• İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
4 Şubat 2026 Çarşamba
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
ABONE OL!
GİRİŞ YAP
Yeni Yaşam Gazetesi
JIN
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Yeni Yaşam Gazetesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Ana Sayfa Forum

Karşı kutuplara itmeden sosyalizmi tartışabilmek

20 Aralık 2025 Cumartesi - 00:00
Kategori: Forum, Manşet

Üretim araçlarının toplumsallaştırılması kadar doğru olan başka bir şey de sosyalizmin salt ekonomik bir model olmadığı. Sosyalizm, üretim araçlarıyla birlikte iktidarı da toplumsallaştırmalı, tabana yaymalı. Doğal olarak devleti aşmalı

Yekta Armanc Hatipoğlu

DEM Parti’nin düzenlediği “Barış ve Demokratik Toplum Konferansı”nda yurt dışından da gelen pek çok akademisyen ve siyasetçinin katkılarıyla hem 21. yüzyılda sosyalizm hem de Türkiye’deki süreç üzerine çeşitli konuşmalar yapıldı.

Katılımcılar ekseriyetle, reel sosyalizm deneylerinden de yola çıkarak, sosyalizmin daha demokratik, ademi-merkeziyetçi, katılımcı, komünal, ekolojik, kadın ve LGBTİ+ özgürlükçü olması gerektiğini savundu.

Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın konferansa gönderdiği mesaj ise Türkiye solunun belli kesimleri tarafından, konferans konusunda, en çok tartışılan konulardan biri oldu. Özellikle “geleneksel sol”, Öcalan’ın fikirlerinin 1960’lardan beri söylenen klasik avro-komünist fikirler olduğunu savundu, kimileri ise uzun yıllardır yaptıkları gibi Öcalan ve Kürt Özgürlük Hareketi’ni “anti-Marksist” olmakla suçlayıp işin içinden sıyrıldı.

Öcalan, konferansa gönderdiği mesajda özetle geleneksel Marksizmin artık geçerliliğini yitirdiğini söylüyor, buna neden olarak da Marks’ın toplumsal tarihi sadece sınıfla izah etmeye çalışmasını, devlet ve ulus devleti yeterince çözememesini işaret ediyor ve ekliyor: “Tüm bu eleştirileri yaparken Marks’ın emeğine büyük saygı duyduğumu, niyetinden kuşku duymadığımı ve Marksizmi Marks’tan ayrı gördüğümü de eklemek isterim. Biz bazı temel konularda Marksizm ve reel sosyalizm eleştirisi yaparken bir sosyalist olarak hissettiğimiz şey özeleştiridir.”

Demokratik sosyalizm açılımı yaptığı, süreci kendi penceresinden anlattığı metni Lenin’le bitiriyor Öcalan: “Lenin de ‘Kapsamlı, gelişmiş bir demokrasi olmadan sosyalizm inşa edilemez’ diyordu. Bu düşünce ve inançla tekrar toplantımızın başarılı geçmesini diler, bitmeyen yoldaşça selam ve sevgilerimi sunarım.”

Bu yazıya eklenenlerin haricinde de Öcalan’ın konferansa gönderdiği metin incelendiğinde metnin ne solun belli kısmının iddia ettiği gibi klasik bir avro-komünist metin olduğu ne de anti-Marksist olduğu söylenebilir.

Geleneksel solun inatla üstüne bastığı ve demokratik sosyalizmi yanlışlamak için kullandığı “üretim araçlarının toplumsallaştırılmasından ayrı bir sosyalizm olamayacağı” tezi gayet yerinde ve doğru bir tez. Özgürlük Hareketi, buna Rojava’daki toplumsallaştırılmış, kooperatifçi üretim sistemiyle zaten yanıt veriyor. Demokratik sosyalizm ise bir bütün olarak “yerel yönetimleştirme” modeliyle üretim araçlarına ne olacağı sorusunu yanıtsız bırakmıyor.

Üretim araçlarının toplumsallaştırılması kadar doğru olan başka bir şey de sosyalizmin salt ekonomik bir model olmadığı. Sosyalizm, üretim araçlarıyla birlikte iktidarı da toplumsallaştırmalı, tabana yaymalı. Doğal olarak devleti aşmalı. Reel sosyalizm bunu yapamadı, burayı eksik bıraktı.

Reel sosyalizm deneyinde devlet büyüdü, toplum küçüldü. Görünürde var olan yerel meclisler, Komünist Parti’nin başlarında salladığı kılıç altında kararlar aldı. Yerelden demokrasi ne Sovyetler Birliği’nde ne de Doğu Avrupa’da işleyebildi. Merkeziyetçilik esas alındı. Merkeze bağlı yerel tıkandı, ezildi, söz söyleyemedi. Nihayetinde devletçi sosyalizm tankla tüfekle değil kültürel etkilerle yıkıldı. Bürokrasi altında ezilen kitleler Batı’dan gelen hamburger, kot pantolon ve punka tutundu. Tutundukları dal ise kapitalizmdi. Renkli görünüyordu ancak içinde yoğun sömürü ilişkileri, açılık, yoksulluk barındırıyordu. Sınırsız “eğlence” vardı ancak onunla beraber sınırsız sömürü de geliyordu.

İktidara ortak olamayan, edilgen olan, karar alamayan, söz söyleyemeyen Doğu Avrupa ve Sovyet halkları için sosyalizmin çözülmesi ve kapitalizmin egemen olmasıyla birlikte her şey daha kötü oldu. Kapitalizm sınırsız sömürü anlayışıyla eski sosyalist coğrafyanın altını üstüne getirmeye bugün de devam ediyor.

Kapitalizm sınırsız sömürü demek, reel sosyalizm ise yeni bir ayrıcalıklı bürokrasi sınıfı ve baskıcılık… İşte demokratik sosyalizm özellikle bu ikilemde devreye giriyor. Marks’ın söylediklerini, teşhis ettiklerini güncelliyor; 21. yüzyılın gerçeklerine uyarlıyor, reel sosyalizmin hatalarından dersler çıkarıyor, anti-komünizm yapmıyor ve Paris Komünü’ne sırtını yaslarken nostaljik histerilere kapılmıyor. Anlamaya, anlatmaya, derinleşmeye çalışıyor. Devrimi bir “an” olmaktan çıkartıp “sürece” yayıyor. Üzerine tartışmayı kesinlikle hak ediyor.

Türkiye solu buna cephe almamalı, belli birtakım Türkiye solcusunun yaptığı gibi indirgemeci olmamalı ve kendi sözünü, demokratik sosyalizm diyenlerin fikrini küçümsemeden, onları karşı kutba yerleştirmeden söylemeli.

Militarizmin, ırkçı ve şoven söylemlerin toplumda daha fazla kabul gördüğü şu günlerde, bunu yapmak çok daha önemli, çok daha hayati.

PaylaşTweetGönderPaylaşGönder
Önceki Haber

Süreç, riskler ve solun sorumluluğu

Sonraki Haber

Çocuk emeğini sömürü merkezi: MESEM

Sonraki Haber

Çocuk emeğini sömürü merkezi: MESEM

SON HABERLER

‘Casusluk’ soruşturması: İmamoğlu, Özkan ve Yanardağ hakkında kamu davası

Yazar: Yeni Yaşam
4 Şubat 2026

Avustralyalı Yeşiller’den Rojava ve Kobanê için parlamento girişimi

Yazar: Yeni Yaşam
4 Şubat 2026

HRW: Suriye’de HTŞ sonrası geçiş süreci katliamlar, savaş suçları ve derinleşen krizle ilerliyor

Yazar: Yeni Yaşam
4 Şubat 2026

MHP’li Feti Yıldız: Umut hakkı konusunda uzlaştık, raporda yer alacak

Yazar: Yeni Yaşam
4 Şubat 2026

Silêmanî ve Hewlêr’den Rojava’ya giden 19 doktor Qamişlo’ya geçti

Yazar: Yeni Yaşam
4 Şubat 2026

DEM Parti Eş Genel Başkanları büyükelçilik temsilcileriyle görüştü

Yazar: Yeni Yaşam
4 Şubat 2026

DEM Parti’den önerge: Epstein belgelerinde Türkiye bağlantıları araştırılsın

Yazar: Yeni Yaşam
4 Şubat 2026

  • İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
yeniyasamgazetesi@gmail.com

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

E-gazete aboneliği için tıklayınız.

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Tümü
  • Güncel
  • Yaşam
  • Söyleşi
  • Forum
  • Politika
  • Kadın
  • Dünya
  • Ortadoğu
  • Kültür
  • Emek-Ekonomi
  • Ekoloji
  • Emek-Ekonomi
  • Yazarlar
  • Editörün Seçtikleri
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Karikatür
  • Günün Manşeti

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır