Antalya’da düzenlenecek olan Halkların Alternatif Zirvesi’ne dair konuşan Ecehan Balta, savaşın bir eko kırım suçu olduğunu belirterek, ‘Savaşa karşı mücadele, barış ve antimilitarizm ekolojik sorunların çözümü için en temel taleplerimizden biri’ dedi
Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Taraflar Konferansı (COP31), Türkiye’nin ev sahipliğinde bu yıl 9-21 Kasım 2026 tarihlerinde Türkiye ve Avustralya ortaklığında Antalya’da düzenlenecek. Birçok ekoloji örgütü ve çevre aktivisti de bağlayıcı kararların alınmadığı ve halkların sesine kulağını kapayan resmi zirveye alternatif olan Halkların İklim Zirvesi’ni de aynı tarihte aynı yerde yapacak.
Uluslararası ölçekte olan ve aynı zamanda halk buluşması niteliği de taşıyan alternatif zirvenin çalışmaları kapsamında birçok bölgede meclisler inşa ediliyor. Halkların İklim Zirvesi Türkiye Koordinasyonu Üyesi ve “Toprağımızı Vermiyoruz Kampanyası” Aktivisti Ecehan Balta, düzenlenecek olan alternatif zirveye dair konuştu.
Önlerinde 8 aylık bir süreç olduğunu dile getiren Ecehan Balta, çalışmalara başladıklarını ifade ederek “Zirvenin örgütlenmesine 3 ay önce başladık. İki tane toplantı aldık, meclis kurduk. Meclisin içerisinde İklim Adaleti Koalisyonu, Ekoloji Birliği ve Türkiye Çevre Platformu çağrısıyla ekoloji, insan hakları, kadın hakları örgütleri bir araya geldi. Ardından politik koordinasyon ve örgütsel koordinasyon başlığıyla iki yapı kurduk. Bunların altında çalışma grupları ve kozalar var. Bu çalışma grupları herkese açık. Her derdi olanın derdini örgütleyebileceği ve sözünü kurabileceği bir yapı inşa etmeye çalışıyoruz. Bir de uluslararası sekretarya var. Sekretaryada şu anda 90 örgüt var ama bu sayının giderek artacağını düşünüyoruz. Antalya’da buluşacağımız ve Antalya sonrasında da birlikte mücadele etmeye devam edeceğimiz örgütler olduğunu umuyoruz. Tamamen yatay ilişkili, cinsiyetçi ve türcü olmayan bir yapı kurmaya çalışıyoruz. Barış kozası var. Barış, ekolojik yıkımın önlenmesi anlamında da önemli bir talep. Diğer taraftan toplumsal cinsiyet ve emek kozası var. Herkesin kendi problemlerini açıkça söyleyebildiği ve sorunların çözümünde ortaklaşabileceğimiz yatay bir yapı kurmaya çalışıyoruz” dedi.
‘Liderlerin bu konuda kulaklarını tıkadığını biliyoruz’
Çalışmalarla birlikte Türkiye’deki ekoloji hareketlerinin güçleneceğini kaydeden Ecehan Balta, “Zirveyle birlikte uluslararası ilişkilerin de güçleneceğini düşünüyoruz. Şu anda 90 tane uluslararası kuruluşla iletişime geçtik. Dünyanın deneyimini buraya taşımak ve buranın problemlerini dünyanın gündemine taşımak açısından güçlü bir zemin olacak. Dünya liderlilerini halkların sorunlarının çözümü için etkilemeye çalışacağız. Bunu ne kadar başarabiliriz bilmiyoruz. Çünkü liderlerin bu konuda kulaklarını tıkadığını biliyoruz. Ama biz sesimizi duyurmak için elimizden geleni yapıyoruz ve zirve bu konuda yararlı olacak” diye belirtti.
‘Sistematik bir çalışmanın olmasını hedefliyoruz’
Alternatif zirve öncesinde Türkiye’deki ekolojik tahribatların envanterini çıkarmaya başladıklarını söyleyen Ecehan Balta,”Biliyorsunuz Varto’da bir JES sorunu var ve bu sorun Vartoluların problemi gibi duruyor. Vartolular mücadeleyi bıraktığı zaman herkes sanki o konu kapanmış gibi davranıyor. Bunu engellemek için ekolojik tahribatın envanterini ortaya çıkarıyoruz. Yani bu bilgiyi toplulaştırmaya çalışıyoruz. Gerek maden yıkımları gerek alternatif enerji faaliyetleri gerekse fosil yakıt arama faaliyetlerinin topluma nasıl zarar verdiğinin envanterini yapmış olacağız. COP31’den sonra da sistematik bir çalışmanın olmasını hedefliyoruz” diye konuştu.
‘Savaşa karşı mücadele en temel taleplerimizden biri’
Savaşın doğa üzerindeki etkileri üzerinde uzun zamandır çalıştıklarını aktaran Ecehan Balta,”Doğayla Barış” diye bir rapor yayınladıklarını ve Meclis’teki komisyona da bunu sunduklarını kaydetti. O raporda Cudi Dağı’nın ormansızlaştırmasından Fırat suyuna siyanür bulaşmasına kadar birçok sorunu belgelediklerini dile getiren Ecehan Balta, “Aslında savaşın bütün türleri, doğayı da etkileyen bir süreç. Gazze, İran gibi bölgeler saldırı altına olan bölgeler. Savaş bu bölgelerde de aynı sorunlara yol açıyor. Savaş bir eko kırım suçu. Halkların alternatif zirvesinin ana gündemlerinden bir tanesi bu olacak. Savaşa karşı mücadele, barış ve antimilitarizm ekolojik sorunların çözümü için en temel taleplerimizden biri olmak durumunda. COP31’den sonra da bunu dile getirmeye devam etmek gerekiyor” ifadelerini kullandı.
Haber: Uğurcan Boztaş \ MA









