Amed Kent Koruma ve Dayanışma Platformu, Kobanê’ye yönelik insani yardımların engellenmesine dair yaptığı açıklamada, ‘İnsani yardım kampanyamız abluka sona erene ve Mürşitpınar Kapısı açılana kadar kararlılıkla devam edecektir. Kamuoyunu, demokratik kitle örgütlerini ve tüm vicdan sahibi kesimleri bu insani talebin etrafında birleşmeye çağırıyoruz’ dedi
Amed Kent Koruma ve Dayanışma Platformu, Kobanê ile dayanışma amacıyla başlattığı yardım kampanyasına ilişkin Çand Amed Kongre Merkezi’nde açıklama yaptı. Açıklamaya kentteki sivil toplum örgütü ve siyasi parti temsilcileri ile belediye eşbaşkanları katıldı.
Konuya ilişkin açıklama yapan Amed Ticaret ve Sanayi Odası (DTSO) Başkanı Mehmet Kaya, yardımların önüne geçilmesine tepki göstererek, “TIR’larımız günlerce orada bekledi. Tabii bizler de bu süre zarfında gerekli yerlerle görüşmeler gerçekleştirdik. Fakat hala durum değişmiş değil. Görüştüğümüz süre zarfında bizlere yardımların Mürşitpınar Sınır Kapısı’ndan geçişlerin izin verilmediğini söyleyip hazırlanan yardımların Çobanbey Sınır Kapısı’na yönlerdiler. Bizim için önemli olan yardımların Mürşitpınar Sınır Kapısı’ndan geçişi. Bizim için hala önemli olan husus yardımların bizlerin eliyle Kobanê’ye ulaşması. Şunu da belirtmek istiyorum; hazırlanan yardımlar çok kısa bir sürede toplandı ve bu yardımlara da herkesin katkısı oldu. Şu an yardım TIR’larımız burada. Yardımların ulaşması konusunda şüphe duyduğumuz için yardım tırlarımızı geri çektik. Burada o tırlara daha fazla yardım ekleyip, tekrar TIR’ları Kobanê’ye gönderme konusunda girişimlerimiz olacak” diye konuştu.
‘Uluslararası kuruluşlarında dayanışmada yer alması gerekiyor’
Amed Büyükşehir Belediyesi Eşbaşkanı Serra Bucak ise şunları ifade etti:
“Demokrasi ve çözümden yana olan herkes bu mutabakatı destekledi. Anlaşmanın gereği olarak öncelikle ablukanın kalkması gerekiyor. Oradaki halkımız için bir çağrı başlattık. İki ana hedefi var. Birinci hedefi ablukayı kaldırmak, ikincisi ise insani yardımı halka ulaştırmaktır. Ortak bir akıl ile doğru bir kapıdan ulaştırmak istiyoruz. Bizimle dayanışmak isteyenler kampanyayı büyüterek devam ettireceğimizi belirtmek istiyoruz. Mutabakat var ancak insanlar kaçırılıyor, göçe maruz kalıyor, yaşamları tehlikede. Rojava’ya açılan tüm kapılar açılan kadar devam edeceğiz. Barış için halk koordinasyonun oluşturulması gerekiyor. Bizde bu koordinasyonu güçlendirmek için elimizden geleni yapacağız. Mürşitpınar başta olmak üzere güvenli bir el ile yardımları halka ulaştırmak istiyoruz. Sorumluluk bunu gerektiriyor. Bunun için güvenilir eller ile yardımı ulaştırmak istiyoruz. Tırların sayılarının artması diğer haklar içinde önemli. Kısa sürede yardımların toplanmasına katkı sunan halkımıza buradan teşekkür etmek istiyoruz. Uluslararası kuruluşlarında bu dayanışmada yer alması gerekiyor.”
‘Tırlarımızı dün Diyarbakır’a geri getirdik’
Ardından Kürtçe ve Türkçe ortak açıklama yapıldı. Açıklamada şu ifadeler kullandıldı:
Kamuoyunun bildiği üzere; Kobanê’de giderek derinleşen insani krize karşı sessiz kalmamak amacıyla Diyarbakır Kent Koruma ve Dayanışma Platformu olarak acil insani yardım kampanyamızı başlatmıştık. Halkımızın, sivil toplumun ve kurumların güçlü dayanışmasıyla çok kısa sürede su, süt, bebek maması, battaniye ve temel gıda ürünlerinden oluşan geniş bir yardım ağı oluşturuldu.
Kampanyamızın başlamasından yalnızca iki gün sonra, toplanan yardımlardan oluşan 25 tır, doğrudan Kobanê halkına ulaştırılmak üzere Amed’den yola çıkarıldı. Bu hızlı örgütlenme, toplumun yaşanan insani drama karşı ne kadar duyarlı ve kararlı olduğunu açık biçimde göstermektedir. Kampanyamız bugün de artarak devam etmektedir.
Ancak yardımların Kobanê’ye doğrudan ulaştırılması yerine ilk günden itibaren Kilis üzerinden Çobanbey Sınır Kapısı güzergâhının dayatıldığını gördük. Bu hattın hem uzak hem de güvenlik açısından ciddi riskler taşıması, yardımların gerçek ihtiyaç sahiplerine ulaşıp ulaşamayacağı konusunda büyük bir belirsizlik yaratmaktadır. Bu nedenle insani yardımın dolaylı ve güvensiz yollara yönlendirilmesini kabul etmeyerek tırlarımızı dün Diyarbakır’a geri getirdik.
Bu süreçte yardımların Suruç hattından geçişi engellendikten sonra, yakın bir tesiste bekleyerek hem diplomatik görüşmelerin sonuçlanmasını hem de kamuoyunun büyümesini hedefleyen barışçıl bir sivil dayanışma süreci yürüttük.
İnsani kriz uyarısı
Kobanê’deki insani krize dikkat çekmek ve yardımların doğrudan ulaştırılmasını sağlamak için sivil toplumun ortak kararıyla tırlarımızı sahaya çıkardık ve barışçıl bir kamuoyu oluşturduk. İnsani koridorların masa başında değil, toplumun yükselen vicdanıyla açıldığını biliyoruz. Tırlarımızın Suruç’a girişine izin verilmeyince yakın bir tesiste barışçıl bir sivil itaatsizlikle farkındalık yarattık ve bu duruş toplumda güçlü bir karşılık buldu.
Bu toplumsal baskıyla eş zamanlı olarak diplomasi çalışmalarımız da kesintisiz sürmektedir. Başta Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı olmak üzere ilgili kurumlarla görüşmeler yürütülmektedir.
Bu noktada Kürt meselesine ilişkin barışçıl söylemler dile getiren başta hükümet ve ortağı partiler olmak üzere tüm siyasi aktörleri, bu yaklaşımı insani sorumluluk temelinde somut adımlarla güçlendirmeye davet ediyoruz.
Ayrıca uluslararası topluma ve uluslararası alanda ise insani krizler ve mülteci hareketleri konusunda yetkili olan Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği’ne açık bir çağrımız vardır: Kobanê’de yaşanan insani kriz artık bölgesel bir sorun olmaktan çıkmış, temel yaşam hakkını tehdit eden bir felakete dönüşmüştür. Güvenli insani koridorun açılması için acilen inisiyatif alınmalı; yardımların doğrudan ve engelsiz biçimde ulaştırılmasını sağlayacak diplomatik ve hukuki sorumluluk yerine getirilmelidir. Sessizlik, bu krizin büyümesine ortak olmaktır.
Buradaki temel mesele nettir: İnsani yardım dolaylı, güvensiz ve belirsiz güzergâhlardan değil; doğrudan, gecikmeden ve güvenli biçimde Kobanê’ye ulaştırılmalıdır. Bunun yolu da Mürşitpınar Sınır Kapısı’nın açılmasından geçmektedir.
Kampanyamız abluka sona erene kadar devam edecektir
Tarihte hiçbir insani koridor kendiliğinden açılmamıştır. Hepsi toplumun baskısıyla, dayanışmasıyla ve vicdanın yükselen sesiyle açılmıştır. Bizim çabamız kapıyı zorla açmak değil; kapının açılmasını ahlaki ve toplumsal bir zorunluluk haline getirmektir.
İnsani yardım kampanyamız abluka sona erene ve Mürşitpınar Kapısı açılana kadar kararlılıkla devam edecektir. Kamuoyunu, demokratik kitle örgütlerini ve tüm vicdan sahibi kesimleri bu insani talebin etrafında birleşmeye çağırıyoruz.
Bu mücadele yalnızca bir yardım organizasyonu değil; insanlık onurunun savunulmasıdır.”
Kaynak: MA









