• İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
3 Ocak 2026 Cumartesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
ABONE OL!
GİRİŞ YAP
Yeni Yaşam Gazetesi
JIN
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Yeni Yaşam Gazetesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Ana Sayfa Forum

Devrim emekçisi Hüseyin Aykol yoldaşımızı mücadelemizde yaşatacağız!

3 Ocak 2026 Cumartesi - 00:00
Kategori: Forum, Manşet

Aykol, fakir düşmüş eski zengin bir köylü ailesinin çocuğu olarak Manisa-Salihli’nin Poyrazdamları köyünde doğdu. Çocukluğunu ders dışı zamanları tarlada tütün kırarak veya tütün dizerek geçirdi. Aile geçmişinin bir tarafı Rumeli göçmeni, diğer tarafı yerli Türkmendi

 Komün

 Onu Kürt medyasından tanıyanlar, bu mavi gözlü zayıf adamı çalışkanlığı ve sessiz bir bilge görünümüyle akıllarına kazıdılar. Hüseyin yoldaş, 1978’den beri partiliydi. 1978’de katıldığı TKP(B), TDP ve devamcıları konumundaki örgütlenmelerle ilgili süreçlerinin her aşamasında örgütlü olarak yer aldı. 1990’lı yıllarda içinde yer aldığı siyasi örgütlenmenin yayın organı HEDEF dergisinin ve yayınevinin editörü, son dönemde yine içinde yer aldığı siyasi yapının yayın organı KOMÜN dergisinin yayın kurulu üyesiydi.

Aykol, fakir düşmüş eski zengin bir köylü ailesinin çocuğu olarak Manisa-Salihli’nin Poyrazdamları köyünde doğdu. Çocukluğunu ders dışı zamanları tarlada tütün kırarak veya tütün dizerek geçirdi. Aile geçmişinin bir tarafı Rumeli göçmeni, diğer tarafı yerli Türkmendi. İlkokulda çok başarılı bir öğrenci olduğu için mezun olduğunda öğretmeni onun o dönemin en seçkin okullarından, İngilizce eğitim veren Maarif Koleji sınavlarına girmesi için çok uğraştı. Sınava girdi ve Manisa bölgesinden sınava katılan üç bin çocuk arasında birincilikle sınavı kazandı. Büyük bir şehirde yeni bir yaşam başlıyordu onun için. Okul bir köy çocuğunun hayal bile edemeyeceği imkanlara sahipti. Başlangıçta şehir çocukları arasında sosyal ortama adapte olmakta zorluk çekse de zamanla alıştı. Ortaokul ve liseyi parasız yatılı olarak İzmir Maarif Koleji’nde bitirdi. Üniversite sınavlarında Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi’ni kazandı.

O dönemde ülke 1970’lerdeki solun yükselişini yaşıyordu. Solla ilişkisi o zamanlar yıldızı parlayan TKP’ye ilgi duyarak başladı. İyi yabancı dil bilgisi sayesinde SER yayınevinin önce çevirmeni sonra editörü oldu. STP (Sosyalizm-Teori-Pratik) isimli Sovyet dergisinin Türkçe yayıncılığını yürüttü. Ancak ne Tıp Fakültesinin ağır eğitim koşulları devrimcilik yapmak isteyen Hüseyin’e uygundu ne de TKP’nin siyasal çizgisi. 1978’de TKP(B)’ye katıldı ve Aykut Başaran yoldaşımıza bağlı olarak çalışmaya başladı. Aynı zamanda üçüncü sınıfta Tıp Fakültesini bırakıp yeniden sınavlara girerek Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’ne geçti.

12 Eylül askeri darbesinin peşinden Ankara’da partiye ve Sosyalist Gençler Birliği’ne (SGB) yönelik yapılan polis operasyonlarında o da gözaltına alındı. DAL’da 45 gün boyunca, iki yıl da faşist Raci Tetik yönetimindeki Mamak’ta olmak üzere, işkencenin envai türlüsünü gördü. Sıkıyönetim Mahkemesi’nde görülen TKP(B) dosyasında 6 yıl 8 ay hapis cezası aldı, çeşitli cezaevlerinde kalarak infazını bitirdi. Tahliye olur olmaz örgütle yeniden bağ kurdu ve İzmir Bölge Komitesi’nde görev aldı. Ancak bir süre sonra tekrar yakalandı. İzmir Emniyeti’nde yine işkencenin her çeşidine direndi, çözülüp kimsenin yakalanmasına sebep olmadı. İşkenceden en bunaldığı bir noktada randevu ayarlayacağım bahanesiyle polisleri Kordon Boyu’na götürüp orada bir fırsat yaratarak denize atlaması ve bu hikâyeyi mizahi bir dille anlatması hocaya özgü bir durumdur. İşin kötüsü yüzme bilmez, işkenceci polisler de yüzme bilmediği için bir sürü su yuttuktan sonra denizden çıkartılması hayli meşakkatli olur. Bu sefer tek kişilik bir davada yargılanır ve bir 6 yıl 8 ay ceza daha alır.

Aykol bu defa Çanakkale ve Aydın cezaevlerinde yatar. Her ikisinde de partili diğer yoldaşlarıyla beraberdir. Aydın’da idare çeşitli dayatmalarla tutsaklar için hayatı çekilmez hale getirmeye çalışmakta, koğuşlar arası hiçbir ilişkiye izin vermemektedir. İngilizcesi burada da işe yarar. Önce koğuş içinde bir İngilizce ders grubu kurar. Sonra başka koğuşlardan da kursa talep yaratılır ve idareyle konuşulup İngilizce dersi için cezaevinin kullanılmayan bir salonu açtırılır. Böylece önce koğuşlar arası irtibat yasağı fiilen kaldırılır, sonra da idarenin gün boyu koğuş kapılarını açması sağlanmış olur.

Hocamız bu ikinci mahpusluktan sonra sakıncalı piyade olarak Ağrı Eleşkirt’te askere gönderildi. Askerlik dönüşü mücadeleye kaldığı yerden sarıldı. Dönem örgütlerin bir kısım legal imkanları kullanmaya başladığı dönemdi. İçinde bulunduğu siyasi yapı, gençlik dergisi Güneşe Çağrı’dan sonra siyasal yayın organı olarak aylık HEDEF dergisini çıkarmaya başlamıştı. Hüseyin Hoca diğer siyasi faaliyetlerinin yanı sıra artık bu derginin omurgasıydı.

1989’da genel sekreterin kopup ayrı bir örgüt kurmasıyla sonuçlanan partideki ayrılıkta tereddütsüz parti saflarında kaldı. Partinin silahlı mücadele örgütü SHB’nin ardarda şehitler verdiği, legal parti olarak HEP’in kurulduğu, FKBDC’den sonra Kürt meselesine doğru temelde yaklaşan örgütlerle ilk kez yeni bir ittifakın “Devrimci Birlik Platformu” adıyla kurulduğu yeni bir dönem… O dönemde Devrimci Birlik Platformu, ortak bir legal haftalık yayın organı olarak “Halk Gerçeği” adıyla haftalık bir gazete çıkartma kararı almıştı. İttifak içindeki her yapıdan birer yayıncı gazetede görev almıştı. Bizden de Hüseyin hocamız.

Halk Gerçeği daha ilk sayıdan itibaren ağır baskılarla karşı karşıya kaldı. “Kürt” veya “Kürdistan” kelimelerinin gazete ve dergilerin toplatılmasına yettiği yıllardı. Bu yüzden sosyalist basında bu kelimeler tek bir harfle “K.” olarak ifade edilir, buna rağmen basın savcılarının soruşturmasından kurtulunamazdı. Halk Gerçeği ise eşyayı adıyla çağırmaktan geri durmadı. Halk Gerçeği üç sayı sonra haftalık Yeni Ülke’ye dönüştü. Bu arada diğer yapılar katkı veremezken, biz Hüseyin yoldaşla yeni gazeteye haftalıkta da desteğimizi sürdürdük. Bütün bu süreçte KÖH’ün Türkiye’nin batısındaki şehir faaliyetlerinin hızla güçlenmesine paralel olarak yayın faaliyetine verdiği ağırlık da artmıştı. Yeni Ülke günlük gazeteye dönüştüğünde tirajı 50 bindi. Aykol hem HEDEF’i çıkartıyor, hem de günlük Yeni Ülke’yi yürütüyordu.

Savaşın en şiddetli dönemi yaşanıyordu. İnfazlar, kaçırıp kaybetmeler, köy yakmalar, katliamlar artıyordu. Yeni Ülke kapatılmış, Özgür Gündem yayına başlamıştı. Ö. Gündem sadece Kürtlerin değil, bir bütün olarak Türkiye’deki genel antifaşist muhalefetin en güçlü yayın organı haline gelmişti. Çiller döneminde MGK’nın aldığı bir kararla bir gece gazetenin Kadırga’daki binası bombalandı. Yıkıntılar arasında bir gazete çalışanının cenazesi güçlükle bulunabildi. Her şey yanmış, yıkılmış, gazetenin yayın hayatına devam etmesi imkânsız gibi görünüyordu.

İşte o sabah Hüseyin Hoca, Gültan Kışanak ve diğer gazete çalışanları hızla bir araya gelerek sosyalist dergilerin de hepsinin bürolarını açıp teknik destek vermesiyle, ertesi günün Ö. Gündem’ini hazırlayıp matbaaya verdiler. Faşizm rezil rüsva olmuştu. Yıkıntılar arasından ve kendi küllerinden doğan Ö. Gündem ertesi sabah ülkenin bütün gazete bayilerinde şu başlıkla meydan okuyordu: “Bu Ateş Sizi de Yakar!” Aynı hafta, ülkenin demokrat aydınları gazeteyi Beyoğlu’nda halka elden satarak dayanışmalarını gösteriyorlardı.

Aradan yıllar geçti, bugün Kürt medyası bir günlük gazete ile sınırlı olmaktan çoktan çıktı. Sayısız gazete, dergi, ajans, radyo ve TV yayınıyla sesini her gün milyonlara ulaştırıyor. İşte bugünkü bu devasa çalışmanın arkasında 1990’lı yılların onca basın şehidinin kanı ve Aykol gibi kahramanların emeği vardır. Hüseyin Hoca 1990’lardan başlayarak, özellikle 2000’lerde çok sayıda genç gazeteci yetiştirdi. Zaman içinde, bunlardan gazeteciliğe devam edenler olduğu gibi başka kurumlarda çalışmaya devam edenler, siyasete katılanlar da oldu.

Hüseyin Aykol müthiş çalışkan bir yoldaşımızdı. HEDEF bürosuna herkesten önce hava aydınlanmadan gelir, dizgi mizanpaj vs. işleriyle ilgilenir, oradan günlük gazeteye geçerek, akşama kadar orada çalışır, ertesi sabah da yine sabahın köründe aynı tempoya devam ederdi. Bu kadar enerjiyi nereden bulur, şaşırırdınız. Son yıllarda yaşı ilerlediğinde bile biraz azaltarak da olsa hep temposunu korumaya çalıştı.

Katıldığı bazı panellerde kendisini tanıtırken “Örgütüm bana, 90’larda Kürt Özgürlük Hareketi’yle ortak yayın projesine dahil olma görevi verdi, sonra da unuttu sanırım” şeklinde espiriyle karışık eleştiri yapsa da Hüseyin Hoca geleneğin siyasal örgütsel faaliyetlerinde pratik olarak geçmişteki kadar somut görevler alamasa da her dönem yayın faaliyetlerinde yönlendirici katkılarda bulundu.

1990’lı yıllarda yine gelenek bünyesinde çıkarılan Alevi Halk Gerçeği, Karadeniz Güneşi gibi tematik ve bölgesel yayınların editoryal koordinatörlüğünü yapan Aykol, 2000’lerin başında HEDEF dergisinin yayın hayatına son vermesi sonrasında İstanbul yerelinde geniş bir çevrenin katılımı ile çıkarılan Öteki İstanbul Gazetesi ve teorik-politik alanda o tarihte temel tartışmalar yürüten Bilinç ve Eylem dergisinin mutfağında her daim sorumluluklar üstelendi.

Hüseyin Hoca, geleneğin 2000’lerden sonra çıkarmaya başladığı Türkiye Gerçeği dergisinde de yine hem yazar olarak hem de editoryal olarak sürecin bilfiil içinde yer aldı. Geleneğin SDP ve Barikat çevresi ile başlattığı, sonrasında SDP ile Devrimci Parti kuruluşuna evrilen birlik sürecinde yayınlanan Umut Gazetesi’nde başlangıç süreçlerinde hem yazar hem de editoryal olarak katkılar sunmakla birlikte, bu birlik denemesine kuruluş ve gelişme süreçlerine ilişkin eleştirel tutum alarak pratik görevler almadı.

Birlik anlayışının 2018 yılında artık Devrimci Parti içinde sürdürülmesinin olanakları kalmadıktan sonra çıkarılan KOMÜN derginin kuruluş süreçlerinde de Hoca yine aramızda yer aldı. Rahatsızlığından önceki son günlerine kadar da KOMÜN dergisi yayın kurulu üyesi olarak merkezi düzeyde katkı vermekteydi.  KOMÜN Yayın Kurulu toplantılarında en önemli öğüdü yazıların daha kısa olması ve aynı zamanda dijital yayıncılığa geçmemiz yönündeki haklı önerileriydi.  KOMÜN sitesindeki yazıları da bu yönde güncel ve kısa yazılardı.

Günlük gazetede ister genel yayın yönetmenliği yapsın, isterse dış haberler sayfasını yönetsin, değişmeyen ilgi alanı hapishanelerdi. Cezaevlerindeki devrimci tutsaklarla yazışmayı, hak ihlallerini duyurmayı, direnişleri haberleştirmeyi, tutsakların başka hapishanelerdeki gelişmeleri öğrenmesi için uğraşmayı, onların taleplerini seslendirmeyi her dönemde görev bildi. PTT’deki posta kutusu her hafta mahpus mektuplarıyla dolardı. Kitap gönderir, sağlık sorunu yaşayanları ve ihlalleri İHD’ye bildirir, dernekte çalışan eşiyle beraber tutsakların sorunlarına çözüm bulmaya çalışırlardı.

Aykol, tümüyle legal ve açık çalışma yürüttüğü 1990’lardan sonra bile temel gizlilik kurallarını terk etmedi. Sevdiği mesleği olan gazeteciliği yürütmesine rağmen gereksiz hiçbir şey sormamak, öğrenmeye çalışmamak, hiç kimseye gereksiz bilgi vermemek onun yaşam prensibi olmuştu. Zaten az ve öz konuşurdu. Yazılarında da aynı söz tasarrufunu görürdünüz. Bugüne kadar hocanın hiçbir yoldaşını veya dostunu kırdığı görülmemiştir. En istemediği şeydir bu. Fikir ayrılıklarında sert tartışmalara girmekten kaçınır, farklı düşündüğünü netlikle ifade etmekle yetinirdi.

Onu ölümsüz parti ve devrim şehitlerimizin arasına uğurlarken, ideallerine bağlı kalacağımıza söz veriyoruz. Onun yoldaşı olmanın onurunu hep taşıyacağız.

Hüseyin Aykol yoldaş ölümsüzdür!

Yaşasın devrim, yaşasın sosyalizm!

 

PaylaşTweetGönderPaylaşGönder
Önceki Haber

Şiirsel bir masal, lirik bir ağıt: Zâkir

Sonraki Haber

Yanlışta ısrar sadece zararı büyütür…

Sonraki Haber

Yanlışta ısrar sadece zararı büyütür…

SON HABERLER

Barışı savunanlar cezalandırılmaya devam ediyor

Yazar: Heval Elçi
3 Ocak 2026

Adaletsiz İnfaz!

Yazar: Nazlı Buket Yazıcı
3 Ocak 2026

Dosya açık, adalet kapalı: Gülistan Doku nerede?

Yazar: Heval Elçi
3 Ocak 2026

Yanlışta ısrar sadece zararı büyütür…

Yazar: Heval Elçi
3 Ocak 2026

Devrim emekçisi Hüseyin Aykol yoldaşımızı mücadelemizde yaşatacağız!

Yazar: Nazlı Buket Yazıcı
3 Ocak 2026

Şiirsel bir masal, lirik bir ağıt: Zâkir

Yazar: Nazlı Buket Yazıcı
3 Ocak 2026

Güneşin yükselişi

Yazar: Nazlı Buket Yazıcı
3 Ocak 2026

  • İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
yeniyasamgazetesi@gmail.com

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

E-gazete aboneliği için tıklayınız.

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Tümü
  • Güncel
  • Yaşam
  • Söyleşi
  • Forum
  • Politika
  • Kadın
  • Dünya
  • Ortadoğu
  • Kültür
  • Emek-Ekonomi
  • Ekoloji
  • Emek-Ekonomi
  • Yazarlar
  • Editörün Seçtikleri
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Karikatür
  • Günün Manşeti

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır