Cezaevlerinde hasta tutsaklara yönelik hak ihlallerinin sürdüğünü söyleyen İnsan Hakları Derneği Wan Şube Eşbaşkanı Mehmet Salih Coşkun, mevcut yasal düzenlemelerin uygulanması halinde hasta tutsakların sorunlarının çözülebileceğini belirtti
Hasta tutsakların infazlarının ertelenerek tam teşekkülü hastanelerde tedavi edilmemesi, tedaviye cevap veremeyen ve tek başına yaşamını idame ettiremeyecek durumda olanların serbest bırakılmaması sorunu sürece rağmen devam ediyor. Süregelen sorun, hukuki ve idari gerekçeler öne sürülerek çözüm konusunda adım atılmazken, İnsan Hakları Derneği (İHD) Wan Şube Eşbaşkanı Mehmet Salih Coşkun, başta hasta tutsaklar olmak üzere cezaevlerinde ihlallerin arttığını belirterek, yeni bir yasal düzenleme olmaksızın mevcut mevzuat çerçevesinde de hasta tutsakların sorununun çözülebileceğini söyledi.
Cezaevlerindeki hak ihlallerinde artış olduğunu belirten Mehmet Salih Coşkun, “Wan’daki cezaevlerinde tutsakların özellikle tedaviye götürüldükleri sırada kelepçeli muayene durumunun dayatılması hususu devam eden bir ihlal. Bunların haricinde Van T Tipi Cezaevi’nde son dönemde bir verem vakasının olduğunun bilgisini edinmemiz üzerine bir ziyaret gerçekleştirdik. Karantinada olan tutsaklardan biriyle görüşme gerçekleştirdik. Geçen hafta edindiğimiz bilgiye göre de tutsağın verem teşhisi de pozitif çıkmış. Bu tutsakların çoğu gerekli sağlık haklarına erişimi yeterli değildir” ifadelerini kullandı.
‘Yalnızlaştırma politikası uygulanıyor’
Tutsaklara karşı yalnızlaştırma politikası uygulandığını söyleyen Mehmet Salih Coşkun, “Tutsakların süreli ve süresiz yayınlara ulaşım hakkı ne yazık ki olması gerektiği gibi değil. Haftalık kitap sınırlaması ya da bazı dergi ve gazetelerin cezaevlerine sokulması müdüriyetlerin bunlara sadece izin vermesi bunların haricinde sınırlı TV kanallarına erişim veya sınırlı radyo kanallarına erişim durumu söz konusu. Cezaevleri bu konuda süreçle ilişkili bir süreç izlemek yerine tam tersine bir izole etme, toplumsal yaşamdan uzaklaştırma ve tutsakları yalnızlaştırma politikası izliyor. Bizler insan hakları derneği olarak özellikle hasta tutsaklardan çok ciddi hak ihlalleri raporları geliyor. Son yayınlamış olduğumuz hasta tutsak raporundan sonra da ne yazık ki bir ilerleme ve gelişme gerçekleşmedi” diye konuştu.
‘ATK raporları tahliyelerin önündeki en büyük engel’
Hasta tutsakların tahliyesi için herhangi bir kanuni düzenlemeye gerek olmadığının altını çizen Mehmet Salih Coşkun, “Kamuoyunda her ne kadar hasta tutsakların tahliyesi için yeni bir kanun düzenlemenin olması gerektiği ifade edilse de şuan ki 5270 sayılı ceza kanunda infaz sisteminin güvenlik tedbirleri uygulanması noktasında hasta tutsakların tahliyesine dönük bir prosedür öngörülmüş. Mesele kanuni bir prosedür değil, tamamen bürokratik ve siyasi bir yaklaşımın sonucudur. Adli Tıp Kurumu hasta tutsaklar hakkında sürekli cezaevinde kalabileceğine dair gerçeği yansıtmayan raporlar sunması hasta tutsakların tahliyesi önündeki en büyük engeldir. Adli Tıp Kurumu’nun sağlıklı işletilmesi ya da hasta tutsakların cezaevinde kalabileceğini yönelik rapor düzenleme tekelini Adli Tıp Kurumu’ndan alınarak tam teşekküllü hastanelere devredilmesi ve beli başlı hastaneleri tespit edilip o hastanelerden rapor alınmasının önü açılmalıdır. Bunlar yapılırsa ortada bir sorun kalmayacaktır ve aynı zamanda da yeni bir kanuni düzenlemeye de gerek yok. Tabii bunların haricinde Barış ve Demokratik Toplum Süreci’nde 12’nci Yargı Paketi’nin gündeme geldiğini bizler görüyoruz ve takipçisiyiz. Diğer siyasi tutsakların tahliyelerinin önünü açacak özel bir yasal düzenlemenin olacağını umut ediyoruz. Başta İHD olmak üzere bu alanda çalışan birçok sivil toplum kuruluşunun önermiş olduğu düzenlemeler doğrultusunda bu kanuni düzenleme geçmesi bizim temennimizdir. Yasadan bütün tutsakların eşit bir şekilde faydalanmasını istiyoruz” şeklinde konuştu.
Haber: Bilal Babat – Özlem Yacan / MA









