Yoğun güvenlik önlemleri, internet kesintileri ve gözaltılar sokakları boş bıraksa da, İran genelindeki halk hareketi devam ediyor
İran genelindeki protestolar 24’üncü gününe girerken ülkede ağır güvenlik önlemleri, yaygın internet kesintileri ve Rejim güçlerinin yoğun varlığı sürüyor. Bu durum sokakların büyük ölçüde boşalmasına yol açsa da, halkın eylemleri sınırlı bir şekilde hala devam ediyor.
Yoğun güvenlik atmosferi ve kent merkezlerinin güvenlik ve emniyet güçleri tarafından adeta kuşatılması, geniş çaplı sokağa çıkma kısıtlamalarıyla birlikte halkın serbest biçimde sokaklara çıkmasını engelliyor. Rejim güçleri iki kişilik en küçük buluşmaları dahi dağıtıyor ve gözaltına alıyor.
Medya gerçekleri yansıtmıyor
İlamlı bir yurttaşın aktardığı görüntülere göre, protestocular korkusuzca ve kararlı biçimde sokaklara çıktı ancak ağır bir baskıyla karşılaştı. Yurttaş, videoda gösterilerde yaşamlarını yitirenlerin gerçekte daha fazla olduğunu medyanın yaşamını yitiren, yaralı ve gözaltı sayılarının yansıtmadığını dile getiriyor.
Ülkede gözaltına alınanların akıbetleri de bilinmiyor. Dehgolanlı, evli ve bir çocuk babası olan 40 yaşındaki Kürt bir sivil aktivist, Sine’de güvenlik güçleri tarafından gözaltına alınarak bilinmeyen bir yere götürüldü. Söz konusu kişinin daha önce de iki kez gözaltına alındığı bildirildi. Yine Merivan’da yaşayan bir Kürt yurttaş, kentin bir sokağında güvenlik güçlerince gözaltına alındı ve bilinmeyen bir yere götürüldü. Öte yandan geçtiğimiz akşam Kirmaşah’daki Taq-e Bostan bölgesinden yoğun çatışma ve silah sesleri duyuldu. Daha sonra güvenlik güçlerinin, protestocuların görüntülerini elde etmek amacıyla iş yerleri ve kamu kurumlarındaki kameraları topladığı bildirildi.
Kürt gençler hedef alınıyor
Kirmaşahlı bir babanın, Kehrizak Adli Tıp Kurumu’nda 19 yaşındaki tek çocuğunun cenazesiyle vedalaştığına dair yayımlanan sarsıcı görüntü, son baskıların yol açtığı insani felaketin boyutlarını bir kez daha gözler önüne serdi. Görüntüde, acılı baba onlarca cenazenin arasında oğlunu siyah bir plastik torba içinde buluyor. Bu sahne, İran rejiminin Kürt protestoculara yönelik acımasız şiddetinin sembollerinden biri haline geldi. Söz konusu Kürt genç, halk ayaklanmasına katıldığı için Tahran’da rejim güçleri tarafından katledildi.
Şehirler kuşatıldı, cenazeler gece gömülüyor
Birçok kentte askeri ve güvenlik güçlerinin konuşlandırılması, mahallelerin kontrol noktalarına dönüştürülmesiyle sokaklar tam bir güvenlik hakimiyeti altına alındı. Yaygın gözaltılar, hızlı yargılamalar ve idam tehditleri, toplumda korku yaratmanın başlıca araçları olarak kullanılıyor. İran rejimi uygulamalarını “isyancılara karşı” olarak sunsa da, sahadan gelen bilgiler bunun sistematik şiddet ve siyasal kontrolün örtüsü olduğunu gösteriyor. Gece yarısı gözaltıları ve hızla hazırlanan dosyalar, toplum üzerinde baskı kurmak için devreye sokuluyor. Birçok kentte aileler, güvenlik güçleriyle karşı karşıya gelmemek için yakınlarını gece vakti toprağa vermek zorunda kalıyor. Bazı aileler, defin sırasında hakarete ve baskıya maruz kaldıklarını, normal bir yas töreni yapmalarına izin verilmediğini aktardı.
560 Beluc gözaltına alındı
Gözaltılar sürerken, sahada görüntü ve video kaydetmeye çalışan sivil aktivistler ve yurttaşlar da tehdit, darp ya da gözaltıyla karşı karşıya kalıyor. Bu tablo, örgütlü şiddet ve siyasal baskının; bilgi akışının kısıtlanması ve aileler üzerindeki baskıyla birlikte, siyasi kontrolü sürdürmenin ve toplumda korku iklimi yaratmanın temel aracı haline geldiğini gösteriyor. Dezap’tan yayınlanan bir video askeri ve güvenlik güçlerinin yoğun varlığını ortaya koydu. Güçlerin kentin birçok noktasında yakın mesafelerle konuşlandırıldığı görülüyor. Ülke genelindeki protestoların başlamasının ardından Dezap, Pahre, Çabahar ve Saravan’daki Beluc yurttaşların da eylemlere katıldığı, şu ana kadar bu bölgelerde en az 560 Beluc’un gözaltına alındığı bildirildi.
3 bin 919 kişi hayatını kaybetti
Öte yandan bir insan hakları kuruluşu, rejimin protestolarda hayatını kaybedenlerin cenazelerini ailelere teslim etmeyi, ailelerin yeniden protestolara katılmayacaklarına dair taahhütname imzalamasına bağladığını bildirdi. İnsan hakları örgütü HRANA’nın raporuna göre, protestoların başlangıcından bu yana en az 24 bin 669 kişi gözaltına alındı, 3 bin 919 kişi hayatını kaybetti, 2 bin 109 kişi yaralandı. Hayatını kaybedenler arasında 18 yaş altı 25 çocuk bulunuyor.
Protestolarda 33 kadın katledildi
İnsan hakları kaynakları ve sivil aktivistlerden gelen bilgilere göre, protestolarda hayatını kaybeden kadınların sayısı artıyor. Kimliği tespit edilen en son 13 kadınla birlikte, katledilen kadınların toplam sayısı 33’e yükseldi. Yeni belgelere göre, ülkenin farklı kentlerinde çok sayıda kadın şiddetin hedefi oldu. Gilan’da Reşt, Lahican ve Lengerud’dan Sara Behbudi, Sanam Pourbabai ve Şule Setude’nin isimleri yaşamını yitirenler listesine eklendi. Bu kadınlardan birinin hamile olduğu bildirildi. Ayrıca Tahran, Nişabur, İsfahan, Şiraz ve Sevadkuh’ta Aida Aghili, Ziba Dastjerdi, Arzu Abedi, Maede Moradi-Kia, Nestren Zare’menş, Sonya Salehi-Rad ve Ghazal Aghaei-Lindi’nin kimlikleri doğrulandı. Dikkat çeken vakalardan biri, kemancı ve keman eğitmeni olan Sanam Pourbabai’nin doğrudan güvenlik güçlerinin ateşiyle öldürülmesi oldu.
İsfahan’da ise Mona Hosseini’nin “Gharazi” Hastanesi’ne kaldırıldıktan sonra yaşamını yitirdiği bildirildi. Yanında bulunan kızı ve damadı da gerçek mermiyle ağır yaralanarak yoğun bakıma alındı.
Eylemlerle fiyatlar daha da arttı
Ocak ayındaki protestolarla birlikte temel gıda fiyatlarındaki artış, hammadde kıtlığı ve ekonomik durgunluk, toplumu çok katmanlı bir güvenlik-ekonomi krizine sürükledi. Bu kriz, özellikle aileler üzerindeki günlük yaşam baskısını artırdı. Üç haftalık ayaklanma sürecinde et, pirinç ve ilaç fiyatlarında eşi görülmemiş artışlar yaşandı. Bazı aileler bir kilo et alabilmek için günlük gelirlerinin iki katını harcamak zorunda kaldıklarını, hayati ilaçların fiyatlarının ise üç katına çıktığını belirtti. Yakıt ve hammadde eksikliği, özellikle küçük ve orta ölçekli işletmelerin faaliyetlerini durdurmasına ve iş piyasasında ciddi bir durgunluğa yol açtı. Daha önce görece istikrarlı olan orta sınıf, artık temel ihtiyaçlarını karşılama kaygısıyla karşı karşıya. Bu geçim baskısı, toplumsal hoşnutsuzluğu derinleştirerek, sosyal direnişin sürmesi ve yeniden üretilmesi için önemli bir zemin oluşturuyor.
Kaynak: NûJINHA









