• İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
31 Ocak 2026 Cumartesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
ABONE OL!
GİRİŞ YAP
Yeni Yaşam Gazetesi
JIN
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Yeni Yaşam Gazetesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Ana Sayfa Gündem Güncel

DEM Parti’den 4 koldan yürüyüş: Savaşa değil barışa bütçe

12 Aralık 2025 Cuma - 14:50
Kategori: Güncel, Manşet

DEM Parti, Tekirdağ, Êlih, Samandağ ve Aydın olmak üzere 4 koldan ‘Ekmek ve Barış İçin Bütçe’ yürüyüşü başlattı. Tülay Hatimoğulları, ‘Bütçe demek bir ülkenin demokratik şekilde yönetilmesi demektir’ derken Tuncer Bakırhan ise ‘Hakkımızı almak için ekmek ve barış mücadelesini başarıya ulaştırmak için mücadeleye hepinizi çağırıyoruz’ dedi

DEM Parti Eş Genel Başkanları Tülay Hatimoğulları ve Tuncer Bakırhan’ın da katılacağı “Ekmek ve Barış İçin Bütçe” yürüyüşü Tekirdağ, Êlih, Samandağ ve Aydın olmak üzere 4 koldan başlatıyor. Yürüyüş yapılan açıklamaların ardından başladı.

Êlih

Ankara’ya gerçekleştirilecek yürüyüş için Yılmaz Güney Parkı’nda DEM Parti Êlih İl Örgütü binasına doğru yürüyüş gerçekleştirildi. Yürüyüşe DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları’nın yanı sıra çok sayıda siyasi parti ile sivil toplum örgütü temsilcisi katıldı.

Yürüyüş öncesi Yılmaz Güney Parkı’nda gerçekleştirilen açıklamada konuşan Tülay Hatimoğulları, “Genel kurulda bütçe görüşmeleri sürerken, aslında gerçekten bütçe taleplerinin gençlerden, kadınların, yoksullardan, emekçilerden yana olan esas talepleri ileteceğiz. Ekmek ve barış için bütçe istiyoruz. Kendilerine emekçinin hakkını savunduğunu iddia eden iktidar, sermaye gruplarına, yandaş şirketlere ve en önemlisi barışı konuştuğumuz bu günlerde yine silaha, özel harp politikalarına ayırma planlaması içinde olduklarını gördük” dedi.

‘Emekçiler masada yok’

Tülay Hatimoğulları, “Bugün Türkiye’nin içinden geçtiği ekonomik kriz, eşi benzerine az rastlanan bir kriz. İnsanlar ev kiralığını ödemiyor. Emeklikler evine et bile götüremiyor. Kamu emekçileri yoksulluk sınırının altında yaşıyor. Memurlar, emekçiler evlerini geçindiremiyor. Herkes borçla yaşıyor. Borcu borçla ödüyor yurttaşlarımız. Sadece Batman’da 26 bin icra dosyası var. Ankara’da bakanlıkta asgari ücreti belirlemek üzere komisyon toplanmış. Emekçiler yok o masada. Kim belirliyor asgari ücreti? Patron ve iktidar belirliyor. 26 bin asgari ücret olur mu? Açlık sınırı 36 bin, yoksulluk sınırı 90 bini geçmiş durumda. Yemek zorunda olduğumuz, tüketmek zorunda olduğumuz gıdaların alım gücüne göre belirlenmiyor. Patron ve iktidar kafasına göre işçi ve emekçinin asla çıkarına olmayan bir şekilde belirliyor asgari ücreti” diye konuştu

‘Asgari ücret 46 bin TL olmalı’

Asgari ücretin en az 46 bin TL olması gerektiğini kaydeden Tülay Hatimoğulları, “Enflasyona göre bu ücretin güncellenmesini istiyoruz. Şu an Türkiye’den artık sermaye dahi kaçmaya başlamıştır. Sermaye dahi bu kadar anti-demokratik şekilde yürütülen bir ülkede yatırım yapmak istemiyor. Ve girdi fiyatları yani ham maddenin pahalılığından dolayı başka ülkelere kaçıyorlar. Tekstil Batman’da 50 bine yakın emekçinin yaşadığı sektörken, şimdi 20 bine inmiş durumda tekstil işçisi sayısı. Bu Batmanlının daha çok işsiz kalması demektir, esnafın geçinememesi demektir. Başta Batman olmak üzere Kürdistan’da artan işsizlik ve yoksulluk, buradaki gençlerimizi göçe mahkum etmişler. Burada bu bölgesel eşitsizliği Kürt halkına reva gören iktidar ve yönetim anlayışını asla kabul etmiyoruz. İşçiler, emekçiler Batman halkı yalnız değildir” dedi.

Kayyım politikalarına dikkat çeken Tülay Hatimoğulları, yerel yönetimler olarak işsizlikle, yoksullukla mücadele etmek istediklerini ancak Êlih hakkının seçme ve seçilme hakkının elinden alındığını belirtti. Tülay Hatimoğulları, atanmış tüm kayyımların geri çekilmesi gerektiğini söyledi.

‘Bütçe demek sadece para, rakam demek değildir’

Barış sürecine de değinen Tülay Hatimoğulları, Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın yapmış olduğu çağrının tarihi bir çağrı olduğunu belirterek, “Savaşa değil, barışa bütçe. Ve biz Türkiye’de barışın tesis edilmesi için, demokratik bir toplumun tesis edilmesi için bütçenin önemli olduğunu düşünüyoruz. Bize göre bütçe demek sadece para, rakam demek değildir. Biz iktidarın bütçesine son gün yapılacak oylamada, ‘Savaşa, ranta ayrılan bütçeye hayır’ diyeceğiz” ifadelerini kullandı.

Tülay Hatimoğulları şunları ekledi:

“16 milyonu aşkın emekli var bu ülkede. Biz emeklinin maaşının asgari ücret değerine çekilmesini istiyoruz. Ve ihtiyacı olan herkese temel gelir desteğinin sağlanmasını istiyoruz. Esnafımız kan ağlıyor, verginin en önemli yükünü yoksul, işçi emekçi karşılıyor. Biz DEM Parti olarak bu ülkede vergi adaletinin sağlanması için çalışacağız. Eğitim ve sağlık kesinlikle parasız olmalıdır. Okulda en az bir öğün yemeğin ücretsiz verilmesini istiyoruz. Çocuk emeğinin sömürüldüğü MESEM’ler kesinlikle amacına uygun çalışmıyor. MESEM çocuk haklarını merkezine alarak çalışmasını yürütmelidir. KHK’liler mutlaka görevine iade edilmelidir. Engelli istihdamı sağlanmalıdır. Gençlerin KYK borçları silinmelidir. Bizler gelirde, vergide, ülkede adalet istiyoruz.” 

Konuşmanın ardından emekçilerin yazdığı mektuplar, Ankara’da Meclis’e sunulması için Tülay Hatimoğulları’na teslim edildi.

Ardından yürüyüşe geçildi.

Marmara Bölgesi kolu

Yürüyüşün Marmara Bölgesi kolu, Tekirdağ’ın Çerkezköy ilçesinde bulunan Kızılpınar semtinde DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan’ın katılımıyla başladı.

Yürüyüşün ardından konuşan Tuncer Bakırhan, “İktidarın 2026 bütçesinde yine asgari ücretliler yok, emekliler yok, kadınlara dönük bir bütçe yok. Barınamayan öğrenciler için herhangi bir şey yok. Varsa da yaşamlarını değiştirebilecek, kolaylaştırabilecek bir bütçeye rastlamadık. Komisyonda milletvekillerimizle birlikte siz emekçilere, Kürtlere, ezilenlere asgari ücretlilere, öğrencilere, kadınlara layık olmak için çok ciddi bir mücadele yürüttük. Çünkü biz bir emekçi partisiyiz, asgari ücretlilerin partisiyiz. Biz ezilen, geçinemeyen ama insanca yaşamak için mücadele eden Türkiye’deki yoksul ve ezilenlerin partisiyiz” dedi.

Bütçeyi yapan iktidarı eleştireceklerini kaydeden Tuncer Bakırhan, “Bütçenin kalemlerini bakıldığı zaman sermayeye bütçe var, silahlanmaya bütçe var. Faiz lobilerine bütçe var. Öğrenci nerede dediğimiz zaman işte bütçemiz yeterli değil deniliyor. Faize var ama öğrenciye yok. Sermayeye bütçe var, ama kadına bütçe yok. Asgari ücretli mevcut ücreti biraz arttırarak yaşamını devam ettirsin diyorlar. Neredeyse emekliler ve asgari ücretle çalışan yurttaşlarımız birçok yerde kirasını dahi ödeyemiyor. Çocuğunu okula gönderemiyor. Yeterince beslenemiyor” dedi.

‘Meclis’in önünde haykıralım’

Maliye Bakanı ve bu ülkeyi yönetenlerin refah içerisinde yaşandığını belirtiklerini söyleyen Tuncer Bakırhan, “Emin olun 23 yıldır sermaye dostu bütçeyi sermayeye ayıran bu iktidarın gündeminde sizler yoksunuz. Tam bütçe görüşmelerinin yapıldığı sırada da Ankara’da Meclisin önünde emekçinin, ezilenin, asgari ücretlinin hakkını orada haykıralım. Hem Meclis’te sahiplenelim, hem de Ankara’da emekçinin, ezilenin, emeklisinin sesi soluğu olalım dedik. İnşallah hem Meclis’te hem sokaklarda verdiğimiz mücadele ile birlikte emeklimiz daha iyi bir ücret alır. İnşallah baş Asgari ücret istediğimiz oranda artabilir” diye belirtti.

‘Meclis’tekiler duymak istemiyor’

Tuncer Bakırhan, “Dedik ki emeklilerin de en düşük maaşı yine 46 bin lira olsun. Yılda iki defa güncellensin. Bütçe, CEO’lara var, faize var, topa tüfeğe var, operasyona var. Ama öğrenciye bir öğün yemek ver dediğimiz zaman bütçede para yok diyor. Ya peki bu ülkenin bütçesini siz harcarken öğrenciyi, onun bir öğün yemeğini düşünmüyorsanız bu ülkeyi nasıl yöneteceksiniz? Yani Türkiye mutsuz, Türkiye geçinemiyor, ekonomi iyi değil. Bunu haykırmamıza rağmen meclistekiler duymak istemiyorlar. Onlar gayet refah içerisinde yaşayan yaşadığımız bir ülkede olduğumuzu zannediyorlar” diye konuştu.

‘Bütçe kalemlerindeki en büyük kalem sermayeye sağlayan imtiyazlardır’ 

Tuncer Bakırhan, “Dünyada en yüksek intihar oranları artık Türkiye’de. Bölgedeki yoksul Kürt illerinde yaşanıyor. İnsanlar durduk yere intihar etmiyor. Faturasını ödemediği için intihar ediyor. Yine asgari ücret konusunda teklifimizi sunduğumuz zaman çok dediler. Ama sermaye vergi indirme yaptıklarında çok demiyorlar. Bütçe kalemlerindeki en büyük kalem sermayeye sağlayan imtiyazlardır. İş adamına, holdinge, fabrikatöre vergi indirimi yapıyor. Teşvik ediyor. Ama asgari ücrete gelince yüzde 15-20 zam yapalım yeterlidir diyor. Bu iktidarı uykudan uyandırma zamanıdır. Bu iktidara güçlü bir mücadeleyle sesimizle emekçiye sahip çıkarak gerçeği hatırlatmak bizim boynumuz boynumuzun borcudur” diye belirtti.

‘Sermayeye, silaha, faiz lobilerine değil emekçiye verin dedik’

Barışın konuşulduğu bu günlerde Meclis’te bütçe görüşmelerinin olduğunu belirten Tuncer Bakırhan, “Meclis’te bütçe konuşmalarında dedik ki ne güzel Sayın Öcalan bir eşik açtı, bir kapı araladı. Türkiye’de barışın olması için çok büyük bir sorumluluk üstlendi. Ne güzel PKK kendini feshetti. Silahlar bırakılıyor, bırakılacak. Türkiye iç barışını sağlayacak. Bu sermaye silaha, faiz lobilerine vermiş olduğunuz milyarlarca doları emekçiye ezilene asgari ücretliye verin dedik” diye konuştu.

Tuncer Bakırhan, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Biz öyle dedik ama onlar tam tersine bütçede silah milli savunma giderleri için yüzde 34 artış yaptılar. Ya barışın tartışıldığı bir yerde sen silahlanmaya niye yüzde 34 bütçeden pay ayırırsın? Değil mi? Çatışma olmayacak. Şiddet olmayacak. Şiddetin ve çatışmanın olmayacağı bir Türkiye’de bütçe kime ayrılır? Emekçiye ayrılır. Ezilene ayrılır. Onlar tersini yapıyorlar. Yani sizi yok sayıyorlar. Sizin geçiminizi düşünmüyorlar. Sizin o zorla okullara gönderdiğiniz çocuklarınızın ne yediği, ne içtiği ile ilgili değiller. Var yok kendileriyle ilgileniyorlar. Gelecekleriyle ilgileniyorlar. Koltukları ve iktidarları İle ilgileniyorlar.”

Tuncer Bakırhan, “Biz ezilenler, emekliler, asgari ücretliler, barınamayan öğrenciler, her gün katledilen kadınlar bir araya gelip güçlü bir mücadele yürütebilseydik iktidar bizim sorunlarımıza böylesine duyarsız kalabilir miydi? Hayır. O zaman ne yapacağız? Bugünden tezi yok. Ezilenler, geçinemiyorum diyenler, kirasını ödeyemeyenler, çocuğunu okutamayanlar, iş bulamayanlar, partimizin etrafında bir araya gelerek daha demokratik bir Türkiye, ekonominin adil dağıtıldığı bir Türkiye, insanların alın terinin karşılığını aldığı bir Türkiye, insanların geçim sıkıntısı çekmediği bir Türkiye’yi yaratmak için daha çok mücadele edeceğiz” diye ekledi.

Konuşmadan kitle coşkulu şekilde halaya durdu. Ardından kitle Tuncer Bakırhan ile birlikte İstanbul Esenyurt’a gitmek üzere yola çıktı.

Esenyurt

Yürüyüşün Çukurova kolu

Yürüyüşün Çukurova kolu Hatay’ın Samandağ ilçesinde bulunan Ahmet Cömert Parkı’ndan başladı.

Yürüyüş öncesi konuşan İklim ve Adalet Komisyonu üyesi Gül Oruç, depremde ağır yıkıma uğrayan Hatay’ın yeniden ayağa kalkması için hükümete çağrıda bulundu. Gül Oruç, kentin yıllarca Türkiye’nin vergi sıralamasında ilk 10 içinde yer almasına rağmen afet bölgesi ilan edilmemesini “asrın haksızlığı” olarak değerlendirdi.

Samandağ Esnaf Sanatkarlar Odası adayı İsmail Kılıç, deprem sonrası ağır ekonomik koşullarla mücadele eden Hataylı esnaflarının kenttin yeniden ayağa kalkabilmesi için vergi ve SGK borçlarının tamamen silinmesini talep etti. Konteyner kentlerde zor şartlarda faaliyetlerini sürdürdüklerini belirten Kılıç, zararına satış yaptıklarını ve artan elektrik, muhasebe ile vergi yükleri altında ezildiklerini ifade etti.

‘Barış yolu eşitlikten geçer’ 

Hatay’ın yeniden ekonomik canlılığa kavuşabilmesi için köklü çözümler gerektiğini vurgulayan İsmail Kılıç, “Hatay halkının tekrar ayağa kalkabilmesi için vergi ve SGK borçlarının tamamen silinmesini talep ediyoruz” çağrısında bulundu.

Samandağ Belediyesi CHP Belediye Meclis üyesi Metin Yüksek, hukuksuzluğa, ayrımcılığa ve farklı kimlikleri üzerinde baskıya son verilmesini isteyerek, “Barışın yolu içeride tüm kimliklerin ve insanların eşitliğini sağlamakla geçer, inançların eşitliğini sağlamakla geçer” dedi.

‘Var ettiğimiz zenginlik bize aittir’

Son olarak konuşan DEM Parti Grup Başkanvekili Sezai Temelli, ekonomik adalet, demokratik siyaset ve toplumsal eşitlik taleplerini Ankara’ya taşıyacaklarını belirtti. Deprem ve sonrasında yaşananlara dikkat çeken Sezai Temelli, adalet mücadelesine dikkat çekti.

Halkın taleplerini Ankara’da iktidara götüreceklerini belirten Sezai Temelli, “Diyeceğiz ki halkın sesini duymak zorundasın. Halkın haklarını halka vermek adına bütçe yapmak zorundasın. Tam 24 yıldır sermaye adına yaptığın ve sonuçta da aslında koca bir ülkeyi çöküşe sürüklediğin bütçelere itirazımız var. Bize ait olanı istiyoruz. Var ettiğimiz zenginlik bize aittir” dedi.

Sezai Temelli şunları ifade etti:

“Kaynak mı yok? 2.1 trilyon lira faiz ödemesi yapıyor bu bütçe. Yani paradan para kazananlara daha çok servet aktarmaya devam ediyor. Kaynak mı yok? 2.7 trilyon silaha, IHA’ya, SİHA’ya kaynak ayırıyor. Kaynak çok. Dolayısıyla 19 trilyonların üzerinde bir bütçeden kaynak kime yok? Çiftçiye yok. Kaynak kime yok? Emekçiye yok. Kaynak kime yok? Kadına yok. Evet toplumsal cinsiyete duyarsız bir bütçe. Bir erkek bütçe var karşımızda. Kadının adı bütçede yok. 

Emekçiler üretiyor, bir zenginlik yarattılar ama bunun nimetinden yararlanan işte o bir avuç zengin. Türkiye’nin yüzde sekseni yoksul. Yoksulluk artık bir şiddet ama yoksulluk ve mücadele yok. Yoksulluğu yönetmek var. Halkı, toplumu, yoksulluğa mahkum edip sonra da destekliyoruz diyor. Her aileye sosyal yardım yapıyoruz diyor. Yirmi milyon insana sosyal yardım yaptığını söyleyerek adeta kendilerini teşhir ediyorlar. Durum o kadar vahim ki ülkenin neredeyse dörtte biri muhtaç duruma getirilmiş. İşte bu yoksulluğu yönetmek. Bu zihniyet budur. İşte buna itirazımız var.

‘Örgütlenme mücadelesini yükselteceğiz’ 

DEM Parti olarak ekmek ve barış bütçesi dediğimizde aslında halkın bütçesini dile getiriyoruz. Demokrasi budur. İşte budur demokrasi tam da burada bu meydanda buluşup talepleri ortaya koymak bize ait olanı hakça, adaletçe bölüştürmektir. Yoksa demokrasi sadece ve sadece mecliste ellerin kalkması ve inmesiyle ya hayata geçireceğiniz bir şey değildir. Gelip burada sizi dinliyorlar mı? Hayır. Dinlemedikleri için aslında kaçtıkları için de işte oraya sıkışıp kalıyorlar. Ankara’nın içinde yaptıkları siyaset halka rağmen yapılan bir siyasettir. O yüzden sokaklarda meydanlarda olmak sesimizi daha çok çıkarmak örgütlenmek örgütlü mücadeleyi yükseltmek zorundayız.

‘Kentin sorunları devam ediyor’ 

En büyük mağduriyetlerinden birinin yaşandığı bir kentteyiz. Ve bu kentin sorunları aynen devam ediyor. İşte Antakya, Samandağ bu bölgede gidip baktığınızda ortaya çıkan tablo aslında hiçbir şeyin sağlıklı bir çözüme kavuşturulmadığını bize gösteriyor. Biraz önce dile geldi mücbir sebep. Var ki o denli büyük bir aslında talan var ki o israfa, o talana yetişmek için oraya kaynak yetiştirmek için aslında işte bu mücbir meselesinde bile attıkları adım bize bunu gösteriyor. Dert budur. Esnafın sorunlarında da aynı şeyi yaşıyoruz. Bütçe hakkı başta olmak üzere bir hak mücadelesini mutlaka örgütlemeliyiz. DEM Parti olarak bugün Türkiye’nin her yerinde aslında bir araya gelerek halkımızla bu mücadeleyi var etmeye çalışıyoruz. Eğer biz çiftçiler, işçiler, emekçiler, kadınlar yan yana gelip bu mücadele örgüt diyebilirsek inanın başaramayacağımız bir şey yok. Bize ait olanı geri alacağız. Bundan da kimsenin kuşkusu olmasın.”

‘Ekmek ve barış mücadelesini yürütüyoruz’  

Barış ve Demokratik Toplum Süreci’ne değinen Sezai Temelli, konuşmasını şöyle sonlandırdı:

“Türkiye barışını arıyor. Türkiye nasıl ekmeğinin peşindeyse hak ettiğini alma peşindeyse barış da onun hakkıdır. Ekmek için barışa da muhtacız. O yüzden de bu mücadeleyi mutlaka buluşturmalıyız. Yoksulluğa karşı ve savaşa karşı ekmek ve barış mücadelesinde yan yana gelmeliyiz. Ekmeğimize göz dikenler aslında bizim bir arada yaşamamızı Kürtlerin, Türklerin, Alevilerin bu coğrafyada yer alan tüm halkların, tüm inançların bir arada yaşamasına da karşılar. Ayrımcılıkla, nefretle insanları birbirine karşı getirerek aslında bir düzenin sürmesini istiyorlar.

‘Silaha değil barışa kaynak ayrılsın’

Sayın Abdullah Öcalan’ın yapmış olduğu açıklamadan sonra ortaya çıkan iklim artık bizim için önemli bir dönemdir. Bu dönem barış için mücadele dönemidir. Bu sadece ve sadece onların istediği onların yönettiği bir şey değil, tam tersine bizim mücadelemizle var edeceğimiz bir Hem Türkiye’de hem Suriye’de hem tüm Ortadoğu’da bizler barışımızı istiyoruz. Türkiye hala savaş politikalarıyla yayılmacı politikalarıyla Suriye’ye yaklaşamaz. Suriye’ye böyle yaklaştıkça Türkiye’de barışını var edemez. Suriye’yle Türkiye ortadan geçen bir sınırla ayrılamaz. Suriye’yle Türkiye’nin bağları çok güçlü bağlardır ve bu bağları dikkate alan bir politikayı üretmek zorundayız. İşte o yüzden diyoruz ki bu bütçede silaha değil barışa kaynak ayrılsın. Bu bütçede hala geçmişte olduğu gibi sadece ve sadece militarist bir akılla bütçe hayata geçmesin. 

Şimdi hem Türkiye’de hem Suriye’de halkların refah içinde yaşayabileceği, demokrasiyi var edebileceği bir düzenlemeyi hayata geçelim. DEM Parti’nin ekmek ve barış mücadelesi ve bu yürüyüşü o yüzden Türkiye’nin de Suriye’nin de Ortadoğu’nun da Kürtlerin, Türklerin, Alevi toplumunun ayrımcılığa uğrayan yok sayılan bütün insanların bir aradaki yürüyüş mücadelesidir. Bu mücadelede sizleri de yanımızda görmek bizi umutlandırmıştır, mutlu etmiştir. Hepimizin yolu açık olsun.”

Kitle, sloganlar eşliğinde ilçeden İskenderun yönüne doğru yürüyüşe geçti. 

Yürüyüş İskenderun’a ulaştı

Yürüyüşün Çukurova kolu Hatay’ın Samandağ ilçesi Abdullah Cömert Parkı’nda başlayarak, Hatay’ın İskenderun ilçesine ulaştı.

İskenderun Cemevine yakın bir yerde otobüste inen yürüyüşler, alkışlarla ve “Ekmek, barış, özgürlük” sloganlarıyla Cemevine yürüdü. Cemevinde bekleyen kitle ise yürüyüşçüleri alkışlarla karşıladı. Toplanan kitle yürüyüşçülere, eşit, adil ve insanca yaşayacak bir bütçe taleplerini iletti. Buluşmada konuşan DEM Parti Hatay İl Eşbaşkanı Naim Özbek, bütçenin; işçilerin, emekçilerin, ezilenlerin, yoksulların, kadınların ve  çocukların bütçesi olmasını istedi.

 Temelli: Hangi füze bizim karnımızı doyuracak

Konteynerlere dikkat çeken DEM Parti Grup Başkanvekili Sezai Temelli de “Bize ait olanın nasıl gasp edildiğini bu fotoğraftan anlayabiliriz. Bir barınma hakkının bile henüz sağlanamadığı bir bütçe” diye konuştu.

Barınma hakkının gaspına değinen Temelli, “Evet, bir yanıyla sermaye, diğer yanıyla hala bir savaş zihniyetiyle, militarist zihniyetle kaynakların İHA’lara, SİHA’lara, tanklara, tüfeklere, mermilere gitmesi. Bir de bununla övünen bir iktidar. Hala havada füzeyle, füzeyi füzeyle vurduk diye anlatıyorlar. Hangi füze bizim karnımızı doyuracak? Hangi füze bize barınma hakkımızı sağlayacak? Hangi füze çocuklarımızın eğitim hakkını var edecek? Biz füze istemiyoruz. Mermi, silah, top, tüfek istemiyoruz” diye konuştu.

Temelli’nin konuşması ardından yürüyüşçüler, otobüse binerek, Mersin’e doğru yola çıktı. Yürüyüşçüler, Mersin’de Güvencesiz İşçiler Derneğinde(GİŞ-DER) işçilerle bir araya gelecek.

Yürüyüş Mersin’e ulaştı

Yürüyüşün Çukurova kolu Hatay’ın Samandağ ilçesi Abdullah Cömert Parkı’nda başlayarak, bugünkü son durağı olan Mersin’e ulaştı. Akdeniz ilçesine bağlı Şevket Sümer Mahallesi’nde bulunan Güvencesiz İşçiler Derneğine (GİŞ-DER) yakın bir yerde otobüsten inen yürüyüşçüler, alkışlarla ve “Ekmek, barış, özgürlük” sloganlarıyla GİŞ-DER’e yürüdü. GİŞ-DER önünde bekleyen kitle ise yürüyüşçüleri alkışlarla karşıladı.

DEM Parti Grup Başkanvekili Sezai Temelli buluşmada söz aldı. Türkiye’nin dört bir yanından talep ve beklentilerini  Ankara’ya taşıyacaklarını ifade eden Temelli, bu bütçe görüşmesinde kadınların, çocukların ve emekçilerin olmadığını vurgulayarak, “Görüşülen bütçede varsa yoksa sermayenin kar hesabı, varsa yoksa güvenlik bürokrasisinin yatırım hesabı var. Başka da bir şey yok. Dolayısıyla bu bütçeye baktığımızda kimin ne kadar vergi affına uğradığı, hangi servet sahibinin ne kadar faiz geliri elde edeceği ve dolayısıyla da güvenlik bürokrasisi için ne kadar silah üretileceği var. Biz sokaklarda, yollarda hep birlikte alanlarda, meydanlarda ekmeğimizin peşindeyiz, barışımızın peşindeyiz. Ekmek istiyoruz, barış istiyoruz” dedi.

Konuşmalar ardından yürüyüşçülerin bugünkü etkinlikleri sona erdi.

Ege kolu

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi’nin (DEM Parti) “Emek ve barış için bütçe” talebiyle Ankara’ya başlattığı yürüyüşün Ege kolu, Aydın kent meydanında basın açıklaması gerçekleştirdi. Açıklamaya DEM Parti Kadın Meclisi Sözcüsü Halide Türkoğlu ve DEM Parti İzmir Milletvekili İbrahim Akın’ın yanı sıra siyasi parti ve sivil toplum kurumu temsilcileri ile çok sayıda yurttaş katıldı. Açıklamada söz alan yurttaşlar bütçeye dair taleplerini dile getirdi.

Ardından konuşan Akın, tüm Dünya’da hazırlanan bütçelerin insanların temel hakkı olduğunu söyleyerek “Bütçe herkes için bir haktır dolayısıyla bu bütçenin adaletli paylaşılması lazım. Bu bütçe 40 günlük görüşme maratonunda çok küçük değişikliklerle genel kurula geldi. Meclis saraydan gelen bütçeyi değiştirmeden onaylayan bir meclis oldu. Dolayısıyla biz bu bütçenin halkla birlikte konuşulması gerektiğini düşünüyoruz” dedi.

Akın, 2026 yılı merkezi bütçesinde büyük payın savaşa ayrıldığını vurgulayarak, “İnsanlara onurlu bir bütçeyi vermek istiyoruz. Asgari ücrette korkunç bir adaletsizlik var. Bütçe halkın vergilerden toplanıyor ama sermaye gruplarına destekler veriliyor. Dolayısıyla biz biliyoruz ki bu böyle devam edilemez. Bu çürümüş sistemi kabul etmemiz mümkün değil. Bütçenin savaşa değil halka ayrılması lazım. Aydın’dan sesleniyoruz. Aydın, tarımla en fazla uğraşan yer ama JES’lerden dolayı Aydın’ın inciri ihraç edilmiyor çünkü bunun nedeni sermaye grupları. İtirazlarımıza rağmen bu durumu değiştiremiyorsak örgütlü olmaktan başka çaremiz yok. Ülkedeki bu haksızlıklar bitmeden adaleti ve barışı getiremeyiz. Bunun için bizimle birlikte olan herkesle yeni düzeni örmek istiyoruz. Bu barış sürecinde kimsenin ikircikli olmaması ve umutsuzluğa kapılmaması lazım” diye konuştu.

Amed kolundan Riha’da açıklama

Ekmek ve Barış İçin Bütçe Yürüyüşü’nün Amed kolu, Riha’ya ulaştı. Yürüyüşçüler, Wêranşar (Viranşehir) girişinde Riha Demokratik Kurumlar Platformu tarafından halaylar ve erbaneler eşliğinde karşılandı.

Kitle adına açıklamalarda bulunan DEM Parti Merkez Yürütme Kurulu (MYK) üyesi İlknur Birol ile DEM Parti Colemêrg Milletvekili Vezir Çoşkun Parlak, bütçenin savaş ve sermaye yanlısı tercihlerle hazırlandığını vurguladı.

 ‘Bütçe sermayedara hortumla akıtıyor’

Halkın gerçek taleplerini dile getirmek için yola çıktıklarını belirten İlknur Birol, 2026 bütçesinin toplumsal ihtiyaçları değil iktidarın savaş politikalarını büyüttüğünü ifade etti. İlknur Birol sözlerini şöyle sürdü:

“DEM Parti hangi davanın partisidir? Barış davasının partisidir. DEM Parti barışla birlikte ekmek davasının partisidir. DEM Parti, yoksulların, emekçilerin, ezilenlerin, gençlerin, çocukların ve kadınların partisidir. 2026 bütçesi, bir grup sermayedara, topa, tanka, tüfeğe, yani savaşa, savaş zihniyetine, savaş sermayesine, sermaye gruplarının hazırdan edindikleri teşviklere, zenginin korunduğu, yoksulluğun gözetilmediği bir bütçe olarak önümüze geldi. Peki biz bütçeye nasıl bakarız? Biz bütçeye içinde barış var mı diye bakarız. Biz bütçeye içinde yoksul var mı diye bakarız. Biz bütçeye, içinde kadınlar, kadınların eşitliği, toplumsal cinsiyet eşitliği, şiddetsiz bir hayat, çocuklar için güvenli bir gelecek var mı diye bakarız. Yani ortak varlığımızın bölüşümünde kimler kayırılıyor, kimler göz ardı ediliyor, hangi siyasi tercih kullanılıyor diye bir gözlükle bakarız. Ve görüyoruz ki çok uzun zamandır siyasi tercih, toplumun gelirleri olan bütçe toplamını bir bölüm insana, bir bölüm sermayedara hortumla akıtıyor ve bunun kanununu yaparak akıtıyor. Teşvik veriyor, faiz indirimi veriyor, savunma sanayisini destekliyor. Çocuklar için bir öğün yemek, hastane, gençlere iş, üniversiteli gençlerin barınma meselesi, asgari ücretlinin ücreti, emeklinin maaşı. Bunların hiçbirini göremiyoruz bu siyasi tercihte”

‘Taleplerin yazıldığı mektupları çuval çuval Meclis’e taşıyacağız’

Yürüyüşün halkın sözünü Ankara’ya taşımak için başlatıldığını belirten İlknunr Birol, “Pazar günü dört koldan gelen temsilcilerimizle birlikte, taleplerin yazıldığı mektupları çuval çuval Meclis’te eşbaşkanlarımıza ve milletvekillerine teslim edeceğiz. Meclis Genel Kurulu’nda bütçe görüşülürken, sizin dedikleriniz, hayatın gerçekleri bu çuvalların içindeki taleplerdedir diyerek sesimize vekillerimiz aracılığıyla ses katacağız. Elbette mücadelemiz bitmeyecek. Biz biliyoruz ki barış ve demokratik toplum, örgütlü olmaktan ve mücadele etmekten geçer. Mücadelenin bu etabında sizlerle yan yana olmaktan büyük onur duyuyoruz. Bizi karşıladınız, yola birlikte devam edeceğiz.” dedi.

Yürüyüş kolu, yarın Demokratik Kurumlar Platformu ve emek örgütleriyle birlikte merkez ilçe Haliliye’de bulunan Alişelli Parkı’ndan Topçu Meydanı’na yürüyecek. Ardından fabrika ve tekstil atölyelerini ziyaret edecek olan yürüyüş kolu, daha sonra Dîlok’a geçerek yürüyüşlerine devam edecek.

 

KAYNAK: MA

PaylaşTweetGönderPaylaşGönder
Önceki Haber

WFP: Myanmar’da 12 milyon kişi şiddetli açlık riskiyle karşı karşıya

Sonraki Haber

İmralı Heyeti ile Bahçeli görüşmesi: Barış yasası olmalı

Sonraki Haber

İmralı Heyeti ile Bahçeli görüşmesi: Barış yasası olmalı

SON HABERLER

MSD: Anlaşma Suriye halkları arasında güvenin yeniden inşası için atılmış adımdır

Yazar: Yeni Yaşam
31 Ocak 2026

Atina’da binler yürüdü: Rojava’nın statüsü tanınsın

Yazar: Yeni Yaşam
31 Ocak 2026

Liverpool’da kadınlar Rojava ve Kobanê için yürüdü

Yazar: Yeni Yaşam
31 Ocak 2026

Mêrdîn’de 2 kişi tutuklandı

Yazar: Yeni Yaşam
31 Ocak 2026

Almanya’da Rojava eylemleri sürdü: Geçici ateşkes değil kalıcı statü

Yazar: Yeni Yaşam
31 Ocak 2026

ANF Images

Bern’de binler Rojava için meydandaydı: Statü sağlanana kadar mücadele sürecek

Yazar: Yeni Yaşam
31 Ocak 2026

Draguignan’da Rojava direnişine destek çadırı 8. gününde

Yazar: Yeni Yaşam
31 Ocak 2026

  • İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
yeniyasamgazetesi@gmail.com

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

E-gazete aboneliği için tıklayınız.

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Tümü
  • Güncel
  • Yaşam
  • Söyleşi
  • Forum
  • Politika
  • Kadın
  • Dünya
  • Ortadoğu
  • Kültür
  • Emek-Ekonomi
  • Ekoloji
  • Emek-Ekonomi
  • Yazarlar
  • Editörün Seçtikleri
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Karikatür
  • Günün Manşeti

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır