Toplumu yozlaştırma, gençliği siyasetten koparma ve kimliksizleştirme Kürdistan’daki egemen güçlerin toplumumuza karşı uyguladıkları temel bir stratejidir. Doğrudan saldırılarla, bastırmalarla alt edemediği toplumu özel psikolojik savaş yöntemleriyle dağıtmayı, çözmeyi hedeflemektedir
Afşin Aybar
Gençliğin toplumun en dinamik ve yürütücü gücü olma özelliği onun toplumsal gerçeklikle bağını ortaya koymaktadır. Gençlik toplumsal yenilenmenin, değişim ve dönüşümün en temel gücüdür. Bu özgürlükçü ve mücadeleci özelliklerinden dolayı tarihten günümüze kadar devletçi uygarlık, gençliği kendisi için hep tehdit olarak görmüş ve ona karşı akla hayale sığmayan yöntemler uygulamışlardır.
Gençliği kontrol altına alabildiği oranda egemen sistem kendini kalıcı güç olarak ilan edebilir. Onun için egemen sistemler her dönem gençlik üzerinde bağımlılaştırma yöntemlerini derinleştirerek devam ettirmişlerdir. Gençliğin enerjisinin sisteme yönelmesini engellemek için başta uyuşturucu ve fuhuş olmak üzere, özel savaş yöntemleriyle reflekssiz bırakmıştır. Her yaş grubuna özel eğitim sistemiyle de katı, ezbere dogmalara bağlamayı temel yöntem olarak belirlemiştir. Egemenler tarafından düşüncesi, ruhu köreltilen bir gençlik savaş da dahil her işe koşturulabilir. Bu yöntemle gençlik egemen sistemlerin en güçlü sürdürücüleri kılınmak istenmiştir.
Egemen sistem toplumda sürekli gençlik olgusunu çarpıtarak kendini süreklileştirmek istemektedir. Gençlik fiziki bir olgudan öte toplumsal bir olgudur ve egemen güçler karşısında toplumun temel savunma gücüdür. Egemen sistemlerin saldırıları sonucunda gençliğini kaybeden bir toplumun uzun süre ayakta kalması düşünülemez. Aynı şekilde toplumsallığını kaybeden gençliğin geleceği olamaz. Bu hakikati en çok Kürt toplumsal gerçekliğinde görüyoruz.
Kürt toplumsal gerçekliği, son yüzyılda egemen güçler tarafından ağır soykırım ve asimilasyon kıskacına alınarak yok edilmek istendi. Kürdistan’da, bu toplumsal yok oluşu ilk fark eden ve bu duruma “DUR” diyen Önder Apo oldu. Çok genç yaşta toplumsal gerçekliğinde yaşanan çelişkilerin farkına vardı. Sistem okullarında, sistemin imha-inkar siyaseti ve acımasız soykırım gerçekliği ile yüzleşti. Bunun sonucunda toplumsal hakikatine sahip çıkarak devrimci mücadeleye girişti. Önder Apo “Herkes Kürtlükten vebadan kaçar gibi kaçarken ben Kürtlüğü sahiplendim, ondan kaçamazdım” dedi. Önder Apo’nun temel mücadele sloganı “Genç başladık ve genç başaracağız” oldu. Bu söylem Önderliğin devrimci mücadele temposunun ilkesi oldu. Dikkat edilirse Önder Apo ne ailenin ne geleneksel toplumun ne de sistemin gençlik için kurduğu tuzaklara düşmedi. Gençlik için birer tuzak olan sistem okullarında arkadaşlarını örgütleyerek grup oluşturdu. Oluşturduğu grubu eğitip bilinçlendirerek Kürdistan’a açılım yaptı. Parti kurdu, ordulaştı ve büyük bir varlık ve özgürlük savaşı verdi. Kısacası Önder Apo’nun gençlik içinde başlattığı devrimci mücadele, 52 yılı aşkın her anı nefes nefese geçen kesintisiz soylu ve yüce bir mücadelenin neticesinde günümüzde Barış ve Demokratik Toplum sürecine gelip dayandı.
52 yıl önce Kürdistan’da hiçbir şekilde demokratik mücadele koşulları ortada yoktu. Ama yürütülen devrimci mücadeleyle gelinen aşamada demokratik siyaset koşulları var kılındı. Önder Apo bu yeni mücadele sürecinin tarihi sorumluluğunu ve öncülüğünü kadın ve gençliğe verdi.
Devrimci yurtsever gençlik bu yeni tarihi süreçte demokratik toplumun inşasını üstlenme görevleriyle karşı karşıyadır. Demokratik toplumu inşa, yeniden yapılandırma ve dönüşüm sürecinde ağırlık verilmesi gereken temel iki nokta vardır. Birincisi; düşünce, zihniyet boyutudur. İkincisi; pratik politika boyutudur. İdeolojik düşünce bir nevi göz gibidir. Kör bir insan nasıl önünü göremeyip yürüyemiyorsa ideolojik kavrayış olmadan pratik politika geliştirilemez. Ne zaman, nerede, ne yapılacağı bilinemez. Kuşkusuz pratikte inşa görevlerinin doğru yapılabilmesi için zihniyet boyutunda netleşmek temel şart olmaktadır. Bunun için Önderlik paradigmasının teorik, ideolojik boyutunu kavramak öncelik arz etmektedir. Bu anlamda bu süreçte gençliğin en temel görevinin kendini eğitmesi, geliştirip netleştirmesi olduğu belirtilebilir.
Sistem içinde sisteme karşı mücadele ediyoruz. Egemen sistemler bu süreçlerde özel savaş yöntemleriyle en çok gençlik ve kadın üzerinden demokratik toplumu hedeflemektedirler. Toplumu yozlaştırma, gençliği siyasetten koparma ve kimliksizleştirme Kürdistan’daki egemen güçlerin toplumumuza karşı uyguladıkları temel bir stratejidir. Doğrudan saldırılarla, bastırmalarla alt edemediği toplumu özel psikolojik savaş yöntemleriyle dağıtmayı, çözmeyi hedeflemektedir. Özel savaş merkezinin, demokratik toplumun dinamik öncü gücü olan kadın ve gençliği hedeflemesi tesadüfi değildir. Demokratik toplumu hedef alan bu saldırılara karşı gençliğin örgütlü ve bilinçli topyekûn mücadele vermesi, demokratik topluma karşı yerine getirilmesi gereken ahlaki-politik bir görev olmaktadır.
Kapitalizmin vahşi saldırılarına karşı, toplumsal varlığımızın ve özgür yaşamın garantisi, demokratik toplumun her alanda inşa edilmesi ve örgütlendirilmesidir. Toplumsal inşa dönemleri gençliğin aktif katılımı olmadan başarıya ulaşamazlar. Kürdistan devrimci gençliğinin bu rolü üstlenmesi bir tercihin ötesinde anlamlı özgür toplumsallığın olmazsa olmaz önkoşulu olmaktadır. Dönemin ruhu, Önderliğin öngördüğü Komünalist yaşam anlayışına dayalı olarak gençliğin her alanda örgütlü, bilinçli ve kolektif, devrimci mücadele tarzını esas almasını gerektirmektedir. Önder Apo bu duruma eğitim, örgütlenme ve eylem bütünlüğünün bir arada yürütülmesi anlamına gelen “fikir, zikir ve eylem birliği” dedi. Bu anlayış doğrultusunda doğru temelde bilinçlenip örgütlenerek eylemsel kılınmış bir gençlik “Demokratik Toplumun” yenilmez gücü olur.
Tabii ki öz savunması olmayan demokratik toplumun inşası pek fazla anlam taşımayacağı gibi ömrü de uzun olmayacaktır. En temel inşa görevi günümüzde Rojava gerçeğinde de açığa çıktığı gibi öz savunma görevlerinin yerine getirilmesi oluyor. Gençlik toplumun sorunlarıyla ilgili olan ve her koşul altında toplumunu savunan güçtür. Bugün Rojava’da demokratik toplum, büyük bir komplo saldırısı ile yüz yüzedir. Varlığımızı ve özgürlüğümüzü hedef alan saldırılara karşı Apocu gençlik ruhuyla, Kürdistan devrimci gençliğinin anbean ideolojik, politik ve örgütlü bir mücadele vermesi durumunda hiçbir saldırının hedefine ulaşamayacağı tarihi tecrübelerimizden de gayet iyi bilinmektedir. Günümüzde de gençliğin bu tecrübeleri yaşamsallaştırması demokratik toplumu inşada pozitif rol oynayacaktır.









