Kürtlerin Rojava’daki kazanımların meşru olduğunu ve korunması gerektiğini belirten Karadenizli siyasetçiler, herkesin Rojava ile dayanışması gerektiğini söyledi
Heyet Tahrir Şam (HTŞ) ve Türkiye’nin desteklediği paramiliter grupların Rojava’ya yönelik saldırıları ilan edilen ateşkese rağmen yoğun bir şekilde devam ediyor. Her gün saldırılarda işlenen savaş suçlarına bir yenisi eklenirken Özerk Yönetimi’nin seferlik çağrılarına karşılıksız kalmazken, Kürdistan ve Türkiye dünyanın birçok yerinde saldırılara yönelik tepkiler sürüyor. Karadeniz Bölgesi’nde, siyasi partilerin temsilcileri ve yurttaşlar, saldırılara karşı durulması gerektiğini ifade etti.
Rojava’da kadınların öncülüğünde kurulan yaşamın dünya halklarına ve kadın hareketlerine ilham ve yol gösterici olduğunu söyleyen DEM Parti Kadın Koordinasyon üyesi Fatma Çelik, “Rojava kadın devrimi, kadın özgürlük mücadelesinin ve kadınların kazanımıdır. Bu yüzden de Rojova’yı savunmak kadın devrimimizi savunmaktır. Karadenizli kadınlar Karadeniz’den Rojava kadın devrimine köprü olmalı ve dayanışmayı yükseltmeliyiz. Tüm kadınlar, halklar, isçiler olarak Rojava ile dayanışmayı büyütmeliyiz” diye konuştu.
‘Türkiye, Rojava Devrimi’nin kazanımlarını yok etmek için çaba içerisinde’
Rojava’daki kazanımların yok edilme çabası çerisinde olduğunu vurgulayan Fatma Çelik, “ABD’nin gözetiminde daha doğrusu onun başında olduğu planla gelişen ve şekillenen mutabakat ve entegrasyon süreci, gerilim, lokal çatışmalar ve görüşmelerle devam eden süreçti. Mutabakatın uygulamaya geçmesi için belirlenen bir yıllık hazırlık ve geçiş sürecinin sonuna gelindiğinde SDG ile HTŞ arasında Ocak ayı başında görüşme oldu. Yapılan görüşmede entegrasyon biçiminde değişiklik açığa çıkmış oldu. Özerk yönetime tek yanlı entegrasyon daha doğrusu teslimiyet şartları dayatıldı. Türkiye’de Rojava Devrimi’ni, kazanımlarını yok etmek için sürekli bir çaba içerisinde” diye belirtti.
‘HTŞ’nin ateşkes söylemini dikkate almamak gerek’
Rojava’da yaşananların işgal olduğunu belirten Ezilenlerin Sosyalist Partisi Rize İl Temsilcisi Turgay Köse, “Ben devrimciyim, sosyalistim hatta onurlu demokratım diyen herkesin bölgede yaşanan gelişmelere duyarlı olması ve kitleleri duyarlı hale getirmesi gerekir. Biz Rize’nin Fındıklı ilçesinde bununla ilgili bildiri dağıtımı yaptık. Pazar yerlerinde, kahvehanelerde ve sokaklarda insanlara Rojava’daki saldırının boyutunu anlatmaya çalıştık. Dayanışma duygularımızı orada yaşayan mazlum halklara dile getirmeye çalışıyoruz. HTŞ’nin ateşkes söylemini dikkate almamak gerek. Çünkü samimi değiller. Bunu Rojava’da görüyoruz ve daha önce Gazze’de de gördük” şeklinde konuştu.
‘Kürt halkının Suriye’deki kazanımlar meşrudur ve korunmalıdır ‘
HTŞ ve benzeri cihatçı grupların Kürtlere yönelik saldırıların kabul edilemez olduğunu söyleyen Yeşil Sol Parti Samsun İl Eş Sözcüsü Yahya Kemal İş, şöyle devam etti:
“Bu saldırılar sadece Kürt halkını değil, Alevileri, Süryanileri, Dürzileri ve bu coğrafyada birlikte yaşama iradesini hedef almaktadır. Katliamları, zorla yerinden etmeleri ve savaş siyasetini kınıyorum. Kürt halkının Suriye’de ağır bedeller ödeyerek elde ettiği kazanımlar meşrudur ve korunmalıdır. Bu kazanımlar, yalnızca Kürtlerin değil, Suriye’de yaşayan tüm halkların eşitlik ve özgürlük temelinde ortak bir yaşam kurabilmesinin güvencesidir. Silahlı gruplar eliyle bu iradeyi tasfiye etmeye dönük her girişim, bölgeyi daha derin bir istikrarsızlığa ve şiddet sarmalına sürüklemektedir. Rojava’da oluşturulan komünal yaşamın oluşturulmasında özellikle kadın hareketinin katkıları büyüktür. Bu yüzden muhtemelen cihatçı çeteler tarafından özellikle hedef durumuna gelmişlerdir.
Suriye’nin geleceği dış güçlerin jeopolitik hesaplarına değil, Suriye halklarının özgür iradesine dayanmalıdır. Bölgedeki tüm yabancı askeri güçler geri çekilmeli, silahların yerini siyasal ve demokratik çözüm kanalları almalıdır. Bu çerçevede tüm demokrasi güçlerin, emek ve meslek örgütlerinin, kadın hareketinin, inanç topluluklarının, akademi çevrelerinin ve toplumsal muhalefetin bütün bileşenlerinin ortak bir sorumluluk almaları gerekir. İktidar blokunun Suriye’de çatışmayı derinleştiren, cihatçı yapılara alan açan ve bölgesel gerilimleri kalıcılaştıran politikaları karşısında sessiz kalmak, savaşın ve otoriterliğin yeniden üretilmesine dolaylı biçimde onay vermek anlamına gelmektedir.”
‘Kürt değilim ama Kürtlerin yanındayım’
HTŞ’nin emperyalizmin piyonu olduğunu ifade eden Giresunlu yurttaş Hulusi Bilgin, “HTŞ’nin ateşkes söylemine inanmıyorum. Ben Kürt değilim ama Kürtlerin yanındayım. Ben Kürtlere yapılan bu eziyetler karşısında şahsım adına utanan biriyim. Mevcut yaşadığım devlete kendi devletim demeye utanan biriyim. Bu kadar ırkçılık, inkarcılık var. Karadeniz halkı olarak bu saldırılara karşı örgütlenip ses çıkarmalıyız” dedi.
‘Kürtler köşeye sıkıştırılmaya çalışılıyor’
Kürt halkına karşı bir kıyım yaşandığını kaydeden Emek Partisi Samsun İl Başkanı Sait Kocaman da “Ulusların kendi kaderini tayin hakkı çiğneniyor. Bu sadece şimdi değil yıllardır süregelen bir şey. ABD’nin projesinden bağımsız bir şey değil. ABD kendisine alan açmak ve çeşitli ülkelerdeki yönetimleri kendine biat eden yönetimler haline getirmek için çaba içerisinde. HTŞ ile kurulan ilişkiler, Kürtleri köşeye sıkıştırmak, daha az hak talep etmelerini sağlamak ya da ellerinden gelse hiçbir hak vermemek için kuruldu. Ülkemizde de buna karşı bir mücadelenin örgütlenmesi gerekiyor. Yanı başımızda bir halk kıyıma uğrarken ülkemizde ki emek demokrasi güçleri buna bir ses çıkarmalı” dedi.
‘Paris Antlaşması, IŞİD’e yol açıyor’
Savaşlara karşı olduğunu ve ölümün olduğu yerde hiçbir şeyin haklı olmadığını dile getiren DEM Parti Hopa İlçe Yöneticisi Ensar Polatoğlu ise “Rojava’da Türkiye’yi yöneten aklın beslediği HTŞ, Kürt halkına katliam yapıyor. Bunu doğru bulmuyorum. Kürtlere yapılan bu zulmün ve haksızlığın asla kabul edilebileceğini düşünmüyorum. Bir an önce emperyalist güçlerin Suriye halklarının geleceği ile ilgili kendi çıkarları üzerinden kurguladıkları safsatalardan vazgeçmeleri gerekir. Suriye’yi Suriye halklarına bırakmaları gerekir. Türkiye’nin de fikir birliğine vardığı Paris Antlaşması, IŞİD’e yol açıyor” diye konuştu.
Kaynak: MA









