KNK Kadın Konseyi, ‘Biz, Kürt erkeklerinin köleleri olurken, erkekler sömürgeci devletlerin kölesiydi. Özgürlük mücadelemizle bu yanlışı düzelttik ve Kürt toplumunun özgürlük davasını güçlendirdik’ dedi
Kürdistan Ulusal Kongresi (KNK) Kadın Konseyi, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü dolayısıyla açıklama yaptı. Kürtler ve Kürt kadınlarının 8 Mart’ı Ortadoğu’nun merkezindeki bölgesel ve yerel paylaşım savaşları gölgesinde karşıladığı hatırlatılan açıklamada, “Bir kez daha, Kürdistan ve Ortadoğu’yu savaş alanına çevirmek isteyen egemen ataerkil zihniyetle yüz yüze geliyoruz. Biz, kadınların ve halkımızın onurlu mücadelesiyle, Kürt meselesi ve kadın meselesi olarak adlandırılan sorunların adını çözüm olarak değiştirdik. Bugün, Kürtlerin çözümü ve Kürt kadınlarının çözümü üzerine tartışıyoruz. Kürt kadınları olarak, kendi direnişimizle Kürt toplumunu aydınlattık. Çünkü biz, Kürt erkeklerinin Kürdistan’da kolonileştirilmiş olduğunu ortaya koyduk. O zamanlar biz, Kürt erkeklerinin köleleri olurken, Kürt erkekleri de sömürgeci devletlerin köleleri olmuştu. Biz özgürlük için verdiğimiz mücadeleyle bu yanlışlık ve hatayı düzelttik. Böylece biz Kürt kadınları olarak tarihi bir yanlışı düzelttik ve Kürt toplumunun özgürlük davasını güçlendirdik” denildi.
Çözüm diyalog ve barış
Bütün sorunların çözümünün diyalog ve barıştan geçtiğinin belirtildiği açıklamada, “Bu bağlamda, dün Suriye’de ve bugün İran’da Kürt siyaseti tarafından sorulan ‘savaş mı, barış mı?’ sorusuna yanıt vermeyi kendimizde hak görüyoruz. Biz barışı görüyor ve ısrarla barışı istiyoruz. Çünkü biz, iktidar sembolleri olan erkeklerin karşısında silah kullanmadık. Kadın özgürlüğü ideolojimiz, felsefemiz ve öncelikle siyasi ve örgütsel gücümüzle önemli sonuçlar elde ettik. Bugün açıktır ki, Kürtlerin ‘savaş mı, yoksa barış mı?’ kararı, Ortadoğu’nun geleceğini belirleyecektir. Kürtler, bölge devletleri Türkiye, İran, Irak ve Suriye’ye karşı savaşmak istemedi, ancak mecbur kaldılar. Sykes-Picot zihniyeti, Kürtleri kaosun içine sürükleyerek Kürt sorununu yarattı. Sert inkâr ve imha politikaları karşısında Kürtler kendilerini savunmak zorunda kaldı. Bugün artık Kürtlerin inkârı ve yok sayılması, Kürtlerin direnişi sayesinde gerçekleşemiyor” ifadelerine yer verildi.
Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın, uzun yıllardır büyük çabalarla, Kürt sorununu savaş olmadan çözmek için görüşmeler yürüttüğünü belirten KNK Kadın Konseyi, açıklamasının devamında şunları dile getirdi: “Biz defacto bir durumu incelediğimizde, Kürt siyasetinin genel rotası ortaya çıkıyor. Kürt halkının Önderi Abdullah Öcalan, uzun yıllardır büyük çabalarla, Kürt sorununu savaş olmadan çözmek için Türkiye devletiyle görüşmeler yürütüyor. 6 Şubat’ta, Rojava’ya karşı uluslararası güçler ve Türkiye devleti tarafından planlanan büyük bir savaş tehdidine karşı, örgütler ve Kürt halkı ulusal birliğe dayalı bir politika izledi. Güney Kürdistan’ın, kendi sorunlarını çözmek için her zaman Bağdat’la diyalog yolunda ısrar etti. İran’daki Kürtler ise Kürt sorununun siyaset yoluyla çözülmesine hazır olduklarını belirtiyorlar. Kürtler tarafından Türkiye, İran, Irak ve Suriye için sunulan çözüm önerileri defacto olarak savaşın önlenmesi anlamına geliyor. Kürtlerin izlediği yol oldukça açıktır. Peki hâlâ soruluyor: Kürt ne istiyor? Kürtlerin ne istediği görülüyor; o zaman neden Kürt siyasetinin barış temelindeki bu yolu desteklenmiyor? Bunun yerine çeşitli baskılar, dezenformasyon ve manipülasyon politikalarıyla Kürtler savaşın içine sürüklenmek isteniyor.
Savaştan başka yok mümkün
Ama biz Kürt kadınları, savaştan başka bir yolun mümkün olduğuna inanıyoruz. Bunun için bölgesel ve uluslararası devletler, önce Kürtlere yönelik ırkçılık, saygısızlık, küçümseme ve aşağılamalarını düzeltmelidir. Eğer bölgesel ve uluslararası güçler Kürtlerin kararına ihtiyaç duyuyorsa, Kürtlerin iradesini de tanımak zorundadırlar. Kürtlerin iradesi, sorunları diyalog, diplomasi ve müzakereler yoluyla çözmek istiyor. Biz, Kürt kadınları olarak çözüm yolunu siyaset üzerinden istiyoruz. Çünkü savaşın ilk ve öncelikli mağdurları kadınlar olacaktır. Savaş ve şiddet öncelikle kadınlar üzerinde inşa edilmiştir; bu nedenle biz, savaş ve şiddet düzenlerine karşı mücadelede sorumluluk alıyoruz.”
HABER MERKEZİ









