Rojava’ya dönük saldırılara karşı Kürt halkı günlerdir eylemde. İstanbul’daki eylemlere katılan yurttaşlar, ‘Rojava, Kürt varlığının simgesidir’ dedi
“Yıllardır barış diyoruz ama her seferinde saldırılarla karşılaşıyoruz. Kardeşlik söylemin pratikte hiçbir karşılığı yok. Kürtler her seferinde yalnız bırakılıyor. Bir damla kanımız kalana kadar çocuklarımızın yanında duracağız.”
HTŞ iktidarı ve Türkiye’nin saldırılarına karşı Rojava’da direniş sürerken, Kürtler de günlerdir sokaklarda tepkilerini gösteriyor. İstanbul’un farklı ilçelerinde de bir haftayı aşkın süredir eylemler devam ediyor.
İstanbul’da yapılan eylemlerde özellikle annelerin ve kadınların yoğunluğu dikkat çekerken, alanda öfke hakimdi. Gençler polis barikatlarının önünde Rojava halkının yanında olduklarını dile getirirken, anneler ise “Siz DAİŞ’i korumayı bilirsiniz. Gidin DAİŞ’lileri koruyun” sözleriyle tepkilerini gösteriyordu.
‘Vahşet görmezden geliniyor’
Eyleme katılan Kevser Yıldız “Edî bes e” diyerek başlıyor konuşmasına. Kevser Yıldız,
“Burada olmamın nedeni yalnızca Rojava’da süren saldırıların durdurulmasıdır. Saçımdaki örgü, Rojava’da direnen kadınları temsil ediyor. Orada yaşananlar başka bir coğrafyada olsaydı, Türkiye’de çok daha geniş kesimler bu vahşete karşı sokağa çıkardı. Ama söz konusu Kürt kadınları olunca herkes sessiz kalıyor, bu vahşet görmezden geliniyor” diyor.
‘Saldırılar Kürtlerin varlığını hedef alıyor’
Eylemde polis saldırısına maruz kalan Hatice Kahraman, “Demokratik protesto hakkımı kullanmak için buradaydım ama ağır bir polis müdahalesiyle karşılaştım. Müdahale sırasında polislerin ayakları altında kalma tehlikesi yaşadım, parmağım kırıldı. Rojava, Kürt varlığının simgesidir. Oraya yönelik saldırılar yalnızca bir bölgeyi değil, Kürtlerin varlığını hedef alıyor” diyerek, tepkisini dile getiriyor.
‘Kadınlar doğrudan hedef alınıyor’
Hayat Akgöz ise eylemlerinin özellikle kadınlara yönelik saldırılara karşı bir itiraz olduğunu vurguluyor. “Rojava’da kadınlar doğrudan hedef alınıyor” diyen Hayat Akgöz kararlılıklarını şu sözlerle ifade ediyor:
“Kendine insanım diyen, vicdan sahibi olan herkes bu saldırılar karşısında sessiz kalmamalı. Biz Rojava için ayaktayız ve geri adım atmayacağız. Bu sadece bir protesto değil, bir sorumluluk.”

‘Sessizlik kabul edilemez’
Jiyan Aka, “Rojava’da yaşananlar kabul edilebilir bir siyasi gelişme değil, doğrudan bir yok etme girişimidir. Bu tehdit yalnızca Rojava’yı değil, tüm Kürtleri hedef alıyor” diyor. “Eğer bugün Rojava’da yaşananlara sessiz kalırsak, yarın aynı uygulamalar farklı yerlerde devreye sokulacak. Bu yüzden herkes sokağa çıkmalı” diyen Jiyan Aka, “Bu mesele bir varlık-yokluk meselesidir” diye ekliyor. Gazze için de sokağa çıktığını ifade eden Jiyan Aka, “Vicdan coğrafya seçmez. Rojava’ya gösterilen sessizlik kabul edilemez” diyor
‘DAİŞle kurulan ortaklık’
Melehat Kızıl öfkesini dile getirirken “Bu öfke sadece benim değil; genciyle, yaşlısıyla herkesin öfkesi. Yaşananlar karşısında sessiz kalmak mümkün değil” diyor. Kürtlerin barış çağrılarının karşılıksız bırakıldığının altını çizen Kızıl, “Yıllardır barış diyoruz ama her seferinde yeni saldırılarla karşılaşıyoruz” diyerek devletin ‘kardeşlik’ söylemine tepki gösteriyor: “Bu söylemin pratikte hiçbir karşılığı yok. Kürtler her seferinde yalnız bırakılıyor. DAİŞ’le kurulan ortaklık ortada. Bir damla kanımız kalana kadar çocuklarımızın yanında duracağız.”
‘Yüreğim Rojava’da’
Barış annesi ve tutsak annesi olan Fince Akman de burnundaki ameliyat pansumanıyla eylemde yerini alanlardan. “Rojava’ya saldırılar başladığından beri ne yemek yiyebiliyorum ne su içebiliyorum. Aklım da yüreğim de Rojava’da” diyen Fince Akman, “Rojava yüreğimizdir, beynimizdir. Bu yaşananlar sadece bir coğrafyaya değil, Kürtlerin ortak varlığına yöneliktir. Kürtler dört parça değil, tek parça ve tek yürektir” diyerek, duygularını ifade ediyor.
‘Savaşla karşı karşıya bırakıyorlar’
Makbule Eren ise yaşananları sistematik bir katliam olarak tanımlayarak, “Çocuklar soğukta donarak ölüyor, kadınlar saldırıya uğruyor. Böyle bir tabloda barıştan söz edilemez. Biz barışı böyle görmüyoruz” diyerek ekliyor: “Bu mesele yalnızca Kürtlerin değil, bütün halkların meselesidir. Ama barışı en çok isteyen halk, en fazla savaşla karşı karşıya bırakılıyor.”
Haber: Erdoğan Alayumat / Yeni Özgür Politika









