Dêrazor’da yerel yönetimlerin ‘vergi’ adı altında uyguladığı haraç sistemi ve suç çetelerinin serbest bırakılması, halkı isyan noktasına taşıdı
Suriye’nin doğusunda bulunan Dêrazor’da son dönemde tırmanan ekonomik baskılar ve hukuki usulsüzlükler, bölge halkını kitlesel bir direnişin eşiğine getirdi. Suriye Geçici Hükümeti’ne bağlı yapıların uyguladığı ekonomik politikalar, bölge halkı tarafından sadece bir “yönetim zaafı” değil, bilinçli bir “aç bırakma ve iradesizleştirme politikası” olarak tanımlanıyor.
Hizmet tesislerinden küçük esnafa, belediye birimlerinden ticari işletmelere kadar her alana yayılan fahiş vergiler, ticari hayatı felç etmiş durumda. Yerel kaynaklar, bu uygulamaların yasal bir zeminden ziyade, bir “haraç mekanizması” gibi işlediğini belirtiyor. Ekonomik krizin pençesindeki halk, zaten kısıtlı olan kaynaklarının bu yöntemle elinden alınmasına karşı öfkesini dükkan kapatma ve protesto hazırlıklarıyla gösteriyor. Bölgedeki kaynaklar, bu durumu “ekonomik şiddetin halkın yaşam alanlarını daraltması” olarak yorumluyor.
Suç şebekelerine ‘özgürlük’ halka baskı
Bölgedeki gerilimin fitilini ateşleyen asıl gelişme ise, güvenliğin tasfiyesi ve suç şebekelerine sağlanan imtiyazlar oldu. Uyuşturucu tacirleri ve suç örgütü üyelerinin serbest bırakıldığı yönündeki bilgiler, sokaktaki tepkiyi kitleselleştirdi. Özellikle suçla özdeşleşen Mudavel el-Aziz gibi isimlerin serbest kalması, halk nezdinde “adaletin suç ortaklığına dönüşmesi” olarak okunuyor. Bölge sakinleri, bu adımı toplumsal barışa ve hafızaya yönelik bir saldırı olarak değerlendiriyor.
Kentin ileri gelenleri ve halk delegasyonunun Dêrazor Valisi ile yaptığı görüşme, yönetim kademesindeki derin çatlağı da gün yüzüne çıkardı. Görüşmeden sızan bilgilere göre, Suriye Geçici Hükümetinin acizliği Vali düzeyinde itiraf edildi. Valinin, yaşanan krizin faturasını “İçişleri Bakanlığı”na kesmesi ve merkezi politikalarının “halkın zekasıyla alay ettiğini” ima etmesi, sistem içerisindeki krizin yönetilemez boyuta ulaştığını gösteriyor. Bu durum, bölgedeki idari yapının halkla olan bağının tamamen koptuğunun tescili niteliğinde.
Gelinen aşamada Dêrazor mahallelerinde protesto çağrıları yükseliyor. Halkın talep ettikleri ise, iradelerini yok sayan adaletsiz vergilerin ve haracın derhal durdurulması, yolsuzluk mekanizmalarının tasfiye edilmesi, suçluların ve uyuşturucu baronlarının “cezasızlık zırhı”na son verilerek yeniden yargılanması.
Dêrazor’da yaşananlar, sadece bir ekonomik dar boğaz değil, aynı zamanda bir onur ve adalet arayışı olarak şekilleniyor. Önümüzdeki saatler, bölgedeki halk iradesinin mi yoksa baskıcı yönetim aygıtlarının mı geri adım atacağını belirleyecek. Kentte hakim olan sessizlik, fırtına öncesi bir bekleyişi andırıyor.
Haber: E. Pejder Altan \ MA







