• İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
10 Nisan 2026 Cuma
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
ABONE OL!
GİRİŞ YAP
Yeni Yaşam Gazetesi
JIN
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Yeni Yaşam Gazetesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Ana Sayfa Yazarlar

Kadınlar direnişle var oldu, direnişle var olmaya devam edecek-Türkan Yüksel

Yeni Yaşam Yazar: Yeni Yaşam
24 Mayıs 2019
Kategori: Yazarlar
Facebook'ta PaylaşTwitter'da Paylaş

Faşizmin ve kadın kırımının Türkiye’de geldiği sınır, tehlike sinyalleri uzun zamandır çalmakta ve hatta şu anda acil alarm sinyalleri vermektedir. Gelişen faşizan ve milliyetçi rejim itaat etmeyen her kesimi her partiyi ve hatta her kişiyi tek tek tasfiye ederek demokratik zemini yok etmeye çalışmaktadır. Bunu başarmak için ise, ilk olarak toplumun inşacısı olan kadını ve kadın özünü yok etmekle işe başlamıştır.

Faşizm ve milliyetçilik topyekûn imha politikasını devreye koyduğunda bu stratejinin bir ayağını oluşturan kayyum politikasıyla da ilk başta kadını ve kadın kurumlarını hedef almıştır. Atanan kayyumlar demokratik zeminler olan kadın kurumlarını gasp ederek işe başlamışlar ve böylece yaptıkları birçok icraat ile toplumu peyder pey sindirmeyi görev edinmişlerdir. Yani kadının toplum için öncülük görevinin bilinciyle kadını ilk başının ezilmesi gereken olarak gördükleri için, ilk hedefe konulan kadın ve kadın yaratımları olmuştur. Bu nedenle de uzun süre halktan kopuk halka rağmen bir belediyecilik yapılmış; topluma demokratik yönetim zihniyeti ve bakış açısı yerine iktidar ve şiddet yönetimi zihniyeti aşılanmaya çalışılmıştır. Fakat geçirdiğimiz süreç gösteriyor ki tüm zor aygıtları ve yaşamsal kandırmaca ve düzmece argümanlarına rağmen toplum kendi özünü barındırmış ve halkımız kendisi için değer olan gerçeklerinden kopmamış ve bunları tüm bombardımanlara rağmen muhafaza edip korumuş, hatta daha fazla geliştirmiştir. Bugün Türkiye’de kadın ve direniş kavramlarını karşılayan çizgi ise Leyla Güven olmaktadır. Direnme ruhunu yenileyen ve kadını kendi kimliği ile mücadeleye davet eden ve aynı zamanda toplumda da bu ruhu yaratan ise yine o’dur. Toplumda koşulsuz itaat zihniyeti yaymaya çalışan ve bunun olması gereken doğru olarak göstermeye çalışan erkek aklına karşı başkaldırıyı ve mücadeleyi dayatan da Leyla Güven olmaktadır. Yani erkek aklı olan; savaş, şiddet, taciz, tecavüz, işgal zihniyetine karşı kadın aklı olan demokratik mücadele zeminini örüp binlerce insanı doğru temelde mücadeleye yönlendiren de Leyla Güven’dir. Tabi bu sadece Leyla Güven’in yaratımı ya da mücadelesi değil, binlerce yıldır sınıflı ve devletçi sisteme karşı direnen Demokratik özün bıraktığı mirastır ve Leyla Güven ise bunu yaşatan kadın özünün temsilidir. Bunun bilincinde ve farkındalığına ulaşmış olan analarımız ise yine bu mirasa sahip çıkarak alanlara inmişler ve yeni bir hareket adını alarak beyaz tülbentliler akımını oluşturmuşlardır. Demokratik özün nesilden nesile aktarılmasını ne devlet ne onun prototipi olan erkek ne de faşizm ve milliyetçilik engelleyebilmiştir. Bu öz birçok koldan akan akarsular gibi toplanıp Demokrasi okyanusuna akmakta ve şu günlerde Türkiye’de bu okyanus dolup taşmaktadır. Ve bu su kendi özüne sahip çıkmak adına hayat vermektedir. Ve bizler eminiz ki Leyla Güven’in öncülük ettiği bu hareket, beyaz tülbetlilerin başlattığı demokrasi eylemleri ve açlık grevi direnişçilerinin eylemleri ile birleşip okyanusa dönüşecek, açlık grevinde ve ölüm orucundaki siyasi esirlere de hayat şansı sunacaktır ve bu hayatlar daha birçok cana can katacaklardır.

Türkiye’de şu an yaşanan orta çağ döneminin bir aydınlık çağına ihtiyacı vardır. Aslında bu çağda yaşananlar ise faşist gerici devlet zihniyeti ile demokratik özün savaşımıdır ve bu savaşım mutlaka aydınlığa ve başarıya ulaşarak demokrasiyi doğuracaktır. Zaten Türkiye’nin de ihtiyacı olan ve aradığı şey de demokrasidir. Bu nedenle bugün yürütülen bu mücadele ve direnişler, Türkiye kadın tarihinde de tıpkı Fransız devriminde ki Olympe de Gouges ve mücadele yoldaşları gibi, Leyla Güven ve beyaz tülbentliler hareketi olarak anılarak demokrasi mücadelesine damga vuracaklar ve bir döneme ışık tutup bu karanlık dönemin meşaleleri olup aydınlık yaratacaklardır.

Yeni Yaşam

Yeni Yaşam

İlgiliYazılar

Ateşkes başlamadan bitti mi?

Yazar: Yeni Yaşam
10 Nisan 2026

Trump, İran’ı “şimdilik ve sonsuza dek yok etmekle” tehdit ettikten hemen sonra (7 Nisan’da), aynı ülke ile iki hafta sürecek...

Avrupa faşizme doğru mu ilerliyor?

Yazar: Yeni Yaşam
10 Nisan 2026

Aslına bakılırsa geçen haftaki yazımızda değindiğimiz konuyu, Alman işçileri arasındaki faşistleşme sürecini diğer Avrupa ülkelerindeki örnekleriyle irdelemeye devam etmek gerekiyordu....

Basra harap olmadan

Yazar: Yeni Yaşam
10 Nisan 2026

İran’a yönelik savaş gözümüzün önünden akıp gitti. ABD’nin, Birleşik Krallık’tan devraldığı dünya emperyalist liderliğinin net bir sarsıntıya uğradığına tanık olduk....

Demokrasi seçimle mi gelecek?

Yazar: Yeni Yaşam
9 Nisan 2026

Türkiye’nin siyasi atmosferi erken bir seçimi gerektiriyor ama Erdoğan kesin olarak böyle bir seçimin olmayacağını açıkladı. Ülke genelinde büyük bir...

Komünal üretimde pozitif düşünce ve eleştirinin zorunluluğu

Yazar: Yeni Yaşam
9 Nisan 2026

Toplumsal bir varlık olarak insan, toplumla komünal ilişkisi sayesinde bilişsel ve pratik yetenek edinen bir ontolojiye sahip. Pozitif düşünce ve...

Barış için toplumsal güven

Yazar: Yeni Yaşam
9 Nisan 2026

Çatışma sonrası oluşturulan barış süreçleri, yalnızca masada varılan anlaşmalardan ibaret değildir; aynı zamanda, uzun yıllar süren çatışma ve ayrılıkların yarattığı...

Sonraki Haber

Game of Thrones devrim ve politik kadın imgesi korkusundan beslendi-Slavoj Zizek*

SON HABERLER

Macaristan seçime gidiyor: 16 yıllık Victor Orban dönemi sona erecek mi?

Yazar: Yeni Yaşam
10 Nisan 2026

Meral Akşener’e ‘Burası Kürdistan’ demişti: Taşkesen tahliye edildi

Yazar: Yeni Yaşam
10 Nisan 2026

Gar Katliamı’nın 126’ncı haftasında yaşamını yitirenler anıldı

Yazar: Yeni Yaşam
10 Nisan 2026

Her şeyi çalmışlar, evleri de yıkmışlar: Geriye sadece toprak kalmış

Yazar: Yeni Yaşam
10 Nisan 2026

Türkoğlu: Kalıcı barış kapsayıcı siyasetle mümkün

Yazar: Yeni Yaşam
10 Nisan 2026

Mısır’da kötü hava koşulları en çok çalışan kadınları vurdu

Yazar: Yeni Yaşam
10 Nisan 2026

Emine Ahmed değerlendirdi: Ortadoğu’daki savaş denkleminde Kürtlerin rolü

Yazar: Yeni Yaşam
10 Nisan 2026

Bir Kategori Seçin Lütfen…

  • İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
yeniyasamgazetesi@gmail.com

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

E-gazete aboneliği için tıklayınız.

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Tümü
  • Güncel
  • Yaşam
  • Söyleşi
  • Forum
  • Politika
  • Kadın
  • Dünya
  • Ortadoğu
  • Kültür
  • Emek-Ekonomi
  • Ekoloji
  • Emek-Ekonomi
  • Yazarlar
  • Editörün Seçtikleri
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Karikatür
  • Günün Manşeti

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır