• İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
16 Şubat 2026 Pazartesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
ABONE OL!
GİRİŞ YAP
Yeni Yaşam Gazetesi
JIN
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
  • Anasayfa
  • Gündem
    • Güncel
    • Yaşam
    • Söyleşi
    • Forum
    • Politika
  • Günün Manşeti
    • Karikatür
  • Kadın
  • Dünya
    • Ortadoğu
  • Kültür
  • Ekoloji
  • Emek
  • Yazarlar
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Tümü
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Yeni Yaşam Gazetesi
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Ana Sayfa Yazarlar

Keyifli yaşamın zorunlu halleri-Arif Altan

Yeni Yaşam Yazar: Yeni Yaşam
24 Şubat 2019
Kategori: Yazarlar
Facebook'ta PaylaşTwitter'da Paylaş

Sıkıcı olmaktan çıktı, artık daha heyecan verici. Her şey o kısıtlayıcı duygunun zorunlulukla olan bağının kopmasına bağlıydı. Yaşamın kendisine biçtiği rolün dışına çıktığında, artık belirli bir kişi olma gereksinimi de kalmamıştı. Doğal davranma zorunluluğunun yükünden kurtulmak, aynı anda birden fazla kişi olabilme imkanına kavuşmak demekti. Nefes aldırmayan, kesif kokulu salonlardan çıkarıp dışarıyı bir tiyatro sahnesi haline getirmek, dışarıdaki herkesi de oyunun aktörlerine dönüştürmek eğlenceyi derinlikle, hazzı verimlilikle, heyecanı sahici gerilimlerle tanıştırmaktı. Değişmez ve belirli bir kişi olmanın boğucu kalıplarını parçalayıp istediği an ve yerde, istediği kimlik ve kişilikle ortaya çıkmanın kışkırtıcı ve baştan çıkarıcı gücünü reddetmek için insanın ondan çok daha üstün güçlere ve gerekçelere sahip olması gerekirdi. Bir tek kimlikle, bir tek kişilikle yaşam boşu aynı sınırlı dünyanın kalıpların içinde kıvranıp kendine eziyet çektirmenin anlamı yoktu. Hayat, bu haliyle çok daha renkli ve yaşanılabilir bir şeydi.

Değişimin yarattığı çeşitliliğin, görünüş ve gerçek uyuşmazlığından doğan açıklığı aynı anda büründüğü zıt karakterlerle, birden fazla kişilikle doldurabilme yeteneğinin artan neşeye katkısını ve sürükleyici gücün kaynağı olan özgüvene pekiştirici etkisini görmemek olanaksız. Bir tiyatro, bir oyun kaçan keyfin, aşınmış neşenin geri dönüşü için her zaman en uygun zemin. Bunalmak değil, tat almak gerek sonuçta. Her şey olduğu gibi görünüp bütün kesinliğiyle olduğu yeri kaplasa ne olurdu? Günlerin katlanılır, gecelerin çekilir yanı kalır mıydı? Kötülük çarpıcı güzelliğe, yüzsüzlük zekaya, acımasızlık ancak zarafete kendisini benzetebildiğinde mutlu olabilir, mutlu edebilir. En fena ruh, biçimli yüz çizgilerini, orada beliren ifade yoğunluğu da bir el değmemişlik duygusunun o gizemli hatlarını bulmazsa bir zevk manzarası, bir azap kuyusuna dönüşüp içine doğru çekmez mi? Olduğu gibi kalmak: Ölüm, başka bir şey miydi sanki! Yalan, hakikatten çok daha fazla hakikate bürünebildiği halde ne sonuçları ne de onun sorumluluğunu taşımayla kendisini yükümlü kılmadığı için sürükleyici, böylesine nefes kesici.

Dilediği an dilediği kişi olabildiğinde hayat bir şamata, bir curcuna, ağız dolusu bir kahkaha. Zevk aldığı şeye yüz buruşturmazsa, iştahla atıştırdığına hazımsızlık çeker görünmezse, yürüttüğünü yamalı urba altına gizlemezse oyun oyuna mı benzer? Şurada sattığı can ve döktüğü kanla dolaşanı insansever, burada zulmedeni karıncayı incitmez, ötede haksızlığına semirmişi hak bilir, daha ötede kişiliksizliğine kurulanı özverili gibi sürüyle kıymetli niteliğe ağırlaştırılmış farklı benliklerle ortaya çıktığında, kendi üstüne kapanmış ruh da birdenbire açılıvermez mi? Gırtlağına dek hakikatle dolu bir hayat! Bu taşınabilir bir şey mi? Olduğu gibi görünme yükümlülüğünden kurtuldu mu her şey akar, her şey değişir, her şey gelişir. Renk, tat, koku, ses, bir farklılık, bir canlılık, bir hayat doluluk ki bugünkü ölü suskunluğun eriştiği tüm yoğunluğa eşdeğer.

Katılaştırıcı şu soğuk matem havası, ancak oyunun düşleyebileceği bir sevimsiz gerçeklik uyarlaması. Hissedilir baskı, o aldanışa bükümlü eprimiş bir söylence, görünür çöküntü de maziye buruşuk eski bir ağız alışkanlığı. Neşe doruğunda yoksa. Her an başka bir şeyken ruh, can sıkıntısına konacak dal mı kalır! Kendinden çıktı mı baştan çıkarır, eğlenir, eğlendirir her dönüşen. Sonuçta kendisi olma zorunluluğunun yükünden kurtulmuş olanı, hayat da istediği an istediği kişiliğe bürünme yeteneğiyle ödüllendirir. Figüranı olmayan bu büyük tiyatro sahnesinin en budalaları bile hayran olunası kusursuz birer performans örneği ondan sonra. Sadece uygulamada değildi hata, kuramdaydı da. İnsanların yaşamındaki en büyük eksikliğin gerçeklik olduğunu sanmakla asıl eksikliğin fantezi, yanılsama ve oyun olduğu unutuldu. Ama unutmak da fena değildi. Çünkü o, arzuladığına yoldan çıkartılmak ve dilediğine ayartılmak gibi her duruma uygun kişiliğe bürünmenin koşulu, ayrıca kaygısız ve neşeli bir hayatın da temeliydi. Oyuncular iyi, oyun mükemmeldi. Eğlenmek mümkündü; salon can çekişen bir sömürge, sahne mezarlık, ışıklar kan, efektler insan çığlıkları olmasaydı.

Yeni Yaşam

Yeni Yaşam

İlgiliYazılar

Münih güvenlik konferansı ve Kürtler

Yazar: Yeni Yaşam
16 Şubat 2026

Şam yönetiminin Halep saldırısından beri Suriye’de sorunlar zirve yaptı. SDG petrol bölgelerinden çekildi. Hatta Şam yönetimi Fırat’ın doğusunda da bazı...

Balyoz siyaseti ve Münih Güvenlik Raporu

Yazar: Yeni Yaşam
16 Şubat 2026

Uluslararası ilişkilerde artık her şey "kriz" olarak telaffuz edildiği için pek bir anlamı kalmadı. Kriz deyince kimse dönüp bakmıyor. Ancak...

İnsan yarası

Yazar: Yeni Yaşam
16 Şubat 2026

Acıların geçmişi var, geleceği var ama zamanaşımı yok. Anların da acıları var; hırpalanmış, horlanmış, kaçmış, kaçırmış, uymamış, göz hizasında şaşıp...

2026 ve sonrası: Finansal kriz, emperyalist savaş ve otokrasi (III)

Yazar: Yeni Yaşam
15 Şubat 2026

5 Ocak’ta Bitcoin’in fiyatı yüzde 12’lik bir düşüşle 63.000 dolara kadar geriledi. Bu seviye, Ekim 2025'teki 126.000 dolarlık tüm zamanların...

15 Şubat komplosu ve süreç

Yazar: Yeni Yaşam
15 Şubat 2026

27 yıl önce Kürt Halk Önderi Sayın Öcalan’ın esir alındığı uluslararası komplonun yıl dönümündeyiz. Komplocuların amacı Kürt halkının özgürlük mücadelesini...

‘Hani derler ya kimsesizlerin kimsesi’

Yazar: Yeni Yaşam
15 Şubat 2026

Bütün yaşamı boyunca eşit ve demokratik bir toplumun inşası için mücadele veren, saygıya değer bir kişilik olarak aklımızda ve yüreğimizde...

Sonraki Haber

Eliyle, ot biçer gibi…-TARİHİN BELLEĞİ

SON HABERLER

Münih güvenlik konferansı ve Kürtler

Yazar: Yeni Yaşam
16 Şubat 2026

Derya Arslan: Sınırlar değil toplum güçlenmeli

Yazar: Yeni Yaşam
16 Şubat 2026

Bazı ‘aydınlar’ neden Öcalan’a saldırıyor?

Yazar: Yeni Yaşam
16 Şubat 2026

Komployu boşa çıkaracak iki güç demokratik ulus ve demokratik birliktir

Yazar: Yeni Yaşam
16 Şubat 2026

Balyoz siyaseti ve Münih Güvenlik Raporu

Yazar: Yeni Yaşam
16 Şubat 2026

İnsan yarası

Yazar: Yeni Yaşam
16 Şubat 2026

Paradigmaya komplo: Komploların olmazsa olmazı

Yazar: Yeni Yaşam
16 Şubat 2026

  • İletişim
  • Yazarlar
  • Gizlilik Politikası
yeniyasamgazetesi@gmail.com

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır

Welcome Back!

Login to your account below

Forgotten Password?

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In

Add New Playlist

E-gazete aboneliği için tıklayınız.

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Tümü
  • Güncel
  • Yaşam
  • Söyleşi
  • Forum
  • Politika
  • Kadın
  • Dünya
  • Ortadoğu
  • Kültür
  • Emek-Ekonomi
  • Ekoloji
  • Emek-Ekonomi
  • Yazarlar
  • Editörün Seçtikleri
  • Panorama
    • Panorama 2025
    • Panorama 2024
    • Panorama 2023
    • Panorama 2022
  • Karikatür
  • Günün Manşeti

© 2022 Yeni Yaşam Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır