Almanya Alevi Kadınlar Birliği’nin Düsseldorf Cemevi’nde düzenlediği panelde konuşan Tülay Hatimoğulları sürece dair konuştu. Hatimoğulları, ‘Önümüzdeki dönemde yasaların çıkarılması, siyasi suçlardan dolayı hapishanelerde ve sürgünde bulunan yoldaşların özgürleşmesi, infaz kanunları ve temel kanunlarda değişikliklerin yapılması beklenmektedir’ dedi
Almanya Alevi Kadınlar Birliği (AAKB) tarafından “Kadın, Yaşam, Siyaset” başlığıyla Düsseldorf Cemevi’nde bir panel düzenlendi.
Panele katılan Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, yaptığı konuşmada kadınların tarih boyunca egemen zihniyet ve patriyarkal sistemler tarafından hem bedeni, hem emeği, hem kimliği sömürüldüğüne dikkat çekti.
Alevi inancında kadın-erkek ayrımı olmadığını belirten Tülay Hatimoğulları, “Bizler bu tahayyül ile mücadelemizi yürütüyoruz. Eş başkanlık ve eşit temsiliyet sadece sembolik değil, yönetim kurullarında ve siyasi partilerde kadın bakış açısının ve çizgisinin varlığıyla da sağlanmalıdır. Türkiye’de uzun yıllar süren kota ve eşitlik mücadelemizle bugün DEM Parti’de kadın kotası yüzde 50’ye ulaştı. Kadın hareketi olarak amacımız, kadınların hem fiziksel hem fikirsel varlığını görünür kılmaktır” ifadelerini kullandı.
Tülay Hatimoğulları, AKP’nin kadın düşmanlığı üzerinden bir siyaset güttüğünü belirterek, şöyle devam etti:
“İstanbul Sözleşmesi ve 6284 sayılı kanun, kadın ve çocukları koruyan hayati yasalar olmasına rağmen bir gece ansızın tartışmaya açıldı ve çekildi. Mevcut iktidar, kadın bedeni üzerinden muhafazakar bir toplum inşa etmeye çalışıyor. Biz kadınlar buna karşı, başörtülü ya da açık fark etmeksizin, el ele verip erkek egemen zihniyete karşı mücadele edeceğiz. Kadınların giyimi siyasetin malzemesi olamaz, bunun karşısında tüm kadın hareketleriyle dayanışma içindeyiz. Ayrıca, Ortadoğu ve Afrika’da kadınların direnişleri güçlüdür. Özellikle İran’da kadınlar öncülük ettiği halk direnişi sürerken katlediliyorlar. Bu mücadelede çözüm dış müdahalede değil, bölgedeki kadın hareketi ve ezilen kesimlerin direnişinde yatıyor; biz de bu dayanışmanın ve mücadelenin yanındayız.”
‘Kadın direnişçilerin başarıları, erkek egemen güçler tarafından hedef alınıyor’
Rojava’nın kazanımlarının aynı zamanda kadın kazanımları olduğunu ve Kürt kadınların oluşturduğu modelin hedef alınmasının nedenlerine dikkat çeken Tülay Hatimoğulları, “Rojava’da kadın direnişçilerin başarıları, erkek egemen güçler tarafından hedef alınıyor. Katledilen kadınların bedenlerine uygulanan şiddet, uluslararası savaş hukukunu aykırıdır. Çünkü kadınların başarısı yayılırsa, İran, Irak, Yemen ve diğer bölgelere de ilham olur. Bu, İslam’ı siyasete alet eden ve değerleriyle ilgisi olmayan kesimlerin yürüttüğü bir siyasetin sonucudur” dedi.
Önümüzdeki dönemde yasaların çıkarılmasını bekliyoruz
Tülay Hatimoğulları, Barış ve Demokratik Toplum Süreciyle ilgili olarak da şunları söyledi:
“27 Şubat’ta Sayın Öcalan’ın Barış ve Demokratik Toplum çağrısıyla bir süreç başladı. Bu çağrı sonrası PKK ve Türkiye devleti arasında çeşitli görüşmeler yürütüldü. DEM Parti olarak biz de müzakere ve diyalog sürecinin aktif bir parçasıyız. Parlamentoda oluşturulan komisyonda rapor nihai hale getirildi. Biz de parti olarak tespitlerimizi ve eleştirilerimizi paylaşarak sürece katkı sunduk. Bu sürecin kalıcı bir barış ile sonuçlanabilmesi için temel ilkeler barış, özgürlük, demokrasi ve hukuk olmalıdır. Bunlar eksik olursa gerçek bir barış mümkün değildir. Süreç aynı zamanda demokratikleşme ve farklı halkların haklarının güvenceye alınmasıyla da bağlantılıdır. Alevi, Kürt, Arap ve diğer toplulukların kendi inançlarını özgürce yaşayabilmesi, ana dillerinde eğitim görebilmesi için demokratik bir cumhuriyet gereklidir. Önümüzdeki dönemde yasaların çıkarılması, siyasi suçlardan dolayı hapishanelerde ve sürgünde bulunan yoldaşların özgürleşmesi, infaz kanunları ve temel kanunlarda değişikliklerin yapılması beklenmektedir. Ancak, yasa gerektirmeyen bazı durumların yerine getirilmesi gerekiyor. Örneğin, AİHM kararlarının uygulanmasıyla Gezi Parkı tutsakları Osman Kavala, Can Atalay, Çiğdem Mater ve Kobanê Kumpas Davası’ndan tutuklu arkadaşlarımızın serbest bırakılması, hasta ve yaşlı mahpusların bırakılması gerekiyor. Bu görüşmelerin kısa sürede tamamlanamayacağını, uzun soluklu bir süreç olduğunu ve uluslararası deneyimlerden alınan derslerin önemli olduğunu vurguluyoruz. Süreç boyunca DEM Parti olarak, Kürt halkının ve Türkiye’de yaşayan farklı halkların beklentilerini gözeterek, barışçıl ve demokratik çözüm yollarını güçlendirmek için çalışmaya devam edeceğiz.”
Kaynak: MA









