İran’da ilan edilen ateşkese ilişkin açıklama yapan İran Kürdistanı Siyasi Partiler Koalisyonu, ateşkesin kalıcı barış için ancak nükleer ve askeri politikaların son bulması ve halkların haklarının tanınmasıyla anlamlı olacağını vurguladı
İran Kürdistanı Siyasi Partiler Koalisyonu, İran’daki mevcut durum ve ilan edilen ateşkese ilişkin yazılı bir açıklama yayımladı. Ortadoğu’nun yaklaşık 39 gün boyunca yoğun çatışma ve savaş içinde olduğunu belirten Koalisyon, “İran İslam Cumhuriyeti rejimi, Amerika ve İsrail’in sert ve doğrudan saldırıları altında kaldı. Sonuç olarak 7 Nisan 2026’da, ABD Başkanı’nın ‘Eğer Hürmüz Boğazı açılmazsa taş devrine dönerler’ şeklindeki ültimatomunun ardından İran rejimi teslim oldu ve ateşkesi kabul etmek zorunda kaldı” diye kaydetti.
Koalisyon, ateşkes çerçevesinde yaklaşımını şu şekilde sıraladı:
“ Birincisi; rejimin savaş ve yıkımdan sorumlu olduğudur. Savaşın genişlemesi ve bölge güvenliğinin çökmesi, İslam Cumhuriyeti rejiminin başarısız politikalarının doğrudan bir sonucudur. Bu rejim, nükleer silah elde etme çabası ve diğer ülkelerin işlerine müdahale yoluyla hareket etmektedir. İslami devrim siyasetini sürdürmekte, terörizmi desteklemekte ve füze ile İHA programlarının geliştirilmesine öncelik vermesi dünyayı istikrarsızlığa sürüklemiştir. Bu savaş birçok ülkeye zarar vermiş, binlerce ailenin göç etmesine neden olmuştur.
İkincisi; kan dökülmesinin durdurulmasına ve sivil halkın hayatının korunmasına yol açacak her adımı memnuniyetle karşılıyoruz. Ancak ateşkesin, rejimin kendisini yeniden toparlaması ve nükleer silahlara yaklaşması için taktiksel bir fırsat olarak kullanılmaması gerektiği konusunda uyarıyoruz. İran halkının iradesini göz ardı eden her türlü anlaşma, yalnızca geçici ve tehlikeli bir barış olacaktır.
Üçüncüsü; ateşkes ancak şu durumlarda anlamlı olur:
- Rejimin askeri, istihbari, örgütsel ve yönetsel müdahalelerine tamamen son verilmesi,
- Nükleer ve füze programlarının köklü biçimde ortadan kaldırılması,
- İnsan hakları ilkelerine bağlı kalınması ve İran’daki halkların meşru haklarının tanınması; özellikle Kürt halkı için kendi kaderini tayin hakkının kabul edilmesi.
Dördüncüsü; İran İslam Cumhuriyeti’nin 47 yıllık deneyimi, bu rejimin reforme edilemeyeceğini ve bölgede barışın ancak köklü değişimler ve demokrasi ile sağlanabileceğini göstermiştir. Kürdistan özgürlük hareketi, varlığını, sürekliliğini ve gücünü kendi halkından, özgürlük ve egemenlik iradesinden almaktadır; uluslararası savaş ve çatışmaların bir ürünü değildir. Bu nedenle ne ateşkes ne de İran İslam Cumhuriyeti ile yapılacak bir anlaşma onun devamını engelleyebilir. Hiçbir ateşkes ya da siyasi anlaşma, özgürlük ve egemenlik elde etme yönündeki çabalarımızın önünü kesemez.
Yaşasın Kürt halkının haklı mücadelesi!”
Kaynak: MA









