İran’da idamlara karşı ‘İdama hayır, özgür yaşama evet’ kampanyası başlatıldı. Kampanyanın yürütücüleri tarafından yapılan açıklamada, kampanyayla ‘İran İslam Cumhuriyeti tarafından sürdürülen idam dalgasına karşı büyük bir öfke ve derin bir üzüntüyle ses’ yükseltileceği ifade edildi
İran’da idamlara karşı ‘İdama hayır, özgür yaşama evet’ kampanyası başlatıldı.
Kampanya yürütücüleri tarafından yapılan açıklamada, “Kampanya, İran İslam Cumhuriyeti tarafından sürdürülen idam dalgasına karşı büyük bir öfke ve derin bir üzüntüyle sesini yükseltiyor,” denildi.
Başlatılan idam cezası dalgasının siyasi tutukluların, protestocuların, etnik ve dini azınlıkların ve yalnızca temel hakları için ayağa kalkan insanların hayatlarını hedef aldığı ifade edilen açıklamanın devamında şu ifadelere yer verildi:
“İran, sürekli olarak dünyada en fazla idam gerçekleştiren ülkeler arasında yer almaktadır. Her yıl yüzlerce insan idam edilmekte; bunların çoğu uluslararası adalet standartlarıyla bağdaşmayan yargılamaların ardından — avukatsız, işkence altında alınan itiraflara dayanarak ve adil, şeffaf yargılanma hakkı olmadan — gerçekleştirilmektedir.
2022’deki “Jin, Jiyan, Azadî” (Kadın, Yaşam, Özgürlük) serhildanına katıldıkları için tutuklanan protestocuların idam edilmesi dünyayı sarstı. Ancak infazlar durmadı; aksine daha da arttı.
Her idamın arkasında bir insan vardır — bir kız, bir oğul, bir anne, bir baba. Her idamın arkasında devlet tarafından susturulmuş bir hikâye vardır.
İdama hayır, özgür yaşama evet kampanyası, İran İslam Cumhuriyeti’nin savaşları ve silahlı çatışmaları bilinçli ve sistematik biçimde, içerdeki idam kampanyasını genişletmek için bir kalkan olarak kullanmasını en sert şekilde kınamaktadır.
Bu bir tesadüf değildir, bu bir stratejidir
Tarih göstermiştir ve son gelişmeler de doğrulamaktadır ki, İran devleti askeri faaliyetlerini artırdıkça — ister doğrudan savaş, ister vekâlet savaşları ya da gerilimlerin artırılması yoluyla olsun — ülke içindeki idamların sayısı da keskin şekilde artmaktadır. Uluslararası dikkat savaş alanlarına yöneldiğinde, darağaçları daha fazla çalışmaktadır. Siyasi tutuklular, işçi aktivistleri, gazeteciler, azınlıklar, Kürtler, Beluçlar ve Araplar ile seslerini yükseltmeye cesaret eden gençler, dünya kameralarından uzak bir şekilde ölüme sürüklenmektedir.
Rejim, muhaliflerini “ulusal güvenlik”, “casusluk” ve “Allah’a karşı düşmanlık” gibi suçlamalarla ortadan kaldırmaktadır — bu suçlamalar, siyasi baskının hukuki görünümlü araçlarından başka bir şey değildir.
Uluslararası topluma çağrı
Uluslararası toplumu acil şekilde harekete geçmeye çağırıyoruz:
- Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi ve İnsan Hakları Konseyi, İran’ın askeri faaliyetleriyle ülke içindeki artan idamlar arasındaki bağı açıkça gündeme getirmelidir.
- Amnesty International, Human Rights Watch, Sınır Tanımayan Gazeteciler ve tüm sivil toplum kuruluşları, bölgesel çatışma dönemlerinde izleme faaliyetlerini artırmalıdır.
- Diplomatik görüşmelere katılan devletler, idamların derhal durdurulmasını temel bir şart olarak masaya koymalıdır.
- Uluslararası medya, dikkat dağıtma taktiklerine karşı durmalıdır; savaşları takip edip idamları görmezden gelmek gerçeğin yarısını anlatmaktır.
- Uluslararası Ceza Mahkemesi ve Birleşmiş Milletler özel raportörleri, savaş dönemlerinde idamların bilinçli şekilde artırılmasının insanlığa karşı suç sayılıp sayılamayacağını araştırmalıdır.
Her savaşın önünde kurbanlar vardır. İran’da ise kurbanlar hapishane duvarlarının arkasında da vardır — düşman ateşiyle değil, kendi devletlerinin elleriyle öldürülmektedirler; çünkü dünya başka bir yere bakmaktadır.
Savaş idamı meşrulaştıramaz.
Çatışma vicdanı susturamaz.
Hiçbir devlet, kendi yarattığı savaşın gölgesinde halkını öldüremez.
Bize katılın. Sesinizi yükseltin. Hayatları kurtarın.
İletişim: Life.not.execution@gmail.com
Instagram: @life_not_execution
X: @notexecution”
DIŞ HABERLER









