Türkiye ve İran gibi ülkeler; dış politikalarını halklarla barışma yönünde radikal şekilde değiştirmezse, mezhepçi ve etnisiteye dayalı politikayı sürdürmeye devam ederse, dışsal etkilere, politik rüzgarlara dayanıksız hale gelebilir ve tahmin edemeyeceği ölçekte kırılmalar yaşayabilir
Mehmet Ali Çelebi
Hamas Liderlik Konseyi Başkanı Muhammed İsmail Derviş, Hamas Siyasi Büro Başkan Yardımcısı Halil El Hayye ile Kuzey Şeridi Tugayı, Gazze Tugayı, Orta Bölge Tugayı, Güney Tugayı’ndan oluşan İzzeddin el-Kassam Tugayları’nın liderleri; Hamas’ın en büyük silah-lojistik sağlayıcısı İran’ın Dini Lideri Ali Hamaney, “arenalar birliği” stratejisinin koordinasyonunu sağlayan İran Devrim Muhafızları Kudüs Gücü Komutanı İsmail Kaani, ideolojik/tarihsel hamleler üretme konusunda, kriz olur yazarlığında, kriz yönetmede sınıfta kalmıştır. Din angajmanlı paradigma çürümesiyle, stratejik okuma ve manevra yeteneklerinin paralize olduğu iyice belirginleşmiştir.
Hamas’ın çok sayıda kadrosu göz göre göre İsrail’e yem edilmiştir. Tarih, halklar ve coğrafyayı okuma şuurunu yitirmiş Hamaney gibi isimlerin kancasıyla 7 Ekim 2023 Aksa Tufanı’nı başlatmakta pişman olan Hamas, kalbura dönmüş yapısından saçılan istihbaratlar sonucu İsrail saldırılarında ateşkes yapılana kadar en üst liderlerini kaybetmiştir. Hamas Liderleri İsmail Haniye, Yahya Sinvar’dan sonra Hamas Şura Meclisi üyeleri, Liderlik Konseyi üyeleri, Siyasi Büro üyeleri öldürülmüştür. Hamas yönetiminin, 19 Ocak 2025 ateşkesinden sonraki gövde gösterilerine izin vermesine, adeta kendi elleriyle yaptıkları işaretlemelere ne demeli?
İsrail’in ABD’nin de baskısıyla Hizbullah’la yaptığı ateşkesi (27 Kasım 2024) Gazze’yi de etkilemiş Hamas’la ateşkesin de yolunu döşemişti. Bu ateşkes başlarken, analizimizde tam da can yakabilecek durumlara işaret etmişiz. ABD’nin de baskısıyla Hizbullah-İsrail ateşkesi imzalandıktan üç gün sonra “Ateşkes, Halep ve Kürtler” başlıklı analizde şu vurguyu yapmıştık: “İsrail, rehinelerin bırakılması için Hamas ve İslami Cihad’ı daha çok sıkıştırmak, liderlerine yönelecektir.” (Yeni Yaşam /30 Kasım 2024)
İsrail-Hamas ateşkesinden bir gün sonra ise “Trump ve İsrail nereye gidiyor?” başlıklı analizde şu ifadelere yer vermiştik: “Netanyahu; Yemen’e de odaklanıp İran destekli Ensarullah’a da Hizbullah’a yaptığının benzerini yapmak istiyordu… Maddelerin açılarına bakıldığında Gazze’nin Hamas’ın yönetimine bırakılmayacağı anlaşılıyor. Sevinç gösterisi yapan Hamas savaşçılarının giriş-çıkışlarını da İHA’larla izleyip tespit etti. Bir aşamadan sonra, yani 42 günü beklemeden bombardımanı sürdürecek gibi.” (Yeni Yaşam 20 Ocak 2025)
Ateşkesin ilk aşaması bitime yaklaşınca İsrail Gazze’ye aralıklarla saldırılarda bulundu, ölümler oldu.
İsrail’in boş durmadığı, noktasal saldırılar için işaretlemelerini yaptığı da ortaya çıktı. İsrail’le yapılan 19 Ocak-1 Mart arasındaki ateşkes sonrası da Hamas ve İslami Cihad rehine ve tutuklu/hükümlü takası gerçekleşince telafisi imkansız korkunç hatalarını sürdürdü. Ateşkes sonrası silahlı sevinç gösterileri yapması, takas sırasında kurduğu platformlar çevresinde gövde gösterisi yapmasının bedeli çok ağır oldu. Gövde gösterisi yapayım derken yetişmiş kadrolarını, kilit rol alan Hamaslıları, askeri kanat liderlerini, yönetim pozisyondakilerinin girip-çıktıkları karargah-alanları aynaya vurdu. Bu vizyonsuzlukla Hamas, çok sayıda kadrosunu peşpeşe kaybetti.
Güç ve Kılıç Harekatı
İsrail 18 Mart 2025’te de İsrail ‘Güç ve Kılıç Harekatı’ adı altında yeni hava saldırısı başlatmıştır. Ertesi gün İsrail ordusu, Gazze’yi ikiye ayıran Netzarim Koridoru’na ve Gazze’nin güneyine yeni kara harekatını başlatmıştır. İlk günler saldırlar suikast odaklı olmuştur ve Hamas ve İslami Cihad’ın lider kadroları öldürülmüştür.
Ateşkesi bozan İsrail’in 18 Mart 2025’te başlattığı hava-füze saldırılarının ilk günü Gazze İçişleri Bakan Yardımcısı ve Hamas güvenlik yetkilisi Mahmud Ebu Vafah, Hamas Siyasi Büro Üyesi/Gazze Başbakanı İsam ed-Dalis, İçişleri Bakan Yardımcısı/ güvenlik sorumlusu Tümgeneral Mahmud Ebu Vatfa, Hamas Siyasi Büro Üyesi ve Acil Durum Komitesi Başkanı/ Askeri ve Siyasi Büro Koordinasyon Sorumlusu/Hukuk İşleri Sorumlusu Ebu Ubeyde el-Cemasi, Gazze Adalet Bakanlığı Müsteşarı Tümgeneral Ahmed el-Hitte, İç Güvenlik Ajansı Genel Müdürü Tümgeneral Behçet Ebu Sultan, İslami Cihad askeri kanadı Kudüs Tugayları sözcüsü Naci Ebu Seyf, Kuzey Gazze Sorumlusu Yaser Harb öldürülmüştür.
İsrail ordusu birkaç gün sonra Hamas’ın güney Gazze’deki askeri istihbarat şefi/Han Yunus Tugayı tabur komutanı Usame Tabbaş’ı 21 Mart’ta öldürdü. Hamas Siyasi Büro Üyesi/Ulusal İlişkiler Ofisi Sorumlusu Salah el-Berdevil de Han Yunus’ta (22 Mart 2025), Hamas Siyasi Büro üyesi/Mali İşler Sorumlusu İsmail Berhum Han Yunus’taki Nasır Hastanesi’ne saldırıda (23 Mart 2025), Hamas Sözcüsü Abdullatif el-Kanu, Gazze’nin kuzeyindeki Cibaliye el-Beled bölgesinde (27 Mart 2025), İzzeddin el-Kassam Tugayları’nın istihbarat servisi liderlerinden Eşref el-Garbavi, Gazze’nin kuzeyindeki Ard eş-Şanti bölgesinde (28 Mart 2025) öldürüldü. Hamas’ın peşpeşe suikastler gelince çok sayıda kişiyi sorumlu tutup idam ettiği basına yansıdı.
Ya 2024’teki suikastler… Aksa Tufanı saldırılarını başlatan Hamas’ın askeri kanadı İzzeddin el-Kassam Tugayları Genel Komutanı Muhammed ed-Dayf (Deif), Kassam Genel Komutan yardımcısı Mervan İsa, Gazze Komutanı Yahya Sinvar. (Tahran’da Hamas Lideri İsmail Haniye’ye suikast sonrası Hamas’ın yeni lideri seçilen Yayha Sinvar, iki buçuk ay sonra Gazze-Refah’ta 16-17 Ekim 2024’te öldürülmüştür. Kassam Tugayları kurucularından Hamas’ın Siyasi Büro Başkan Yardımcısı Salih el-Aruri, Merkez Tugayı Komutanı Eymen Nevfel, Kassam Tugayları komutanlarından Semir Fendi, Azzam el-Akra, Han Yunus Tugayı Komutanı Rafi Selame, Mahmud Şahin, Kuzey Tugayı Komutanı Ahmed el-Gandur, Muhammed Beşaşe, Muhammed er-Reis, Ahmed Hammud, Silah ve Savaş Hizmetleri Komutanı Gazi Ebu Tamaa, Kassam İnsan Kaynakları Komutanı Raid Sabit öldürüldü. Tugayların komutanları Askeri Konsey üyeleriydi. Hamas Siyasi Büro Üyesi/ Gazze Uluslararası İlişkiler Sorumlusu Zekeriya Ebu Muammer,
Gazze Güvenlik Sorumlusu Cevad Ebu Şamale, Gazze Siyasi Büro Üyesi Cemile el Şanti (Abdülaziz er-Rantisi’nin eşi), Gazze Genel Şura Konseyi Başkanı Usame el-Müzeyni, Gazze Siyasi Büro Üyesi Ruhi Müştaha, Gazze Siyasi Büro Üyesi Samih eş-Serrac Dayf, İsa dahil çoğunun ölümü ancak 2025’te açıklanmıştır. Hamas, kadrolarda, umut bağlayan kesimlerde sarsıntı, demoralizasyon olmasın diye 13 Temmuz 2024’te öldürülen Kassam Tugayları Genel Komutanı Muhammed Dayf’i İsrail-Hamas ateşkesi sürerken 30 Ocak 2025’te açıklamıştır.
Böylece Hamas’ın silahlı kanadı İzzeddin el-Kassam Tugayları’nın 7 Ekim 2023 sabaha karşı
başlttığı Aksa Tufanı sonrası, yönetilemeyen politik fırtına ve kaos Hamas’ın liderlerini, orta kadrolarını yutmuştur. Hamas’ın ayakları yerden kesilmiştir. Hizbullah’ın liderlerini, orta kadrolarını da yutmuştur, denklemden ayaklarını kesmiştir. Tahran ve çevresindeki kentlere İsrail saldırısına rağmen İran’ı misilleme yapamaz hale getirmiştir. İran, gözünü karartmış Netanyahu ve Trump’ın hışmından kurtulmak için yapabildiği sadece tatbikatlar düzenlemek ve yeni füze-SİHA tanıtım videoları yayınlamak olmuştur.
Toplumla bağlar incelirken
Hamas’ın toplumla bağlarının da inceldiği görüldü. Hamas’ın din odaklı tekçiliğinin olduğu bir yerde, herhangi bir devletin koruma gücü olmadan Gazzelilerin Hamas’a karşı yürüyüş yapması durumun nereye evrildiğinin nirengi noktalardandı. 25-26-27 Mart 2025 günlerinde Gazzeliler, ne olursa olsun noktasına geldiklerini göstererek, Beyt Lahiya’da, kuzey kasabalarında yürüyüş yaparak Hamas’ı protesto etti. Hamas’ın Gazze’yi terk etmesinin istenmesi dikkat çekici. “Hamas dışarı!”, “Yemek istiyoruz”, “Barışa evet, devam eden savaşa hayır” gibi sloganlar atılırken “Savaşı durdurun”, “Filistin’deki çocuklar yaşamak istiyor” dövizleri açılırken, Hamaslıların taşlayarak dağıtma girişimi basın ve tarih sayfalarına geçmiştir.
Şark-ul Avsat “İlk yürüyüş Hamas’a bağlı unsurlar tarafından taş yağmuruna tutularak bastırılmaya çalışılmış, bazı vatandaşlar ve yerel figürler durumun büyümesini engellemek için yürüyüşü barışçıl bir şekilde dağıtmış ve bu yürüyüşleri takip eden günlerde hareket tarafından herhangi bir saldırıya maruz kalınmamıştır… Çoğunlukla öfkeli gençler tarafından organize edilen bu yürüyüşleri düzenleyen ve katılanların korkularını arttıran ise Hamas karşıtı yürüyüşleri yönettikten sonra Hamas unsurları tarafından öldürüldüğü bildirilen Tel el-Hava mahallesi sakini genç Uday el-Rabie’nin başına gelenlerdir… Ailesi Kassam Tugayları’na bağlı silahlı bir grup tarafından kaçırıldığını, ardından işkence gördüğünü ve öldürüldüğünü doğruladı” diye yazıyordu. (Şark-ul Avsat Türkçe /30 Mart 2025)
IMEC ve Türkiye’siz toplantı
İsrail’in harekatı yeniden başlattığı gün Benyamin Netanyahu başkanlığındaki kabinenin, ABD Başkanı Trump’ın Gazzeli’leri başka ülkeler taşıma planı çerçevesinde Gazze’deki Filistinlileri göç ettirmek için Gönüllü Göç Birimi kurması dikkat çekiciydi. Bu Gönüllü Göç Yönetimi, göçü teşvik edip deniz, hava ve kara yoluyla özel çıkış düzenlemeleri yapacaktı.
İsrail yönetimi, Gazze’ye daha öncekiler gibi farklı yıllarda yeniden Gazze’ye tekrar tekrar harekatlar düzenleyip her defasında şimşekler çekmek yerine, bunca yıkım olmuşken, bunca tepki almışken durmayıp kalıcı sonuç planlıyor. Bu kirli döneme iyice bulaşmışken Netanyahu üzerinden tamamlayıp yeni dönem başlatmak istiyor. Gidişat adım adım kenti boşaltmak, yavaş yavaş unutturup boşaltılan yerleri tarıma, yeni yerleşim planlarına açmak yönünde. Gidişat Gazze’yi Doğu Akdeniz enerji ihracat transfer limanına; Çin’in etkisini kırarak Hindistan, Ortadoğu, İsrail-Gazze enerji-gıda deniz yolu projesinin (IMEC) stratejik limanına dönüştürmek yönünde. Rusya’ya yönelik ambargo Ortadoğu’daki, Doğu Akdeniz ve Levant’taki enerji kaynaklarına ilgiyi artırınca, BMGK belgelerinde tehdit olarak kodlanan Şam’ı ele geçirmiş HTŞ’ye, Ahmed Şara’ya dahi NATO ülkeleri kredi açmıştır.
Doğu Akdeniz hidrokarbon transferi, çıkarılan doğalgazı Avrupa’ya nakledip enflasyon üstündeki baskıyı hafifletme ve sanayiye ivme kazandırma çalışmaları hararet kazanmıştır ki, Suriye, Lübnan, Kıbrıs, İsrail jeopolitiği sık sık uluslararası manşet gündemlerden olacaktır.
Bu minvalde Suriye, Kıbrıs, İsrail üçgeninde “ertesi gün” seçenekleri ve stratejileri için yeni zemin oluşturma çabaları dikkat çekici. 28 Mart 2025 günü “Zoom” üzerinden online Fransa, Lübnan, Suriye, Kıbrıs ve Yunanistan beşli zirvesinde Suriye, enerji güvenliği, sınır güvenliği görüşülmesi dikkat çekici. Görüşmeye Suriye adına kendini geçici Cumhurbaşkanı ilan eden Ahmed El-Şara, Fransa Cumhurbaşkanı Macron, Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Aoun, Kıbrıs Cumhurbaşkanı Nikos Hristodulidis, Yunanistan Başbakanı Kiryakos Miçotakis’in katılması, HTŞ-Şam’ı labaratuar yaparak mezhepçi anayasa hayalini deneyip mandat rejimi kurmaya çalışan AKP-Türkiye’nin davet edilmemesi tarih aynasına çarpan unsurlardan.
Sarayı gözetleme, Halep Anlaşması
İran ve Türkiye’nin farklı formatlarda desteklediği Hamas’ın çaptan düşürülmesi sonrası İsrail gözünü Şam’ı ele geçiren HTŞ’ye çevirmiştir. İsrail’in Taksim ile Şirinevler kadar Şam’a yaklaşıp “Kar Dağı” denen, turistik kayak merkezi olan, tarım/su kaynaklarını kontrol için, radar için ve hava tatbikatları için stratejik olan Hermon Dağı tepesinden HTŞ Lideri Ahmed Şara’nın oturduğu Halk Sarayı’nı gözetlemesi, Türkiye’nin Suriye’de artan etkisine de mesajdır. HTŞ Şam’a girer girmez İsrail ordusunun da ilerleyip ele geçirdiği Hermon Dağı’na giden İsrail Savunma Bakanı Yisrael Katz’ın, birliğe hitapta Ahmed Şara’ya seslenip “Culani her sabah, Şam’daki başkanlık sarayında gözlerini açtığında, İsrail ordusunun kendisini Hermon’un zirvesinden izlediğini görecek ve bizlerin burada ve güney Suriye’nin tüm güvenlik bölgesinde, Golan ve Celile sakinlerini onun ve cihatçı arkadaşlarının tehditlerinden korumak için bulunduğumuzu hatırlayacak” dediğini hatırlayalım. (AA/12.03.2025) Bu Türkiye’ye, “Suriye’de yeni bir İran istemiyoruz” mesajıdır.
İran’ın elinden Levant’ın anahtarını alan İsrail’in bakışı artık şu: “İran, Suriye-Lübnan’dan çıkarıldı ancak İran’ın yerini Türkiye almaya çalışıyor. Güvenlik tehdidi oluşturuyor.” Yani Şam’ı izlerken bir gözü de Ankara’da.
İsrail; Türkiye’nin Suriye’de HTŞ’nin kuracağı orduyu eğitmek ve hava savunma sistemi yerleştirmek için yerleşmeye çalıştığı Tedmur (Palmira) Askeri Havaalanı’nı, yerleşmek için üs genişletme inşaatına başladığı Palmira’nın batısındaki Tiyas/T-4 Askeri Üssü’nü Mart-Nisan 2025 saldırılarında yok etmesi ve Türkiye’nin donanma üssü kurmak istediği Lazkiye Limanı’ndaki 110. Alayı’nı birkaç kez bombalaması; Trump’ın seyrüsefer, İsrail ve enerji ticareti güvenliği için 15 Mart 2025’te Yemen’i yöneten İran destekli Husi ordusuna ikinci dönemindeki ilk savaşını açması; iki hafta sonra da Trump’ın nükleer programını müzakereyle bitirmezse İran’ı bombalamakla tehdit etmesi Türkiye için de alarm zilleri olarak okunmalı. İsrail, Suriye’den asker çekmediği gibi bazı yerlerde üs açmaya çalışan Türkiye’ye, sınırlarını göstermeye pozisyonunda. İsrail kabinesinin mart ayında “Suriye’de etkisi artan Türkiye” gündemli toplantı yapması TSK’nin yeni pozisyon alışını sineye çekmeyeceklerinin izdüşümü. İsrail sınır güvenliği, enerji güvenliği, Doğu Akdeniz-Kıbrıs jeopolitiğini üzerinden geleceğe odaklanıyor. Türkiye’nin Suriye’de çok ileri gittiğini düşünen Katar ve BAE’yi dahi İsrail, Yunanistan’daki tatbikata (31 Mart-11 Nisan) dahil edebilmiştir.
İsrail’in pençe atması, yeni Trump döneminde ilk ABD ziyaretini 25 Mart’ta yapıp Dışişleri Bakanı Marco Rubio ile görüşen AKP’li Dışişleri Bakanı Fidan’ın Suriye’de TSK-HTŞ ortak kara operasyonu yapma beklentisinde eli boş dönmesinin de Şam yönetiminin Halep’teki Şêxmeqsûd-Eşrefiyê Kürt Meclisi ile 14 maddelik anlaşma imzalamasıyla sonuçlandığını ekleyelim.
Türkiye ve İran gibi ülkeler; dış politikalarını halklarla barışma yönünde radikal şekilde değiştirmezse, mezhepçi ve etnisiteye dayalı politikayı sürdürmeye devam ederse, dışsal etkilere, politik rüzgarlara dayanıksız hale gelebilir ve tahmin edemeyeceği ölçekte kırılmalar yaşayabilir.