• İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
15 Şubat 2026 Pazar
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
ABONE OL!
GİRİŞ YAP
Yeni Yaşam Gazetesi
JIN
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Yeni Yaşam Gazetesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Ana Sayfa Yazarlar Hüseyin Aykol

‘Hani derler ya kimsesizlerin kimsesi’

15 Şubat 2026 Pazar - 00:00
Kategori: Hüseyin Aykol, İçeriden, Yazarlar

Bütün yaşamı boyunca eşit ve demokratik bir toplumun inşası için mücadele veren, saygıya değer bir kişilik olarak aklımızda ve yüreğimizde edindiği yerle, hep yaşayacak ve yaşatılacaktır. Bize bıraktığı mirasın, ömrümüzün sonuna kadar takipçisi olacağımızı belirtmek istiyoruz

Hüseyin Aykol / İçeriden

Konya/Ereğli Yüksek Güvenlikli Kapalı Hapishanesinde tutulan Ayhan Kavak, 07.01.2026 tarihinde yazdığı ancak 30 Ocak 2026 tarihinde postaya verilen mektubunda şöyle diyor: “Kekê Hüseyin Hocamıza,

Name yazdığımda hep böyle hitap ederek başlardım. Uzun zamandan beri yoğun bakımda olduğunu üzülerek aileden öğrenmiş, bu kuşatılmış karanlık mekanlarda yürek sızısıyla gidişatı takip etmeye çalışıyorduk. Biz içerdeki tüm canlar, herhangi bir yere ulaşamazsak da her hafta telefonda bir umut ışığı da olsa, ayağa kalkıp, “nerede kalmıştık” diye sesimiz-soluğumuz olmanı bekledik. O direngen yüreğinin bir şans daha vereceğini ummuştuk. Fakat o haldeyken kalp krizi de geçirdiğini duyunca kahrolduk. Ailemiz dışında ulaşabileceğimiz sadece posta kutundu. Hani yazsak bile alacak kimse olmaz diye biçare kaldık bu soğuk duvarlar arasında. Bizim bu ellerde, olağan seyrinde giden-gelen mektuplar ayları bulabiliyor. 29 Aralık’ta değerli Kekê’min adına bir kart çok hızlı geldi ve tam da izlediğimiz bir kanalda altyazı olarak vefat haberini aldığımızda ulaştı. Orada köşen ve posta kutusu adresinin aktif olduğu ve yazabileceğimiz belirtiliyordu.

“Yıldızlara yoldaş olanların” ardından yazmak zor olsa da bir şekilde ulaşabilmenin umuduyla kaleme sarıldım. Hatırladığım kadarıyla Av. Ferda arkadaşı ziyarete geldiğimde Cağaloğlu’ndaki haftalık gazetede ilkin tanışmıştık. Tabi Apê Musa’da oradaydı. Sonra günlük gazetede, sonrasında da özgür yaşam yıllarımın ardından, kuşatılmış karanlık mekanlarda kısa nameler yoluyla da olsa hasbıhal eyleyebilmiştik.

Hapishanede geçip giderken yıllar, bir dolu mekâna sürgün edildim. Her gittiğim yerde yeni adresimi bildirmemin ardından değerli Kekêm’den gelen mektuplarla kutlandım. En son bu hapishaneye gelirken de yolladığın kitaplar oldu. Ne yazık ki bazen yazdıkların veya benim yazdığım ulaşmadı. Hani derler ya “kimsesizlerin kimsesi”; biz içerdeki canlar içinde öyle oldun Hocam…

Özgürlük kayada filizler çiçek gibidir. O direngen, kararlı, mücadeleci ve devrimci ruhunun yanı sıra emekçiliğinle de kayada açan çiçeklerin ötesinde bizim için Darê Herherê oldun! Leonardo da Vinci, ırmakları “yeryüzünün kanı” diye nitelendirirdi. Yaşamın özü olan özgürlüğü de seni de tanısaydı senin için de derdi kuşkusuz. Göçüp giden canların anısı yakar, kavurur insanı. Günlük gazeteyi okuma imkânı bizlere verilmemesine rağmen, değerli Kekê’min orada çıkan köşesi ile sesimize ses olduğu bilinciyle gönenirdik.

Yokluğuna alışmak zor geliyor. Dile kolay, neredeyse 40 yıllık özgür basın geleneğinin yıkılmaz abidesi oldun. Senden önce karanlıkların aldığı onlarca basın emekçisi can olmuş ve anıları yüreğini daha da bir kavilleştirmişti. Şimdi de erkenden gelen vefatınla bizleri acılara boğdun. Sana söz hocam, özgür yaşama değin ayakta kalıp, yola revan olmayı sürdüreceğiz. Anın ve mücadelen yolumuzu ışıtan meşale olsun. Her daim selam ve saygılarımızla tüm yoldaşlarına, sevenlerine, ailesine baş sağlığı ve sabırlar dilerim.”

*******

Samsun/Kavak S Tipi Kapalı Hapishanesinde tutulmakta olan Bilal Babahan, mahpuslar adına yazdığı 26.01.2026 tarihli mektubunda şöyle diyor: “Duyduğumuz haberin derin üzüntüsü içerisindeyiz. Başta belirtmeliyiz ki, bu gibi yerlerde böylesi acı haberleri duymak bizler için acı bir gerçek. Bütün yaşamını haksızlığa ve hukuksuzluğa karşı verdiği mücadeleyle, aklımızda ve yüreğimizde yer edinen, değerli büyüğümüz aydın gazeteci Hüseyin Aykol’a rahmet diliyor, değerli ailesi, sevenleri ve basın emekçilerine baş sağlığı dileklerimizi yolluyoruz.

Bütün yaşamı boyunca eşit ve demokratik bir toplumun inşası için mücadele veren, saygıya değer bir kişilik olarak aklımızda ve yüreğimizde edindiği yerle, hep yaşayacak ve yaşatılacaktır. Bize bıraktığı mirasın, ömrümüzün sonuna kadar takipçisi olacağımızı belirtmek istiyoruz. Zindanın en zor yanı bu olsa gerek, değer verip sevdiğin insanlar hakkında bu gibi haberleri almak. Zorlayan durum ise, bu koşullarda bir iki cümle yazı dışında değerli ailesinin tam manasıyla acılarına ortak olamamanın üzüntüsünü yaşamaktayız. Her ne kadar bizi zorlayan bir durum olsa da evrenin diyalektiği bu, insan doğar, yaşar ve ölür. Önemli olan anlamlı bir yaşamın savunucusu ve yolcusu olmaktır.

Sürekli zindan sorunlarına eğilen, emek çaba veren ve bunu büyük bir heyecan ve istekle yapan emekçi bir büyüğümüzdü. Kendisi dışarıdaydı ama gözü kulağı zindanlardaki mahpuslardaydı. Onlarla sevinen, onlarla üzülendi. Bıraktığı boşluğu doldurmak kolay olmayacak. Bilinmesini isteriz ki, ardılları olarak tüm yaşamınız boyunca bıraktığı mirasa sahip çıkmanın çabası içerisinde olacağız. Büyük kaybımızın üzüntüsü kolay atlatılmayacak bir durum. Çok iyi biliyoruz ki, bu durgunluk halimizi o da kabul etmeyecekti. Ona layık olmak ve anısı adına mücadeleyi büyütüp, bu topraklara umut barış ve halkların kardeşliğini sağlamak temel görevimiz olacaktır. Bu vesileyle alan ve koğuş olarak tekrardan değerli aileye, sevenlerine ve tüm basın emekçilerine sabır ve metanet diliyoruz.”

******

Tekirdağ 1 Nolu F Tipi Kapalı Hapishanesinde tutulmakta olan Nihat Ekmez 02.02.2026 tarihinde Tekirdağ’daki tüm tutsaklar adına yazdığı mektupta şöyle diyor. “Değerli Nuray Heval, öncelikle sizin ve tüm Aykol ailesinin başı sağ olsun. Merhum dostumuzun ruhu şad olsun!

Can dostumuz Hüseyin Heval’in tekrar iyileşip aramıza döneceği umuduyla uzun süre kulağımız gelecek iyi bir haberdeydi. Fakat, maalesef göç ettiği haberini öğrendik. Birkaç naif satırla da olsa üzüntümüzü paylaşmak, bir nebze de olsa acınıza ortak olmak istedik. Değerli dostumuzun, halkımıza, bizlere büyük emekleri geçti. Büyük saldırılara, katliamlara uğrarken en acı günümüzde, büyük tehlikelerde bile bizi yalnız bırakmadı. Adeta yaşamını halkların kardeşleşmesine adadı. Bir Türk evladı, demokrat ve devrimcisi olarak Türk milliyetçiliğinin ve ırkçılığının topraklarımıza ekmeye çalıştığı o zehir tohumlarını kurutmaya çalıştı. Böylece Kürt-Türk halklarının arasında var olan o tarihsel köprünün yıkılmaması, aksine daha da güçlenmesi için elinden geleni yapmaya çalışan yüce bir insan oldu.

Bu emek ve çabasından dolayı hep gurur duyduk. Ne mutlu ki, Hüseyin Heval gibi fedakâr bir can dostumuz vardı. Onun emeklerine, arkadaşlığına layık olmaya, dostluğunu, anısını yaşatmaya çalışacağız. O, sade ve alçakgönüllü yaşam tarzıyla, dostluğuyla, yüreğimizde kurduğu taht hep baki kılacaktır. Son olarak size ve tüm aileye sabır ve metanet diliyoruz. Başınız sağ olsun. Can dostumuzun ruhu şad olsun, mekânı yüce diyarlar olsun.”

*****

Elâzığ 2 Nolu Yüksek Güvenlikli Kapalı Hapishanesinde tutulan Erdal Kotan 02.02.2026 tarihli mektubunda şöyle diyor: “Çok değerli Nuray abla, özgür basının çınarı, aynı zamanda eşiniz ve yoldaşınız Hüseyin Aykol’un fiziki olarak aramızdan ayrılışını büyük bir üzüntü ve özlemle öğrendik. Şahsınızda tüm ailenin, dostlarının ve özgür basın emekçilerinin ve halklarımızın başı sağ olsun. Özgür basın yolunda, ömrünü haklarımıza gerçeği ulaştırma uğruna adayan Hüseyin Aykol yoldaşın anısı ve özlemi yüreklerimizde her zaman canlı olacaktır. Apê Musa’mız vardı Kürtlerin Çınarı diye. Şimdi de özgür basının çınarı Hüseyin yoldaşımız oldu. İnanmak zor oldu onun aramızdan ayrılışına. Zaten uzakta da olsa hep en yakınımızda hissederdik onu. Şimdi de yüreğimizin en sıcak yerinde saklıyoruz. Unutmadık, unutturmayacağız basın çınarımızı. Elâzığ 2 Nolu Yüksek Güvenlikli Hapishanesinde ve tüm hapishanelerde bulunan yoldaşların yüreklerinde büyük bir yeri vardı çınarımızın. Kaleminin yerde kalmayacağına olan inancımızla çınarımızı saygıyla anıyoruz. Sizlere ve tüm sevenlerine baş sağlığı dileklerimizi gönderiyoruz.

******

Burdur Yüksek Güvenlikli Kapalı Hapishanesinde tutulan Deniz Özdemir, 06.02.2026 tarihinde posta verilen mektubunda şöyle diyor:” Gönderdiğiniz karttan önce Hüseyin Yoldaş’ın ölüm haberi geldi. Gerçi, Hüseyin yoldaş gibiler için hiçbir zaman ölüm kelimesini kullanmıyorum. Ölüm onlara uzak, yabancı, yakışmayan bir kelimedir. Ölüm yaşama, insana, doğaya, evrene bir iz bırakmadan, kimsenin gelip geçtiğinden haberi olmayan insanlar için kullanılabilecek bir kelime olabilir. Hüseyin yoldaş gibi insanların yüreğinde, gözlerinde ve ruhların da iz bırakan insanlar için kullanılabilecek bir kelime değildir. Hüseyin Yoldaş, yüreklerde yarattığı bu izle hiçbir zaman ölümle anılacak biri olmayacaktır.

Hüseyin yoldaşı hiç görmedim, tanışmadım ama onu televizyon ve gazetelerde gördüğüm kadarıyla onun için şöyle dediğimi hatırlıyorum “Yoldaşlığı gözlerinden okunan insan”. Gözler ruhun aynasıdır derler. Bu cümle Hüseyin Yoldaş’ın gözlerine bakıp da yazılan bir cümle gibi. Gözleri, yoldaşlığın saflığını, güzelliğini, bağlılığını o kadar sade ve berrak anlatıyor ki bakınca bu yoldaşlığın kutsallığına bir daha varıyor insan. Bu güzel gözlere bakıp da bu yolun bir yolcusu olmanın onur ve gururunu yaşıyor insan. Yoldaşlık akan bir pınara benzeyen gözler için “gitti” denilebilir mi? Onlar gidenler değil, bedensel göçleriyle kalıcılığa son noktasını koyan insanlardır. Yaşama hiç silinmecesine mührünü vuran vurmadır bu bedensel göç. Bedensel olarak herkes gider, herkes ölür ama herkes gerçekten yaşayamaz. Yaşamın acısı, sevinci, iyiliği ve güzelliği ile hepsinin özüne inerek yaşayan Hüseyin yoldaşın bıraktığı izlerle, bizler onun yarattığı bu yoldaşlığı yaşayan ve yaşatan olmaya devam edeceğiz. İnsani değerlerin değersizleştirmeye çalışıldığı, bir davaya olanın inancın bir yük olarak algılanmaya başlandığı, iyilik-güzellik ve doğruluğun karanlığın kara bulutlarıyla örtülmeye çalışıldığı böylesi bir dönemde Hüseyin Yoldaş’ın bedensel olarak göçmesi açıkçası bir eksiklik yaratıyor. Böylesi güzel insanların bedensel olarak da hiç gitmemesini istiyor insan. Haykırmak istiyor, “bu yaşamın, doğanın, insanların sizlere ihtiyaçları var, gitmeyin, daha yapılacak şeyler var” diye ama onlar kalanlara güveniyor ve inanıyor. Bu güvenlerinin yoldaşı olmak biz kalanlar için en onurlu duruş olacaktır.

Aynı koridordaki hücrelerde bulunduğum yoldaşlarla ortak bir baş sağlığı dileklerimizi göndermiştik ama Hüseyin Yoldaş’ın ardından bir iki sözde olsa paylaşmayı bir yoldaşlık görevi olarak gördüm. Hüseyin yoldaşın ruhu, yoldaşlığın güzelliği ile çarpan her yürekte, her zaman atacaktır onun için. O, giden değil, ruhlar da ömürler boyu kalıcılaşandır.

Mektupları gelenler:

Ayhan Kavak                     Ereğli Yüksek Güvenlikli Kapalı Hapishanesi

Bilal Babahan                    Kavak S Tipi Kapalı Hapishanesi

Nihat Ekmez                      Tekirdağ 1 Nolu F Tipi Kapalı Hapishanesi

Erdal Kotan                        Elâzığ 2 Nolu Yüksek Güvenlikli Kapalı Hapishanesi

Deniz Özdemir  Burdur Yüksek Güvenlikli Kapalı Hapishanesi

Hazırlayan: Nuray Çevirmen Aykol

PaylaşTweetGönderPaylaşGönder
Önceki Haber

Komplonun başlangıcı İmralı, devamı Rojava ve Başur

Sonraki Haber

Jin Dergi’nin yeni sayısı yayında

Sonraki Haber

Jin Dergi’nin yeni sayısı yayında

SON HABERLER

15 Şubat komplosu ve süreç

Yazar: Yeni Yaşam
15 Şubat 2026

Cinsiyetçilik tüm toplum-kırımların kaynağıdır

Yazar: Yeni Yaşam
15 Şubat 2026

Jin Dergi’nin yeni sayısı yayında

Yazar: Yeni Yaşam
15 Şubat 2026

‘Hani derler ya kimsesizlerin kimsesi’

Yazar: Yeni Yaşam
15 Şubat 2026

Komplonun başlangıcı İmralı, devamı Rojava ve Başur

Yazar: Yeni Yaşam
15 Şubat 2026

Yerin üstü ‘altın’dan daha değerli!

Yazar: Yeni Yaşam
15 Şubat 2026

Suriye heyetiyle görüşen Kongre yetkilisi Shaheen’den ‘sürekli diyalog’ vurgusu

Yazar: Yeni Yaşam
14 Şubat 2026

  • İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
yeniyasamgazetesi@gmail.com

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

E-gazete aboneliği için tıklayınız.

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Tümü
  • Güncel
  • Yaşam
  • Söyleşi
  • Forum
  • Politika
  • Kadın
  • Dünya
  • Ortadoğu
  • Kültür
  • Emek-Ekonomi
  • Ekoloji
  • Emek-Ekonomi
  • Yazarlar
  • Editörün Seçtikleri
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Karikatür
  • Günün Manşeti

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır