Gimgim’de yapılması planlanan JES çalışmalarına tepki gösteren DEM Parti Milletvekili Sümeyye Boz, ‘JES projesinden etkilenecek 16 köyün tamamı Kürt ve Alevilerin yaşadığı alanlar. Bu durumu demografik müdahale ve inanç tasfiyesinden ayrı düşünmek mümkün değil’ dedi
Mûş’un Gimgim (Varto) ilçesine bağlı Xwarik köyü sınırları içerisinde, Muş Valiliği İl Komisyon Başkanlığı tarafından IGNIS H2 Enerji Üretim Anonim Şirketi’ne “Jeotermal kaynak arama projesi kapsamında sondaj çalışması” onayı verildi. Şirket Mayıs ayında ilk sondajı vurmaya hazırlanırken, 16 Kürt-Alevi köyünü göçertilme tehdidi ile karşı karşıya bırakacak, hayvancılık ve tarımı da olumsuz etkileyecek projeye tepkiler sürüyor. Projeden Alevilerin inanç merkezleri olan Koribava, Nîşaneroj, Kalesipî, Şehidê Merge, Tekaye Kekebava, Ninga Dûndûle, Şehîdê Hopike ziyaretgahlarını etkileyecek projeye dair Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Mûş Milletvekili Sümeyye Boz’un Meclis’e verdiği soru önergesi ise yanıtsız bırakıldı. Sümeyye Boz, önergesinde, projenin, Kanîreş (Karlıova)-Gimgim fay hattı üzerinde bulunmasından kaynaklı oluşturduğu tehlikeye dikkat çekti.
‘Toprak zehirlenecek’
Projenin bölgede yaratacağı tahribata dair konuşan Sümeyye Boz, JES projesinin özünde halkın yaşam dinamiklerinin tasfiye edilmesi olduğunu belirtti.
Sümeyye Boz, Kanîreş (Karlıova)-Gimgim fay hattı tehlikesine işaret ederek, “Meydana gelebilecek bir depremin yıkıcılığının da tahmin edilmesi gerekiyor. Jeotermal arama çalışmalarının özünde bir enerji arama yok. Ortaya çıkacak olan zararlı gaz salınımlarının ya havaya karışması ya da toprak altına doğrudan baskılanmasından bahsediliyor. Bu ne demek? ‘Zararlı gazlar havaya karışmasa bile biz sizin toprağınıza, suyunuza karıştıracağız. O toprağı zehirleyeceğiz. Topraktan şimdiye kadar yaptığınız tarımsal faaliyetleri bundan sonra yapamayacaksınız. Yapsanız bile bunlar zehirli olacak. Sizin ölümünüze biz davetiye çıkardık’ anlamına geliyor. Varto halkının itirazları, yapmış oldukları eylemlerinin özünde yaşam kaynaklarına sahip çıkma var. Kimse de buna provokatif eylem olduğunu söyleyemez” ifadelerini kullandı.
Ekolojik tahribat ve demografik müdahale
“Kürdistan’da ekolojik tahribatların her birisinin temelinde kimliğe ve inanca yönelik müdahale olduğunu görüyoruz” diyen Sümeyye Boz, Kürdistan’daki güvenlikçi politikaları anımsatarak, “Şuan JES’ten dolayı etkilenecek 16 köyün tamamı Kürt ve Alevilerin yoğunlukta yaşadığı hatta doğrudan onların olduğu alanlar. Böyle bir mesele söz konusu olduğunda bunu demografik bir müdahalenin dışında tutmak, inanç tasfiyesinin dışında tutmak mümkün değil. Daha önceki süreçlerde de Varto’da yaşanan örnekler var. Alevi inancıyla özdeşleşmiş olan Gireboa’ya gerçekleştirilen bombalama saldırısı da bunun sonucuydu. Keza Goşkarbava dediğimiz yer Alevilerin inançlarında çok kutsal sayılan bir su kaynağı. O su kaynağının üzerine yapılan HES’lerin inanç saldırısı olarak görülmesi gerekiyor” şeklinde konuştu.
‘İlk sondaj çalışmasını durduralım’
Geçen yıl Temmuz ayında Meclis’ten geçen iklim yasasını anımsatan Sümeyye Boz, muhalefetin bütün itirazlarına rağmen gerçekleştirilen girişimlerin olduğunu dile getirdi.
Siyasetin başta toplumsal meseleler olmak üzere demokratikleşmesi gerektiğini vurgulayan Sümeyye Boz, tekçi, doğa düşmanı, kadın düşmanı anlayışın toplumsal alana sirayet ettiğini ifade etti. Sümeyye Boz, şunları söyledi: “Önemli çağrıyı buraya dikkat çekerek yapmak istiyorum. Mayıs ayında ilk sondaj vurulması planlanıyor. Bütün Varto halkı, çevre dostları, demokrasi severler ilk sondajı vurdurmamak için Varto’ya çağırıyoruz. İlk sondaj gerçekleştiği taktirde önü alınamaz bir tahribata, yıkıma, kırıma yol açmış olacak. Mayıs ayında bütün halkı Varto’ya davet ediyoruz. İlk sondajı vurdurmamak için elimizden gelen bütün direnişi ve mücadeleyi göstermemiz gerektiğini ifade edebilirim.”
Haber: Can Kırbaş / MA









