Editör Doğan Güzel ile Kürtçe çizgi roman Bajar’ı konuştuk:
Kendi dilinde mizahını televizyonlarda izleyebilirsin, Kürtçe haber veya program yapabilirsin. Ama okumak, okul olmadan kendi anadilinde okul okumadan yapılacak bir şey değil. Çocuklar gibi başlamak lazım. Bajar, Kürtçe okumaya başlamak için iyi bir araç
Hüseyin Kalkan
Kürtçe çizgi roman dergisi Bajar geçtiğimiz günlerde yayına başladı. Dergi Amed Büyükşehir Belediyesi, Kürtçenin gelişmesi için attığı adımlardan biri. Bajar’ın amacı dilin pratikleşmesine katkı sağlamak olan açıklandı. Derginin editörlüğünü Doğan Güzel ve İmam Cici yapıyor. Bajar’ı daha yakında tanımak için editörlerinde Doğan Güzel ile konuştuk. Güzel, Özgür Gündem okuyucularının yakından tanıdığı, artık klasikleşmiş olan Qırıx’ın yaratıcısı.
- Derginin isminden başlamak istiyorum. Neden Bajar?
Böyle bir dergi lazımdı. Daha sonra gerekirse neden çok lazım olduğunu açıklarım. Ama bunu kim yapacaktı? Hangi kurumun yapması gerekiyordu? Orada bir tartışma vardı. Bunları düşünürken aklıma ‘Belediyeler niye bu işleri yapmasın’ sorusu geldi. Çünkü belediyeler bir nebze daha rahat yerler ya. Küçük devletçikler gibi daha rahat karar alıyorlar. Ve bunun bir dil hizmeti olarak yapmaları bana bayağı mantıklı geldiği için teklif ettim. Belediyelerin üzerinde yayılması gereken bir şey olduğu için de Bajar ismini seçtim. Ve bu böyle bir dergi ki bütün diğer belediyelerle paylaşabileceğim bir şey. Yani Kürtçeyi belediyeler üzerinden dağıtmak, belediyelerin internet siteleri üzerinde paylaşmak ve yaymak iyi bir fikir gibi geldi. O yüzden derginin ismini Bajar koydum. Yani şehir. Okunmak için ya da büyümek için.

- Derginin amacı dilin pratikleştirilmesi olarak açıklandı. Bu nasıl olacak? Bunu biraz açar mısın? Çizgiyle anlatmak yazıya göre daha mı iyi, daha mı pratik?
Başlamak için çok daha pratik, çok daha işlevsel. Okulda anadilini okumayı öğrenmemiş biri için daha sonra okumayı öğrenmek hiç kolay bir şey değil. Kendi mizahını televizyonda izleyebilirsin, Kürtçe haberler, şunu bunu yapabilirsin. Ama okumak , okul olmadan anadilinde okumak kolay yapılabilecek bir şey değil. Bu altyapı olmadan yapılacak bir şey değil. O zaman çocuklar gibi başlamak lazım. Belki de sıfırdan başlamak lazım. Biraz bildiğimiz konuları çiziyoruz. Aşağı yukarı bize bildiğimiz hikayeleri de anlatıyor. Örneğin Yılmaz Güney bilmediğimiz bir şey değil ama hem Yılmaz Güney’i bilmenin avantajını hem de çizginin avantajını kullanarak dilin daha rahat anlaşılabileceği ya da en azından okuyanın o dilden korkmayacağı bir araç haline getirmiş oluyoruz.. Bu okumaya yardımcı oluyor bence, bayağı yardımcı oluyor. Dile başlamak için, Kürtçe okumaya, zor olsa da başlamak için iyi bir araç.

- Daha önce de dergi deneyimleriniz oldu. Bu kaçıncı dergi deneyimi, hangi dergileri çıkardınız?
Vallahi 90’da, hatta 91’de biz Tewlo ile başladık. O zaman dergiler, Gırgır ya da Limon dönemiydi. Onlarını bir kitlesi vardı. O zaman öyle başladık. Kürtçenin sorunları o zaman da vardı ama bu dergiler tarih olmaya başlamamıştı. Daha sonra PÎNE’yi çıkardık. O da fena sürmedi. o koşullarda, çünkü artık siyasete bağlı olarak koşullar değişiyordu. İyi zaman var, kötü zaman var. Kötü zamanlarda bunlar hemen iyi sürdü. Birkaç yıl önce, 4 yıl falan bir dergi daha çıkardık. ZRÎNG!…’i çıkardık. O da artık bu değişimin olduğu zamanlardı. Basılı yayının çok gerilere düştüğü, çok masraflı olmaya başladığı zamanlardı, zor zamanlardı. Baskıda görmedik o anlamda. Biz bu zor zamanlara ayak uyduramadığımız için ya da eski becerikli kadrolar, basın elemanları olmadığı için altından kalkamadık. Zamana ayak uydurmak lazım. Bajar fikri böyle doğdu. Sadece bunu kim finanse eder? Çok ucuza çıkabilir dergi aslında ama para kazanma derdi olmayan birisinin yapması, bir hizmet gibi, bir dil çalışması olarak yapmak gerekiyor ki, Türkiye’deki diğer dergilerin yaşadığı sorunu yaşamasın. Çünkü artık bu zamanda zor bir mizah dergisini sadece satışla yaşatmak. Türkiye’de diğer dergiler ölüyor. Çünkü karikatürün kendisi, mizahın kendisi, araçları değişiyor, şeklini değiştiriyor. Bence bazı mizah dergileri yanlış bir yatırım da yaptılar. O Leman tarzı çizgiden sadece söz mizahına dayalı bir mizaha yüklendi. Ama o kadar çok zorlayınca da, Tik Tok çok rahat onun yerini alabildi. Çizer kalmadı, bir sürü yazar var, söyleyen var, komiklik yapan var ama çizgi öldü. Avrupa’da da öyle dünyada öyle ama çizgi roman bundan etkilenmedi. Hâlâ hayatta en azından ayrı bir okuyucusu var. O yüzden galiba Kürtçenin karikatürden ziyade çizgi hikayeler, çizgi roman üzerinde gitmesi lazım. Karikatürden ziyade çizgi hikayeler üzerinde gitmek gerekiyor. Bu da kararımızda etkili oldu.
- Özgür Gündem’de ve bugüne kadar çıkardığınız dergilerde bir takım figürler, akılda kalan çizgi hikayeler var. Keko, Kuto gibi. Onlar da olacak mı yeni dergide?
Evet, aslında dediğim gibi, eğer Kürtçe yapacaksak, biraz bilinen tiplerin hatırına ihtiyacımız var. Ya da halkımızın, Kürtçe okumak isteyenlerin bildiği hikayelerin yeni yorumlarına ihtiyaç var. Mesela dediğim gibi, Yılmaz Güney’i anlatmış İmam(Cici). Kendinden yeni bir şeyleri katarak. Ama Yılmaz Güney bilgisi, aşağı yukarı her Kürtte var. Ve bunları okurken, okumaya yardımcı oluyor. Bir arkadaşımız daha var, Eşref Aydın Ersin, onun da kendi tipleri var. Yok, bu derginin tanıdık şeyler üzerinde gitmesi lazım. Bu sadece çizgi değil, artık dil üzerinde de düşünmek lazım. Dilin bir parçası, dil siyasetimizin ya da politikalarımızın bir parçası olarak düşünmek lazım. Dil bu şekilde, karikatürlerin yaşamasına yardımcı oluyor bence. Çizgilerle de dile katkısı oluyor. Öyle bir iş bilgisi.
- Qırıx üzerinde insanlar sosyolojik tahlillere gittiler, siyasi analizler yaptılar. Önümüzdeki sayılarda, Bajar’da öyle şeyler görecek miyiz?
İster istemez. Ben onları çok bilinçli yapmadım. Sadece etrafımdaki şeyleri yapınca o yansıyor. Etrafımdakileri biraz daha özgürce yapınca, biraz daha kalabalıkçı yapınca yansıyor. Sadece o dönem yoğun çizildiği için daha farklıydı. Şimdi biraz dile destek mantığıyla gittiğim için ve artık Kürtçeye geçtiğimiz için o derece o boyutta olur mu, etkili olur mu bilmiyorum. Ama sonuçta etrafında gördüğün şeyi yapıyorsan veya eski kadar bildiğiniz kafayla yapıyorsan ona da ister istemez dokunmuş olacaksın. Ama eskisi kadar yoğun olmadığı için belki o etkisi olmaz. Toplumu, gününü analiz etmek için ya da bir şeyleri görünür kırmak için ya da ayda iki ve üç tane kırıkla o etkiyi sağlar mı emin değilim. Ama yine orada Qırıx’ın Kürtçeleşmesi önemli. Dile yapacağı katkı da önemli. Diğeri olursa güzel olur tabii. Bir de bir dönüşü var. Öncelikler değiştirilmiştir.

- Dergi bir süredir dijital ortamda yayında. Geri dönüşler nasıl?
Sosyal medyadan çok uzak birisiyim. Bildiğim şeyleri buraya kadar yaptım. Bundan sonrası benim bilmediğim bir dünya. Benim ne hayatta bir post altmışlığım var ne de sosyal medya hesaplarım vardı. Benim hesaplarım, sağdaki soldaki arkadaşlarım açtı. Nasıl bir etki bıraktığını tahayyül etmek için de erken. Çünkü bir hafta oldu. Onu da öğrenmeye çalışacağım. Mecbur çünkü hani koşullar değişince artık biraz dergi dizayn etmeyi öğrendim. Onu yapınca editörlük öğreniyorsun. Şu anda bize uygun Kürtçe nasıl olmalı diye ona kafa yoruyorum ister istemez, dil çevreleri beğenmeyince, sorunlu bulunca. Başka şeyler öne geçiyor. Vallahi işte bu yeni sosyal medyada biraz artık bizim düşünümüzdeki okuyuculara, Kürtçeyi, önemseyen insanlara biraz onlara kalmış. Ben de öğreneceğim. Ne kadar öğrenebilirsem. İlk postu Bajar ile attım, desem, artık halimi anlayan işte.
- Aklınızda ileride Bajar’ı kağıda basmak gibi bir plan var mı? Yoksa böyle mi kalacaksınız?
Belediyenin bünyesinde olan bir şey olduğu için çok hani benim dışında bir şey ama mesela ben şunu önerdim hiç olmazsa yılda, yıl sonunda bir tane seçkisi veya bir fuar için bir baskı olursa bence fena olmaz. Ama ötesi düşünülürse finanse edilmesi lazım. Benim sınırlarım buraya kadar ötesi için başka türlü teknik yardımlar ekonomik ekstra şeyler lazım. Çok altına girmemeye çalışıyorum ama isterim, yalnız bir defa da olsa bir yılın seçkilerinden oluşan bir yıllık çıkartmayı ve arada fuarlar için bir şey fena olmaz. Kağıda basamazsak bile yılda iki defa bir şeyler çıkarsak bence o da güzel olur. Mesela aynı duyguya farklı bir duyguyla yaşamak fena olmaz.









