziyade, tarihsel gerilimlerin yoğunlaştığı ve mevcut düzenin sürdürülemez hâle geldiği bir eşiği temsil eder. Kavram, teolojik bağlamında mutlak bir sonu çağrıştırsa da, etimolojik ve tarihsel düzlemde daha çok eski düzenin çözülmeye başladığı bir kırılma anını ifade eder gibidir. İktidar biçimlerinin kendi sınırlarıyla yüzleştiği, bastırma ve yok etme pratiklerinin meşruiyetini yitirdiği tarihsel sosyolojik kullanım alanlarını tanımlar…

Kobanê egemenlerin karın ağrısı iken Kürtlerin kendi kadim topraklarında kutsal değerler yaratabildiği ve ben varım diyerek özne haline geldiği moral merkezi. Kobanê; KADIN ANA…Rojava’da Kürtlerin cihadist yapılara karşı verdiği mücadele ile birlikte açığa çıkardığı, esasen modern dünyanın krizlerine karşı geliştirilen alternatif yönetme şekli siyasal ve toplumsal modelin somutlaşmış hâlidir.

IŞİD ve benzeri cihadist örgütler, ‘Kastik Katil’lerin görünmez kutsalların-kutsallaştırılanların taşeron elleri olarak dini argümanların arkasına gizlenir. Oysa modern egemenlik sisteminin; kendileri için seçtiği kaos üretme araçlarının temsilcileridir. Kürtler, Rojava’da bu kaosa karşı yalnızca topraklarını korumayı amaçlamamış; çoğulculuğu, kadın özgürlüğünü ve yerel demokrasiyi savunmuşlardır. Nereden bakarsak bakalım Rojava deneyimi; Armageddon’un yıkıcı yönlerini aşmış ve zorbalığı evrilterek kurucu bir eşiğe dönüşebileceğini göstermiştir.

Önemli ölçüde kadın merkezli olan bu deneyim, uluslararası erilleşmiş sistem tarafından bilinçli ve sistematik bir mutlak yalnızlığa mahkûm edilmiştir. Dünya devletleri, Kürtleri cihadistlere karşı “kullanışlı müttefik” olarak konumlandırmış; tehdit bertaraf edildiği ölçüde ise Kürt siyasal iradesini yalnızlaştırma ve tasfiye etme yönünde ortaklaşmıştır.

Türkiye’nin bu süreçte izlediği politika, güvenlik eksenli endişeleri barındırıyor görünümüne bürünse de hedefinde; Kürtlerin öz-yönetim ve öz-bilinç kazanımını boğmaya yönelik yapısal bir inkâr stratejisinin devamı niteliğindedir. Yıllar içerisinde Kürtler ile ilgili inkâr tutumunda deneyim kazanmış ‘kurnaz şaman’ rolünde dış ülkelere de diplomatik kuşatma, askeri müdahale ve uluslararası meşruiyetin sürekli aşındırılması konularında taktik verir konumda görünmektedir. Kürtleri Armageddon’un eşiğine itme çabasının altında kendi Kürtlerini yok sayma telaşı yatmaktadır.

Ne var ki bu noktada Armageddon metaforu halklar tarafından tersine çevrilmelidir. Kürtlerin Rojava’da sürüklendiği şey mutlak bir son gibi dünyaya algılatılmak istense bile egemen devlet aklının kendi krizini açığa vurduğu tarihsel gerçeklikten başka bir şey değildir. Walter Benjamin’in “felaket, her şeyin böyle sürüp gitmesidir” ifadesini iyi anlamlandırmak gerekir. Burada ikinci bir Filistin örneğinin yaşanmasının önünü almak için yılların tecrübeleri ile bu politikayı çeşitli dinamik hamlelerle boşa çıkarmak önem taşımaktadır. Kürtlerin direnişi, egemen düzenin sürekliliğini bozmakta; devletçi-modern sistemin çözülme belirtilerini görünür kılmaktadır. Bu nedenle Kürtlerin yalnızlaştırılması, aslında sistemin kendi meşruiyet krizine verdiği savunmacı bir tepkidir.

Öcalan’ın demokratik modernite perspektifi, Rojava pratiğinde dokunulur, görülür ve deneyim halinde somut bir karşılık bulmuştur. Devlet-dışı, halkçı-merkeziyetçi olmayan, kadın özgürlüğünü merkezine alarak kurucu ilke olarak benimseyen bu model, egemen devletler için asıl tehdit unsurudur. Çünkü bu model, Armageddon’u dışsallaştıran devletçi projeleri boşa düşürür. Böylelikle; kıyamet, “öteki”nin yok edilmesi anlamının yerine; iktidarın mutlaklık iddiasının çöküşüyle ilintilendirilmiş olur. Bu bağlamda tersine bir düşünüş ile Kürtlerin Rojava’daki varoluş mücadelesi, egemenlik sisteminin kendisi için bir Armageddon olasılığı yaratır.

Armageddon’dan çıkışın yolu ve yeni bir siyasal ufuk

Kürtler için Armageddon’dan çıkış, ne klasik anlamda bir kurtuluş anlatısıdır ne de tekil bir zafer anıdır. Bu çıkış, yüzyılı aşkın süredir farklı egemenlik rejimleri tarafından parçalanmış bir halkın, parçalanmışlık koşulları içinde ortak bir siyasal bilinç üretme çabasının adıdır. Ancak bu çaba, güncel gelişmeler ışığında ciddi bir sınavdan geçmektedir. Kürtlerin dört parçada ortak yaşama, ortak kader ve ortak siyasal ufuk inşa etme isteği, yalnızca dışsal baskılara bağlanmamalı, parçalar arası deneyim farklılıkları ve asimetrik siyasal gerçekliklerle de ilintilendirilmelidir.

Egemenlerin; Rojava’yı yalnızlaştırma ve yok etme istemi, birlik arzusunun en somut ve en ileri ifadesi olarak ortaya çıkmış ancak aynı zamanda parçalanmışlığın yarattığı kırılganlığı da görünür kılmıştır. Öcalan’ın sıkça hatırlattığı üzere, Kürtlerin tarihsel trajedisi yalnızca parçalanmışlık gibi görünse de bu parçalanmışlığın zamanla içselleştirilme riskidir. Dört parçada farklı devlet akıllarıyla kuşatılmış olan halk için Armageddon’dan çıkış, önce bu içselleştirilmiş kopuş mantığını aşmayı gerektirir. Ortak yaşam isteğinin zedelenmesi, Kürtlerin kolektif özne olma durumunu ortadan kaldırmaz; ancak onu sürekli yeniden kurmayı zorunlu kılar. Bu yeniden kurulum, artık homojen bir birlik ideali olmaktan çıkarak; farklılıkları tanıyan, ama ortak etik ve politik ilkelerde buluşan bir çoğulluk fikrine dayanmak zorundadır.

Kürtler için kurtuluş, geçmişin yaralarını görmezden gelerek değil; o yaraları bilinçli bir hatırlama pratiğiyle bugüne taşıyarak mümkündür. Artık belirleyici olanın, parçalanmışlıktan nasıl bir siyasal özne üretilebileceğidir. Kürt deneyimi, bugün tam da bu eşiğe işaret etmektedir. Armageddon’dan çıkış, tek bir merkezde toplanan bir iktidar formu ile mümkün görünmezken, parçalar arası dayanışmayı, yerel özerklikleri ve ortak etik ilkeleri esas alan yeni bir siyasal ufuk gerektirmektedir.

Kaynaklar

Benjamin, W. (2018). Tarih Kavramı Üzerine. Çev. Ahmet Cemal. İstanbul: İletişim Yayınları.

Fanon, F. (2007). Yeryüzünün Lanetlileri. İstanbul: Versus Yayınları.

Öcalan, A. (2013). Kürt Sorunu ve Demokratik Ulus Çözümü. Köln: Mezopotamya Yayınları.

Öcalan, A. (2015). Kapitalist Modernitenin Aşılması: Demokratik Modernite Manifestosu. Köln: Mezopotamya Yayınları.

Dirik, D. (2022). The Kurdish Women’s Movement: History, Theory, Practice. London: Pluto Press.

van Bruinessen, M. (1992). Agha, Shaikh and State: The Social and Political Structures of Kurdistan. London: Zed Books.

The New Oxford Annotated Bible. (2018). The Book of Revelation, Chapter 16. Oxford: Oxford University Press.

 

PaylaşTweetGönderPaylaşGönder
Önceki Haber

Yalnız bırakılan bir direnişin anatomisi

Sonraki Haber

Enternasyonal direnişin simgesi: Kobanê

Sonraki Haber

Enternasyonal direnişin simgesi: Kobanê

SON HABERLER

BM Genel Sekreteri: Suriyeli Kürtlerin zulüm geçmişi var

Yazar: Yeni Yaşam
30 Ocak 2026

Graz’da Rojava saldırılarına karşı eylem

Yazar: Yeni Yaşam
30 Ocak 2026

DSG: Hesekê’de 3 DAİŞ’li yakalandı

Yazar: Yeni Yaşam
30 Ocak 2026

İşkence gören Diyar Koç taburcu edilerek cezaevine götürüldü

Yazar: Yeni Yaşam
30 Ocak 2026

Kerkûklu Ehmed Hêmin için Qamişlo’da tören düzenlendi

Yazar: Yeni Yaşam
30 Ocak 2026

Liverpool’da Rojava için uluslararası dayanışma mesajı

Yazar: Yeni Yaşam
30 Ocak 2026

Rojava: İnsanlık mücadelesi

Yazar: Yeni Yaşam
30 Ocak 2026

  • İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
yeniyasamgazetesi@gmail.com

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

E-gazete aboneliği için tıklayınız.

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Tümü
  • Güncel
  • Yaşam
  • Söyleşi
  • Forum
  • Politika
  • Kadın
  • Dünya
  • Ortadoğu
  • Kültür
  • Emek-Ekonomi
  • Ekoloji
  • Emek-Ekonomi
  • Yazarlar
  • Editörün Seçtikleri
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Karikatür
  • Günün Manşeti

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır