27 Kasım 1978 yılında Fis’te ilan edilen an, 47 yıl sonra Amed meydanında hayat buluyor. Fis’te otuz genç ile başlayan mücadele 47 yıl sonra dört parça Kürdistan’da milyonlar ile yeni bir evreye evriliyordu
Selman Çiçek
PKK Lideri Abdullah Öcalan’ın tarihi açıklaması Amed ve Wan’da yüzbinler dinledi. Yüzbinlerce yurttaş, bu tarihi anlara tanıklık etti. Bu anları yazmak, kelimelere dökmek o an da yaşanan duygular kadar zor olacak. Bir ana sığdırılmış elli yıllık mücadele ve o anda bir tarih yazıldı. İşte o tarihe milyonlar eşlik etti.
Çağrı için platformun kurulacağı Şêx Seîd Meydanı’na öğle saatinden sonra insanlar akın akın gelmeye başladı. Yine her zamanki gibi ilk olarak anneler geldi. Elli yıllık mücadelenin en büyük yükünü taşıyan anneler yine en öndeydi. Beyaz tülbentlerini bu sefer daha özenle giymişlerdi. Bir eyleme gitmekten çok Newroz’a gider gibi hazırlanıp gelmişlerdi. Annelerin ardından alana gençler girmeye başladı. Tabi, gençlerin gelmesi ile alan daha çok hareketlenmeye başladı. Daha çağrının yapılmasına üç saat vardı. Türküler söylenmeye, halaylar çekilmeye başlandı. Dillerde “Bijî Serok Apo” sloganları ise hiç düşmedi. Bu sloganları yıllarca alanlarda atan, belki de defalarca bunun için ceza alıp zindanlarda yatan gençler, bugün daha bir coşkulu ve inançla sloganlarını atıyorlardı.
Çağrının yapılacağı saat yaklaştıkça alana akın akın gelişler devam ediyordu. Henüz meydanın kapıları açılmamıştı. İnsanlar, arama noktalarının önünde büyük kalabalıklar oluşturmuştu. Böylesi bir gelişi, daha önce sık sık Newrozlarda görürdük. Yurttaşlar, Newroz’a gider gibi alana akmaya başladılar. Herkesin dilinde şarkılar ve şarkıların coşkusu ile çekilen halaylar.
Alana gelmeye başlayan birçok yurttaş, kendi aralarında sürecin kritiğini yapıyordu. “Çağrı ne olacak?” sorularını birbirlerine soruyorlardı. Elbette çağrı, onlar için önemliydi. Sohbetlerini dinlediğimizde bu mücadeleyi çok yakından tanıyan insanlar, çağrının az çok ne olduğunu biliyordu. Kürt halkı böyle bir halktı. Belki de dünyanın hiçbir yerinde yoktur böylesi bir halk. Yaşanan sürecin bilincinde, ne olacağını kestirebilen bir halktı. Ama onlar için daha da önemlisi; Abdullah Öcalan’ı görmek hissiydi. Amed halkının en büyük hayalidir; Amed meydanından Abdullah Öcalan ile buluşmak ve Mazlum ile Kemal’in heykelini yapmak. Belki de onların heyecanı, bu hayalin gerçekleşmesine bir adım atılmasıydı.
Dört gibi kapıların açılması ile meydan on dakika içinde doldu. Yüzbinler meydanı doldurmuş, meydanın sonu görülmüyordu. Saatler ilerledikçe meydana gelişler ise devam ediyordu. Meydan onlara yetmemişti, binlerce insan da, asrın çağrısına meydanın dışından tanıklık etti. Çağrının yapılacağı saat yaklaştı. Heyecan da coşku da arttı. “Biji Serok Apo”, “Be serok Jiyan nabe” sloganları artık tüm Amed’i inletiyordu. Alanda açılan “Durumumuz tabi ki kudretlidir” belki de alana gelen herkesin hissiyatını özetleyen pankarttı.
Ve on gelmişti. Asrın çağrısının yapılacağı an. Heyette yer alan Sırrı Süreyya Önder’in sesinin duyulması ile birlikte, zılgıtlar ve “Biji Serok Apo” sloganları Amed’i inletti. Asrın çağrısı halkın coşkusu ile buluşmuştu. O buluşma bir tarihin yazılmasına neden oluyordu. Tıpkı 27 Kasım 1978 yılında Fis’te ilan edilen an, 47 yıl sonra Amed meydanında hayat buluyor. Fis’te otuz genç ile başlayan mücadele 47 yıl sonra dört parça Kürdistan’da milyonlar ile yeni bir evreye evriliyordu.
Çağrının bitmesi ile meydan derin bir sessizliğe büründü. Kelimelerin kıyafetsiz kaldığı bir andı. Herkes duygulanmış, bir çoğu da gözyaşlarına hakim olamamıştı. Elli yıllık mücadelenin bir duygu boşalma anıydı. Bu anı daha önce zindanlarda uzun yıllar kalan tutsakların tahliyesinde görmüştüm. Otuz yılın ardından tahliye olan tutsaklar, ailelerine ve özgürlüğüne kavuştuklarında derin bir sessizliğe bürünürler. Gözleri dolar. Çünkü, geride bıraktığı arkadaşları vardı. O an onları düşünür, onları geride bırakmanın üzüntüsü daha hakim olur ruh halinde. Amed meydanındaki hüzün ise, elli yıllık mücadelede kaybettikleri sevdikleri içindi. Her biri en yakının kaybetmişti. Ve o anda onları en derininde yaşıyorlardı.
O an coşkunun ve hüznün bir aradalığına tanık olduk. Bugün bir tarihe tanık olduk. 47 yıl önce Fis’te yakılan ateş bugün Amed Meydanı’nda bir kez daha yakıldı. Bu kez barış için yakıldı.