Suriye’de yaşanan gelişmelere ve Türkiye’nin tutumuna dair değerlendirmelerde bulunan DEM Parti milletvekilleri Sezai Temelli ve Ali Bozan, demokratik yolun söylem değil tutumdan geçtiğinin altını çizerek, çözümün askeri yöntemlerde değil müzakere ve diyalogda olması gerektiğini vurguladı
ANF’ye konuşan Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi milletvekilleri Sezai Temelli ve Ali Bozan, Suriye’de yaşanan gelişmelere ve Türkiye’nin tutumuna dair değerlendirmelerde bulundu. Sezai Temelli, çözümün askeri yöntemlerde değil müzakere ve diyalogda olduğunu vurgularken, Ali Bozan ise Türkiye’deki inkârcı zihniyetin Suriye’de de çözüm üretmeyeceğini belirtti.
Temelli: Suriye hala aynı kodlarla ele alınıyor
Türkiye’de yürütülmeye çalışılan çözüm süreci ile Türkiye’nin Suriye politikası arasındaki yaklaşım farkına işaret eden DEM Parti Grup Başkanvekili Sezai Temelli, Suriye’de Kürtlerin yok sayılmasına dayalı tekçi ve güvenlikçi anlayışın geçmişin siyaset kodlarının devamı olduğunu vurguladı. Sezai Temelli, kalıcı barışın ancak hukuki eşitlik, eşit yurttaşlık ve demokratik bir siyasal zemin üzerinden inşa edilebileceğini ifade etti.
Sürecin yalnızca Türkiye sınırları içinde ele alınamayacağını vurgulayan Sezai Temelli, Kürt meselesinin bölgesel ve küresel boyutlarına işaret ederek, Suriye’ye yönelik politikaların geçmişin güvenlikçi anlayışlarıyla şekillenmesini eleştirdi. Sezai Temelli, “Dönüp baktığımızda, Suriye’ye yaklaşım konusunda hâlâ geçmişin siyaset anlayışının, geçmişin siyasi kodlarının etkili olduğunu görüyoruz. Kürt meselesinin hâlâ yok sayıldığı ve geçmişte Türkiye’de yaşadığımız anlayışın Suriye’ye ihraç edilmeye çalışıldığı bir tabloyla karşı karşıyayız. Mesele bütünlüklü bir meseledir. Suriye’si, Irak’ı, İran’ı, Türkiye’si hatta diasporasıyla birlikte ele alınıp değerlendirilmesi gereken bir süreçtir” dedi.
‘Savaş seçeneği üzerinden konuşmak, çözüme katkı sağlamaz’
Sezai Temelli, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin Suriye ve Kürt meselesine ilişkin son açıklamalarına da yanıt verdi. Devlet Bahçeli’nin savaş vurgulu söylemlerini eleştiren Sezai Temelli, çözümün askeri yöntemlerde değil müzakere ve diyalogda olduğunu vurgulayarak hem Türkiye’de hem de Suriye’de yürütülmesi gereken sürece dair “Hâlâ savaş seçeneği üzerinden konuşmak, meselenin çözümüne katkı sağlamaz. Meselenin çözümüne katkı sağlayacak en önemli şey müzakeredir, diyalogdur” değerlendirmesinde bulundu.
“Nasıl ki Türkiye’de bir müzakere yürütülmeye çalışılıyorsa, Suriye’de de öncelik müzakere olmalıdır” diyen Sezai Temelli, 10 Mart Mutabakatı’nın gerçek anlamda bir mutabakat olabilmesi için tarafların müzakere haklarına saygı gösterilmesi gerektiğini belirtti.
Bozan: Kalıcı bir çözümden yana olmayan anlayış ortaya çıkmıştır
Ali Bozan, Halep’in Şêxmeqsûd ve Eşrefîyê mahallelerine yönelik saldırıların, Suriye’de kalıcı çözüm istemeyen bir anlayışı açığa çıkardığını belirterek, “10 Mart Mutabakatı yalnızca YPG’nin silah bırakmasına indirgenen bir metin değildir” dedi. Suriye’de uzun süredir 10 Mart Mutabakatı’nın YPG’nin silah bırakması ekseninde ele alındığını belirten Ali Bozan, mutabakat için üzerinde uzlaşılan 31 Aralık tarihinin geçmesinin ardından Halep’te yaşanan saldırıların bu yaklaşımı gözler önüne serdiğini söyledi.
Halep’in Şêxmeqsûd ve Eşrefiyê mahallelerinde son iki gündür sivillere yönelik bombardıman ve saldırıların sürdüğüne dikkat çeken Ali Bozan, “Bu saldırılara bakıldığında, Suriye’de kalıcı bir çözümden yana olmayan bir yönetim anlayışı açıkça ortaya çıkmıştır” ifadelerini kullandı.
‘Mesele silah bırakmaya indirgendi’
Ali Bozan, 10 Mart Mutabakatı’nın içeriğinin daraltıldığını vurgulayarak, “Bu mutabakat, sadece YPG’nin Suriye ordusuna entegre edilmesini ya da YPG’nin silah bırakmasını içeren bir uzlaşma değildir; Suriye’de yaşayan bütün halkların ve inançların sorunlarının çözümünü hedefleyen kapsamlı bir mutabakattır. Ancak bugüne kadar Şam hükümeti tarafından mesele, silah bırakmaya indirgenmiştir” dedi.
Bu yaklaşımın Türkiye’de yürütülen sürece benzediğini söyleyen Ali Bozan, “Türkiye’de de bir yılı aşkın süredir tartışılan çözüm sürecinde iktidar ve devlet kanadı, Kürt meselesini PKK’nin silah bırakması ve çatışma başlığı üzerinden ele aldı. Oysa meselenin özü demokratikleşmeydi; Kürt halkının varlığının, dilinin ve kimliğinin inkâr edilmesiydi” değerlendirmesinde bulundu.
‘Saldırılar buradaki sürece olan güveni azaltır’
Halep’te devam eden saldırıların Türkiye’de sürece olan güveni de zedeleyeceğini ifade eden Ali Bozan, “Türkiye’de Kürtlerle barışı konuşurken, Suriye’de Kürtlere ve sivillere yönelik bombardımanların sürmesi kabul edilemez. Şêxmeqsûd ve Eşrefiyê’ye saldıran HTŞ ve ÖSO birliklerinin önemli bir kısmının Türkiye’ye yakın askeri yapılar olduğu da açıktır” dedi.
Ali Bozan, Suriye’de hayata geçirilmek istenen anlayışı ise şu sözlerle eleştirdi:
“Adeta Türkiye Cumhuriyeti’nin darbe ürünü olan 1982 Anayasası alınarak, ‘Türk’ ve ‘Türkiye’ kavramları yerine ‘Arap’ ve ‘Suriye’ yazılıp Suriye’de uygulanmak isteniyor. Yani Türkiye’de yıllarca sürdürülen tekçi ve inkârcı anlayışın bir benzeri Suriye’de hayata geçirilmeye çalışılıyor.”
‘Halk kazanımlarına sahip çıkacaktır’
Kürtlerin birlik ruhuna da dikkat çeken Ali Bozan, “2014 Kobanê direnişinde Kürtler, dört parçada yaşayan halkın saldırılar karşısında nasıl kenetlendiğini tüm dünyaya gösterdi. Suriye’de, Rojava’da ya da Halep’te Kürtlere yönelik saldırılar devam ederse, dört parçada yaşayan Kürtler yine aynı birlik ruhuyla hareket ederek kazanımlarına sahip çıkacaktır” diye konuştu.
HABER MERKEZİ









