• İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
20 Şubat 2026 Cuma
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
ABONE OL!
GİRİŞ YAP
Yeni Yaşam Gazetesi
JIN
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Yeni Yaşam Gazetesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Ana Sayfa Dünya

Fransa’da siyasi kutuplaşma: Tehlike çanları çalıyor

20 Şubat 2026 Cuma - 14:34
Kategori: Dünya

Lyon’da aşırı sağcı bir aktivistin ölümüyle tetiklenen şiddet dalgası, parti binalarına yönelik saldırılar ve karşılıklı suçlamalarla Fransa’da siyasi iklim daha da sertleşti

Fransa’da son haftalarda yaşanan siyasi şiddet olayları, özellikle Jean‑Luc Mélenchon liderliğindeki La France İnsoumise (LFI) çevresine yönelik saldırı ve tehditler, ülkede uzun süredir biriken sağ-sol kutuplaşmasını yeniden sert biçimde gündeme taşıdı. Lyon’da aşırı sağcı bir aktivistin ölümüyle başlayan süreç; parti binalarına vandalizm, bomba ihbarları ve karşılıklı suçlamalarla kısa sürede ulusal bir krize dönüştü. Bu gelişmeler, Fransa’nın zaten kırılgan olan siyasi dengelerinin, yaklaşan seçimler bağlamında ne kadar gerilimli bir zemine oturduğunu açık biçimde gösteriyor.

Quentin Deranque isimli 23 yaşındaki aşırı sağcı aktivist, 12 Şubat Perşembe günü Lyon’da, antifaşist bir grupla yaşanan gerilim sırasında linç edildi. Yetkililer, LFI’ye yakın Jeune Garde adlı anti-faşist grubun üyelerini suçluyor ve birçok kişi gözaltına alındı. Tüm siyasi ve toplumsal örgütlenmeler, bu şiddet olayını sert biçimde kınadı. Sol cephede, bu dramın araçsallaştırılmasına da yoğun bir tepki var. LFI ise uzun bir süredir, yürüttüğü politikalar ve sorunlara yaklaşım yöntemleri ile hedefte yer alıyor. Sağcı aktivistin ölümünden önce, hükümet 2016’da kurulan LFI’yi ilk kez “aşırı sol” kategorisine aldı. LFI, bu karara itiraz etti. Son yıllarda giderek daha belirginleşen “çatışmacı siyaset”, sistematik bir şekilde kutuplaşmayı derinleştirdi.

Siyasal şiddet dalgası

Kuşkusuz Fransa’da siyasal şiddet yeni bir olgu değil; ancak son olaylar, bunun hem sembolik hem de örgütsel düzeyde yeniden yükseldiğini ortaya koydu. Lyon’daki ölümle sonuçlanan saldırı, sadece kriminal bir vaka olarak kalmadı; kısa sürede ideolojik kimliklerin çatıştığı bir “siyasi hesaplaşma” anlatısına dönüştü. Özellikle aşırı sağ çevreler, olayı sol hareketlerin radikalleşmesinin kanıtı olarak sunarken; sol aktörler bunun provokatif ve münferit bir olay olduğunu vurguladı.

Olay sonrası LFI ofislerine yönelik saldırılar ve Paris’teki merkez binasının bomba ihbarıyla tahliye edilmesi, gerilimin sokak boyutuna taşındığını gösterdi. Bu durum, Fransa’da siyasetin yalnızca parlamenter alanla sınırlı kalmadığını; kimlik, güvenlik ve ideoloji ekseninde fiziksel mekânlara ve sembollere yönelen bir mücadeleye dönüştüğünü ortaya koyuyor.

Sağ-sol kutuplaşmasının tarihsel zemini

Fransa’da sağ ve sol arasındaki ayrım, modern siyasal tarihin en köklü ideolojik bölünmelerinden biridir. Devrim döneminden beri süregelen bu karşıtlık, günümüzde yeni içeriklerle yeniden şekillenmiş durumda. Geleneksel sınıf temelli ayrımların yerini giderek kültürel, kimliksel ve güvenlik merkezli tartışmalar alıyor.

Bugünün Fransasında sol; sosyal adalet, göçmen hakları, laiklik yorumları ve neoliberal politikalara karşı eleştiriler üzerinden konumlanırken; sağ ve aşırı sağ ise güvenlik, ulusal kimlik, göç karşıtlığı ve devlet otoritesinin güçlendirilmesi talepleri etrafında mobilize oluyor. Bu farklılaşma, yalnızca politika önerilerinde değil; siyasal dilde de keskin bir sertleşmeye yol açıyor.

Seçimlere giderken tırmandırılan gerilim

Yaklaşan seçimler, mevcut gerilimi daha da artıran bir faktör olarak öne çıkıyor. Fransa’da seçim süreçleri geleneksel olarak ideolojik kutuplaşmanın yoğunlaştığı dönemlerdir. Ancak son yıllarda bu rekabet, klasik siyasi tartışmaların ötesine geçerek “rejim krizi” söylemleriyle birleşmiş durumda.

Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un merkezci çizgisi, hem sağ hem sol tarafından eleştiriliyor. Sol kesim, Macron’u neoliberal politikalar ve sosyal hakların zayıflatılmasıyla suçlarken; sağ çevreler göç ve güvenlik konularında yetersiz olmakla itham ediyor. Bu durum, siyasi alanın üç kutuplu bir rekabet sistemine dönüşmesine yol açtı: merkez, radikal sol ve aşırı sağ.

Özellikle Marine Le Pen’in liderliğindeki aşırı sağcı Rassemblement National’in son yıllarda artan oy oranı, sol kesimde “faşizm tehlikesi” söylemlerini güçlendirdi. Buna karşılık aşırı sağ, sol hareketleri “kaos ve şiddetin kaynağı” olarak tanımlıyor. Böylece seçim rekabeti, yalnızca politik projelerin değil, karşılıklı varoluşsal tehdit algılarının mücadelesine dönüşüyor.

Sertleşen siyasal söylem

Fransa’da sağ-sol geriliminin artmasında liderlerin kullandığı siyasi dilin önemli rolü bulunuyor. Son yıllarda kampanya retoriğinde sıkça kullanılan “cumhuriyetin çöküşü”, “iç savaş”, “rejim krizi” gibi ifadeler, seçmen davranışlarını mobilize etmeyi amaçlasa da toplumsal gerilimi derinleştiriyor.

Bu sertleşme, sosyal medya ve alternatif medya ekosisteminin etkisiyle daha da hızlanmış durumda. Algoritmaların kutuplaştırıcı içerikleri öne çıkarması, siyasi aktörlerin radikal söylemlerinin hızla yayılmasına neden oluyor. Son olaylarda da görüldüğü gibi, bilgi kirliliği ve manipülasyon, şiddet riskini artıran bir faktör haline gelmiş durumda.

Yaşanan gelişmeler, devletin güvenlik politikalarının yeniden tartışılmasına yol açtı. Parti binalarına yönelik saldırılar ve bomba ihbarları, demokratik sistem içinde siyasal rekabetin güvenli biçimde yürütülmesi sorununu gündeme getirdi.

Fransa’da güvenlik kurumlarının güçlü olması, bu tür olayların geniş çaplı krizlere dönüşmesini büyük ölçüde engellese de; asıl mesele, siyasi şiddetin normalleşmesi riskidir. Bu normalleşme, uzun vadede demokratik kurumlara duyulan güveni zayıflatabilir.

Toplumsal kutuplaşma

Fransa’daki siyasi gerilim, yalnızca ideolojik farklılıklardan değil; ekonomik ve sosyolojik eşitsizliklerden de besleniyor. Küreselleşme ve neoliberal dönüşüm süreçleri, özellikle sanayisizleşmiş bölgelerde ciddi sosyal kırılmalar yarattı. Bu bölgelerde aşırı sağın yükselişi dikkat çekici bir olgu haline geldi.

Buna karşılık büyük şehirlerde ve genç nüfus arasında sol hareketlerin güçlenmesi, coğrafi ve kuşaksal bir siyasal bölünmeye işaret ediyor. Böylece Fransa’da siyaset, giderek “iki farklı toplumsal dünyanın” karşı karşıya geldiği bir mücadeleye dönüşüyor.

Siyasal rekabetin şiddetle kesişmesi, demokratik sistem açısından ciddi riskler barındırıyor. Şiddetin meşrulaştırılması, siyasal muhalefetin kriminalize edilmesi veya ideolojik düşmanlaştırmanın artması, demokrasinin temel ilkeleriyle çelişiyor.

Fransa örneğinde bu riskler henüz kurumsal bir kriz düzeyine ulaşmış olmasa da; son gelişmeler, demokratik kültürün aşınabileceğine dair önemli uyarı sinyalleri veriyor.

Fransa’da son dönemde yaşanan olaylar, sağ ve sol arasındaki ideolojik rekabetin yeni bir gerilim evresine girdiğini gösteriyor. Seçim atmosferinin yarattığı baskı, sertleşen siyasi söylem ve toplumsal eşitsizliklerin derinleşmesi, bu kutuplaşmayı daha da güçlendiriyor.

Bu tablo, Fransa’nın yalnızca bir seçim sürecine değil; aynı zamanda demokrasi, toplumsal uyum ve siyasal temsil krizlerinin iç içe geçtiği bir döneme girdiğini ortaya koyuyor. Önümüzdeki süreçte siyasi aktörlerin uzlaşma kapasitesi ve demokratik kurumların dayanıklılığı, bu gerilimin kalıcı bir kırılmaya dönüşüp dönüşmeyeceğini belirleyecek en kritik faktörler olacak.

Haber: Selma Akkaya / ANF

PaylaşTweetGönderPaylaşGönder
Önceki Haber

İsrail hapishanelerinde Filistinli gazetecilere işkence raporlandı

Sonraki Haber

Maden ocağında iş cinayeti

Sonraki Haber

Maden ocağında iş cinayeti

SON HABERLER

İzmir Barosu davasında tüm avukatlara beraat

Yazar: Yeni Yaşam
20 Şubat 2026

Avrupa’nın ortak savaş uçağı projesi fiilen sona erdi

Yazar: Yeni Yaşam
20 Şubat 2026

KNK: Kürtçe’yi kullanmak ve geliştirmek her Kürt’ün ulusal görevidir

Yazar: Yeni Yaşam
20 Şubat 2026

Gazeteci Alican Uludağ tutuklandı

Yazar: Yeni Yaşam
20 Şubat 2026

Trump: Venezuela’dan aldığımız 50 milyon varil petrol yolda

Yazar: Yeni Yaşam
20 Şubat 2026

Millî Parklara son darbe

Yazar: Yeni Yaşam
20 Şubat 2026

İran’daki sosyalist örgütlerden Rojava’ya destek

Yazar: Yeni Yaşam
20 Şubat 2026

  • İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
yeniyasamgazetesi@gmail.com

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

E-gazete aboneliği için tıklayınız.

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Tümü
  • Güncel
  • Yaşam
  • Söyleşi
  • Forum
  • Politika
  • Kadın
  • Dünya
  • Ortadoğu
  • Kültür
  • Emek-Ekonomi
  • Ekoloji
  • Emek-Ekonomi
  • Yazarlar
  • Editörün Seçtikleri
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Karikatür
  • Günün Manşeti

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır