“Tekrar” çocukların olduğu gibi, kitlelerin eğitiminde de, “öğrenmenin anasıdır.”
Gününü dolduran bir eylem biçiminin “tekrarından” söz etmiyorum. Bilinmesi gereken bir düşüncenin tekrarından söz ediyorum. Ama nasıl gününü dolduran bir eylem biçiminin tekrarı başarısızlığa götürürse, bilinmesi gerekip de artık bilinen bir düşüncenin tekrarı da, dinleyene bıkkınlık verir.
30 Mart tarihli Yeni Özgür Politika’da, bilinenin tekrarından bıkan okuru heyecanlandıracağını düşündüğüm iki haber-yazı okuyunca ben de çocuklar gibi sevindim. İki konudaki tekrarların içinde bu iki haber-yazı birer yıldız gibi parladı.
İki haber-yazı da “iki pilot” hakkındaydı.
“Pilot” deyince muhtemelen yüzünüz ekşidi. Ekşimesin. Bu pilotlar başka pilotlar.
“Komünleşme” hakkında yüzlerce yazı okumuşunuzdur. Ama sanıyorum bir çoğunuz bu Apocu komünalizm paradigmasının somut olarak hayata nasıl geçeceğini bu yazıları okuyarak bir türlü anlayamamışınızdır. Belki siz anlamışınızdır da, en azından ben anlayamamışımdır.
Ya da Kürdistan dağlarında gerillanın artık yalnız bir “kara gücü” olmaktan çıktığına, “hava gücü” haline geldiğine dair de yüzlerce haber okumuşunuzdur. Kabul edersiniz ki, savaşın geçici olarak durduğu şu sırada hiçbir muhabir bu hava gücünün yakın tarihteki “kahramanlıklarını” anlatmaya kalkmayacaktır. Şu anda zihnimizde ABD-İsrail-İran “hava güçlerinin” dünyayı kaosa sürükleyen füzeleri ve kamikaze dronları canlanmakta. Birisi bize “dronlar da sevimlidir” diye bir yazı yazsa, siz onu bir “dron üreticisinin alçakça reklamı” olarak sanal medyada topa tutarsınız.
Ama işte hem “tekrarından bıktığınız ve somut olarak nasıl hayata geçeceğine dair hiçbir ip ucu bulamadığınız” komünleşmenin somut pratiği ile ilgili ve semalarda uçuşan katil dronları dehşetle izlediğiniz şu günlerde “insan hayatını kurtaran” bir dronun da var olduğuyla ilgili iki haber-yazı Yeni Özgür Politika’da yer aldı. İkisi de “pilotları” anlatıyor.
Pilotlardan biri “karada” diğeri ise “havada.” Yeni Özgür Politika’yı diasporadakiler okuyabildiği, Türkiye’de yasaklı olduğu için, Türkiye’deki okurun bu satırları okurken şaşkınlığına kıs-kıs gülüyorlardır. Çok kısa anlatayım:
Birinci “pilot”, Muş’un Varto ilçesidir. Yüzde altmışa aşkın oyla seçilen Varto Belediyesi, belediye bütçesinin her bir sokak ve mahallede nereye harcanacağı ile ilgili söz-karar-icra yetkisini o sokakların halkına devretti. Şimdi Varto’da “sokağımıza şu kadar bütçe, şu somut iş için harcanacaktır” dendiğinde Varto Belediyesi’nin diyelim ki kafasına yatmasa bile sokağın bu kararı uygulanıyor.
Bu görülmemiş uygulama nedir? Apocu komünleşmenin somut bir uygulanmasıdır. “Devletçi belediyecilikten” komünal yerel yönetime geçilmektedir. Varto ilçesi komünleşmenin “pilot” bölgesidir.
İkinci “pilot” çocuklar için “çizgi romana” ya da “çizgi filme” konu olabilecek bir pilottur. Adı “Heval Pilot”tur. Sakın bir gerillanın F-35’i ele geçirdiğini, kokpite oturup Kürdistan semalarında gezintiye çıktığını sanmayın. Pilotumuz, Özgür Politika’da resmini gördüğüm dünya güzeli bir kedidir. Heval Pilot’un serüveni bir “tünelde” başlıyor. Tüneli fareler basmış. Savaşçıların ekmeğine fareler dadanmış. Yedi düvelle baş edenler çaresiz kalmış. Çare kediymiş. Lakin tünelin etrafı kuşatılmış. Çıkıp da bir köyden kedi almak mümkün değilmiş.
Çaresiz devrimcinin silahı yaratıcılık. Birisi “bizim bir de hava gücümüz var” deyince akıllar başa gelmiş. Dronları “üreten hevallere haber salınmış. “Bize dronla acil olarak bir kedi gönderin” demişler. Kedi drona bindirilmiş. Dört kilometreyi aşmış. Tünelin ağzına yavaşça inmiş. Heval Pilot drondan çıkar çıkmaz ekmek hırsızı bir fareyi anında yakalamış.
Sonra ne olmuş. Savaş geçici olarak durunca, bir gerilla kediyi koynunda saklamış, tünelden çıkarmış. Heval Pilot şu aralar TBMM Komisyonunda sözü edilen “yasayı”, Türkiye’deki “hak, hukuk, ekmek hırsızlarını” yakalamak için bekliyormuş. İşte okuyup da çocuklar gibi sevindiğim iki haber-yazı böyle. Tekrar öğrenmenin anasıdır. Yeter ki o ananın doğurduğu tekrarı “pilot bölge” Varto’nun somutluğunda ya da “Heval Pilot’un” insanın yüzünde güller açtıran sevimliliğinde anlatmayı başaralım.









