• İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
2 Ocak 2026 Cuma
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
ABONE OL!
GİRİŞ YAP
Yeni Yaşam Gazetesi
JIN
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Yeni Yaşam Gazetesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Ana Sayfa Yazarlar

Eşik zamanı: Barışa semah dönmek

2 Ocak 2026 Cuma - 00:00
Kategori: Yazarlar, Zeynel Kete

Yeni bir yılı geride bırakırken, yeni bir yılın eşiğindeyiz. Alevi inancında her eşik yalnızca bir takvim değişimi değildir; yüzleşmenin, niyet etmenin, hakikate bir adım daha yaklaşmanın ve özgür yaşamın çağrısıdır.

2025 yılı, Aleviler açısından ne yazık ki yine inkârın, eşitsizliğin ve görmezden gelinmenin sürdüğü bir yıl oldu. İnancımız hâlâ tanınmıyor. Alevi Bektaşi Cemevi Başkanlığı, inancımızı Türk-İslam anlayışının kültürel alt birimi olarak görmektedir. Yüzleşme hâlâ erteleniyor; kutsal mekânlarımız baskı altındadır. Dinci, milliyetçi, cinsiyetçi bir eğitim modeli kamusal alanın her tarafına yayılmış. Bu tabloyla yüzleşmeden, bu acılarla hesaplaşmadan yeni bir yıldan gerçek bir umut beklemek zor!

Zaman, zulüm deryasının çoğalması değil; ışığın örgütlendiği, Hak kelamının delil olduğu, ana kadının kelamının nur olup meydan açtığı zamandır. Zaman, zulmün ve nahak anlayışın kader olmadığını; barışın bir irade olduğunu hatırlatma zamanıdır.

Yaşadığımız topraklar çok acı gördü. Her dem anaların havarları gök kubbeye ulaşırken, masum-u pak evlatlarımızın kanları toprağı mekân tuttu. Oysa toprak, kanın değil; Hakk’ın görünür olduğu mekândır. Hak, tende ve canda kendini var eder.

Zaman, barışın bir irade olduğunu beyan etme zamanıdır. Haykırma zamanıdır. Barışa çerağ uyandırmak, Hak aşkı ve Hızır gayretiyle özgürlüğe semah dönmek zamanın ruhuna uygundur. Hakikate aşk ile bağlı olanlar çok acı gördü. Yunus’un dediği gibi:

“Aşk ile yürüyen sırtında dünyayı taşır,

Aşksız yürüyen beden diye bir ceset taşır.”

Evet, barışı ve demokrasiyi esas alanlar sırtında dünyayı taşıyor. Barış ve demokratik toplum için silahlarını çerağ yapanlar, sırtında dünyayı taşıyanlardır.

Kimliği, hafızası, mezar taşı, varoluşları yok sayılanlar; cenazeleri günlerce sokakta kalanlar; evlatlarının ölüsü kokmasın diye buzdolabına koymak zorunda kalan anneler; evlatlarının cenazesi yerine bir bez torba kemikle karşılaşanlar… Bugün barışa semah dönüyorlar. Bütün evren semah dönerken, barışsız bir yaşam olur mu?

Semah dönmek, barışa pervane olmaktır. Semah dönmek, bir özgürlük arayışıdır.

Yolumuz, darağacını Hakk’ın miracını bilenlerin yoludur. Nesimi’nin derisi, Mansur’un canı, Pir Sultan’ın duruşu, Seyit Rıza’nın direncidir. Biz biliriz ki yolumuz inkârın, imhanın, zulmün; arsızın, hırsızın, nursuzun yolu değildir. Yolumuz ikrarın yoludur. Yolumuz tekçiliğe, dinciliğe, milliyetçiliğe, cinsiyetçiliğe nazar eylemez. Yolumuz ele nazar eyler, dile nazar eyler. Hakikat pazarında hezar eyler.

Şiddetin toplumsallaştığı, toplumun rızasızlaştığı yola minnet eylemeyiz. Rızasızlık zalimliktir. Yetmiş iki milletin ikrarlı birliğine niyaz olmayanlar, zalime talim edenlerdir. Bizler, zalimin talim ettiği yola minnet eylemeyiz.

Rıza toplumunda cümle canın varlığı, birliği, dirliği; kelamı, kimliği ve kültürü zulme uğratılmaz. Her can, Hakk’ın varlık deryasıdır. Doğum kapısıyla ispat olunan Hakk’ın kendisidir. Cümle canın varlığını yok saymak, Hakk’ı yok saymaktır. Hak kelamı anlamını yitirirse, cümle canın varoluş nedeni yok edilir.

Her tarihsel kelam meydana çağırır, yol aldırır. Barış ve demokratik toplum kelamı ise bu yüzyılın meydanını açmıştır; yol aldıracaktır.

Yeni yılda talebimiz nettir:

Savaş değil barış,

ölüm değil yaşam,

baskı değil özgürlük,

rant değil emek,

nahak değil Hak,

karanlık değil çerağ,

inkâr ve imha değil eşit ve özgür yurttaşlık.

Anaların ağlamadığı, babaların evlatlarını toprağa gömmediği; doğanın talan edilmediği; bütün farklılıkların barış için meydan açıp dara durduğu, birbirleriyle niyazlaştığı bir memleket mümkündür. Bugün olmazsa yarın çok geç olur.

Aleviler barışı ve demokrasiyi Cem meydanlarında, Mansur darında öğrendiler. Hak ve hakikatin yanında durmayı, barışa semah dönmeyi ibadetten sayarlar.

Zaman kemâlette yol almak zamanıdır. Marifet sahibi olmak zamanıdır. Marifet sahibi olan irfan sahibi olur. İrfan ehli olmak, zaman ve mekânın ruhuna uygun gayret etmektir; çarkı pervaz hâlini almaktır. İrfan sahibi olan her can, barış ve demokratik toplum mücadelesine ikrar verir.

İrfanlaşmak, kemâlet sahibi olmak, marifet ehli olmak; aynı zamanda kendini bilmektir. Kendini bilen özünü yoklar; Hakk’ı bilir, toplumsal hakikati bilir, demokratikleşir. Zalimin talim ettiği yoldan gitmemek, rızasız lokma yememek demokratik olmaktır; kendini bilmektir.

Alevi sürekleri her dönemin hakikat arayışına ikrar vermiştir. Bu dönemin hakikat arayışı ise “barış ve demokratik toplum” kelamıdır. Her dönemin Hak kelamı meydan açmış, dertlere derman olmuştur. Her dönemin hakikatine ikrar vermek, toplumsal değerlere öncülük etmektir. Pir olmak bu manaya gelir; kemâlet budur.

Bütün mücadeleler, sonuç itibarıyla demokratik toplum mücadelesidir; komünal yaşamda ısrar etme mücadelesidir. Alevi hakikatleri, komünal olanda ısrar etmiştir. Komün olmak, demokrasi inşa etmektir. İnşa edilen şey ise Rıza toplumu, derya toplumudur.

2026 yılına girerken açıkça söylüyoruz: Biz bu topraklarda misafir değiliz. Bu ülkenin kuruluşunda gayretimiz var.

İnancımız, kimliğimiz ve yaşam biçimimiz pazarlık konusu değildir. Barışı savunmak inancımızın gereğidir. Alevi öğretisi, zulme rıza göstermemeyi ve mazlumun yanında saf tutmayı emreder.

Barışa çerağ uyandıranlara aşk ile…

PaylaşTweetGönderPaylaşGönder
Önceki Haber

Linyit, çıra ve kıvılcım

Sonraki Haber

Kürtçe sanat için bir ara bilanço

Sonraki Haber

Müzakereler somutlaşmıyor

SON HABERLER

Suça ortak olmamanın onuru…

Yazar: Heval Elçi
2 Ocak 2026

Enerjide ‘büyük’ oyunlar!

Yazar: Aziz Oruç
2 Ocak 2026

Suriye’yi kim bölüyor?

Yazar: Heval Elçi
2 Ocak 2026

Müzakereler somutlaşmıyor

Yazar: Aziz Oruç
2 Ocak 2026

Kürtçe sanat için bir ara bilanço

Yazar: Aziz Oruç
2 Ocak 2026

Eşik zamanı: Barışa semah dönmek

Yazar: Heval Elçi
2 Ocak 2026

Linyit, çıra ve kıvılcım

Yazar: Heval Elçi
2 Ocak 2026

  • İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
yeniyasamgazetesi@gmail.com

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

E-gazete aboneliği için tıklayınız.

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Tümü
  • Güncel
  • Yaşam
  • Söyleşi
  • Forum
  • Politika
  • Kadın
  • Dünya
  • Ortadoğu
  • Kültür
  • Emek-Ekonomi
  • Ekoloji
  • Emek-Ekonomi
  • Yazarlar
  • Editörün Seçtikleri
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Karikatür
  • Günün Manşeti

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır