DEM Parti Kadın Meclisi ve TJA, Şam Geçici Hükümeti’ne bağlı grupların Halep’e yönelik saldırılarına dair yaptıkları açıklamada, Şam rejiminin saldırılarına karşı durma ve kadın devrimine sahip çıkma çağırısı yapıldı
Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Kadın Meclisi ve Özgür Kadın Hareketi (Tevgera Jinên Azad-TJA) ,Geçici Şam Hükümeti’ne bağlı silahlı grupların Halep’in Şêxmeqsûd, Eşrefiyê ve Benî Zêd mahallelerine yönelik saldırılarına yaptıkları yazılı açıklama ile tepki gösterdi.
Açıklamada, “Kürtlerin, Süryanilerin ve Arapların yoğun olarak yaşadığı bu mahalleler uzun süredir ambargo altında tutulurken, şimdi ise doğrudan hedef alınmıştır. Saldırılarda aralarında kadınların ve çocukların da olduğu 7 kişi yaşamını yitirmiş, 53 kişi yaralanmıştır. Mahallelerdeki sağlık merkezlerinin bombalanması, yaralıların tedavilerini engellerken daha fazla can kaybı yaşanması riskini artırmaktadır” ifadelerine yer verildi.
Açıklamada, şu ifadeler yer verildi:
“Aynı şekilde mahallelerden çıkmak isteyen aileleri, kadınları ve gençleri kaçıran bu çetelerin kimler olduğunu, hangi zihniyetten beslendiğini çok iyi biliyoruz. Bizler bu çeteleri Şengal’de, Rojava’da kadınları katleden, köle pazarlarında satan zihniyetten tanıyoruz. Zennubiya Kadın Topluluğu üyelerini katledenlerden biliyoruz. İŞİD ve türevi örgütlerin içerisinde yer aldığı bu çeteler eliyle sivillerin yaşam hakkı sistematik bir şekilde ihlal edilmekte ve Suriye’de erkek egemen, tekçi, cinsiyetçi ve mezhepçi bir rejimin inşası hedeflenmektedir. Bu saldırıların karşısında Suriyeli ve Rojavalı kadınlarla dayanışmayı büyütmekten vazgeçmeyeceğiz.
‘Saldırılar kadın özgürlükçü yaşama yöneliktir’
Suriye’nin çoğulcu yapısını tekleştirmeye dönük yapılan bu saldırı; Rojava’da kadınlar öncülüğünde gerçekleştirilen ve tüm dünya kadınlarına ilham veren devrimin kazanımlarını boğmaya yöneliktir. Farklı halkların, inançların ve kimliklerin bir arada özgür ve eşit yaşama talebine yöneliktir. Kuzey ve Doğu Suriye’de binbir emek ve bedelle inşa edilen kadın özgürlükçü yaşama yöneliktir. Şêxmeqsûd, Eşrefiyê ve Benî Zêd mahallerine yönelik yapılan saldırıların temelinde bu gerçeklik vardır. Tüm uluslararası kurumlara, hak örgütlerine ve kadın örgütlerine çağrımızdır: Suriye’de kadınlara, gençlere, halklara yönelik bu saldırıların derhal durdurulması için harekete geçilmeli, insanlığa karşı işlenen bu suça sessiz kalınmamalıdır. Rojava vicdandır, özgürlüktür, direniştir; teslim alınamaz diyerek bir kez daha vurguluyoruz: Suriye halklarının, kadınların ve gençlerin özgür ve eşit bir şekilde yaşayabilmesinin yolu, Demokratik bir Suriye’nin inşasıyla mümkündür.”
TJA: Suriye’nin geleceğine kast edildiği bir saldırganlığı ifade etmektedir
TJA’nın “Şam geçici hükümetinin Şêxmeqsûd, Eşrefiyê’de yaşayan Kürtlere yönelik saldırıları derhal durdurulmalıdır” başlıklı açıklamasında, Şam rejiminin iki gündür Halep’in Şêxmeqsûd, Eşrefiyê ve Benî Zêd’e yönelik saldırılarda Suriye İnsan Hakları Gözlemevi (SOHR)’un 9 sivilin katledildiğini, 60’tan fazla kişinin de yaralandığını açıkladığı hatırlatıldı.
Açıklamada, Şam rejiminin saldırılarının, Suriye’nin idari ve siyasi bütünlüğüne açık bir tehdit olmakla birlikte, Rojava’da kadınların öncülüğünde, halkın direnişiyle oluşturulan eşitlikçi demokratik Özerk Yönetim’e yönelik büyük bir tehdit niteliğinde olduğuna dikkat çekildi. Açıklamada, “Bu saldırılar gündeme gelmişken, SDG ile Şam geçici yönetimi arasında imzalanan 10 Mart Mutabakatı uyarınca, 2025 Nisan ayında SDG Kürt mahallelerinden çekilmiş ve güvenliği yerel asayişe devretmişti. Şam geçici hükümetine bağlı güçlerin yaptığı bu saldırılar, 10 Mart Mutabakatı’nı tamamen boşa çıkarmaktadır. Bu saldırılar; kadınların özne olduğu bir toplumsal örgütlenmenin hedef alındığı, Kürt halkına savaşın dayatıldığı ve bununla Suriye’nin geleceğine kast edildiği bir saldırganlığı ifade etmektedir” denildi.
‘Yaşamı geliştirme iradesine yönelik imha saldırılarıdır’
Açıklamanın devamında şu ifadelere yer verildi:
“Rojava deneyimi, Ortadoğu’nun erkek egemen, militarist ve otoriter siyasal geleneğine karşı kadın özgürlüğünü merkeze alan, büyük bedellerle şekillenen nadir örneklerden biridir. Bu nedenle HTŞ gibi kadın düşmanı ideolojilere sahip yapıların Rojava’ya yönelmesi, açık hedefli olup doğrudan özgürlükçü hattı tasfiye etmeye dönük ideolojik bir saldırganlığı ifade etmektedir. Şam geçici rejiminin toplumsallığı hedef alan saldırıları; kadınların kamusal alandan, siyasetten ve öz savunmadan tamamen dışlanmasını öngören ataerkil düzen anlayışının katliamcı yansımasıdır. Bu saldırılar, Suriye’nin idari ve siyasi bütünlüğüne büyük bir tehdit olmanın yanı sıra SDG’nin ısrarıyla inşa edilmeye çalışılan; çoğulcu, yerel demokrasiye dayalı ve toplumsal uzlaşıyı esas alan barış fikrini de doğrudan baltalamaktadır. Şam yönetiminin, SDG mevzilerini doğrudan hedef hâline getirdiğini açıklamasıyla gelişen bu saldırılar; askerî mevzilere değil, kadınların toplumsal varlığına, özgürlük fikrine ve barış içinde bir yaşamı geliştirme iradesine yönelik imha saldırılarıdır.
TJA olarak, bu saldırgan, gerici, kadın düşmanı imhacı zihniyeti hiçbir şekilde kabul etmiyor; her zeminde karşısında durarak, onunla mücadele ederek kadın özgürlük çizgisine sahip çıkacağımızı ifade ediyoruz. Suriye’deki kaos ve çatışmanın bitmesinin, Suriye’deki tüm halkların eşit ve demokratik yaşam haklarının sağlanacağı ortak bir yönetimin oluşmasından geçtiğini belirterek; kadın mücadelesine ve direnişine inanan, bunun için mücadele eden herkesi Şam rejiminin saldırılarına karşı durmaya, güçlü bir tavır almaya ve kadın devrimine sahip çıkmaya çağırıyoruz.”
Barışa İhtiyacım Var Kadın İnisiyatifi: Barış bunun neresinde?
Barışa İhtiyacım Var Kadın İnisiyatifi, Halep’e yönelik saldırılara dair yazılı açıklama yaptı.
Açıklamada şu ifadelere yer verildi:
“Aynı günlerde, Amerika, Şam ve İsrail Fransa’da toplantı yapıyor, Ortadoğu’nun geleceğini tartışıyordu. Peki tüm bu iktidar hesaplarının bedelini canıyla kim ödedi? Halep’in Şex Meqsud ve Eşrefiye mahallelerinde yaşayan Kürt halkı, ilk olarak da kadınlar ve çocuklar. Suriye İnsan Hakları Gözlemevi (SOHR) kaynaklarından en az 9 sivilin öldürüldüğünü, 12’si çocuk 60 kişinin yaralandığını okurken, barış bunun neresinde diye sormadan edemiyoruz. Çatışmanın durduğu şeklinde servis edilen haberlerin gerçeği yansıtmadığını görüyoruz. İktidar sahipleri, sivillerin, çocukların canı üzerinden İsrail’le, Amerika’yla coğrafi paylaşım pazarlıkları mı yapıyor, elini mi güçlendiriyor? Sınırın ötesinde, Suriye’de, Kürtlerin yaşadığı mahallelerde halkın canını koz olarak mı kullanıyor.
Savaşa hayır
Biz kadınlar bu pazarlıkların karşısında, barışın yanındayız. Bizim barıştan anladığımız, Halep’teki kadim Kürt mahallelerini rehin alarak Suriye’nin geleceğini dikte etmek değil. Türkiye’de barış derken Suriye’de Kürtleri tehdit olarak algılamak, haklarını ellerinden almak için Amerika’yla pazarlık etmek, küresel güç oyununda en yakınındakini ezmek, barışı bile Kürtlere, ezilenlere hakkını vermemek için bir silaha çevirmek değil. Bugün yanı başımızda, halklara, kadınlara eşitliği hak görmeyen cihatçı güçler, 300 bine yakın sivilin yaşadığı bir bölgeye bombalar yağdırıyor. Bunu yaparken Türkiye’de iktidar sahiplerinin bitmek bilmeyen tehditlerine, küresel güç odaklarının onayına dayanıyor. İnsanları evinden etmeye, nüfusu dizayn etmeye kalkmak, zorunlu göçe zorlamak emperyalist bir girişimdir, insanlık suçudur. Kadınlar olarak bir kez daha bu savaşa, yanı başımızdaki emperyalizme hayır diyoruz. Daha fazla sivil, kadın, çocuğun kaybına, Kürtlerin kadim mahallelerinden sürülmesine, yerinden edilmesine karşı, bombaların bir an önce durması için ses çıkarıyoruz.”
HABER MERKEZİ









