Rojava’ya yönelik saldırılara karşı İstanbul Şirinevler’de basın açıklaması yapan Din Alimleri, ‘Zulüm tüm insanlığın vicdanını kanatıyor’ diyerek adalet, mazlumdan yana duruş ve zulme karşı ortak sorumluluk vurgusu yaptı
HTŞ-DAİŞ ve Türkiye destekli paramiliter grupların Rojava’ya yönelik saldırılarına ve insanlık suçlarına karşı İstanbul Din Alimleri Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği (İDAYDER) Şirinevler semtinde basın açıklaması gerçekleştirdi. Açıklamaya Din Alimlerinin yanı sıra çok sayıda kişi katıldı. “Bijî Berxwedana Rojava” sloganları atıldı. Basın açıklamasının Kürtçesini Mele Bedreddin Günay okurken Türkçesini Ertan Hamitoğlu okudu.
İnsanlığın karşı karşıya kaldığı en karanlık yüzlerden biri olan zulme karşı durduklarını, seslerini yükselttiklerini ve insana dair her türlü haksızlık, adaletsizlik ve kötülük karşısında birleştiklerini duyurmak için toplandıklarını belirten Ertan Hamitoğlu, “Zulüm, ne bir coğrafyaya ne de bir millete mahsus bir olgudur. Zulüm, yalnızca bireylerin değil, toplumların da ruhunu karartan, vicdanları derinden yaralayan bir karanlık güçtür. Bu güç, Allah’ın emrettiği adalet ve merhamet ilkelerine karşıdır. Zulüm, sadece fiziksel değil, ruhsal ve manevi dünyamızı da tehdit eder. İslam, zulme karşı çıkmayı, adaletin ve hakkın üstün tutulmasını öğütler. Her Müslüman, adaletin sağlanması, mazlumun korunması ve zalimin durdurulması için sorumludur” dedi.
‘Bu zulüm tüm insanlığın vicdanını kanatıyor’
Hamitoğlu, “Kuran’da Allah, şöyle buyurur, ‘Adaletle hareket edin. Adalet, Allah’a yakınlığa götürür’. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) de zulmün her türlüsüne karşı çıkmış, mazlumların yanında durmuş ve her zaman adaletin savunucusu olmuştur. Onun hayatı, zulme karşı verilen mücadelenin en güzel örneğidir. Müslümanlar olarak, bizler de her türlü zulme karşı durmalı, mazlumların sesi olmalı ve adaleti savunmalıyız. Suriye’de, emperyalist güçlerin desteklediği ve DAİŞ’in eski tetikçilerinden oluşan Suriye ordusu, Rojava’da Kürt halkı başta olmak üzere bölge halklarına ve değerlerine karşı uyguladığı vahşet ve barbarlık, ne yazık ki dün olduğu gibi bugün de devam etmektedir. Bu zulüm, sadece bir bölgenin değil, tüm insanlığın vicdanını kanatıyor” diye belirtti.
‘Emperyalist güçler bu zulme ortak olmuşlardır’
Kürt halkının kendi topraklarında, geçmişte onları koruyacağını iddia eden emperyalist güçlerin gözleri önünde, yine aynı güçlerin koruduğu ve desteklediği güçler tarafından zulme uğramakta olduğuna dikkat çeken Hamitoğlu,“Bu zulüm, Suriye Cumhurbaşkanlığı makamında oturan, DAİŞ’in eski tetikçilerinden birinin ordusu ve Türkiye devletinin koordinasyonunda hareket eden paramiliter güçler tarafından gerçekleştirilmekte, Kürt halkı ve bölgedeki diğer mazlumlar, insanlık dışı uygulamalara maruz almaktadır. Dün Kürt halkını yanında olan ama bugün çıkarları için Kürtlerin düşmanlarının yanında yer alan emperyalist güçler, bu zulme ortak olmuşlardır. İslam’ın, insan haklarının ve evrensel değerlerin savunucusu olarak, mazlumun yanında olmak ve zalime karşı durmak en temel sorumluluğumuzdur” diye konuştu.
Göç-Der: Saldırılar göçe zorluyor
Mezopotamya Göç İzleme ve Araştırma Derneği de, Rojava’ya dönük saldırılara ilişkin dernek binasında açıklama yaptı. Burada konuşan dernek Eşbaşkanı Medya Alkan, Rojava’ya yönelik HTŞ ve paramilliter grupların saldırılarının sivilleri hedef aldığını belirtti. Medya Alkan, “Saldırıların Kürt halkı başta olmak üzere bölge yaşayan çok sayıda halkın zorla yerinden edilmesine ve yeniden göçe zorlanmasına neden olmaktadır” dedi.
Saldırıların savaş suçu kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini vurgulayan Medya Alkan, sivil yerleşim alanlarının hedef alınmasının, zorla yerinden etmenin ve yaşam hakkı ihlalinin uluslararası insancıl hukuka aykırı olduğunu ifade etti.
Kaynak: MA









