15 Şubat uluslararası komplonun yıl dönümünde Aksaray Meydanı’nda bir araya gelen yurttaşlar tecridin son bulması ve Öcalan’ın özgürlüğünün sağlanması çağrısında bulundu. Açıklamada, barış ve demokratik çözümün adresinin İmralı olduğu vurgulandı
Halkların Demokratik Kongresi (HDK), Özgür Kadın Hareketi (TJA), Halkların Eşitlik ve Demokratik Partisi (DEM Parti), Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’a yönelik 15 Şubat uluslararası komplonun yıl dönümü dolayısıyla İstanbul Fatih ilçesinde bulunan Aksaray Meydanı’nda basın açıklaması düzenledi. “Hakikatin ışığı ile özgürlüğe doğru” şiarıyla yapılan açıklamaya çok sayıda kişi katıldı.
Kitle sık sık, “Bê serok jiyan nabe”, “Disa disa serhildan Apo serokê welat”, “Biji serok Apo”, “Yeke yeke yeke gelê Kürt yekê”, “Bijî serok Apo”, “Dişe diş kana kan seninleyiz Öcalan”, “Umut haktır engellenemez”, “Kahrolsun 15 Şubat komplosu”, “Jin jiyan azadî”, “Barışın elçisi İmralı’dadır” sloganları atıldı.
DEM Parti İstanbul İl Eşbaşkanı Arife Çınar, 15 Şubat komplosu ile Abdullah Öcalan, Kürtler ve kadınların teslim olmadığını söyledi. Arife Çınar, “Bugün Sayın Öcalan 27 yıldır tecrit altında. Şimdi bir süreçten bahsediliyor. Eğer barış sürecinden bahsediliyorsa bu sürecin ilerlemesi için Sayın Öcalan’ın ‘Umut Hakkı’ uygulanması lazım. Biz ‘Umut hakkı’ ilkesiyle barış koşullarının sağlanacağını düşünüyoruz” dedi.
Ardından basın metnini DEM Parti İstanbul İl Yöneticisi Gizem Kuzuk okudu.
Açıklamada şu ifadelere yer verildi: “15 Şubat uluslararası komplonun Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın Sayın Öcalan’ın İmralı’da sergilediği sarsılmaz çözüm kararlılığı karşısında tarihsel bir yenilgiye uğradığını bir kez daha vurguluyoruz. Önder Abdullah Öcalan Komployu şu sözlerle tanımlamaktadır; ‘Benim şahsımda hedeflenen, Orta Doğu’da demokratik bir çözümün önünü kesmek ve Kürtleri bir kez daha statüsüzlüğe mahkûm etmektir. Komplo, küresel güçlerin bölge üzerindeki yeni dizayn arayışının bir parçasıdır.’ Bu komployu boşa çıkarmak için Kürt halkı ve dostları büyük bedeller ödeyerek önüne geçmiştir. Güneşimizi Karartamasınız eylemleriyle Önder Abdullah Öcalan’ın savunmak için etrafında ateşten çember oluşturarak, meydanlarda ve zindanlarda milyonlar direnerek komplonun başarıya ulaşmasını büyük bedeller ödeyerek önlemiştir.”
15 Şubat, yalnızca bir liderin yakalanması değil, aynı zamanda bölgesel projelerin ve hegemonik müdahalelerin bir yansıması olarak tarih geçtiği belirtilen açıklamada, “Çünkü Uluslararası komplo, hegemonik güçlerin Ortadoğu’yu kendi çıkarları doğrultusunda yeniden dizayn etme stratejisinin bir sonucu olarak gelişti. Bu süreçte kapitalist modernitenin yarattığı krizlere karşı Sayın Öcalan tarafından ‘Üçüncü Yol’ olarak sunulan Demokratik Modernite kuramı, halklar için bir çözüm yolu açmıştır. Komplo ile bu çözüm yolu kesilmek istenmiş, bölge halklarının bitmek bilmeyen savaşlara ve milliyetçi çatışmalara sürüklenmesi hedeflenmiştir. Ancak, 15 Şubat 1999’dan bu yana ağır tecrit koşulları altında tutulan Halklar Önderi Abdullah Öcalan, geliştirdiği paradigma ile ‘halkların tasfiyesi’ ve ‘kaos’ senaryolarını boşa çıkarmıştır. Komployu kurgulayan Kapitalist Modernite güçlerinin 3. Dünya Savaşı’nın fitilini ateşleyerek halkları birbirine kırdırma çabasına karşı; İmralı sürecini bir direniş ve barış okuluna dönüştürerek, bu kirli senaryoya Demokratik Toplum manifestosuyla en güçlü yanıtı vermiştir” denildi.
Tecrit, çözümsüzlüğün kaynağı
Açıklamanın devamında şunlar belirtildi: “Bugün Kürdistan, Türkiye ve Ortadoğu merkezli yaşanan tüm derin krizlerin, savaşların ve sosyal yıkımların temelinde, Kürt sorununda ısrarla sürdürülen çözümsüzlük politikaları ve İmralı üzerindeki tecrit rejimi yer almaktadır. Ancak bu kuşatmaya rağmen, Sayın Öcalan’ın çözüm fikriyatı bugün Ortadoğu’nun her köşesinde, özellikle de Rojava’da hayat bulan özgürlük modeliyle halkların tek çıkış yolu haline gelmiştir. Suriye’de yaşanan son siyasi ve askeri gelişmeler, statü arayışları ve bölgesel dengelerin sarsılması, Sayın Öcalan’ın yıllar önce öngördüğü ‘Demokratik Ulus’ çözümünün ne kadar hayati olduğunu bir kez daha kanıtlamıştır. Suriye’nin ve tüm bölgenin huzuru, ancak Kürt halkının varlığının tanınması ve Sayın Öcalan’ın demokratik çözüm iradesinin muhatap alınmasıyla mümkündür. Sayın Öcalan’ın 27 Şubat tarihinde somutlaşan ‘Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı’, sadece bir niyet beyanı değil, toplumun demokratikleşmesi ve onurlu bir barışın inşası için sunulmuş tarihsel bir yol haritasıdır. Bu çağrıda ifadesini bulan demokratik müzakere iradesi, bugün toplumsal barışa susamış milyonların en büyük umududur. İmralı’da yürütülen her görüşme, halklar arasında koparılmak istenen tarihsel bağların yeniden tesisi ve stratejik bir ittifakın kurulması anlamına gelmektedir. Kamuoyunun beklentisi, bu iradenin siyasi bir taktik olarak değil, kalıcı bir çözümün anahtarı olarak görülmesi; tecrit sistemine derhal son verilerek Sayın Öcalan’ın özgürlüğünün sağlanması ve demokratik müzakere zemininin hukuki güvencelerle oluşturulmasıdır.
Sayın Öcalan’ın özgürlüğü hemen sağlanmalıdır
Unutulmamalıdır ki, Sayın Öcalan’ın hayata geçirmeye çalıştığı ‘barış ve demokratik toplum’ projesi, aynı zamanda demokratik bir Cumhuriyetin kuruluş mücadelesidir. Bölgesel yangının Türkiye ve Kürdistan’ı da içine alacak şekilde genişlediği bu kritik süreçte, Sayın Öcalan’ın fikriyatı ve çözüm gücü, halklarımıza sunulmuş en büyük fırsattır. 15 Şubat komplosuyla hedeflenen imha ve inkar siyaseti, bugün Sayın Öcalan’ın barış iradesiyle aşılmaktadır. Bu tarihsel iradeye sahip çıkmak, komplocu akla karşı durmak ve özgür bir geleceği inşa etmek hepimizin ortak sorumluluğu ve kaçınılmaz görevidir. Şiarımız ‘Hakikatin ışığı ile özgürlüğe yürümek’. Çözümün adresi belli, iradesi nettir; bu iradeye kulak tıkamak geleceği karartmaktır. Bu nedenle Sayın Öcalan’ın özgürlüğü hemen sağlanmalıdır.”
Aksaray Meydanı’nda yapılan açıklamanın ardından polis kitleye saldırdı. Çok sayıda kişi gözaltına alındı.
İSTANBUL









