ABD emperyalizmi ile Netanyahu’nun Siyonist yönetimi, 28 Şubat 2026’dan bu yana İran’a açık savaş açtı. Saldırılar 15. gününde devam ediyor. Tahran, başta olmak üzere stratejik noktalar vuruluyor. 1300’den fazla sivil hayatını kaybetti; bir ilkokula isabet eden ve 160’tan fazla kız çocuğunu katleden füzenin ABD’ye ait olduğu kesinlik kazandı. Petrol fiyatları 100 doları aştı, Hürmüz Boğazı’nda tankerler hedef alındı, bölge tam bir yangın yerine döndü. Gerici Arap monarşileri üslerini ABD ve İsrail’e açtı, İspanya hariç emperyalist blok İsrail-ABD safında yer aldı. İsrail savaşı Lübnan’a taşıdı. İran’ın misilleme füzeleri Tel Aviv, Hayfa gibi yerleri vuruyor; Hizbullah’la koordineli saldırılar düzenleniyor. Yemen’den Irak’a, Suriye’den Lübnan’a uzanan aktif bir Şii cephe var.
İran’da molla diktatörlüğü
İran’da da halk düşmanı bir teokratik rejim 47 yıldır baskıyı sürdürüyor. Şah’ın SAVAK’ını aratmayan işkence, idam, toplu infazlar devam ediyor. Sol örgütler, sosyalist hareketler, işçi hareketi ve sendikalar neredeyse yok edildi. Kürtler, Azeriler, Beluçlar, Araplar sistematik olarak eziliyor. Kadınlar eşitlik istediği için, gençler özgürlük aradığı için hedefte. Vinçlerdeki idamlar halka seyirlik yapılıyor. “Devrim Muhafızları” ve “Devrim Mahkemeleri” ölüm makinesi gibi çalışıyor. Dini Lider Hamaney’in öldürülmesinden sonra yerine geçen oğlu Mücteba Hamaney’in de vurulduğu iddiaları var. Savaşın ortasında bile muhalif avı sürüyor. Kürt bölgeleri bombalanıyor. Sokaklarda infazlar, zindanlarda on binlerce tutuklu var.
Emperyalist saldırı meşru değil
Bu vahşi gerçekler, ABD-İsrail’in, İran’a saldırmasını asla haklı kılmaz. Çocuk cesetleri, yanan rafineriler, açlık tehdidi… Bu, “özgürlük” değil, petrol ve hegemonya savaşıdır. Devrimciler ne Molla rejiminin koruyucusu olur ne de emperyalist-siyonist haydutların yandaşı. İkisi de halk düşmanıdır. İkisi de halkın direnişini hak ediyor.
İran ve Ortadoğu’da bağımsız devrimci tutum
İranlı işçiler, emekçiler, ezilen uluslar (Kürt, Azeri, Beluç, Arap…) “ya diktatörlük ya da işgal” ikilemini reddediyor. İranlı bağımsız birçok örgüt açıklamalar yapıyor, mücadele ediyor. Devrimci-yurtsever örgütlerin çağrıları üzerinde durarak iki halk düşmanı cepheye karşı da mücadele etmek gerek. Ne Molla rejimini ne ABD-İsrail kampını desteklemek gerek. İşçi ve emekçilerin, ezilen halkların kendi doğru yolunu inşa etmeleri gerek. Tarih, bu tür kaos ve manipüle edici ideolojik-politik bombardımana karşın, doğru yolu gösteren derslerle doludur. Birinci Emperyalist Paylaşım Savaşı’nda kendi burjuva hükümetlerini savunan sosyal şovenistlere karşı Lenin’in enternasyonalist çizgisi yol göstericidir. Hem kendi diktatörlüğüne hem dış saldırgana karşı durmak gerek.
Savaşı durdurmak, devrimi büyütmek
Öncelikle savaş durdurulmalıdır. Ama devrimciler kaosu izlemekle yetinmez; işçi-emekçi-ezilen halklar lehine devrimci müdahale arar. Molla rejimini ayakta tutmak ya da halk direnişlerini “dış mihrak” diye suçlama çabasındaki söylemelere aldırmadan, devrime olanak yaratma çabasını güçlendirir. Emperyalist savaşları, kirli savaşları devrime çevirmek için gösterilecek her çaba tarihsel önemdedir.
Bitmeyen direniş: Jin, Jiyan, Azadî
İran’da önemli bir tarih ve mücadele var. Şah’a karşı sınıfın ve halkların direniş deneyimi var. Kürt halkının özgürlük mücadelesi hiç bitmedi. İktidarı gasp eden mollaların kanlı katliamlarına ve ezme hareketlerine karşın bitimsiz bir direniş… Yine, Mahsa Amini’nin katledilmesiyle patlayan isyanın ateşi sönmedi. Kadınlar, gençler, işçiler hem başörtüsü zulmüne hem ekonomik çöküşe karşı direndikleri gibi işgale karşı da direniyor. “Jin Jiyan Azadî” sloganı bugün hem Molla rejimine hem emperyalist-siyonist saldırganlığa karşı evrensel bir çağrı gibi yankılanıyor.
Tarihsel sorumluluk
Bu kritik dönemde asıl mesele; İran’da ve tüm bölgede işçi ve emekçiler, ezilen halklar içinde bağımsız devrimci-demokratik örgütlenmeyi güçlendirmek, enternasyonalist dayanışmayı yükseltmektir. Kürt halkının ulusal-demokratik taleplerini, kadınların özgürlük mücadelesini, işçilerin sınıfsal taleplerini devrimci bir programda birleştirmek tarihsel sorumluluktur.
Ne Molla rejiminin destekçisi olmak ne ABD-İsrail’in değirmenine su taşımak… Tek yol: İşçi sınıfı, emekçiler, Kürt halkı, kadınlar ve tüm ezilenlerin bağımsız mücadelesini örgütlemektir. Üçüncü bir yol açmalı… Bu mücadele, hem dinci diktatörlüğü hem emperyalist-siyonist saldırıyı yenecek, bölgeye gerçek özgürlük ve demokratikleşmeyi getirecektir. İranlı devrimcilere, Kürt devrimci örgütlerine, işçi ve halk davası devrimcilerinin sesine kulak vermeli. Devrimci-yurtsever parti ve örgütlerin bağımsız çizgileri önemli. Halkların boğazlaşmasını reddeden, bölge halklarının birliğini ve ortak mücadelesini güçlendiren her adım destek buluyor. Ve bu kaotik tarihi anı İran’da ve bölgede devrimler lehine çevirmek, devrimcilerin, halkaların elinde…
- Rojava direnişi ve devriminin önemli isimlerinden Salih Müslüm yaşamını yitirdi. Büyük kayıp. Ailesinin, Kürt halkının ve dostlarının başı sağ olsun!









