Şêxmeqsûd, Eşrefiyê ve Benî Zêd mahallelerine yönelik saldırılar, Britanya genelinde düzenlenen kitlesel eylemlerle protesto edildi. Londra’dan Edinburgh’a birçok kentte yapılan açıklamalarda uluslararası topluma ‘sessizlik suç ortaklığıdır’ denildi
Halep’te Kürtlerin yoğun olarak yaşadığı Şêx Meqsûd, Eşrefiyê ve Benî Zêd mahallelerine yönelik saldırılar, Britanya genelinde sokaklara taşan kitlesel eylemlerle protesto ediliyor. Kürdistan’ın dört parçasından yüzlerce kişi, Londra, Liverpool, Galler, Reading ve İskoçya’da bir araya gelerek saldırıları kınadı.
Eylemler, Britanya Kürt kurumları ve Kürt Halk Meclisleri öncülüğünde gerçekleştirilirken, protestolarda sık sık “Bijî Berxwedana Şêxmeqsûd”, “Bijî Berxwedana Rojava” ve “Bijî Berxwedana Gelê Kurd” sloganları atıldı.
‘Saldırılar demokratik çözüm sürecini sabote etmeyi amaçlıyor’
Eylemlerde yapılan ortak açıklamalarda, 10 Mart 2025’te Özerk Yönetim ile Şam’daki geçici hükümet arasında varılan mutabakata dikkat çekildi. Açıklamalarda, söz konusu mutabakatın demokratik, çoğulcu ve birlikte yaşamı esas alan yeni bir Suriye’nin inşası açısından tarihsel bir adım olduğu vurgulandı.
Reading’te Mala Kurd Toplum Merkezi’nde bir araya gelen kitle, Reading İstasyonu’na yürüyüş düzenledi. İstasyonda yapılan basın açıklamasında, Şêx Meqsûd ve Eşrefiyê’ye yönelik saldırıların barış sürecini sabote etmeyi hedeflediği belirtilerek şu ifadelere yer verildi:
“Özerk Yönetim tarafından herhangi bir olumsuz tutum sergilenmemesine rağmen, tanklar, toplar ve ağır silahlarla Kürt mahallelerini işgal girişimleri sürmektedir. Unutulmamalıdır ki Rojava’da ortaya çıkan irade hiçbir zaman boyun eğmez. Şam’daki geçici hükümet, 10 Mart mutabakatının gereklerine göre hareket etmelidir.”
‘Bu bir askeri çatışma değil, açık bir savaş suçudur’
Galler’in farklı kentlerinden gelen kitle, başkent Cardiff’te Ulusal Parlamento önünde toplanarak basın açıklaması gerçekleştirdi. Açıklamada Halep’teki Kürt mahallelerinde yaşananların bir insanlık suçu ve savaş suçu olduğu vurgulandı.
Basın açıklamasında şu ifadelere yer verildi:
“Şêxmeqsûd, Eşrefiyê ve Benî Zêd’de siviller sistematik saldırılara, kuşatmaya ve toplu cezalandırmaya maruz bırakılıyor. Evler ayrım gözetmeksizin bombalanıyor, çocuklar yaralanıyor, su ve elektrik bilinçli olarak kesiliyor, hastanelere ve insani yardıma erişim engelleniyor. Bu yaşananlar dünyanın gözü önünde gerçekleşen bir savaş suçudur.”
Açıklamada ayrıca İran devletinin protestoculara yönelik şiddetinin de uluslararası toplum tarafından mahkum edilmesi gerektiği vurgulandı.
‘Kürtler sadece ihtiyaç duyulduğunda hatırlanamaz’
Liverpool’da Lime Street’te yürüyüş gerçekleştiren kitle, basın açıklamasında Kürt halkının DAİŞ’e karşı verdiği tarihsel mücadeleye dikkat çekti. Açıklamada şu vurgular yapıldı:
“Kürt halkı fedakârlığa yabancı değildir. DAİŞ barbarlığına karşı dünyanın felç olduğu bir dönemde insanlığı savunanlar Kürtlerdi. Binlerce kadın ve erkek, yalnızca Kürdistan için değil, insanlık onuru ve küresel güvenlik için yaşamını yitirdi. Kürtler sadece fedakârlığa ihtiyaç duyulduğunda hatırlanamaz.”
Edinburgh’dan çağrı: Sessizlik suç ortaklığıdır
İskoçya’nın başkenti Edinburgh’da Kürt Toplum Merkezi’nde yapılan basın açıklamasında, Birleşik Krallık hükümetine ve uluslararası kurumlara açık çağrılar yapıldı. Açıklamada, sessizliğin tarafsızlık değil baskının yanında durmak anlamına geldiği vurgulandı.
Birleşik Krallık hükümetinin diplomatik, hukuki ve ahlaki sorumluluklarını yerine getirmesi, saldırıların durdurulması için açık tavır alması ve insani yardım koridorlarının açılması istendi.
Londra’dan uluslararası topluma çağrı
Londra’da Wood Green Kütüphanesi önünde toplanan Kürt halkı ve dostları, demokratik kurumlara, İngiliz hükümetine ve uluslararası topluma çağrıda bulundu. Açıklamada, Kürdistan’da yürütülen mücadelenin gericiliğe ve karanlığa karşı evrensel bir direniş olduğu vurgulandı.
Yapılan çağrıda şu ifadelere yer verildi:
“Birleşik Krallık halkını, sendikaları, kadın hareketlerini, gençlik örgütlerini, akademisyenleri, gazetecileri ve tüm demokratik güçleri sessizliği bozmaya ve aktif dayanışmaya çağırıyoruz. Savaş suçları karşısında sessizlik diplomasi değil, suç ortaklığıdır.”
Kaynak: ANF









