Gülistan Doku ailesinin avukatı Ali Çimen, önemli detayları gazetemize anlattı:
- Bir kamu görevlisinin temas ettiği bir örtbas vardı. Bütün bunlara karşı kadın kurumlarının, ailenin mücadelesi ve basının haber takibi Gülistan Doku dosyasının kapatılmasına engel oldu. Bunu sağlamak çok çok önemliydi
- Yani ufak bir ceza alıp kurtulmaya çalışıyorlar. Onlar da biliyorlar çemberin daraldığını. Biz ileriki aşamada bunu paylaşacağız, kimin ne olduğunu, kimin ne yaptığını ve dosyadaki belgelerle, bilgilerle birlikte açıklayacağız
- Bakın bu olayı bilen çok insan var, bu bilen ama susan insanlara vahşi mi diyelim, acımasız mı diyelim, ne diyelim? Sustular yani, bildikleri halde paylaşmadılar, sustular. Ama onlar da ifşa olacak, onların da kim olduğunu biliyoruz
Nesli Şahiner
Dersim’de 5 Ocak 2020’de kaybettirilen Munzur Üniversitesi öğrencisi 21 yaşındaki Gülistan Doku’nun akıbeti 6 yıldır karanlıkta. Fakat bu karanlık yavaş yavaş dağılıyor. Ailesinin ve ailenin avukatı Ali Çimen’in kararlı mücadelesi, kadınların neredeyse her eylemlerinde ‘Gülistan Doku nerede?’ diye sorması ve toplumun ilgisi, olayın aydınlatılması için büyük bir güç oldu.
Gülistan Doku’nun kaybettirilmesiyle ilgili baş şüpheli Zainal Abakarov olsa da yeni gelişmelere göre birçok şüpheli var. Gülistan Doku’ya ne olduğunu bilen ama susarak suça ortak olanlar da var. Gülistan Doku’nun ablası Aygül Doku’nun sosyal medya hesabından yaptığı açıklamalar da bu gerçeğe işaret ediyor. Özellikle de son açıklamalarında dönemin valisi Tuncay Sonel’e dikkat çekmesi, olayda kamu görevlilerinin dahli olduğunu vurguluyor.
Gülistan Doku dosyasına konulan gizlilik kararı aldığımız cevapları sınırlasa da Gülistan Doku ailesinin avukatı Ali Çimen, önemli detayları gazetemize anlattı.
- Gülistan Doku dosyasını özetlersek öne çıkan ana detaylar nedir Ali Bey?

Gülistan Doku’nun 5 Ocak 2020’de kaybedilmesinden bir gün önce dosyanın baş şüphelisi tarafından zorla bir araca bindirildiğine ilişkin bir ihbar kaydı olduğu ortaya çıktı. Bu ihbar kaydı da şöyledir; vatandaşın biri gecenin ilerleyen saatlerinde bir erkeğin bir kadını zorla araca bindirdiğine dair şikayetiçi oluyor. Buna dair de bir ihbar kaydı oluşturuluyor. Şikayet üzerine olay yerine giden polis memurları, hatta polis memurlarının baş memuru, şüphelinin asayiş büroda görevli olan polis babasını arıyor. Bakın burası çok önemli, bu suç ısrarlı takiptir ve ısrarlı takip şikayete bağlı bir suç değildir, yani mağdurun şikayetinin olup olmamasının bir önemi yoktur. Sadece o günün nöbetçi savcısına haber verilmesi gerekir. Ama onun yerine asayiş şubede görev yapan babaya haber verilmek suretiyle bu olay kapatılıyor. Bu dosyamızın ilk örtbas edilme olaydır. Sonrasında o dönemin üst düzey bir kamu görevlisi var, onun müdahalesiyle basında şöyle bir haber yapılıyor; ‘Yurt odasından çıkan genç kız Dinar Köprüsü’ne gidip intihar etti.’ Ve onun hemen akabinde 21 Ocak 2020 tarihinde de olay gününe ilişkin olarak geriye dönük bir tutanak tutuluyor. İşte Gülistan Doku yurt odasından çıktı, Dinar Köprüsü’ne gitti, suya düşen bir nesne izlenimi yaratıldı ve Gülistan’ın o sırada intihar ettiğini tutanakla belgelemiş oldular. Ondan sonra da Gülistan’ın öldüğüne dair dosyada bir işlem yapılmadı. 220 gün boyunca barajda bir arama oyunu oynandı. Biz dosyaya müdahil olduktan sonra tutanağa itiraz ettik, Gülistan suya düşmedi diye. Çünkü Munzur Üniversitesi’nde çalışan iki görevli, Gülistan’ın intihar ettiğinin söylendiği saatten 3-4 saat önce Gülistan’ın şehre doğru hareket ettiğini, yani köprüden ayrıldığını tanıklıklarıyla belirttiler ve bu görevliler kendiliklerinden gidip ifade verdiler. İtirazımızla dosya bilirkişiye gitti, bilirkişi de suya düşen bir nesnenin olmadığını bir raporla belgeledi. Bu aşamadan sonra da intihar tespiti çökmüştü dosyada, Gülistan’ın daha çok dosyada ‘insan öldürme’ şeklinde ele alınması gerekiyordu ama bu belgeler ve tanıklıklardan biz anlıyoruz ki, o dönemin üst düzey kamu görevlisi Gülistan dosyasını ‘intihar etti’ şeklinde örtbas etmişti. Buna dair de dosyamızda yeterince delil var.
- Gülistan Doku dosyasını örtbas eden üst düzey kamu görevlisi dönemin valisi Tuncay Sonel mi?
Son bir yıldır bizim dosyamıza bir gizlilik kararı geldi. Biz de bu gizlilik kararını şu ana kadar davaya bir zarar gelmemesi için sorun etmedik, o yüzden buna riayet etmeye çalışıyoruz. Toplumda Gülistan Doku dosyasıyla ilgili adalet duygusunun incindiğini, hukuka olan güvenin sarsıldığını görüyoruz. Ama dosyanın savcısı değişti, yeni bir savcı geldi. Gelinen aşamada dosyayı yürüten başsavcının dosyaya yönelik takibiyle ilgili bizim bir eleştirimiz söz konusu değil. Ama ne yapıldığından çok ne olduğuna bakacağız, yani tutuklamalar gerçekleşmediği sürece iyimser bir de şey söyleyemeyeceğiz.
- Dosyanın bir üst düzey kamu görevlisinin eliyle kapatılmak istendiğini ama bunu başaramadıklarını söylüyorsunuz değil mi?
Evet, aslında yıllarca soruşturmayı yürütenler tarafından da ‘Türkiye’de bir insan ancak bu kadar aranabilir, işte biz yeterince aradık, bulamadık, dosyanın kapatılması’ şeklinde bir örtbası vardı. Bir kamu görevlisinin temas ettiği bir örtbas vardı. Bütün bunlara karşı kadın kurumlarının, ailenin mücadelesi ve basının haber takibi Gülistan Doku dosyasının kapatılmasına engel oldu. Bunu sağlamak çok çok önemliydi. Sonrasında gelen üçüncü başsavcıyla beraber olayın vicdan boyutu da katıldı ve şimdi soruşturmacılar da görüyor dosyada ne kadar çok eksiklikler olduğunu. Gereği yapılıyor ama yine tekrar ediyorum, biz tutuklamalar gerçekleşene kadar iyimser bir tablo çizemeyeceğiz. Çünkü 6 yıllık bir deneyimimiz var. Her şeyden önce Gülistan Doku dosyasının bir hafızası var, bu dosyada neler oldu, kim ne dedi, kim ne söyledi, gerçekten de hepsi kayıt altındadır. Biz günü geldiğinde açıklayacağız bunu kamuoyuna. Şu anda gizlilik kararına riayet ediyoruz ama ilerleyen zamanda eğer gerekli adımlar atılmazsa biz tüm gelişmeleri paylaşacağız kamuoyuyla.
- Gülistan Doku’nun ablası Aygül Doku son günlerde sosyal medya hesabından önemli paylaşımlar yapıyor; ‘Bazı ihbarlar var, Gülistan’ı vahşi bir şekilde öldürmüşler’ diyor. Eski vali Tuncay Sonel’i suçluyor, valinin oğlunun da bu işin içinde olduğunu söylüyor. Bunları biraz açar mısınız?
Bu dosya çözülmeye mahkumdur, bu dosyada öyle çok delillerimiz var ki artık kaçacak bir nokta yok. Bu yönüyle gizlilik nedeniyle isimleri belirtmeden şunu söyleyeyim; üst düzey bir kamu görevlisinin Gülistan Doku dosyasının üzerini örtbas etmesiyle ilgili açık bir şekilde eyleminin olduğu, bunu domine ettiği ve bunu da kişisel nedenlerle yaptığı bilgileri var. Bu çok önemli bir gelişme. Hani biz olaylarda failin korunmasından bahsederiz ya cezasızlık anlamında. Biz de öyle düşündük, yani bu da bir genel cezasızlık politikasının sonucu mu diye. Hayır burada tamamen kişisel nedenlerle işlenmiş adi bir suç var, yani yozlaşmış bir kamu görevlisi var ve onun etrafındaki işbirlikçiler var, yerel işbirlikçiler var. İşte ekonomik bir şey söz konusu olabilir, rüşvet olayları söz konusu olabilir, bu da olayın diğer bir boyutudur. Gülistan Doku üniversite öğrencisi bir genç kızdır, herhangi bir günahı yoktur, yaptığı bir şey yoktur. Bu kötülüğün bir kurbanı haline geliyor Gülistan, bunun bilinmesini isteriz. Gülistan burada tamamen mağdurdur, mağdur olup ciddi bir kötülükle karşı karşıya kalmıştır.
- Bu durumda failler olarak dönemin valisi ve oğlu öne çıkıyor?
Aslında birçok kez dosyaya dair ihbarlar oldu, mesela ihbarların çoğu da işte dönemin üst düzey kamu görevlisinin ve onun ailesine yönelikti. İşte mektuplar gönderiliyordu, Dersim Barosu aracılığıyla ihbar evrakları geliyordu. Yine bu baş şüphelimizin annesinin Cimer’e yazdığı bir yazı vardı, baş şüphelinin yurt dışına çıkarılması için ve yine o üst düzey kamu görevlisinin adı geçiyordu. Biz bunu savcılığa bildirdik. Bizzat dosyada örtbasta görevli bir kişi bize ulaştı. Ayrıca biz ne kadar soruşturmada gizlilik desek de bunların soruşturmayla ilgili bilgi sahibi oldukları da ortaya çıktı.
- Peki neden bu kadar yıl sonra kendilerini ihbar ettiler sizce?
Çünkü bu noktada yakalanacaklarını anladılar, bundan dolayı daha az bir ceza almak için ailenin avukatıyla, aileyle bağlantıya geçip; ‘biz olaydaki rolümüzü zaten kabul ediyoruz, yaptığımız şey budur, biz sadece bu rolümüzle yargılanmak istiyoruz’ demek istiyorlar. Yani ufak bir ceza alıp kurtulmaya çalışıyorlar. Onlar da biliyorlar çemberin daraldığını. Biz ileriki aşamada bunu paylaşacağız, kimin ne olduğunu, kimin ne yaptığını ve dosyadaki belgelerle, bilgilerle birlikte açıklayacağız. Ama bu aşamada birazcık sabırlı olmamız lazım. Çok da uzun sürmeyecek bu, tutuklamaların gerçekleşmesinden sonra her şey ortaya çıkacak.
- Peki, şunu sorayım izin verirseniz; Gülistan Doku bir şeye şahit olduğu için mi öldürüldü? Kirli bir şeyler mi gördü, yoksa bir kadına yönelik bir yönelim nedeniyle mi?
Bizim teorimiz, daha doğrusu kendi adıma söylemek gerekirse, hani dedik ya Gülistan 21 yaşında üniversiteye giden genç bir kadındır, ailesinin durumuna baktığınızda da orta sınıf bir ailedir, birkaç arkadaşı var Gülistan’ın. Ben onların bir şey yaptırmaya çalıştığını ve Gülistan’ın da buna karşı çıktığını düşünüyorum. Hatta Gülistan’ın yargılanmalarına neden olacak şekilde onları ifşa edeceğine ilişkin bir endişeye kapıldıklarını ve bunun sonucunda Gülistan’ın kaybedildiğini düşünüyorum. Kadın şiddetinin birçok rastlanan şekli bellidir, Gülistan’ın dosyası da kadın kırımının sembol dosyasıdır. Yani kadın kırımı nasıl gerçekleşiyorsa Gülistan’ın başına gelen de aynı şeydir, çok fark yoktur. O nedenle kadın kırımıdır aynı zamanda.
- Ali bey, Gülistan Doku’nun yeri belli mi, bunun ihbarı da var mı?
Hayır, maalesef öyle bir bilgi yok şu an elimizde.
Aygül Doku daha çok Gülistan Doku’nun vahşi bir yöntemle katledildiğini paylaştı ve çok kişinin olduğunu söyledi…
Bu konuda bir yorum yapamayacağım ama çok kişinin bu olayı bildiği nettir, çok kişinin bu olaya dahil olduğu nettir. Ve ayrıca çok profesyonelce yapılmış bir olay. Hani mesela insan öldürme dosyalarında ‘mükemmel’ diye bir kavram vardır ya, öyle. Ama ne kadar da mükemmel bir şey yapsanız yapın bir yerde tanrısal bir şey gelir. Bizim dosyamızın başına gelen de bu oldu; yani ne kadar profesyonel olurlarsa olsunlar bir yerde hata yaptılar. O hata da şu an ortada. Hani Aygül Doku diyor ya, ‘bize bir mezar taşını çok görmeyin, kızımızı yaşayacağımız bir yerimiz olsun’ diye yani o kadar ciddi bir kötülük var burada. Bakın bu olayı bilen çok insan var, bu bilen ama susan insanlara vahşi mi diyelim, acımasız mı diyelim, ne diyelim? Sustular yani, bildikleri halde paylaşmadılar, sustular. Ama onlar da ifşa olacak, onların da kim olduğunu biliyoruz.
- Birçok insanın Gülistan Doku’nun başına geleni bilmesi ve saklaması, bu güçten korkmalarıyla ilgili bir durum mu?
Evet ama ekonomik ilişkiler de var, kurulan ilişki biçimi var. O da önemli, girdiğiniz ilişkide karşıdaki kişilerden ekonomik olarak faydalanıyorsanız onun zarar görmesini de istemezsiniz. Bu anlamıyla da bir koruma var, girilen bir ekonomik ilişki biçimi var. Bu yönüyle de bunların hepsi çıkacak ortaya. Bizim de artık çok bekleme gibi bir zamanımız yok, 6 yıl oldu. Biz de bir müddet sonra tüm delilleri tüm toplumla paylaşacağız. Tutuklamaları bekliyoruz, tutuklamalar olursa zaten birçok yönüyle her şey ortaya çıkacak. Bu süreçte de kadın örgütlerinin, kamuoyunun ve basının daha çok desteğine ihtiyacımız var. Hani Aygül Doku dedi ya ‘Mızrak çuvala sığmıyor artık’, böyle tarif etti durumu. Ama bu mızrak kime saplanacak? Bu yönüyle de mücadeleye devam etmemiz gerekiyor.








