• İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
15 Mart 2026 Pazar
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
ABONE OL!
GİRİŞ YAP
Yeni Yaşam Gazetesi
JIN
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Yeni Yaşam Gazetesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Ana Sayfa Manşet

Kapitalizm ve altına hücum

Yeni Yaşam Yazar: Yeni Yaşam
17 Ağustos 2019
Kategori: Manşet, Yazarlar
Facebook'ta PaylaşTwitter'da Paylaş

Altın doğada en az bulunan minerallerden biridir. Dünyanın geniş bir bölümünde düşük yoğunluklarda bulunur. Yer kürenin tahminen milyonda birini teşkil eder. Altının meta değerini artıran nedenlerden biri, doğada az bulunmasıdır. İkincisi, zamanla bozulmamasıdır. Tarih, insanların altına olan isteklerinin yol açtığı savaşların ve serüvenlerin öyküleri ile doludur. Büyük uygarlıkların yükselişleri ve düşüşleri, sahip oldukları altın miktarının artması veya azalması ile doğru orantılıdır.

Avrupa kökenli batı medeniyeti Amerika’nın keşfinden sonra başlayan altın yağması ile yükselişe geçti. Ticari kapitalizmle birlikte küreselleşme, yani yeni kıtaların keşfi, insanların gidip oradaki malları yağmalaması, altın ve gümüşü, orada buldukları yeni bitkileri, hayvanları ve köle ticareti için insanları getirmeleri Avrupa’ya doğru bir servet akımı yarattı.

Altın ve kıymetli maden yağması sömürgecilik döneminde yoğun olarak sürdürüldü. Altına hücum, Amerika’dan Avusturalya’ya, Afrika’dan Asya’ya kadar dünyanın her yanına yayıldı. Kazanılmış servetlere el konulmasından, yerli halkların köle emeğinden yeraltı ve yerüstü servetlerin talanına kadar varan muazzam bir yağma sürdü. Sömürgecilik döneminin ardından gelen emperyalist dönemde ise, dünyanın yeniden paylaşılması için iki büyük savaş yapıldı.

Geçen yüzyılın sonlarında başlayan küreselleşme döneminde yeni bir altın yağmacılığı başladı. Bu kez yağmacılık savaşla, işgal ve ilhaklarla değil, dünyanın jandarmalığına soyunan ABD’nin kendi uluslararası stratejik çıkarları doğrultusunda geliştirdiği “uluslararası hukuk” kuralları doğrultusundaki yeni düzenlemeler etkili oldu. Bu bağlamda 1980’li yallarda globalleşeme söylemiyle başlayan küreselleşme döneminde dünyanın birçok ülkesinde madencilik yasalarında yeni düzenlemeler yapıldı. 1985’den günümüze kadar maden arama ve çıkarma yasası değiştirilen ülke sayısı 140’ı buldu.

Kamu harcamalarının kısıtlanması, vergi oranlarının düşürülmesi, finansal liberalleştirme, döviz kurlarının serbest bırakılması, ticaretin serbestleştirilmesi, kamu işletmelerinin özelleştirilmesi vb. dönüşümlerin yaygınlaştırılmasıyla başlayan küreselleşme, kapitalist emperyalist sistemin süregelen bunalımını aşmak için başlatıldı. Dünyayı yeniden biçimlendirmeye yönelik küreselleşme sürecinde sistemin geri birer uzantıları olan ülkelerin, “borç sarmalı, dış yardım ve yatırıma duyulan yaşamsal gereksinimleri”, emperyalistlerin işini kolaylaştırdı. Borç bunalımının aşılmasında Uluslararası Para Fonu (IMF), dış yatırımların kaydırılmasında Dünya Bankası, Uluslararası Finans Kurumu (IFC), bölgesel yatırım bankaları, Çok Taraflı Yatırım Garanti Anlaşması (MIGA) vb. kurum ve kuruluşlar, küresel kapitalizmin istemleri doğrultusunda bu ülkelerin yeniden yapılandırılmasını sağladı.

Türkiye’de küreselleşme sürecine uygun olarak 2004 yılında 3213 Sayılı Maden Yasası’nda köklü değişiklikler yapılarak kıymetli maden ve altın yağması ülke sathına yayıldı. Ormanlar, milli parklar, tabiat parkları, tabiatı koruma alanları, yeni ağaçlandırma alanları, zeytinlikler, meralar, kıyılar, tarım alanları maden işletmeciliğine açıldı. Kum-çakıl işletmeciliği, taş ocakları, tuğla toprağı çıkarılması, çimento hammaddelerinin işletilmesi, endüstriyel mineraller ve metalik madenlerin çıkarılması da madenciliğin kapsamına alındı. Böylelikle Türkiye’de yeraltı ve yerüstü servetleri ve bu arada altın yağması başladı.

Dünya Doğayı Koruma Birliği (IUCN) verilerine göre, dünya yüzeyinin yüzde 5’ inden fazlası korunan alan olarak ayrılmış; koruma konusunda duyarlı olan ülkelerde bu oran yüzde 10’lara kadar çıkıyor. Türkiye’de ise bu oran yüzde 1 düzeyinde. Bu nedenle çokuluslu yabancı maden şirketleri Türkiye’ye hücum ediyor. İşbirlikçi AKP iktidarı ve yerli burjuvazi bu yağmadan pay alıyor.

Uluslararası ticarette altın çok önemli bir yer tutar. Her ülkede elde edilen altının yüzde 60’ı devlet tarafından külçeler haline getirilerek saklanmasına o ülkenin “altın rezervi” adı verilmektedir. Bertrand Russel, bu durumu çarpıcı bir şekilde söyle ifade etmişti: “Altın Güney Afrika’da yerin altından yoğun çalışmalarla çıkarılıyor. Hırsızlığa ve soyguna karşı geniş güvenlik önlemleri altında taşınarak, New York ve Londra’da yine yerin altında çelik kasalara gömülüyor. Hiç çıkarılmasaydı ne değişirdi ki?”

Yeni Yaşam

Yeni Yaşam

İlgiliYazılar

Barış için ortak hükümet

Yazar: Yeni Yaşam
15 Mart 2026

Dün Yeni Özgür Politika’daki yazımda, “üçüncü” bir füze, provokatörler tarafından ateşlenip, Türkiye’ye düşerse, AKP iktidarının tek başına ABD ve İsrail’in...

‘Hüseyin abi hep iki kart gönderirdi, birisinin arkası boş’

Yazar: Yeni Yaşam
15 Mart 2026

Cezaevleri ile ilgili köşenin devam etmesi için gösterdiği özen, özveri ve hassasiyet duygulandırıyor. Yanımızdan giderken dahi bizi mahrum bırakmak istememiş....

Jin Dergi’nin yeni sayısı yayında

Yazar: Yeni Yaşam
15 Mart 2026

Jin Dergi’nin 159. sayısı 'Savaş ve Direniş: Hafıza, Mücadele ve Gelecek' kapağı ile yayımlandı Jin Dergi, 159. sayısında; savaş, otoriterlik...

Savaş ve Kürtlerin gücü

Yazar: Yeni Yaşam
15 Mart 2026

Bölge halklarına ve insanlığa zarar veren ABD-İsrail ve İran savaşı, şiddetlenerek ve yayılarak devam ediyor. Savaşan güçler başkaları olsa da...

Türkiye ve Irak’ın 2 Mart planı

Yazar: Yeni Yaşam
15 Mart 2026

Saldırıların hedefi haline gelen Şengal'in durumunu değerlendiren gazeteci İbrahim Êzidî, bir yıldır Türkiye’nin desteğiyle Arap halkı üzerinden kurulan bir planın...

Bayram’dan Gurbetelli’den devraldığımız miras

Yazar: Yeni Yaşam
15 Mart 2026

ETHA editörü tutsak gazeteci Nadiye Gürbüz gazetemiz Yeni Yaşam için yazdı: Devrimci dayanışmayı sürdürmek, yoldaşlaşmamızın önünü kesmeye dönük her türlü...

Sonraki Haber

Yeni 17 Ağustoslar kapıda!

SON HABERLER

Barış için ortak hükümet

Yazar: Yeni Yaşam
15 Mart 2026

‘Hüseyin abi hep iki kart gönderirdi, birisinin arkası boş’

Yazar: Yeni Yaşam
15 Mart 2026

Jin Dergi’nin yeni sayısı yayında

Yazar: Yeni Yaşam
15 Mart 2026

Türkiye ve Irak’ın 2 Mart planı

Yazar: Yeni Yaşam
15 Mart 2026

Savaş ve Kürtlerin gücü

Yazar: Yeni Yaşam
15 Mart 2026

Bayram’dan Gurbetelli’den devraldığımız miras

Yazar: Yeni Yaşam
15 Mart 2026

Savaşın yeni grameri, devletin yeni fiziği

Yazar: Yeni Yaşam
15 Mart 2026

Bir Kategori Seçin Lütfen…

  • İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
yeniyasamgazetesi@gmail.com

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

E-gazete aboneliği için tıklayınız.

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Tümü
  • Güncel
  • Yaşam
  • Söyleşi
  • Forum
  • Politika
  • Kadın
  • Dünya
  • Ortadoğu
  • Kültür
  • Emek-Ekonomi
  • Ekoloji
  • Emek-Ekonomi
  • Yazarlar
  • Editörün Seçtikleri
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Karikatür
  • Günün Manşeti

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır