SAMER’in son raporunu değerlendiren DEM Parti Amed Milletvekili Serhat Eren, araştırmanın bölge halkının sürece yönelik ihtiyatlı ve koşullu bir destek verdiğini ortaya koyduğunu belirtti
DEM Parti Amed Milletvekili Serhat Eren, SAMER’in “Dönemsel Söylem ve Pratikler Bağlamında Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgelerinde Yapılan Kamuoyu Araştırmalarının Analizi” başlıklı son raporunu ANF’ye değerlendirdi. Kürtlerin yoğun olarak yaşadığı 16 ilde yaptığı araştırmaya ilişkin değerlendirmelerde bulunan Eren, çözüm sürecine yönelik toplumsal desteğin arttığını söyledi.
Serhat Eren, raporda sürece ilişkin ciddi yapısal eksikliklerin öne çıktığını belirtirken, özellikle hukuksal adımların atılmamasının toplumsal güveni zedelediğine dikkat çekti. “16 ilde yapılan anket çalışmasında öne çıkan başlıklardan biri, umut hakkının ve umut ilkesinin kabul edilmemiş olmasının başlı başına bir sorun olarak görülmesidir” diyen Serhat Eren, “Aynı şekilde süreçte rol alan; İmralı’dan komisyon üyelerine kadar mekanizma içinde yer alan kişilere yönelik güvencelerin tanınmamış olması da önemli bir sorun olarak öne çıkıyor. TMK ve Ceza Kanunu başta olmak üzere bu alanda yapılması gereken düzenlemelerin hayata geçirilmemiş olması, yapılan çalışmalarda sürece olan güveni ve umudu zedelemiş görünüyor” dedi.
Toplumda kuşkular arttı
Kürt sorununun demokratik çözümüne ilişkin ilk aşamada, Meclis bünyesinde bir komisyon oluşturulmasının ardından sürecin toplumsallaşması için çalışmalar yürütüldüğüne dikkat çeken Serhat Eren, “Çok sayıda sivil toplum örgütü, iş insanı ve hukuk örgütü dinlendi; bu aşama, sürecin toplumsallaşması bakımından kıymetliydi. Ancak bu aşama tamamlandı. İkinci aşamada ise çatışmasızlığı güvence altına alacak yasal adımların atılması bekleniyordu. Bu sürecin uzun sürmesi ve halen somut adımların atılmamış olması, toplumda kuşkuları artırdı ve sürece duyulan güvensizliği derinleştirdi. Sonuç olarak, silah bırakanların toplumsal ve siyasal yaşama katılımını sağlayacak şekilde, negatif barış olarak tanımlanan bu sürecin pozitif barış sürecine evrilmesi gerekiyor. Bunun için de gerekli yasal adımların atılması şart. Yapılan tespitler, bu adımların şimdiye kadar atılmadığını gösteriyor” diye konuştu.
Acil adımlar atılmalı
“Toplumsal rıza üretilmediği sürece, çözüm ve barış sürecine toplum alıştırılmadığı müddetçe yasal adımların atılması ve düzenlemelerin yapılması da zorlaşıyor” vurgusunda bulunan Serhat Eren, “Bugün yaşadığımız tıkanıklık biraz da bundan kaynaklanıyor. Hem hükümetin hem de muhalefetin bu konuda sorumluluklarını yerine getirmemesi nedeniyle hükümet, acilen atılması gereken yasal düzenlemeler konusunda tıkanmış ve zayıflamış görünüyor” dedi. Serhat Eren, toplumda sürece dair umudu güçlendirecek acil ve somut adımların atılması gerektiğini vurgulayarak, demokratik müzakerenin eşit koşullarda yürütülmesinin zorunlu olduğunu söyledi.
“Umut hakkının tanınması yalnızca siyasal değil, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararları gereği hukuksal bir zorunluluktur” diyen Serhat Eren, Aynı zamanda yüzyılı aşan bir sorunun çözümünde temel aktör olan Sayın Öcalan’ın bu süreci özgür koşullarda yürütebilmesi siyasal bir gerekliliktir. Atılması gereken ilk somut adım, umut hakkının yasal güvence altına alınmasıdır dedi. Eren, muhalefetin sürece dair tutumuna ilişkin de yaptığı değerlendirmede, destek beyanlarının çözüm üretme noktasında yetersiz kaldığını söyledi.
ANKARA









