Kürt Bağımsız Sinematograflar Derneği, İran’daki protestolarda yaşanan katliamlara dikkat çekerek Fajr Film Festivali’ni boykot etti. Festivale katılımın tarafsızlık değil, rejimin propaganda aygıtına hizmet olduğunu vurgulandı
Kürt Bağımsız Sinematograflar Derneği, Fajr Film Festivali boykotuna dair yazılı açıklama yaptı. İran’da 28 Aralık’ta başlayan ve günlerce devam eden protestoların hatırlatıldığı açıklamada, protestolara katılanların rejim muhafızları tarafından hedef alınarak katledilmesine işaret edildi.
Açıklamanın devamı şu şekilde: “Bu toprakların gençlerinin kanının en temel insan hakları için döküldüğü bir durumda, herhangi bir normalleşme, sessizlik ve iktidarın resmi projelerine katılım tarafsızlık değil, baskıya ahlaki ortaklıktır. Milletin yas, öfke ve yaralar içinde olduğu bir durumda Fajr Film Festivali, bağımsız bir kültür etkinliği değil, şiddetin arındırılması, gerçeğin yok edilmesi ve halkın çektiği acıların gasp edilmesi için bir vitrindir. Böyle bir anda, film yapımcısının görevi milletinin yanında durmaktır, iktidarın kırmızı halısında oturmak değil. Açıkça ilan ediyoruz, ‘Jin, jiyan, azadî’ ayaklanmasından önce, film yapımcılarının festivallerde ve resmi meydanlarda bulunmasının bir kısmı, bir sanat eseri üretme bahanesiyle ve zorunluluktan dolayı, sistemin kültür politikaları çerçevesinde haklı gösterilebiliyorsa, bu tarihi ayaklanmadan sonra böyle bir gerekçe artık mevcut değildir” denildi.
Bu ilişkilerde var olmaya devam etmek, zorlama değil, hükümetin propaganda aygıtına doğrudan hizmet ve baskıcılarla işbirliği olduğuna değinilen açıklamada, “Kürt Bağımsız Sinemacılar Birliği, sinemanın gerçek sermayesinin resmi kurumlar tarafından değil, bu insanların kanı, acısı, direnişi ve fedakarlıklarıyla sağlandığına inanmaktadır. Baskıya maruz kalan bedenlerden, susturulan seslerden ve sansürlenen gerçekler ışığında Fajr Film Festivali’ne katılmak, bu insani ve ahlaki sermayeye ihanettir. Bağımsız Kürt sinema topluluğunun bir parçası olarak, bu festivale katılan herhangi bir film yapımcısının varlığını açıkça kınıyoruz, bu pozisyonda bilinçli ve bilinçsiz arasında hiçbir ayrım yoktur. Her türlü varlık, baskı, öldürme ve gerçeği inkar etme üzerine kurulu hükümetin propaganda aygıtına yardım etmek anlamına gelir. Bu kınama, özellikle kendileri de baskı, dışlanma, ayrımcılık ve cinayet geçmişinden gelen Kürt film yapımcılarına yöneliktir. Kürt halkının çektiği acılarda anlam bulan bir sinemanın, tarihsel dönüm noktalarında aynı acıyı yeniden üreten bir gücün yanında yer alması beklenemez. Baskı karşısında sessiz kalmak bir tercihtir. Kurbanların kanı üzerine kurulu bir festivale katılmak bir tercihtir. Ve tarih bu tercihleri unutmayacaktır. Eğer sinema halkın yanında yer almazsa, ne sanattır, ne direniştir, ne de insanlığa layıktır!” ifadelerine yer verildi.
Kaynak: MA







