İklim Adaleti Koalisyonu, 30 Mart Uluslararası Sıfır Atık Günü nedeniyle yaptığı açıklamada, atığın değil, onu üreten düzenin tartışıldığı; ekolojik adaletin ve toplumsal eşitliğin merkezde olduğu bir geleceğin gerekliliğini vurguladı
İklim Adaleti Koalisyonu, 30 Mart Uluslararası Sıfır Atık Günü nedeniyle yazılı basın açıklaması yayınladı. Açıklamada, atığın değil, onu üreten düzenin tartışıldığı; ekolojik adaletin ve toplumsal eşitliğin merkezde olduğu bir gelecekle mümkün olduğu vurgulandı.
Günümüzde “sıfır atık” kavramının giderek daha fazla resmi söylemin, şirket kampanyalarının ve belediye tanıtımlarının parçası haline geldiği belirtilen açıklamada, “Mesele birkaç geri dönüşüm kutusu yerleştirmekten, ambalajlara yeşil işaretler basmaktan ya da bireylere yeni sorumluluklar yüklemekten ibaret değildir. Üretimin ve tüketimin bugünkü örgütlenmesi değişmeden, doğa talanı sürerken, plastik ve ambalaj üretimi artarken, tarım alanları, ormanlar ve su varlıkları sermaye birikiminin konusu olmaya devam ederken ‘sıfır atık’ söylemi gerçek bir çözüm olmaktan uzak kalmaktadır. Türkiye’de de tablo farklı değildir. Adana Ceyhan’da plastik hammaddesi üretecek olan şirketin yatırımına izin ve teşvik veriliyor, plastik üretimi kışkırtılıyor. Ne kadar çok üretilirse, o kadar çok atık olacağı görmezden geliniyor. Avrupa’nın atık yükünün çoğunun ‘ithalat’ adı altında Türkiye’ye yönlendirilmiş olması da bu tablonun bir parçasıdır. Avrupa istatistik ajansının verilerine göre, her yıl yapılan bu ‘ithalatın’ sadece plastik atık kısmı 700 bin tondan fazladır ve her geçen yıl artmaktadır. Bu koşullarda sıfır atık, ekolojik yıkımın üzerini örten bir tanıtım başlığına indirgenmemelidir “ ifadelerine yer verildi.
Yapılması gerekenler
Atık meselesinin yalnızca çevre politikalarının değil, emek, sağlık ve adalet mücadelesinin de bir parçası olduğu vurgulanan açıklamada, yapılması gerekenler şöyle sıralandı:
- Bizler için gerçek bir sıfır atık yaklaşımı, atığın yalnızca sonucuna değil kaynağına müdahale etmeyi gerektirir.
- Tek kullanımlık plastik ürünlerin üretiminin ve tüketimin sınırlandırılması, giderek yasaklanması
- Plastik üretiminin azaltılması
- Yeniden kullanım ve tamir mekanizmalarının güçlendirilmesi gerekir.
- Atık ithalatının durdurulması ve yasaklanması gerekir.
- Yerel yönetimlerin piyasacı değil kamusal bir atık politikası benimsemesi gerekir.
- Atık alanında çalışan emekçilerin haklarının güvence altına alınması gerekir.
- Daha da önemlisi, doğayı sınırsız bir hammadde deposu, toplumu ise sınırsız bir tüketim alanı gibi gören anlayışın terk edilmesi gerekir.
- Gerçek dönüşüm, üretimden tüketime, yerel yönetimlerden merkezi politikalara kadar bütünlüklü bir ekolojik ve toplumsal değişimi gerektirir.
- İhtiyacımız olan şey, yeşil cilalı kampanyalar değil; doğayı, emeği ve kamusal yararı esas alan bir dönüşümdür.
- Atığın değil, onu üreten düzenin tartışıldığı; ekolojik adaletin ve toplumsal eşitliğin merkezde olduğu bir gelecek mümkün ve gereklidir.
Kaynak: MA









