Gılgameş bile ölümsüzlük peşinde koşarken bunlar kadar topluma zarar vermemiştir. Hatta bir süre sonra kaderine razı olmuştur. Ancak modern pozitivistler güvendikleri bilimcilik sayesinde ölümsüz olma hayallerinin peşini bırakmıyorlar
Ferhat Akıncı
Yıllar önce Jeffrey Epstein, çok ciddi bir yargılama olmaksızın cinsel istismar suçuyla tutuklanmış ve cezaevinde intihar etmişti. Hem intiharı hem de onun ismiyle anılan adada yapılanların sırrı henüz aydınlatılmış değil. Mevcut haliyle yayınlanan ve kamuoyunda tartışılan belgelerden nasıl bir vahşet ile karşı karşıya olduğumuz görülüyor. Yaşananlar kapitalist sistemin nasıl bir vahşetin ürünü olduğunu da gösteriyor. Daha sağlıklı yaşam adına doğmamış çocukların etlerini yeme, ömrünü uzatmak için çocukların kanından beslenme, cinsel dürtülerini tatmin etmek için küçücük çocuklara tecavüz etme… Ve bunları yapanların hepsi kapitalist modernitenin birinci derecede temsilcileri oluyor. Tüm bunlar şu günlerde dünyanın başına bela olmuş İsrail’in istihbarat örgütü Mossad tarafından yapılıyor.
Kapitalist modernite kendisinden önceki çağları barbarlık, vahşilik, gerilik ve canilik ile yargılamakla meşhurdur. Kendisinden önceki çağlara dair ne kadar olumsuz karakter varsa atfeder. Böylece kendisini meşru ve insani karaktere büründürür. Oysaki tarihte hiç olmadığı kadar insan bu çağda öldürüldü. Hiç olmadığı kadar maddi-manevi kayıp bu çağda yaşandı. Bu çağın sorgulanmaması için de hep teknik ve bilgi gelişimini öncelikler haline getirdi: Yaşamı kolaylaştırarak gerçeği tersyüz etme. Herkes piramit ve zigguratlara, Çin Seddi’ne hayran kalırken Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan ‘piramit ve zigguratların muhteşemliği bize ne kadar köle emeğine mal olduğunu da gösterir’ demektedir. Epstein adası, bu çağın devamının bize neye mal olduğunu gösteriyor. Hiçbir firavun, hiçbir nemrut, hiçbir kral bugünün Trumpları, Elon Muskları, Jeffrey Epsteinler’i ile boy ölçüşemez. Dehaqların gençlerin beynini yeme miti bunların çocuklara, topluma yaşattıkları karşında nerdeyse masum kalıyor. Gılgameş bile ölümsüzlük peşinde koşarken bunlar kadar topluma zarar vermemiştir. Hatta bir süre sonra kaderine razı olmuştur. Ancak modern pozitivistler güvendikleri bilimcilik sayesinde ölümsüz olma hayallerinin peşini bırakmıyorlar. Hiçbir ahlaki ilke tanımadan vahşi kapitalizmi en derin biçimiyle topluma yaşatıyorlar.
Tanrıya insan kurban etme, eski bir gelenektir. Çocuk kurban etme, tanrıya çocuk sunma birçok inançta var. Çok ilginç değil mi, tüm ahlaksızlığı yapan despotik, iktidarcı, devletçi rahip, kral, askeri şef vb. iken bunun kefareti çocukların masumiyeti ile ödeniyor. Bir kitapta okudum, Aztek Tanrısı Tlaloc susuzluğunu çocukların gözyaşlarıyla gidermek istiyormuş. Aztek rahipleri bunun için çocukları ağlatıp gözyaşlarını toplarlarmış. Çocukları ağlatmak için de tırnakları teker teker sökerlermiş. Yeterince gözyaşı toplandıktan sonra çocukların başı kesilirmiş. Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan bu zihniyeti ve geleneği kastik katil olarak tanımladı. Barış ve Demokratik Toplum Manifestosunda bu kavramlaştırmaya ilk kez tanık olduk. Birçok çevreden buna itiraz geldi. Bunun tarihsel-sosyolojik temellerinden yoksun olduğunu, tarihsel gelişimde öznel-nesnel olarak nasıl bir etki yarattığını, çıkış noktalarının yeterince bilimsel dayanaklara oturmadığı belirtildi. Oysa kastik katil tarihte bir gerçektir. Sadece insanların (özelde çocukların) ne için ve nasıl kurban edildikleri araştırılsa ‘kastik katil’in ne kadar gerçek olduğu görülecek. Epstein adası da bu zihniyetin tarihte kalmış bitmiş bir şey olmadığını gözler önüne serdi. Kapitalist modernitenin belki de sayılamayacak kadar kastik katil mekanı vardır ancak Epstein adasını kapitalist modernitenin kastik katilinin spesifik-rafine mekanı olarak kavramlaştırmak gerekir.
Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın kastik katil belirlemesi hakikate kavuştuğu gibi ‘’Tarih Şimdidir’’ tespitinin de diğer bir hakikat olduğu kesinlik kazanıyor. Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan kastik katil için şu belirlemeleri yapıyor:
“İkinci doğanın sorunsallığı; ana kadın etrafında oluşan toplumsallığın, erkek egemen kastik katil gruplar tarafından saldırıya uğraması temelinde ortaya çıkan tarihsel yarılmadır. Bu yarılmayla birlikte toplum büyük bir sorunsallıkla yüz yüze kaldı. İkinci doğa, büyük bir sorun yaşıyor. Bu büyük sorun, insanlığı bir çatallanmaya, bir yol ağzına getiriyor. İki kol ortaya çıkıyor. Biri kastik katil, egemen veya elit kastik, korkunç bir toplumsallık (Aslında toplumsallığın dağıtılması) dayatıyor. Bir başka kol, kastik canavara karşı direniyor. Bu direnişin temeli komündür. Bu ayrışma nedeniyle tarih boyunca komün ile kastik katilin ardılları arasında korkunç bir savaşım yaşanmıştır. Artık tarih yeniden yazılmalı.” Tarih yeniden yazılırken, kimlerin bunu yazacağı da önem kazanıyor.
Tarih yazımını elit-burjuva tarihçilerine bırakmak korkunç bir hatadır. Tüm bu gerçeklikler ortadayken toplumsal değişimi devrimi devletçi elitlerden beklemenin beyhudeliği de görülüyor.
Epstein belgeleri bize şunu gösterdi
1-Kapitalist modernite denen çağın nasıl bir vahşilik doğurduğunu gözler önüne serdi. Tarihin en çok insan yaşamına mal olan çağın yanı sıra yamyamlık ve ahlaki çöküşün de en dipte olan çağ olduğu anlaşıldı.
2-Burjuva ahlakı denilen, özendirilen ahlakın altında nasıl bir çirkinlik olduğu görüldü. Emile Zola, Nana romanında aristokrasi ve burjuvazinin çürümüşlüğünü, ikiyüzlülüğünü, sahtekarlığını anlatmıştı. Şimdi onu kat be kat aşan bir durumla karşı karşıyayız.
3-Kapitalistleşme olarak sunulan zenginliğin nasıl bir felakete götürdüğü ortaya çıktı. Kişisel, ailesel sermaye arttıkça çürümenin boyutu da artıyor.
4-Türkiye’de toplumsal çürüme daha ciddi bir şekilde alınmalı. Gazeteci, yazar, iş insanlarının uyuşturucu ve fuhuş şebekeleri kurması durumun vahametine dair mesajlar veriyor. Cemaat yurtlarında yaşanan çocuk istismarları, Adnan Oktar’ın kadın bedeninin teşhiri üzerinden teşkilatlanması, Narin Güran cinayeti ve daha onlarca olayda tecavüz edilip yakılan parçalanan cenazeler… Hepsi kastik katilin modern versiyonlarıdır.
5-Çocukları koruyacak, toplumsal ahlakı ayakta tutacak modelin dincilikten, pozitivizmden, cinsiyetçilikten, devletçilikten arındırılmış sosyalizm olduğu bir daha görüldü.
6-Epstein açığa çıkan kısımdır. Genel duruma bakıldığında irili ufaklı binlerce benzer durumun olduğu görülecektir.
7-Peki bu kastik katile karşı toplumu kim nasıl koruyacak? Devlet aygıtının bizzat bu vahşette rol aldığı ortada. Modern kastik katile karşı çözüm ahlaki ve politik toplumun örgütlenmesi, kendi kendini yönetecek konuma getirmesidir. Aksi taktirde her gün yeni Epstein adaları haberleri bizi bekleyecek. Ya toplumsal vicdanı ayağa kaldırıp bu vahşete dur diyeceğiz ya da bu ada hepimizin kıyameti olacak. Ya yönümüzü toplumsallığa dönüp demokratik toplumcu sosyalizmin inşasında var gücümüzle çabalayacağız ya da kastik katilin sıradaki kurbanı olmak için sıramızı bekleyeceğiz









