DEM Parti İstanbul İl Örgütü’nün düzenlediği yemekte konuşan Sebahat Tuncel, Asrın Çağrısı için PKK Lideri Abdullah Öcalan’ın tarihi bir sorumluluk aldığını belirterek ‘Eğer devlet üzerine düşen sorumluluğu yerine getirirse yeni bir dönem başlayabilir’ diyerek herkesi barışı örgütlemeye çağırdı
Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi’nin (DEM Parti) düzenlediği Geleneksel İstanbul İl Örgütü Yemeği’ne PKK Lideri Abdullah Öcalan tarafından yapılan Asrın Çağrısı damga vurdu. Ok Meydanı’nda bulunan La Bella Düğün Salonu’nda düzenlenen yemeğe DEM Parti İstanbul il ve ilçe örgütlerinin yöneticilerin ve milletvekillerin yanı sıra Kürt kadın siyasetçi Sebahat Tuncel de yemeğe katıldı.
‘Sayın Öcalan’ın özgürlüğe kavuşması için gerekli adımlar atılmalı’
Sebahat Tuncel yaptığı konuşmada şu ifadeleri kullandı:
“Sayın Öcalan 26 yıldır işkence koşullarında bile Türkiye halklarının geleceği konusunda mücadele ediyor ve bunun için çaba gösteriyor. Buna herkesin kıymet vermesi gerekir. Dolayısıyla 27 Şubat’ta okunan mutabakat bunun özetidir. Sayın Öcalan, Ortadoğu’da Kürdistan halkı başta olmak üzere Arap halkı Türkiye halkları, Ermeni halkı… Bütün halkların barış içinde, demokratik bir cumhuriyette yaşayabilmesi için mücadele ediyor, bunun koşullarını yaratmak istiyor ve bunun için risk alıyor. Buna anlam vermek ve bunun gereğini yapmak önemli. Dün Sayın Öcalan, bütün dünyaya bir çağrıda bulundu. Bu çağrının iki yönü var. Bir tanesi devlete, bir tanesi kendi örgütünedir, halkınadır. Sayın Öcalan Kendi Örgütüne ne dedi, kendi halkına ne dedi; ‘Eğer devlet Kürt sorunun çözümü konusunda gerekli siyasi ve hukuki ortamı hazırlarsa, Kürt sorununu ben şiddet ve çatışma zemininden çıkaracak güce sahibim. Bunun için PKK’ye Çağrı yapıyorum’ dedi. Eğer devlet üzerine düşen sorumluluğu yerine getirirse yeni bir dönem başlayabilir. Henüz başlamış bir süreç yok. İkinci bir şey daha söyledi. Türkiye halklarına, Kürdistan halkına dedi ki, ‘Eğer gerçekten barış içinde yaşamak istiyorsanız, eşit yurttaşlık temelinde demokratik bir sistem kurmak istiyorsanız o zaman sizde üzerinize düşen görev ve sorumluluğu yerine getirin. Çünkü ben bunu yerine getirdim. Ben tarihi bir sorumluluk üstlenerek, risk üstlenerek çağrı yapıyorum’ dedi. Şimdi bu çağrının gereğini yapak iki tarafa düşüyor. Biri devlete, devlet ne yapacak bunun karşısında, Sayın Öcalan’ın sağlık, güvenlik, özgürlük koşullarını güvence altına alacak. Bu ne demek, Sayın Öcalan’ın özgürlüğe kavuşması için gerekli adımların atılması demek.”
‘Halkımızı özgürlüğe taşıyacağız’
Barış için halklara büyük görev düştüğünü hatırlatan Sebahat Tuncel şöyle devam etti:
“Barış isteyenlerin devleti barışa zorlaması gerekir, bunun içinde örgütlenmesi gerekir. Bizlere, sizlere düşen görev devleti barışa zorlamaktır. Bu yükü Sayın Öcalan’ın omzundan almaktır. Yıllardır bizler de dahil hepimiz siyasi sorumluluğu Sayın Öcalan’ın omuzlarına bıraktık. Sayın Öcalan tarihi bir adım atarak bir süreç başlattı. Şimdi gerekli olan bu süreci biz nasıl ilerleteceğiz. 40 yıllık savaş ve çatışma sürecinde Kürdistan’da birçok ev evladını yitirdi. Binlercesi, on binlercesi cezaevinde, Kürtler yerinden yurdundan edildi, köyleri yıkıldı, evleri yakıldı, metropollere göçe zorlandılar. Büyük bedeller ve emekler verdiler. Yaşadıkları süreçte devletin yarattığı politikalar yüzünden bir güvensizlikleri var. Ama biz devlete bakmayacağız, Sayın Öcalan’a bakacağız. Devlete bakınca karanlık, Sayın Öclan’a bakınca umut var. Bunca emek, bunca bedel, bunca çaba boşuna verilmedi. Eğer bugün o masa kurulduysa, bugün devlet Sayın Öcalan’ın yanına gidip bir diyalog ve müzakere gerçekleştiriyorsa, Barış Annelerimiz sayesinde, emek verip bedel ödeyenler sayesinde. Selam olsun direnenlere, selam olsun bugünleri yaratanlara. Onların anısına bağlılığın gereği de barışı inşa etmek bizim görevimizdir. Bu barış sadece Kürtlük barışı değildir bu barış aynı zamanda Rojava’nın barışıdır. Rojava’da Kürt halkının bir statüye kavuşması, Ortadoğu’da Kürt halkının birlikte yaşadığı halklarla eşit, özgür bir yaşam kurması açısından da bu barış süreci kıymetlidir. Sayın Öcalan Kürt halkını soykırımdan kurtarmak, Ortadoğu halklarıyla birlikte eşit, özgür bir yurttaşlık temelinde bir yaşam kurmak istiyor. Değişip, dönüştürmek istiyor, silahla değil demokratik siyasetle Kürtlerin özgürlüklerine kavuşmasını ve Türkiye halklarıyla, Ortadoğu halklarıyla demokratik bir hukuk ilişkisi içerisinde yaşamasını istiyor. Bunu güvence altına almak istiyor. Bu açıdan bu sadece Türkiye ile ilgili değil, 4 parça Kürdistan ile ilgili bir gelecektir, Ortadoğu ile ilgili bir gelecektir. Bu yüzden Sayın Öcalan diyor ki biz demokratik siyasetle, demokratik mücadele ile örgütleneceğiz ve halkımızı özgürlüğe taşıyacağız.”
HABER MERKEZİ