Hüseyin Aykol’u anlatan kardeşi Mehmet Aykol, ‘Birçok öğrenci yetiştirdiğinden dolayı arkasında büyük bir miras bıraktı. Bu benim için büyük bir mutluluk ve sevinç kaynağı’ dedi
Gazetemiz Yeni Yaşam Okur Temsilcisi ve Yazarı olan Hüseyin Aykol 14 Ekim’de geçirdiği beyin kanamasının ardından tedavi gördüğü hastanede 1 Ocak’ta yaşamını yitirdi. Mücadeleyle geçen yaşamında Özgür Basın üzerindeki baskılara karşı direnişlerde önde olan Hüseyin Aykol, ardında devrimci bir miras bıraktı.
Kürt Halkının yaşadığı baskıları dünya ve Türkiye kamuoyuna aktaran Hüseyin Aykol, Kürt halkının mücadelesinde önemli bir yer aldı. Hüseyin Aykol, cezaevlerinde tutsakların yaşadığı hak ihlallerini sürekli gündeme getirerek, yaşadığı sürece tutsakların gözü ve kulağı oldu.
Ağabeyi Hüseyin Aykol’un hayatına ve mücadelesini anlatan Mehmet Aykol, 1956’da Manisa Salihli’de doğan Hüseyin Aykol’un çocukluğunun Salihli’de geçtiğini söyledi. Mehmet Aykol, ağabeyinin Salihli 5 Eylül İlköğretim okulunda öğrenim gördüğünü, başarılı bir öğrenci olduğunu anlattı. İlkokul öğretmeninin Hüseyin Aykol’un bu başarısının farkında olduğunu ve “Ona, ilkokulu bitirteceğim” dediğini söyledi.
Mehmet Aykol, “İlkokulu bitirdikten sonra İzmir Bornova’da parasız yatılı liseye gitti. Oradan sonra da Ankara tıpı kazandı. Ankara tıpta 2 yıl okuduktan sonra siyasal bilgilere geçti. İzmir’de okuduğu zamanlarda yaz tatillerinde köye gelip gidiyordu. Köye geldiği zaman çocuklara yabancı dil dersleri verdiği zamanlar da oluyordu. Ankara’ya gittikten sonra gidip gelişler azaldı. Kardeşler arasında babamın en sevdiği evlatlarından birisiydi. Çok değer veriyordu, onu okutmayı istiyordu. Babam ‘Oğlum okuyup doktor olacak, bana bakacak’ diyordu. Salihli’de okurken annemler Kemalpaşa tatlısı tepsiye koyuyordu, o da tatlıyı mahalle mahalle satmaya gidiyordu, vaktini değerlendirmeye çalışıyordu. Beraber sinemaya giderdik” ifadelerini kullandı.

‘Haksızlığa gelmeyen birisiydi’
Ağabeyinin haksızlığa gelmeyen birisi olduğunu ifade eden Mehmet Aykol, “Zaten yıllardır buna karşı mücadelesini vermiş. Başlıca amacı oymuş. Cezaevi sürecinde de biz sürekli mektuplaşıyorduk. O bana yazardı, ben ona yazardım. Köydeki durumları bana sorardı. Ne gibi işlerle meşgul olduğumu bana sorardı. İlk cezaevine girdiği zaman babam baya bir üzülüyordu. Onun için avukatlar tutmuştu. Cezaevlerinde o zaman koğuş ağalarına ‘Damağası’ deniliyordu. Babam da o zamanlar ağabeyime ‘Damağası’ diye hitap ediyordu. Aydın Cezaevi’nde yatıp çıktığı zamanlarda paralı askerlikler başlamıştı. Cezaevinde okumakla geçti ve tabii 40’ından sonra ona askerlik yapmak biraz zor geldi. Bizim üzümlerimiz vardı, oradan gelen parayı bedelli askerliği halletmek için uğraştık, ama bedelli askerlik işi olmadı. Ardından askere gitti ve askerlikten buraya geldi; ama fazla durmadı. Bizim bakkalımız vardı. ‘Gel bakkalla sen ilgilen, ben de bağ işleri ile ilgilenirim’ dedim ama o ‘Olmaz, ben İstanbul’a gideceğim, başımın çaresine bakacağım’ dedi. Bir gitti, o gidiş” ifadelerini kullandı.
‘Birçok öğrenci yetiştirdiğinden dolayı arkasında büyük bir miras bıraktı’
Hüseyin Aykol’un sevilen bir insan olduğunu ifade eden Mehmet Aykol, “Ben bu kadar sevildiğini beklemiyordum, hissetmiyordum. Baya güzel arkadaşlıklar ve dostluklar edinmiş. Örnek kişiler içindeymiş. Çoluğuna çocuğuna fazla bir miras bırakmışlığı yok, ama birçok öğrenci yetiştirdiğinden dolayı arkasında büyük bir miras bıraktı. Bu benim için büyük bir mutluluk ve sevinç kaynağı. Biz Ankara’ya gittiğimiz zaman onun öğrencileri yanıma gelip ‘Ben Hüseyin Hoca’nın yanında okudum, onun talebesiyim’ dedikçe biz onunla gurur duyduk” şeklinde konuştu.
Haber: Uğurcan Boztaş \ MA









