HRANA’nın açıkladığı 33 günlük rapora göre; İran’da 118’i çocuk 6 bin 92 kişi katledildi, 11 bin 20 kişi ise ağır yaralandı
Human Rights Activists News Agency (HRANA), İran ve Rojhilat’ta başlayan protestolar ardından rejim muhafızlarının protestoculara dönük saldırılarının bilançosunu açıkladı.
33 günlük bilanço raporuna göre ölüm sayısı 6 bin 479’a ulaştı. 118’i çocuk 6 bin 92 protestocunun rejim muhafızları tarafından katledildiği kaydedilen 11 bin 20 kişi ise ağır yaralandı. Raporda, 17 bin 91 ölüm vakasının ise soruşturma aşamasında olduğu kaydedildi. 281 kişiden zorla “itiraf” başlığı altında videolar alınarak resmi televizyonlarda yayımlandığı bildirilen raporda, 11 bin 27 kişinin ise haklarında soruşturma açılarak ifadeye çağrıldıkları belirtildi.
Tutuklamalar devam ediyor
Raporda Meşhed’de gözaltı merkezlerindekilerin zor durumda oldukları kaydedilirken, “Protestoların sokak aşamasının yatışmasına rağmen, saha raporları tutuklamaların ve kovuşturmaların devam ettiğini ve bazı bölgelerde yeni kitlesel tutuklama dalgalarının yaşandığını gösteriyor. Son 24 saat içinde Dezful, Yazd, Borujen, Borujerd ve Nur şehirlerinde en az 706 vatandaş tutuklandı. Ayrıca, FARAJA Kamu Güvenliği Polisi, 28 Aralık’tan bu yana ülke genelinde 327 protestocunun tutuklandığını bildirdi. Hormozgan Eyaleti İstihbarat Genel Müdürlüğü protestolarla bağlantılı olarak 65 vatandaşın tutuklandığını açıkladı” ifadeleri kullanıldı.
Tedavi gören yaralıların isimlerini aldı
Öte yandan İran rejiminin yaralılara dönük tutuklama furyası başlattığı belirtilen raporda şu bilgiler yer aldı:
“Yaralıların tedavisiyle ilgili raporlar, tıbbi yardım aramanın tutuklanma riski haline gelebildiği baskı ve şiddetin yoğunluğunu en açık şekilde yansıtıyor. Tahran’daki bir kaynağın anlatımına göre, gözlerinden saçma kurşunuyla yaralanan çok sayıda vatandaş, şehirdeki özel bir göz hastanesinde tedavi gördü. Protestolar sona erdikten sonra, tıp bilimleri üniversitesi ve güvenlik kurumlarından temsilciler hastaneyi ziyaret ederek, 8 Ocak ile 12 Ocak tarihleri arasında hastaneye yatırılan tüm kişilerin isimlerini aldılar ve bilgileri yanlarında götürdüler. İran Sağlık Bakanlığı Hemşirelik İşlerinden Sorumlu Yardımcısı, kişilerin tedavi için farklı bir isim vermeleri durumunda ‘kimsenin denetim yapmadığını’ ve kimlik doğrulamasının yalnızca sigorta kullanılması durumunda gerekli olduğunu söyledi; bu iddia, güvenlik güçlerinin hastanelere girmesine doğrudan atıfta bulunmasa da, korkunun varlığını ve kimlik kontrolleri sorununu fiilen kabul ediyor.”
DIŞ HABERLER









