• İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
26 Mart 2026 Perşembe
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
ABONE OL!
GİRİŞ YAP
Yeni Yaşam Gazetesi
JIN
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Yeni Yaşam Gazetesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Ana Sayfa Gündem Güncel

Karasu: Çözümde samimilerse özgürlük yasaları çıkarılmalı

26 Mart 2026 Perşembe - 11:15
Kategori: Güncel, Manşet

Newroz’da halkın Abdullah Öcalan özgür olamadan sorunun çözülemeyeceği mesajını verdiğini belirten Mustafa Karasu, ‘Eğer o komisyonun öngördüklerinde gerçekten bir samimiyet varsa o zaman Meclis’in özgürlük yasalarını çıkarması gerekiyor’ dedi

KCK Yürütme Konseyi Üyesi Mustafa Karasu’nun Medya Haber TV’de yayınlanan özel programda güncel gelişmelere dair değerlendirmede bulundu.

Newroz’un tarihsel önemine ve kutlamalara dair değerlendirmelerde bulunan Karasu, “Bu yılın Newroz’u da Önder Apo’ya özgürlük ve Demokratik Kürt Birliği Newroz’u olarak kutlandı. Önder Apo’ya özgürlük konusu çok çok önemli. Önder Apo 27 yıldır cezaevinde. Bu bakımdan böyle bir önderliğin, Kürt halk önderliğinin tabii ki özgürlüğünü sağlamak önemlidir. Bu önderlik bütün ömrünü bu halk için vermiştir. Dünyada hiçbir önderlik Önder Apo kadar, bütün yaşamının her saniyesini amacı doğrultusunda yaşamamıştır, vermemiştir. Bu açıdan bu önderlik gerçeği gerçekten bir ilktir, örnektir. Bir kere bunu vurgulamak gerekiyor. Zaten böyle bir önderlik gerçeği olduğu için, sürekli Kürt halkının özgürlüğü için, demokrasi için, halkların özgürlüğü için yoğunlaştığı için, hep özgürlük mücadelesi yeni gelişmeler yaratmıştır. Badireleri Önder Apo’nun düşünceleri ve duygularıyla, yoğunlaşmasıyla atlatmıştır. 27 yıldır niye zindanda tutuluyor? Kürt halkının özgürlük mücadelesini verdiği için, sen niye bu halkı örgütledin, bu halkı bilinçlendirdin, bu halkı uyandırdın, bu halkı mücadele içine soktun diye 27 yıldır Önderlik İmralı Cezaevi’nde, en ağır tecrit koşullarında tutuluyor. Evet, zaman zaman tecritte belli gevşeme oluyor. Bu da mücadelenin sonucu. Mücadelenin sonucu devlet de zorlanıyor, zaman zaman Önder Apo, demokratik çözüm için çağrılar yapıyor, ateşkesler yapıyor. Bu temelde görüşmeler oluyor. Bu nedenle tecrit bazen böyle gevşiyor.

Önder Apo bir barış ve demokratik toplum çağrısı yaptı 27 Şubat 2025’te. O günden bugüne zaten çatışmasızlık oldu. Çatışmalar yok. Öte yandan tabii ki Türkiye 2015’ten sonra yoğun bir baskı yürütüyordu. Orada da kısmi tabii gevşeme oldu ister istemez. Görüşme olduğunda, müzakere olduğunda tabii ki karşı tarafta bazı konulara dikkat edecektir. İşte Önder Apo’nun barış ve demokratik toplum çağrısı çok önemli sonuçlar ortaya çıkardı. Önder Apo barış ve demokratik toplum çağrısını başarıya ulaştırmak için PKK’nin feshedilmesini önerdi, silahlı mücadelenin durdurulmasını önerdi. Ve bu konuda biz adımlar attık ama bir yıl da geçti. Artık bu sürecin daha da başarılı olması için, gelişmesi için Önder Apo’nun özgürlüğü şart. Bu yönüyle bu Newroz’da halk bunu görerek, bu gerçekten yola çıkarak halk Önder Apo özgür olmalı” dedi.

PKK Kürdistan tarihinin en büyük mücadelesidir

Halkın Abdullah Öcalan’ın müzakerenin öznesi olmalı, özgür koşullarda müzakere yapması çağrısına çağrısıyla bu Newroz’da meydanları doldurduğunu ifade eden Karasu, “Bu aynı zamanda Önder Apo’nun özgürlüğünü isteme yanında Türk devletine artık Önder Apo özgür olmalı. Önder Apo özgür olmadan hiçbir sorun çözülemez çağrısında bulundu. İşte bu ruhla, bu duyguyla halk meydanları doldurdu. Halk artık Önder Apo’nun zindanda kalmasını istemiyor. Kürt halk önderi 27 yıldır zindanda. PKK de, Kürt halkının özgürlük mücadelesi de Kürdistan tarihinin en büyük mücadelesidir. 53 yıldır kesintisiz mücadele veriliyor. Kaç kuşak bu mücadele içinde yetişti? Kaç kuşak özgürlük bilinciyle, demokrasi bilinciyle, Kürdistan’ı özgürleştirme bilinciyle yetişti? Böyle bir toplum gerçekliği yarattı Önder Apo. Bu yönüyle kendini yaratanın, bu hale getirenin Önder Apo olduğunu bilen halk tabii ki Önder Apo’nun özgürlüğü için meydanları doldurdu. Bu çok önemli. Bu önümüzdeki süreçte Önder Apo’nun özgürlüğü konusunda önemli etkide bulunacaktır” diye ifade etti.

Sürecin Newroz’a etkisi 

Newroz’un bu kadar güçlü geçmesinde Barış ve Demokratik Toplum Süreci’nin etkisi olduğunu belirten Karasu, “Bütün Newrozlar politiktir ama bu Newroz politikleşmede gerçekten zirveleşti. Zirveleşti, bunu görmek gerekiyordu. Hem Ortadoğu’daki bu savaşta Kürt halkının tutumunu ortaya koydu, politik tutumunu ortaya koydu. Demokratik Kürt Birliğini ortaya koydu, Kürtleri birleştirdi. Önder Apo’nun Demokratik Toplum ve Barış projesi aynı zamanda Kürt halkının bütünlüğünü de sağladı. Bazılarının çarpıtmalarına, demagojilerine rağmen bütün Kürt halkı Önder Apo’nun ortaya koyduğu Barış ve Demokratik Toplum Süreci’nin kendisine büyük kazandıracağını biliyor. Gelişirse büyük kazandıracak. Şu ayrı, Türk devleti gerçekten buna cevap verecek mi? Bu sürece karşılık verecek mi? Yoksa belli bir noktadan sonra bu sürece karşılık vermeyecek, süreci bozacak mı? Bu ayrı bir konu. Ama bütün özgürlük mücadeleleri her zaman demokratik yoldan, siyasi yoldan da sonuç almak isterler. Bu da mücadelenin parçasıdır. Demokratik siyaset, siyasal mücadele, siyasal çözüm arayışı bir adım olur, iki adım olur, üç adım olur. Birincisinde olmaz, ikincisinde, üçüncüsünde olmaz. Bunlar birikir, sonunda bir çözüme kavuşturulabilir. Bu da bir mücadeledir. Siyasal çözüm arayışı da bir mücadeledir. Mücadele sadece askeri yöntemlerle verilmiyor. Aynı zamanda siyasal yöntemler, araçlar da mücadele yöntemlerinden biridir. Barış ve Demokratik Toplum Süreci bu Newroz’un bu kadar coşkulu geçmesinde etkili oldu. Zaten Önder Apo’nun mesajının coşkuyla karşılanması da bunun kanıtıdır. Önder Apo’nun Newroz mesajı bir programdı. Sadece bir Newroz’u kutlama değildi. Kürt sorununun çözümü nasıl olur? Türkiye’nin demokratikleşmesi nasıl sağlanır? Ortadoğu’nun demokratikleşmesi nasıl sağlanır? Ortadoğu’nun sorunları nasıl çözülür? Newroz’un mesajında bunlar vardır.

Newroz halkların ortak mücadelesini ifade ediyor

Öte yandan Newroz’un tarihsel özelliği halkların kardeşliğine, halkların ittifakına dayalıdır. Halkların kardeşliği ve ittifakı temelde despotlara karşı mücadeleyi ifade eder. Bu yönüyle Önder Apo şu anda Ortadoğu’daki mezhep savaşlarının, etnik savaşlarının, milliyetçiliğin, buna dair kavgaların Newroz ruhuna uygun olmadığını, Newroz ruhunun halkları kardeş yaparak zulme karşı mücadele ettiğini ortaya koymuştur. Bu yönüyle Önder Apo’nun Newroz mesajı gerçekten çok çok önemliydi. Bir demokratik çözüm programıydı. Ortadoğu için demokratik çözüm programıydı. Ortadoğu’da nasıl halklar özgür ve demokratik yaşama kavuşacak? Bu çok önemli. Buna cevap vermemiz gerekiyor. Buna tabii ki Ortadoğu’nun en güçlü hareketi olan Özgürlük Hareketi’miz ve onun önderi olan Önder Apo cevap verecektir. Çünkü Ortadoğu’daki sorunlara bir çözüm gerekiyor” diye konuştu.

Abdullah Öcalan’ın Ortadoğu’nun tarihteki rolünü ortaya koyduğunu da dile getiren Karasu, “Kültür yaratan bir coğrafyadır. Bu coğrafyanın bu hale gelmesi bizler tarafından kabul edilemez. O zaman kültür yaratan, insanlığın, uygarlığın beşiği denilen bu coğrafyanın bu defa da demokratik uygarlığın beşiği olması için çalışmamız gerekiyor. Newroz’un ruhunun bir amacı da budur. Newroz’da bunu da hatırlamak gerekiyor. Newroz’da halkların kardeşliğini hatırlamak gerekiyor. İşte güncelleşen demokratik ulusal anlaşmayı hatırlamak gerekiyor. Newroz öyle sadece kuru kuru bir bayram değildir. Newroz Ortadoğu’da halkların ortak mücadelesini, zulme karşı ortak mücadelesini, özgürlük anlayışını ifade ediyor. Bu yönüyle Önder Apo, Newroz mesajıyla, Newroz’un içeriğinde bulunan, tarihselliğinde bulunan bütün özellikleri ortaya koymuştur. Bu temelde de herkesin, halkların Newroz ruhuna uygun biçimde mücadele etmesi, Ortadoğu’nun özgür ve demokratik yaşamına katkı sunması gerektiğini mesajıyla belirtmiştir” şeklinde konuştu.

Sürece dair de değerlendirmelerde bulunan Karasu şunları ifade etti: “Meclis tatildeydi. Bayramdan sonra Meclis tatili tabii ki sona eriyor, sona erdi. Şimdi tabii gözler Meclis’te. Evet, komisyon bir rapor hazırladı. Ama komisyon raporunda Meclis’in de özgürlük ve demokrasi doğrultusunda yasalar çıkarmasını öngördü. Eğer o komisyonun öngördüklerinde gerçekten bir samimiyet varsa, gerçekten orada öngördükleri amaçlara ulaşacaklarsa o zaman Meclis’in özgürlük yasalarını çıkarması gerekiyor, demokratikleşme yasalarını çıkarması gerekiyor. Meclis, Türkiye toplumunun iradesi diyorlar. Türkiye toplumunu temsil ettiğini söylüyorlar. İddia odur. O zaman Türkiye’nin en temel sorunu nedir? Kürt sorunudur. Türkiye’nin en temel sorunu konusunda Meclis bir rol oynayamayacaksa o Meclis’in ne anlamı vardır? Bu Meclis meclis olacaksa Kürt sorununun çözümü konusunda bir irade ortaya koyması gerekir.

Kürt sorununun çözümü konusunda bir irade ortaya koymayan bir Meclis Türkiye’de hiçbir zaman gerçek meclis olamaz. Her zaman vesayet altında olan meclis olur. Çünkü Kürt sorununu çözemiyorsa, Kürt sorununun çözümü için adım atmıyorsa demek ki birilerinin etkisiyle adımları atmıyor. Bu yönüyle tabii ki biz de, halkımız da, toplum da Meclis’in devreye girmesini istiyoruz. İşte silahsızlanmadan söz ediliyor. İşte herkesin demokratik siyaset yapmasından bahsediyorlar. Peki demokratik siyaset nasıl yapılacak? Şu anda Türkiye Anayasası’na göre, Türkiye’deki mevcut yasalara göre Türkiye’de demokratik siyaset yapılabilir mi? Kesinlikle yapılamaz. O zaman Türkiye’de demokratik siyaset yapılmasının yasalarının gerçekleşmesi gerekiyor. Sadece işte bizler gideceğiz, ceza vermeyecekler, bu sorunu çözmez. Gidip evde mi oturacağız? Ya da bütün bu insanlar, gerillalar, bu mücadeleyi yürütenler evde mi oturacak? Ya da Avrupa’ya gidenler dönecek, evde mi oturacak?”

Kürt sorununun çözümsüzlüğü 

Demokratik siyasetin önemine dikkat çeken ve yasaların çıkartılması gerektiğini ifade eden Karasu, atılması gereken adımlara ilişkin şunları söyledi: “O zaman bunun yasalarının çıkması gerekiyor. Bu konuda anayasal değişiklikler gerekiyor, yasal değişiklikler gerekiyor. Çünkü mevcut anayasa ve yasalara göre özgür, demokratik siyaset yapılamaz. Niye yapılamaz? Görüyoruz işte, binlerce siyasetçi yurt dışında, binlerce siyasetçi cezaevinde, hâlâ da siyasetçiler tehdit altında. Numan Kurtulmuş ne dedi? Dedi ki bu süreç başarıya ulaşmazsa siyaset altında kalır. Şunu demek istedi, bir yönüyle herhalde DEM Parti’yi tehdit etti ama evet bu süreç demokratikleşme doğrultusunda yürümezse ne olur? Tekrar mahkemeler, hapishaneler, cezaevleri dolar taşar. Demek ki bu sürecin başarıya ulaşması gerekiyor. Numan Kurtulmuş’tan onu anlıyoruz. Nasıl başarıya ulaşacak? Başarıya ulaşmasının yolu da gerçekten demokratik siyasal mücadelenin verileceği, örgütlenme özgürlüğünün, düşünce özgürlüğünün, her türlü örgütlenmenin özgürce yapılacağı, her düşünceye özgürlük olacak.  Sen kabul edersin, etmeyebilirsin.

Sen doğru bulursun, yanlış bulursun. Bir düşünce kendini örgütleyebilir, demokratik yollarla mücadele edebilir. Ama şu anda Türkiye’de bu yok. Bu bakımdan Meclis’in buna girmesi gerekiyor. Bunu sadece Kürtler için değil, Türkiye halkı için yapması gerekiyor. Kürt sorununun çözümsüzlüğü, Türkiye halkının da özgürlüğünü kısıtlıyor. Türkiye’nin demokratikleşmesi engelleniyor ya, çünkü Kürtler yararlanır diye demokratikleşme adımları atılmıyor ya, bundan Türkiye halkı da zarar görüyor. Bu açıdan biz irade ortaya koyduk, örgütü feshettik, silahsızlanmayı kabul ediyoruz, silahlı mücadeleye son verdik ama bunun yasalarının çıkması gerekiyor. Besê arkadaşlar silah yaktılar, içeriden gerillalar geri döndü şimdi bu yönüyle Meclis’in yasa çıkarması gerekiyor. Önderliğin durumunu netleştirmesi gerekiyor. Önder Apo’nun süreci yürüteceği bir statüye kavuşması gerekiyor. Şu anda görüşülüyor, devlet görüşüyor fiili olarak, muhatap alıyor. Resmi muhatap olması gerekiyor artık. Resmi görüşmelerinin olması gerekiyor.

Önder Apo’nun konumu netleşmesi gerekiyor. Artık böyle yasak, gizli, örtülü değil, açık olması gerekiyor. Artık bunun zamanı gelmiştir. Bilmem bir parti, marjinal bazı çevreler ne diyecekmiş? Diyebilirler ya. Her yerde bu tür şeylere karşı çıkanlar olur. Yüzde yüz herkes katılmaz. Dünyanın her yerinde böyle. Bu açıdan Önder Apo’nun özgürlüğü önemli, özgür çalışması önemli, muhatap olarak statüsünün belli olması lazım. Buna Meclis’in siyaset alanında karar vermesi gerekiyor. Muhatapsa bu muhataptır. Bununla konuşuluyor. Buna özgürlük alanı tanıyacak ki sorunun çözülmesi için. Hem Önderlik şunu yapsın, bunu yapsın diyorlar, hem de dar yerde tutuyorlar. Öyle olmaz. Önderlik orada ancak o kadar yapabilir. Fazlasını yapamaz. Biz de fazlasını yapamayız. Önderlik özgür olursa herkes sürecin başarılı olacağına inanır, ona göre ikna olur. Önder Apo’nun konumu böyle oldukça tereddüt var, ikna olmaz, olmuyorlar. Bu yönüyle Meclis kesinlikle Önder Apo’nun durumunu netleştirmesi gerekiyor. Bu konuda tabii ki başta hükümetin rol alması gerekiyor. Ana muhalefet partisinin rol alması gerekiyor. Artık bu süreç böyle yürümez. Herkesin sorumluluk üstlenmesi gerekiyor. Bunu belirtebilirim.”

İktidarın yaklaşımını eleştiren Karasu,  “Diğer soruda da belirttim. Bu ciddi bir konudur. Ciddiyetle yaklaşılması gerekiyor. Böyle bir sürece taktik, oyalama, aldatma, kandırma ya da alevere dalavere, Kürt Mehmet nöbete derler ya, böyle yaklaşılamaz. Ciddi olması lazım. Bir devletse, bir iktidarsa, sorun da büyükse böyle yaklaşılması gerekiyor. Öyle oyalama, aldatma, kandırmayla bu iş olmaz. Zaman kazanmayla bu iş olmaz.

Onun için Önder Apo hep tarihte Kürtlerle ittifak yapıldığında Türklerin de kazandığını, Kürtlerle kavgalı olunduğunda da kaybedildiğini ortaya koymuştur. Bu açıdan gerçekten Türk devleti ciddi yaklaşmalı. Herkesin beklentisi budur. Ama zamana yayılırsa gerçekten sabote edenler olur. Zamana yayılmamalı. Ama şöyle yapılıyorsa, biz zamana yayalım bakalım durum ne olacak, koşullar uygun olursa biz yine tekmeyi vururuz. Öyle düşünülüyorsa bu gaflettir. Bu politika değildir. Biz çözümden yanayız tabii, her türlü makul yaklaşım içindeyiz. Ama böyle şeylere de gelemeyiz. Biz 53 yıllık bir hareketiz. 1 yıllık, 2 yıllık değiliz, büyük tecrübeye sahibiz. Büyük bir tarih var arkamızda. Sorumluluğumuz var. Bizler 53 yıldır bu işin içindeyiz. 50 yıldan fazla da bu işin içindeyiz. Biz sıradan yaklaşabilir miyiz? Bu bakımdan Türk devletinin de bu gerçeği görerek doğru yaklaşması gerekiyor” diye konuştu.

Demokratik Kürt birliği 

Demokratik birliğe dair de konuşan Karasu, “Şimdi Kürtler için birlik önemli. Bu her zaman herkes tarafından söyleniyor. 1. Dünya Savaşı’ndaki durum ortada. Zaten o zaman birlik yok. Böyle çok parçalanmış aşiretsel yaklaşımlar var. Bir Kürdistan’ın bütününü temsil eden bir irade ortaya çıkmamış. Onun getirdiği olumsuz sonuçlar var. Şimdi kimse bu duruma düşmek istemiyor. Bu bakımdan Kürt birliğinin gerçekleşmesi çok önemli. Aslında şu gerçekleşmiş durumda. Halk toplumsal düzeyde aslında birliğini gerçekleştirmiş durumdadır. Kürt halkı bu yönüyle birliğini ortaya koydu. İşte Rojava’ya sahiplenmede ortaya koydu. İşte Newroz’da ortaya koydu, koyuyor. Bu konuda demokratik birlik olması gerekiyor. Ama tabii siyasal alanda da bunun gerçekleşmesi gerekiyor. Siyasal alanda da demokratik zihniyetin gelişmesi gerekiyor. Gerçekleşmesi gerekiyor. Demokratik siyasal alanda illa da ben hakim olacağım yaklaşımı var. Demokratik zihniyet yok. Örneğin Başûr’da biri diyor illa ben hakim olacağım. Ya niye sen hakim olacaksın? Demokratik bir Başûrê Kürdistan olabilir. Her yerelin kendi özgünlükleri olabilir. O merkezi devlet anlayışı, o hep 19.-20. yüzyıl anlayışı. Günümüzde demokratik anlayışla birliği sağlamak lazım. Siyasal ilişkileri kurmak lazım. Halkın birliğini sağlamak lazım. Biz bile mesela diyelim Kürdistan’ın özgürleşmesinde, diyelim işte Botan’ın kendi yerelliği olur. Yerel demokrasi olabilir. Yerel özellikler olabilir. İşte Dersim’in yerel demokrasi özellikleri olabilir. Kürdistan’ın bütünlüğü içinde. Türkiye’nin bütünlüğü içinde olabilir. Kürtlerle ilişki içinde. Kürtler zaten bir bütünlüğü ifade ediyor. Böyle şu anda sınırlar var. Ama yine Kürtler bir bütündür. Sınırlar Kürtlerin ortak bir bütünlüğü için bir engel mi? Değil. Bu yönüyle demokratik yaklaşım, demokratik kültür, demokratik birlik derken hem Kürt halkının demokratik birliği hem de tabii ki şu güçlerin de demokratik yaklaşması gerekiyor.

Demokratik yaklaşımla, demokratik anlayışla olması gerekiyor. Hele bu 3. Dünya Savaşı’nda her yerde, yönetimde ortaklıklar olabilir ama böyle birinin işte ben hakim olacağım, herkes benim denetime girecek, Bakûr da benim denetime girecek, Rojava da benim denetime girecek, Rojhilat da denetimime girecek, böyle bir şey yok. Biz her yerde demokratik temelde halkın iradesiyle herkes diyelim yönetimlere ortak olabilir. Yönetimlere katılabilir. Bu bakımdan demokratik bir Kürt birliği önemli. Önder Apo bunu ısrarla olmasını istiyor. İşte bu çağrı oldu. Biz bu çağrıyı destekliyoruz. Bu çağrıyı doğru buluyoruz. Bütün Kürt aydınları, sanatçıları, herkesin bu demokratik birlik sağlama sürecinde rollerini oynayabilir. Biz önemli görüyoruz. Ortadoğu’nun yeniden dizayn edildiği, Ortadoğu dengelerinin yeni statükosunun belirlendiği ortamda Kürtler de birlik olursa bu onları güçlü tutar ve konumlarını güçlendirir. Bu illa da bütün parçalar birleşecek, bir devlet olacak anlamında değil. Ama bu birlik her parçada Kürtlerin konumunu güçlendirir. Kürtleri özgürlük ve demokratik yaşama daha fazla yakınlaştırır. Bizim demokratik birlikten anladığımız budur” ifadelerinde bulundu.

ABD-İsrail’in İran’a saldırılarıyla başlayan savaşa da işaret eden Karasu, savaşta gelinen aşamanın korkunç olduğunu ifade ederek, “Evet nükleer silah kullanılmıyor ama teknik o kadar gelişmiş ki nükleer silah kullanılmıyor ama kullanılan savaş araçları gerçekten yıkıcı, yerle bir edici. Bu en fazla ABD-İsrail’in elinde ama İran da bunu kullanıyor. Çünkü bilim gelişmiş, teknik gelişmiş. Teknik herkesin elinde, mühendislik herkesin elinde, fizik, bilim herkesin elinde. Herkes geliştirdi bunu. Şimdi bu kadar yıkıcı bir şey var. Savaşın geldiği düzey aslında şunu gösteriyor. Böyle olmaz. Ortadoğu böyle olmamalı. Sorunlara yaklaşım böyle olmamalı. Bu yönüyle hem uluslararası güçlerin bölgeye yaklaşımı yanlış, hem bölge güçlerinin kendini tanımlamaları yanlış. Sorunları çözme anlayışları yanlış. Ne ABD-İsrail’inki doğru ne İran’ınki doğru. Bu doğru bir yaklaşım değil. Şu da doğru değil.

Sorunlar çözümsüz bırakılıyor

Evet, ABD-İsrail eleştirilebilir. Ortadoğu’yu kendine göre dizayn ediyor. Peki, bir devlet şunu diyebilir mi? Ben bilmem, ulusal egemenliğim var, kendi ülkem içinde her şeyi yaparım. Böyle olabilir mi? Bu da kabul edilecek değil. İşte bu zaten Ortadoğu sorunlarını çözümsüz bırakıyor. O ulusal egemenlik değil. Ulusal egemenlik nasıl olur? Bir toplumun demokratik iradesinin, özgürlük iradesinin yaşatılması olur. Bu yönüyle gerçekten savaşın geldiği durum ağırdır. Bölgeye de yayılıyor. İşte petrole yansıyor, dünyaya yansıyor. Bu savaş aslında bayağı düşündürücü. Hegemonik savaşlarının nasıl olduğunu, nasıl çözümsüzlük yarattığını, ulus devlet anlayışlarında böyle devletlerin de, bölgesel devletlerin de kendi politik yaklaşımlarının doğru olmadığını ortaya koyuyor. Ortadoğu’nun bu hale gelmesi gerçekten bizlerin sorunu. Ortadoğuluların sorunu. Niye bu hale geldi Ortadoğu? Niye müdahalelere açık hale geldi? Niye müdahalelere gerekçe oluyor? Bunu tabii ki Ortadoğu halklarının da sorgulaması gerekir” dedi.

Savaşa karşı demokratik toplum projesi 

Savaşlara karşı üçüncü yolun önemine işaret eden Karasu, “Bir savaş var, müdahale var. Ortadoğu böyle dizayn edilmek isteniyor. ABD böyle konumunu güçlendirmek istiyor. İsrail öyle yapmak istiyor. İran kendi konumunu şöyle güçlendirmek istiyor, şöyle etkili kılmak istiyor. Savaş sürüyor ya. Buna çözüm kesinlikle Önder Apo’nun ortaya koyduğu demokratik ulus anlayışına dayalı demokratik ve siyasi çözümdür. Halkların kardeşliğine dayalı çözümdür. Önderlik bu alternatifi ortaya koydu. Savaşla çözme, savaşla Ortadoğu’yu dizayn etme projesine karşı Önder Apo da Ortadoğu kendini böyle dizayn etmeli. İşte Türkiye ile yapılan Barış ve Demokratik Toplum Projesi. Bunu bütün ülkeler kendi toplulukları için yapabilir. O savaşa karşı bu politikayla durulabilir.

Abdullah Öcalan’ın Newroz mesajı 

Bu politikayla o projenin önüne geçilebilir. Üçüncü yol, işte uluslararası egemen güçlerin de yolunu tıkamak. Bölge devletlerinin o politikalarının da çözümsüz olduğunu ortaya koymak. Ve Önder Apo’nun ortaya koyduğu üçüncü yol. Halkların kendi sorunlarını işte demokratikleşme yoluyla çözme sorunudur. Halkların iradesini tanıma sorunudur. Bir halk diğer halkın iradesini kırmamalı. Ortadoğu halkları birbirlerinin iradesini kırmadan ortak yaşamı yaratmalıdırlar. Newroz günlerinde bu mesajı bir daha belirtmek istiyoruz. Halklar kendi çözümünün ne olacağını ortaya koymalıdır. Kendi özgür ve demokratik iradesini ortaya koymalıdır. Kabul etmemeli, ne egemenlerin uluslararası politikasını kabul etmeli ne bölge devletlerinin politikasını kabul etmeli. Kendi demokratik iradesini ortaya koymalı. Ancak bu demokratik anlayış gelişirse, ortaya konulursa Ortadoğu’da sorunlar çözülebilir. Bu yönüyle Önder Apo’nun ortaya koydukları, Newroz’da da ortaya koydukları aslında Ortadoğu’da bölgedeki sorunların çözümünün projesi oluyor” diye konuştu.

HABER MERKEZİ 

PaylaşTweetGönderPaylaşGönder
Önceki Haber

PJAK: HPJ kadın örgütlenmesi değerli bir deneyim sunuyor

Sonraki Haber

DEM Parti Sözcüsü konuşuyor CANLI

Sonraki Haber

DEM Parti Sözcüsü konuşuyor CANLI

SON HABERLER

Siyasetçi Alınak’a verilen hapis cezası onandı

Yazar: Yeni Yaşam
26 Mart 2026

Sudan’da iki ayrı dron saldırısı: En az 28 sivil yaşamını yitirdi

Yazar: Yeni Yaşam
26 Mart 2026

Mersin’de kadın katletme girişimi

Yazar: Yeni Yaşam
26 Mart 2026

DEM Parti İmralı Heyeti yarın Abdullah Öcalan ile görüşecek

Yazar: Yeni Yaşam
26 Mart 2026

İran’la müzakere muamması

Yazar: Yeni Yaşam
26 Mart 2026

Mahkemeden faile ‘haksız tahrik’ indirimi

Yazar: Yeni Yaşam
26 Mart 2026

ATK hakkında suç duyurusunda bulunulacak: Taşar’a ‘cezaevinde kalabilir’ raporu vermişti

Yazar: Yeni Yaşam
26 Mart 2026

Bir Kategori Seçin Lütfen…

  • İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
yeniyasamgazetesi@gmail.com

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

E-gazete aboneliği için tıklayınız.

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Tümü
  • Güncel
  • Yaşam
  • Söyleşi
  • Forum
  • Politika
  • Kadın
  • Dünya
  • Ortadoğu
  • Kültür
  • Emek-Ekonomi
  • Ekoloji
  • Emek-Ekonomi
  • Yazarlar
  • Editörün Seçtikleri
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Karikatür
  • Günün Manşeti

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır