• İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
11 Şubat 2026 Çarşamba
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
ABONE OL!
GİRİŞ YAP
Yeni Yaşam Gazetesi
JIN
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Yeni Yaşam Gazetesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Ana Sayfa Editörün Seçtikleri

Dr. Michael Wilk: Kobanê için düzenli ve sürekli yardım koridoru şart

11 Şubat 2026 Çarşamba - 10:05
Kategori: Editörün Seçtikleri, Güncel, Ortadoğu

Son 11 yıldır Rojava’ya giden ve Heyva Sor a Kurd’un onur üyesi Dr. Michael Wilk, Rojava’da yaşanan insani, psikolojik ve tıbbi krizi anlattı: 

  • ‘Kobanê’de halk, merkez hükümetle sürdürülen görüşmelerde ‘rehine’ konumunda. Düzenli ve sürekli işleyebilecek bir insani yardım koridorunun açılması şart’
  • ‘Şu ana kadar devletler somut bir destek sunmuş değil. Aksine, bakışlarını daha çok Şam’a çevirdiklerini görüyoruz. Ayrıca bugün çok sayıda DAİŞ’li tutuklu serbest bırakılıyor. Terör yeniden sahada ve Avrupa ağır bir bedel ödeyecek’

Elektrik, su, gıda ve tıbbi malzemeye erişimin neredeyse tamamen kesildiği Rojava’da siviller, bir yandan DAİŞ-HTŞ tehdidiyle, diğer yandan koşulların yetersizliği sebebiyle yaşam mücadelesi veriyor. Kürdistan’ın dört bir yanında ve Avrupa’da dayanışma çağrıları yükselirken, devletlerin stratejik tutumu ve yardımların askıya alınması bölgedeki krizi derinleştiriyor. Doktor ve acil yardım tıp uzmanı Dr. Michael Wilk, DAİŞ’e karşı direnişte ağır bedeller ödeyen Kürtlerin bugün yalnız ve korumasız bırakıldığına dikkat çekerek, ”Federal Almanya Hükümeti’nin de yardımları Şam’daki merkezi hükümet üzerinden planlayacağını düşünüyorum. Bu durumda Rojava ikinci plana itilecektir ve bu açıkça bir skandaldır” dedi.

Son 11 yıldır Rojava’ya giden ve Heyva Sor a Kurd’un onur üyesi Dr. Michael Wilk, Rojava’da yaşanan insani, psikolojik ve tıbbi krizi Yeni Özgür Politika’ya anlattı.

  • Kuşatma altındaki Kobanê’de elektrik, su ve gıdaya erişim neredeyse yok. Bu tabloya tıbbi bakım ve ilaç eksikliği de eklendiğinde, sahadaki sağlık durumunu nasıl değerlendiriyorsunuz?

Kobanê şu anda kuşatma altında. Sonuçları henüz netleşmemiş olsa da, masa başında bazı anlaşmalar yapıldı. Ancak neyin planlandığına dair bir netlik yok. On binlerce insanın yaşadığı Kobanê’de halk, merkez hükümetle sürdürülen bu görüşmelerde “rehine” konumunda. Bu durum hem siyasi hem de insani açıdan reddedilmeli.

Sahadaki koşullar son derece ağır. Yeterli gıda yok, elektrik yok. İnsanlar soğukla mücadele ediyor çünkü evlerini ısıtacak yakıt bulamıyorlar. Fırınlar çalışmıyor; ekmek üretmek için gereken yakıt mevcut değil. İlaç ve tıbbi malzeme ise yok denecek kadar az. Sorunun tek seferlik bir UNHCR konvoyuyla çözülebileceğini düşünmek gerçekçi değil. Düzenli ve sürekli işleyebilecek bir insani yardım koridorunun açılması şart.

  • İnternet bağlantısının kesildiği koşullarda Rojava’yla iletişim kurmak giderek zorlaşıyor. Sürekli sahayla temas halinde olan bir doktor olarak, meslektaşlarınızdan ve bölgedeki halktan size ne gibi bilgiler ulaşıyor?

Son günlerde Kobanê’de bulunan insanlarla doğrudan iletişim kurma imkânım olmadı. Ancak Rojava’nın diğer bölgelerinde bulunan insanlar ve tıbbi alanda görev yapan meslektaşlarımla iletişim halindeydim. Onlar bana ulaştı, özellikle ilaç ve tıbbi malzeme temini konusunda destek istediler. Bu sanıldığı kadar kolay değil. En büyük sorun, sınırı geçebilme meselesi. Sêmalka Sınır Kapısı’nda neler yaşanacağı da henüz netleşmiş değil. Bu belirsizlik hem yardım kuruluşlarını hem de bireysel yardım gönüllülerini zorluyor. Ayrıca Şam’la birlikte çalışan MİT’in arama listelerinde kimler var ya da hangi yardım kuruluşlarına izin verilmiyor bilmiyoruz.

  • Tecrübelerinize dayanarak, şu anda bölgede en acil ihtiyaç duyulan ilaç ve tıbbi malzemeler hangileri?

Saldırıdan önce bölgede ne kadar ilaç ve tıbbi malzeme bulunduğunu bilmiyoruz. Ancak genel olarak en acil ve mutlaka gerekli olan ilaçlar diyabet hastaları için insülin, tansiyon ilaçları, psikiyatrik tedavide kullanılan ilaçlar, antibiyotikler ile kan nakli için gerekli ilaç ve malzemeler. Ayrıca yüz binlerce insanın yaşadığı bu bölgede, özellikle düzenli kullanılması gereken kronik hastalık ilaçlarına çok büyük bir ihtiyaç vardır.

  • UNHCR’nin yardım konvoylarından söz ettiniz. Bunun yanında bireysel ve sivil dayanışma girişimlerini de görüyoruz. Özellikle Almanya’dan gelen destekler açısından baktığınızda, somut bir umut işareti görüyor musunuz? Hangi acil adımlar atıldı ve bu çabaların etkisi ne oldu?

Uzun yıllardır dayanışma içinde olan gruplar ve örgütler şu anda çok daha yoğun çalışıyorlar. Özellikle kent ortaklıkları bu süreçte daha aktif hale geldi. Tıbbi alanda çalışan yardım kuruluşları da maddi ve malzeme desteği sağlıyor, yerelde ihtiyaçlar karşılanmaya çalışılıyor. Beni asıl endişelendiren, devletler düzeyinde eksik kalan yardım ve dayanışmadır. Şu ana kadar devletler tarafından somut bir destek sunulmuş değil. Aksine, bakışlarını daha çok Şam’a çevirdiklerini görüyoruz. Federal Almanya Hükümeti’nin de yardımları Şam’daki merkezi hükümet üzerinden planlayacağını düşünüyorum. Bu durumda Rojava ikinci plana itilecektir ve bu açıkça bir skandaldır. Avrupa ülkeleri ve ABD’nin, Şam’da bir hükümet değişimi yaşandıktan sonra güvenlerini El-Kaide’ye yakın, içinde çok sayıda DAİŞ üyesi ve milisin bulunduğu İslamcı bir yapıya yöneltmelerini de büyük bir skandal olarak değerlendiriyorum. Bu tutum ahlaki ve etik açıdan son derece sorunludur ve tamamen hükmetme hedefiyle ilgilidir. DAİŞ’e karşı direnişte ağır bedeller ödeyen Kürtler bugün yalnız ve korumasız bırakılıyor. Bu aynı zamanda DAİŞ’e karşı mücadelede ağır bedeller ödeyen, yaralanan ve hayatını kaybeden binlerce insanın onuruyla oynamak anlamına geliyor. Bugün çok sayıda DAİŞ’li tutuklunun serbest bırakıldığını ve önümüzdeki süreçte daha fazlasının serbest bırakılacağını da göz önünde bulundurursak, terör yeniden sahada ve Avrupa da ağır bir bedel ödeyecek.

  • Almanya ve bazı ülkeler son günlerde yardımları beklemeye aldı. Bu koşullarda Avrupa halkları neler yapabilir? Kamuoyu baskısı sonuç alabilir mi?

Kamuoyunun bilgilendirilmesi için yoğun bir çalışma yürütülmeli. İnsanlara bölgede neler olup bittiğini aktarmamız gerekiyor. Ülkelerin siyasi aktörleri üzerinde kamuoyu baskısını desteklememiz gerekiyor. İnsan haklarına ya da demokrasiye önem vermeyen, kendi çıkarları doğrultusunda hareket eden otoriter yapılarla yakın ilişkiler kuran bir siyasi oluşumla karşı karşıyayız. Ancak bu olumsuzluğa rağmen, kimi alanlarda siyasi aktörler ve partiler yüzlerini halka da çevirebilir. Örneğin Katalonya hükümeti koşulsuz biçimde Rojava’ya destek sunuyor. Bu destek için Heyva Sor a Kurd ile iletişim kuruyorlar. Bu tür örnekleri çoğaltmamız gerekiyor. Bugün en temel ihtiyaç, yardımların yalnızca Şam üzerinden değil aynı zamanda QSD ve Özerk Yönetim üzerinden iletilmesini sağlamak olmalıdır. Rojava’daki mevcut yönetim yapısına ve Heyva Sor a Kurd gibi kuruluşlara doğrudan yardım aktarılması en önemli hedefimiz olmalı.

  • Kobanê’de DAİŞ’e karşı verilen mücadelede 11 bin insan hayatını kaybetti. Avrupa ülkeleri ise bu süreci büyük ölçüde seyirci olarak izledi. Yeni bir “siyah akımın” yeniden Avrupa’ya yönelme ihtimali olduğunu düşünüyor musunuz?

Birçok kez Hol Kampı’na gittim. Kadınlarla yaptığımız görüşmelerde her fırsatta hala DAİŞ’li olduklarını açıkça ifade ettiler. Bu kadınlar fanatik tutumlarından bir adım bile geri atmadılar. Aynı durum DAİŞ’li erkekler için de geçerli. Bu nedenle yeniden örgütlenme tehlikesinin son derece büyük bir olasılık. Elbette kaç kişinin Avrupa’ya yönelmek isteyeceğini kesin olarak söylemem mümkün değil. Ancak şunu da çok iyi biliyoruz ki, çok sayıda DAİŞ’li militan bugün HTŞ saflarında ya da Türkiye ile yakın ilişkiler içinde olan Suriye Ulusal Ordusu’nda yer alıyor. Yani DAİŞ zaten yıllardır vardı, şimdi daha da güçlenecek ve o bölgede yeniden örgütlenecek.

  • Rojava’da insanlar DAİŞ-HTŞ tehdidi altında büyük bir korku yaşıyor ancak topraklarını terk etmemekte kararlılar. Bu koşulların insanların zihinsel, psikolojik ve fiziksel durumuna yansımasını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Üç ya da dört kez göçe sürüklenen insanları tanıyorum. Örneğin bazıları Efrîn’den Şehba’ya kaçmak zorunda kaldı; sonra Şehba’dan Til Temir’e geçti. Bugün yine kaçış yollarındalar. Çünkü insanlar, haklı olarak, “barış” denilen şeye güvenmiyor. HTŞ’nin nasıl davranacağından emin değiller. Bu korku ikliminde en büyük tehlike altında olanlar Êzîdîler. Çünkü DAİŞ ve İslamcı yapılar onları “av” olarak tanımlıyor; köleleştirilebilecek insanlar olarak görülüyorlar.

Bu süreç geniş çaplı bir vahşete dönüşmeden önceki aylarda bile insanların ne kadar bıktığı, ne kadar yorulduğu yüzlerinden okunuyordu. Bugün pek çok insan beklenildiği gibi direnemiyor çünkü güçleri kalmadı. Sinir sistemleri ve psikolojik dayanıklılıkları artık dayanılabilir sınırı aştı. Özellikle de bir gelecek göremeyen, yıllardır altyapısı sürekli yıkılan, her seferinde yeniden kaçmaya zorlanan çocuklu aileler. Kaçan insanlar çoğu zaman okullara sığınıyor. Yereldeki çocuklar eğitim alamıyor. İnsanların bir bölümü artık direnme gücünü kaybetmiş durumda. Bu tabii ki Erdoğan rejiminin stratejisi. İnsanları sürekli göçe zorlamak, yaşam kaynaklarını her defasında yerle bir etmek, altyapıyı yok etmek, baskı ve şiddetle mücadele imkânlarını daraltmak insanların yıpranmasını hedefleyen bir strateji.

11 yıldır Rojava’yla

Son 11 yıldır Rojava’ya giden Dr. Wilk, Heyva Sor a Kurd’un onur üyesi (Ehrenmitglied). 2014 yılından bu yana mesleki ve insani yardım çalışmalarına öncülük ediyor ve aktif katılıyor. 2015-2016 yıllarında yapay böbrek cihazları için yedek parçalar temin etti ve bu parçaları (sırt çantasında) bizzat Dêrik’teki diyaliz makinelerine ulaştırdı, uzmanların desteğiyle cihazların onarılmasına katkı sundu. Heyva Sor a Kurd için yüksek miktarlarda bağış topladı ve bu bağışların bir kısmının Qamişlo’daki protez üretim merkezine aktarılmasını sağladı.

2016-2017 yıllarında, DAİŞ’e karşı mücadele döneminde Minbic’te doktor olarak görev yaptı ve yaralıları tedavi etti. Reqa’da, acil tıbbi ilk yardım ekiplerine eğitimler verdi. Daha sonra Efrîn ve Şehba’da, Heyva Sor a Kurd ile birlikte tıbbi görevlerde bulundu. 2019 yılında Til Temir’de görev yaptı ve yaralıların tedavisini üstlendi.

Almanya’nın birçok kentinde çok sayıda Rojava ile ilgili bilgilendirme etkinliğine panelist ve konuşmacı olarak katıldı. Sendikal inisiyatifler, sol gruplar ve Rojava dayanışma inisiyatifleri tarafından düzenlenen sayısız etkinlikte yer aldı. Çok sayıda köşe yazısı, analiz ve dergi raporu kaleme aldı. Çeşitli söyleşiler verdi ve farklı televizyon kanallarıyla iletişim halinde oldu.

Kuzey ve Doğu Suriye’deki dayanışma çalışmalarını ele alan “Erfahrung Rojava (Rojava Tecrübesi)” adlı kitabı yayınladı. 2025 yılında, Alman televizyon kanallarında “Erdoğan’s Kampf gegen die Kurden (Erdoğan’ın Kürtlere Karşı Mücadelesi)” adlı belgesel filmi yayınladı.

Söyleşi: Nihal Doğan / Yeni Özgür Politika

PaylaşTweetGönderPaylaşGönder
Önceki Haber

Hoşyar Sarıyıldız: Kayyım kararı süreci sabote ediyor

Sonraki Haber

Amed’deki yurttaşlar: Abdullah Öcalan’ın halkın içinde olmasını istiyoruz

Sonraki Haber

Amed'deki yurttaşlar: Abdullah Öcalan'ın halkın içinde olmasını istiyoruz

SON HABERLER

Nadine Maenza: ABD Kürtleri korumak için Şara’ya gerçek bir baskı uygulamalı

Yazar: Yeni Yaşam
11 Şubat 2026

Akın Gürlek yerine vekalet edecek isim Can Tuncay oldu

Yazar: Yeni Yaşam
11 Şubat 2026

İran ve Rojhilat’ta bilanço ağırlaşıyor: 7 bin kişi katledildi, 53 bin gözaltı

Yazar: Yeni Yaşam
11 Şubat 2026

Wan Gölü havzası kamu kurumlarının gaspı altında

Yazar: Yeni Yaşam
11 Şubat 2026

Rojava’da anadilde eğitim nasıl inşa edildi?

Yazar: Yeni Yaşam
11 Şubat 2026

2026 ve sonrası: finansal kriz, emperyalist savaş ve otokrasi (II)

Yazar: Yeni Yaşam
11 Şubat 2026

Çiçek Otlu’dan ESP ile dayanışma çağrısı: Yan yana olmalıyız

Yazar: Yeni Yaşam
11 Şubat 2026

  • İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
yeniyasamgazetesi@gmail.com

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

E-gazete aboneliği için tıklayınız.

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Tümü
  • Güncel
  • Yaşam
  • Söyleşi
  • Forum
  • Politika
  • Kadın
  • Dünya
  • Ortadoğu
  • Kültür
  • Emek-Ekonomi
  • Ekoloji
  • Emek-Ekonomi
  • Yazarlar
  • Editörün Seçtikleri
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Karikatür
  • Günün Manşeti

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır