• İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
16 Mart 2026 Pazartesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
ABONE OL!
GİRİŞ YAP
Yeni Yaşam Gazetesi
JIN
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Yeni Yaşam Gazetesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Ana Sayfa Forum

Halepçe: Sessiz çığlıkların ardında kaybolan insanlık

16 Mart 2026 Pazartesi - 10:32
Kategori: Forum, Manşet

O günden sonra dünya, bir halkın ölümünü izlerken, sadece bir toplumun değil, tüm insanlığın nasıl bir canavarlığa dönüşebileceğini de gördü

Gürsel Karaaslan

Halepçe, 16 Mart 1988’de dünyanın dört bir köşesinde yankı bulan bir trajediye sahne oldu. Bir şehir, bir halk, bir kimlik yok edildi. Savaşın acımasız yüzü, bu kez sadece bir cephede değil, bütün bir halkın içini de parçaladı. O gün, Halepçe’nin sokaklarında yürüyen her adım, insanlık tarihinin en karanlık anlarından birinin simgesi haline geldi. Bir halkın hayatta kalma mücadelesi, ölümle kesildi. Savaşın teknolojiyle birleşip, insanın en büyük düşmanı haline geldiği bir dönemin başlangıcında, kimyasal gazların sarmaladığı bir kasaba, tüm insanlığın vicdanını derinden sarstı.

Kimyasal silahlar, yüzlerce insanın ciğerlerine, tenine, beynine dokundu. Gözler, bağırarak değil, sessizce kapandı. Vücutlar, içlerinde kırılan bir hayal gibi yere yığıldı. O gün, Halepçe’nin küçücük sokaklarında ölüm, başka bir şekle büründü. Artık yalnızca bir felaket değil, bir devletin halkına karşı gerçekleştirdiği amansız bir katliam, bir soykırımdı. Irak’ın kuzeyinde, Kürtlerin yaşadığı Kürdistan’ın bu şehri, bütün dünya için “unutulmaması gereken” bir anı bıraktı. Ne var ki, yaşananların yalnızca bir halk için değil, insanlık için de büyük bir yara açtığını anlamak zaman aldı.

Halepçe’nin üzerine örtülen sessizlik, aslında bir tür vahşetin örtüsüydü. Her ne kadar dünya, yaşananların büyüklüğünü kabul etse de, bu tür suçların cezasız kalması, vicdanları daha da derinden yaraladı. Her kimyasal gazın ve her can kaybının ardında bir insanlık suçunun olduğu gerçeği, çoğu zaman görünmez kılındı. Ancak Halepçe’nin bir insanlık suçu olduğu apaçık bir gerçektir. O günden sonra dünya, bir halkın ölümünü izlerken, sadece bir toplumun değil, tüm insanlığın nasıl bir canavarlığa dönüşebileceğini de gördü.

Fakat burada, belki de en derin sorgulama gerektiren soru şudur: İnsan, kendi benliğini bu kadar yitirerek, başka bir insana, bir halkın tüm fertlerine nasıl böylesine acımasızca davranabilir? Bir devletin, halkına karşı uyguladığı bu tür bir şiddet, sadece fiziki değil, ruhsal bir soykırımdır. Halepçe, ne bir savaş, ne de yalnızca bir katliamdır. O, insanlığın kendi karanlık yönüyle yüzleştiği bir aynadır. Şiddet, bir savaşın şehri değil, bir insanın kendi içindeki yıkımın kaynağıdır. Ve Halepçe, bu içsel yıkımın, dışarıya nasıl yansıdığını bütün çıplaklığıyla göstermektedir.

Kelimeler belki de Halepçe’nin acısını anlatmaya yetmez, ama bir an için hayal edelim. O günden önce, Halepçe’nin caddelerinde yürüyen çocukların, hayatlarının sonbaharını yaşamaya başladıkları anı… Onların umutları, sadece birkaç saniye içinde yerle bir oldu. O günden sonra, bir annenin evladına sarıldığı, bir babanın çocuğunun elini tuttuğu anların tamamı bir ölüme doğru sürüklenmişti. O ölüm, ne savaşın, ne de ölümün bilinen yüzüdür; o, insanın kendi korkusuzluğunun sonucu olan bir vahşetin adıdır.

Bugün, Halepçe sadece bir coğrafi nokta değil, bir halkın hafızasında kalan bir yara, insanlığın unutmaması gereken bir hatadır. Her bir kaybedilen yaşam, bir toplumun tarihinden silinen bir parça, bir kültürün yok edilen izleridir. Halepçe, bir halkın yok edilişini değil, insanlık tarihinin bir kırılma anını simgeler. Bu acı, yalnızca o günü, o saatleri değil, tüm insanlığın vicdanını sorgulayan bir yara olarak kalacaktır.

Ve belki de Halepçe’den çıkarmamız gereken en derin ders, geçmişin sadece hatırlanması değil, onun içindeki insanlık dışı yüzle yüzleşilmesidir. Eğer bir halk bu şekilde yok edilebiliyorsa, bir başka halk, bir başka insan, bir başka birey bu kaderi paylaşmasın diye biz ne yapıyoruz? Halepçe, bize sadece bir halkın acısını değil, kendi insani değerlerimizi nasıl koruyacağımızı, nasıl bir dünya inşa edeceğimizi de hatırlatır. Bir gün, başka bir Halepçe yaşanır mı diye endişelenirken, bu korkunun gerçeğe dönüşmesine engel olabilecek gücün bizde olduğunu unutmamalıyız.

Halepçe, bir halkın yok edilmesiyle kalmadı, hepimizin kalbinde derin bir yara açtı. Bu yara, zamanla iyileşmeyecek kadar büyüdü, çünkü unutmak, sadece o katliama sesiz kalmak demektir. Unutmak, bir daha aynı şeyin yaşanmasına göz yummak, insanlığın vicdanını terk etmek demektir. Her kaybedilen yaşam, her silinen kültür, her yok olan hayat, hepimizin geleceği için bir uyarıdır. Halepçe, bir hafıza değil, bir uyanıştır. Bu acıyı, bu travmayı hatırlamak, bir daha aynı zulmün yaşanmasına izin vermemek için bir sorumluluktur. Eğer bu hafızayı kaybedersek, bir başka Halepçe’yi ne zaman yaşayacağımızı kimse bilemez.

Halepçe’nin sessiz çığlığı, tarihin karanlık köşelerinden dünyaya duyurulan bir yankıdır. O çığlık, hâlâ kulaklarımızda çınlıyor, hâlâ vicdanlarımızı sızlatıyor. Ve unutulmaz bir şekilde, Halepçe hepimize hatırlatıyor: “Unutmayın, bu dünya yalnızca sahip olduklarımızdan değil, aynı zamanda kaybettiklerimizden de ibarettir.”

PaylaşTweetGönderPaylaşGönder
Önceki Haber

İsrail Lübnan’a kara operasyonu düzenledi

Sonraki Haber

Katledilen Temer Temel davasında ‘kırmızı bülten’ talebi reddedildi

Sonraki Haber

Katledilen Temer Temel davasında 'kırmızı bülten' talebi reddedildi

SON HABERLER

Jandarma ‘çatışma ortasında kaldı’ demişti: AYM’den ihlal kararı

Yazar: Yeni Yaşam
16 Mart 2026

Kreşteki çocuklara şiddet: Faillere hapis cezası

Yazar: Yeni Yaşam
16 Mart 2026

YJK-E ve KON-MED: Newroz’un özgürlük ateşini birlikte büyütelim

Yazar: Yeni Yaşam
16 Mart 2026

Ankara, Konya ve Eskişehir’in Newroz programı belli oldu

Yazar: Yeni Yaşam
16 Mart 2026

İran’da savaş 17’nci gününde: Halklara ortak hareket etme çağrısı

Yazar: Yeni Yaşam
16 Mart 2026

İranlı yönetmen Mojgan İlanlu gözaltına alındı

Yazar: Yeni Yaşam
16 Mart 2026

Efrîn’de sel: Bir çocuk boğularak yaşamını yitirdi

Yazar: Yeni Yaşam
16 Mart 2026

Bir Kategori Seçin Lütfen…

  • İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
yeniyasamgazetesi@gmail.com

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

E-gazete aboneliği için tıklayınız.

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Tümü
  • Güncel
  • Yaşam
  • Söyleşi
  • Forum
  • Politika
  • Kadın
  • Dünya
  • Ortadoğu
  • Kültür
  • Emek-Ekonomi
  • Ekoloji
  • Emek-Ekonomi
  • Yazarlar
  • Editörün Seçtikleri
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Karikatür
  • Günün Manşeti

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır