Kürdistan’ın dört parçasındaki her kazanım bu önderliğin yürüttüğü mücadele ortamında var olmuştur. Bu önderliğin mücadelesinin Ortadoğu ve dünyada yarattığı Kürt iklimi; Kürtlerin daha fazla kazanım elde etmesini sağlayacak karaktere ve potansiyele sahiptir. Adaletli ve vicdanlı olan herkes bu gerçekliği kabul ve takdir eder
Dr. Hayri Hazargöl
4 Nisan’da Kürt Halk Önderi’nin 77. doğum günü Kürtlerin bulunduğu her alanda coşkuyla kutlandı. Bu kutlama bu önderliğin Kürt halkına neler kazandırdığının somut ifadesidir. Halk bunu iyi bildiği için bu kutlamayı çok kitlesel yapmış, önderliklerinin özgürlüğünü istemişlerdir.
Abdullah Öcalan’ın siyasi hayatına başladığı yıllar Kürtler üzerinde çok yönlü asimilasyon sonucu kültürel soykırımın yoğunlaştığı yıllardır. Kürt sözcüğüne ve Kürtçe’ye tahammülün olmadığı bir Türkiye gerçeği vardır. Bu önderliğin, Kürtler açısından değerini ve büyüklüğünü anlamak için 1970’li yıllarda Kürtler üzerinde yürütülen politikayı bilmek gerekir.
1970’li yılların başında Günaydın gazetesinde başyazarlık yapan Can Pulak bu Türkiye gerçeğini çarpıcı olarak ortaya koyan bir başyazı yazmıştı. Bu kişi daha sonra Turgut Özal’ın danışmanlarından biri olmuştu. Can Pulak, Sirkeci’den Babıali yokuşunu çıkarken bir belediye zabıtasının bir yurttaşla Kürtçe konuştuğunu görüyor ve gidip kaleme sarılıyor. Bir zabıtanın Kürtçe konuşmasına birilerinin müdahale etmemesine öfke duyuyor. Can Pulak’a göre birileri bunlara müdahale ederek ey vatandaş, burası Türkiye’dir, burada sadece Türkçe konuşulur, denilmeliymiş. Belki şimdi de benzer anlayışta olanlar vardır. Ama kamuoyuna açık ve tirajı yüksek bir gazetede bunların yazılması o zamanki Türkiye gerçeğinin nasıl olduğunu ortaya koyar.
Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesindeyken Kürt sorununa belli bir ilgi duymuş. Bu ilgiyi bir sosyalist genç olarak göstermiş. Siyasete aktif katılımı ise Mahir Çayan ve arkadaşlarının 30 Mart 1972’de Kızıldere’de katledilmesine karşı öğrencisi olduğu Ankara Siyasal Fakültesinde boykotu örgütlemesiyle olmuştur. Bundan dolayı yakalanıp Mamak cezaevine gönderilmiştir. Kısa süre sonra Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan bulunduğu bölümden alınıp idam edildikleri yere götürülürler. Daha cezaevindeyken onların anısına bağlılık gereği mücadeleyi geliştirme sözü veriyor.
İlk önce Kürdistan özgürlük mücadelesiyle Türkiye devrimini birlikte düşünüyor. Ancak Türkiye solunun Kürt sorununa yetersiz yaklaşımı sonucu 1973 baharında Çubuk Barajı’nda 5 arkadaşını topluyor ve ‘Kürdistan sömürgedir’, diyerek daha sonra Apocular olarak isimlendirilen grubu oluşturuyor.
O günden bugüne 53 yıl geçiyor. Kürt halkının varlığını kabul ettirme ve özgürlüğünü sağlama mücadelesi kesintisiz sürüyor. Hem de Kürt varlığına karşı soykırım zihniyetinin çok katı olduğu Ortadoğu’da! Ortadoğu’da Kürt varlığı için 53 yıldır süren kesintisiz bir mücadeleye önderlik etmek çok büyük bir başarıdır. Böyle bir önderlik sadece Kürt tarihinde değil, dünya tarihinde de az görülmüştür. Kuşkusuz Kürt tarihinde de mücadele eden ve bedel ödeyen önderlikler olmuştur. Ancak Abdullah Öcalan önderliği eşsiz bir önderliktir. Yaşamının her saniyesini bu mücadele için harcamıştır. Günün her saatinde Kürt halkının varlığını kabul ettirme ve özgürlüğünü sağlama doğrultusunda yoğunlaşmıştır. Her nefes alışverişi bunun için olmuştur.
Kürtler için mücadele etmek çok zordur. Türkiye’de ise zorun zorudur! Bu zorluk içinde mücadeleye kesintisiz önderlik etmesi büyük bir liderlik vasfıdır. Abdullah Öcalan’ın güçlü bir önderlik olmasını sağlayan zorlukları aşma yeteneğidir. Zorlukları aşa aşa büyümüştür. Bugün sadece Kürtlerin değil, Ortadoğu halklarının önderi haline gelmiştir. Dünyada kadınlar her geçen gün Abdullah Öcalan’ı kadın özgürlük mücadelesinin en büyük emekçilerinden biri olarak görmektedirler. Sosyalist düşüncesi de dünya sosyalist güçleri içinde giderek yayılmaktadır. Kadın özgürlüğü, ekoloji ve demokratik sosyalizm anlayışı tüm dünyada ilgiyle takip edilmektedir.
Bugün Kürtler Ortadoğu’nun en güçlü halklarından biri haline gelmiştir. Siyasi gücünü herkes dikkate almaktadır. Kürdistan’ın dört parçasındaki her kazanım bu önderliğin yürüttüğü mücadele ortamında var olmuştur. Bu önderliğin mücadelesinin Ortadoğu ve dünyada yarattığı Kürt iklimi; Kürtlerin daha fazla kazanım elde etmesini sağlayacak karaktere ve potansiyele sahiptir. Adaletli ve vicdanlı olan herkes bu gerçekliği kabul ve takdir eder.
4 Nisan kutlamaları bu nedenle çok güçlü geçmiştir. Kürt halkının kolektif bilinci, hafızası, adalet ve vicdan anlayışı bu önderliğin kendilerine çok şey kazandırdığını derinden hissetmektedir. Bu halk, hiçbir önderliğin tarihte yapmadığı kadar kendilerine sahiplendiğine ve var ettiğine inandıkları için kutlama alanlarına koşmuşlardır. Özellikle Halfeti ve doğduğu köy olan Amara’ya bir insan seli olarak akmışlardır.
4 Nisan kutlamaları bu önderliğin Kürt halkı içindeki yeri ve anlamını çok çarpıcı ortaya koymuştur. Türk devleti bu gerçeği görerek bu önderliğin özgür çalışır koşullarını sağlamalıdır. Barış ve Demokratik Toplum süreci başarıya ulaştırılmak isteniyorsa ilk yapılacak iş budur.









