ABD’de yayınlanan üç milyonu aşkın Epstein belgeleri, küresel düzeyde kriminal bir oligarşiyi önemli ölçüde ortaya çıkarırken, bunun Ortadoğu ayağı dikkatlerden kaçıyor
ABD Adalet Bakanlığı, 3 milyonu aşkın belgeyi, 2 bini aşkın videoyu ve 180 bin fotoğrafı paylaştı. Bunlar 2019’da cezaevinde öldüğü bildirilen Jeffrey Epstein etrafından şekillenen cinsel ve finansal ağa ilişkin. Fuhuş ve cinsel şiddet amaçlı çocuk trafiği ağıyla kurulan bu küresel mimarinin bağlantıları arasında ABD Başkanı Donald Trump’tan İngiltere Kralı’nın kardeşine, Elon Musk’tan Bill Gates’e, Bill Clinton’a kadar çok sayıda güç odağı yer alıyor.
Bu ağda cinsel şantaj ve şiddetle birlikte her tür para akışı iç içe geçerken, kriminal kapitalizmin merkezinde kendilerine her şeyi yapmayı hak görenlerin tam bir cezasızlık içerisinde daha fazla zenginleşme, kontrol etme ve yönetme arzusu öne çıkıyor. Süperstarlar, milyarderler, bankacılar, diplomatlar, teknoloji elitleri ve çocuk fuhuşundan mahkûm edilmiş isimler aynı yapının farklı halkalarını oluşturuyor.
Epstein’ın Ortadoğu hattı: BAE, Suudi Arabistan, Katar
Peki buzdağının sadece görünen yüzünde Körfez ülkeleriyle hangi bağlar öne çıkıyor?
Şubat 2026’da kamuoyuna açıklanan yeni mahkeme belgeleri, Jeffrey Epstein’in Körfez elitleriyle kurduğu derin ilişkileri açığa çıkardı. Dosyalara göre Epstein, özellikle Birleşik Arap Emirlikleri ve Suudi Arabistan’daki nüfuzlu isimlerle finansal ve kişisel bağlantılar geliştirerek, yüksek düzeyli yatırımlara ve siyasi temaslara aracılık etti.
Belgelerde öne çıkan isimlerden biri Dubai Ports World (DP World) CEO’su Sultan Ahmed bin Sulayem. Epstein ile Sulayem’in 2007’den itibaren düzenli yazıştıkları görülüyor. Dubai Emirliği’ne bağlı DP World, Orta Doğu ve Afrika’daki yayılmasını BAE’nin dış politika hamleleriyle birlikte yürütürken, Epstein bu süreçte bir tür aracı rolü üstlenmiş görünüyor.
Dosyalara göre Epstein, Sulayem ile eski İsrail Başbakanı Ehud Barak arasında görüşmeler ayarladı; bu temaslar, 2020’de imzalanan İbrahim Anlaşmaları’ndan yıllar önce Emirlik sermayesinin İsrail şirketlerine yönlendirilmesini amaçlıyordu.
Sultan Ahmed bin Sulayem’in Epstein’in Karayipler’deki özel adasını ziyaret ettiği, hatta 2016’da bitişikteki bir adayı satın aldığı da belgelerde yer alıyor. İkilinin e-postalarında açık cinsel içerikli mesajlar ve kadınlar üzerinden yapılan pazarlıklar dikkat çekiyor.
Suudi Arabistan ve Veliaht Prens
Epstein’in Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman (MBS) ile bağlantıları da dosyalarda yer aldı. Epstein’in çevresine MBS ile ilişkisiyle övündüğü, eşyaları arasında birlikte çekilmiş bir fotoğrafın bulunduğu belirtiliyor.
2016–2017 yıllarına ait yazışmalarda MBS’nin Epstein’e lüks hediyeler gönderdiği, ayrıca Suudi kraliyet sarayına yakın danışmanlardan Raafat Al-Sabbagh ile doğrudan temas kurduğu görülüyor.
2019’da yapılan bir aramada Epstein’in 1980’lerden kalma sahte bir Avusturya pasaportuna sahip olduğu ortaya çıktı. Pasaportta ikamet yeri olarak Suudi Arabistan yazıyordu.
Kabe örtüsü parçaları florida’ya taşındı
Belgelerde yer alan en çarpıcı ayrıntılardan biri, 2017’de Kâbe’yi örten kutsal örtüden (Kisve) üç parçanın Suudi Arabistan’dan Epstein’in Florida’daki malikanesine taşınması. Bu sürecin, Emirlikler bağlantılı aracı kişiler ve Emirlikli iş kadını Aziza Al-Ahmadi üzerinden organize edildiği belirtiliyor.
Katar ve eski silah tüccarları
Epstein’in 2018’de Ehud Barak ile Katar’ın eski başbakanı Hamad bin Jassim bin Jaber al-Thani arasında gizli bir görüşme ayarladığı da belgelerde yer aldı.
Ayrıca Epstein’in 1980’lerde ünlü Suudi silah tüccarı Adnan Kaşıkçı ile temas halinde olduğu bilgisi de dosyalarda yeniden doğrulandı.
DIŞ HABERLER









