• İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
29 Mart 2026 Pazar
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
ABONE OL!
GİRİŞ YAP
Yeni Yaşam Gazetesi
JIN
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Yeni Yaşam Gazetesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Ana Sayfa Ekoloji

Dêrsim’in kalbi yok edilecek

29 Mart 2026 Pazar - 00:00
Kategori: Ekoloji, Manşet

Pîlemûriye(Pülümür) Gurik(Karagöz)’de halkın tepkisiyle geri çekilen maden projesi tekrar hayata geçirilmek isteniyor. Duruma tepki gösteren Pîlemûriyeliler mücadeleye kaldıkları yerden devam edeceklerini söylüyor

Duygu Kıt

Dêrsim’in Pîlemûriye (Pülümür) ilçesinde Karagöz köyü yakınlarında krom madeni açmak isteyen Dimin Madencilik San. Ve Tic. A.Ş. için yeniden ÇED süreci başlatıldı. Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı‘nın internet sitesinden duyurulan bilgiye göre 13 Nisan 2026 tarihinde proje ile ilgili İnceleme Değerlendirme Komisyonu (İDK) toplantısı gerçekleştirilecek.

Şirket 2024 yılında krom madeni işletmek için Bakanlığa başvurmuş; Bakanlık da ÇED süreci başlatmıştı. Projeyle ilgili Tunceli Valiliği Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü tarafından 27 Haziran 2024 tarihinde ÇED toplantısı yapılmak istenmiş, bölge köylüleri, çevreciler ve kitle örgütleri toplantıyı protesto ederek projeyi kabul etmediklerini belirtmişlerdi. Aynı zamanda krom maden ocağı projesinin sadece Karagöz köyü mevkiinde değil, 7 köyü kapsayacak şekilde geniş bir alanda yapılmak istendiği ortaya çıkmıştı. Söz konusu köylerin tamamı ise Munzur Havzası içerisinde bulunuyor. Şirketin aynı zamanda Çewlîg (Bingöl), Amed (Diyarbakır), Bedlîs (Bitlis) ve Êlih (Batman) gibi pek çok bölgede de maden projeleri mevcut.

 

Kürt coğrafyasının tümü madenciliğe açılıyor. Dêrsim de bu yıkımdan en çok etkilenecek bölgelerden biri

‘Köyümüzde tahribat istemiyoruz’

Gurik (Karagöz) köyü muhtarı Özcan Korkut projenin itirazlarına karşın tekrar karşılarına gelmesine tepki göstererek yaşam alanlarında hem kendilerine hem de doğaya zarar verecek herhangi bir projeyi istemediklerinin altını çizdi. Korkut şunları söyledi:

“Madene karşıyız çünkü hiçbir şey kanuna, hukuka göre yapılmıyor. Maden diye girilen her yerin sonunu görüyoruz. Bizim yaşamımız da, yaşam ve geçim kaynaklarımız da burada. Hayvancılık yapanımız da arıcılık yapanımız da var. Bura bizim için cennet çünkü bizim vatanımız. Buraya el sürülsün, doğamız tahrip edilsin istemiyoruz. Bu yüzden hukuki mücadelemizi sonuna kadar sürdüreceğiz”

‘Alan Fırat’ın ana kaynaklarından’

Toplam ruhsat alanı 686 hektar, ÇED alanı 66 hektar olan bölge Pülümür Nehri’ni besleyen ana kaynaklardan biri konumunda. Pîlemûriye (Pülümür) Belediye Başkanı Müslüm Tosun proje bölgeleri ile daha önce de madencilik girişimi ile karşı karşıya kalan Bağır Dağı, Hel Dağı, Çakırkaya ve Dereboyu taraflarının Fırat Havzası’nı besleyen ana kaynaklar olduğunu vurguladı. Tosun tüm bu etmenlerle projenin tekrardan gözden geçirilmesi gerektiğini belirterek şöyle devam etti:

“Söz konusu alan ciddi bir bitki çeşitliği olan, florası çok zengin bir bölge. Diğer taraftan hayvancılığın çok yaygın yapıldığı yerlerden biri. Yanı başında Hel Dağı diğer tarafta Kepir Yaylası var. Hemen bunların ortasında yer alan bir mekân. Yine bölgede ciddi hayvancılık yapılıyor, mera olarak kullanılıyor. Keza arıcılık faaliyeti çok yaygın Karagöz köyünde. Bunların hepsine zarar verecek bir faaliyet olacak bu madencilik. Biz tespitin doğru yapılıp ÇED uygunluğunun ona göre verilmesi gerektiğini savunuyoruz. Madeni savunduğumuzdan veya toplu karşı çıktığımızdan değil, bu bölgelerin iyi tespit edilmesi gerekir. Böyle bakir kalmış, bu kadar zenginliği olan bir yerde bu faaliyetlerin olması hem bölge insanına hem su kaynaklarına ciddi zarar verecektir”

‘Kaldığımız yerden mücadeleye devam’

Avukat Kenan Çetin halkın tepkisine rağmen projede ısrar edilmesinin hukuksuz olduğuna işaret ederek, “Proje Dêrsim’in Karadeniz’i olan bu bölgede köylerin boşalmasına sebebiyet verecektir.” dedi. Maden ocağının sadece geçim kaynaklarına değil hayvan popülasyonuna ve bitki çeşitliliğine önemli ölçüde zarar vereceğine dikkat çeken Çetin şu ifadeleri kullandı:

“Daha önce bu alan ile ilgili ÇED toplantıları yapılmak istendi ve katılım olmayınca, yöre muhtarları, dernekler ve sivil toplum örgütleri karşı çıkınca geri duruldu. Projeye olumlu karar verilmesi durumunda karar 10 gün içinde ilan edilecek ve aynı sürede Valilikte askıda kalacak. Karagöz, Kocatepe, Dağbek, Çakırkaya, Dereboyu, Boğalı, Kovuklu, Sarıgül ve Sağlamtaş köylüleri ile 2025 sonbaharında bu durumu öngörerek Kocatepe’de bir toplantı yaptık ve bu köylerden gönüllülerin olduğu 26 kişilik Kocatepe ve çevre köylerini korumak için bir iletişim platformu kurduk. Son olarak köy muhtarlarımız bizlerle iletişim halinde haftaya gelip vekâlet çıkaracaklar. Sekasur’da, Paşacık’ta, Cevizlidere’de olduğu gibi onlar özne bizler de onların yanında ve birlikte mücadele edeceğiz”

‘Sekasur’daki gibi direneceğiz’

Çetin, Karagöz’ü bekleyen tehlike için yakın zamanda Pertag (Pertek) Sekasur’da madencilik girişimine karşı verilen çevre mücadelesinin önemli bir örnek olduğuna değindi. Sekasur’da halkın ve ilerici kurumların birlikteliği ile doğa yıkımının engellendiğini kaydeden Çetin yapılmak istenen projenin risklerine dair şu bilgileri verdi:

“Proje bölgesinin sosyoekonomik yapısı arıcılık başta olmak üzere tarım ve hayvancılığa bağlı. Buranın madene açılması insansızlaştırmayı ve köylerden göçü artıracaktır. Madencilik bölgedeki endemik türler ve büyük memeli koridorları üzerindeki kalıcı ekosistem tahribatını artıracak, yöre halkının temel içme ve kullanma su kaynaklarına, dere ve çayların madencilik faaliyetleri sebebiyle kirlenmesine veya erişim engeli riskiyle karşı karşıya kalmasına sebebiyet verecektir. Proje ile arıcılık ve hayvancılık için hayati önem arz eden mera alanlarının ve tarımsal sürekliliğin geri dönüşümsüz şekilde zarar göreceği, ayrıca eğimli arazide yapılacak kazı ve yarma faaliyetlerinin jeoteknik açıdan yüzey stabilitesini bozacağından erozyona neden olacağı açıktır”

PaylaşTweetGönderPaylaşGönder
Önceki Haber

Hatimoğulları Almanya’da konuştu: Masada müzakere, sokakta mücadele ediyoruz

Sonraki Haber

Newroz ve çözümün yolu

Sonraki Haber

Newroz ve çözümün yolu

SON HABERLER

Yoksul olduğum için mi sesim size gelmiyor?

Yazar: Yeni Yaşam
29 Mart 2026

Savaş su hâkimiyeti üzerinden genişleyebilir

Yazar: Yeni Yaşam
29 Mart 2026

Direnişimize hep dokundunuz

Yazar: Yeni Yaşam
29 Mart 2026

Jin Dergi’nin yeni sayısı yayında

Yazar: Yeni Yaşam
29 Mart 2026

Newroz ve çözümün yolu

Yazar: Yeni Yaşam
29 Mart 2026

Dêrsim’in kalbi yok edilecek

Yazar: Yeni Yaşam
29 Mart 2026

Hatimoğulları Almanya’da konuştu: Masada müzakere, sokakta mücadele ediyoruz

Yazar: Yeni Yaşam
28 Mart 2026

Bir Kategori Seçin Lütfen…

  • İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
yeniyasamgazetesi@gmail.com

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

E-gazete aboneliği için tıklayınız.

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Tümü
  • Güncel
  • Yaşam
  • Söyleşi
  • Forum
  • Politika
  • Kadın
  • Dünya
  • Ortadoğu
  • Kültür
  • Emek-Ekonomi
  • Ekoloji
  • Emek-Ekonomi
  • Yazarlar
  • Editörün Seçtikleri
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Karikatür
  • Günün Manşeti

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır