Başta Bakurê Kürdistan olmak üzere tüm Kürt halkı her yerde soykırıma karşı ayağa kalkmıştır. Çünkü Kürt halkı Rojava’ya saldırının Kürdistan’ın tüm parçalarına ve tüm Kürt halkına yönelik olduğunu görmektedir
Dr. Hayri Hazargöl
Şu anda Türkiye’deki bir iki televizyon dışında, Türk ordusu Suriye’de Kürtlere karşı savaş yapıyormuş gibi haberler veriliyor. Zafer kazanmışlar gibi ağızları kulaklarına varacak biçimde seviniyorlar. Suriye’deki savaşı Türk devletinin planladığı ve yürüttüğü söyleniyor. Birçok Türk subayının selefi çeteleri yönettiği biliniyor. Zaten Türk ordusuna ait silahlı insansız hava araçları QSD ve YPG savaşçılarını bombalıyor. Bu açıdan Türk devleti savaşın içinde. Zaten savunma bakanı yardım isterlerse veririz dedi. Herhalde TV’deki yorumcular ve haber verenler bunu biliyor olmalı ki, HTŞ çetelerinin bazı alanlara girmesine Türkiye yeni topraklar ele geçirmiş gibi seviniyorlar.
Anlaşılıyor ki, Türkiye, Suriye sınırında Kürtlerin olmasını istemiyor. Bir zamanlar DAİŞ çetelerinin sınırda olmasını tercih ettiği gibi şimdi de DAİŞ’in farklı yüzü olan HTŞ’nin kendi sınırında olmasını istiyor. Türkiye’nin Kürt politikasını en iyi bu yaklaşımı gösteriyor.
Suriye’de bu kadar Kürt düşmanlığı yaparken hükümetin Türk-Kürt kardeşliği söylemine kim inanır? AKP’ye oy veren Kürtler de inanmaz. Tabi her zamanki gibi biz Kürtlere karşı değiliz, demagojisi yaparlar. Bu söylemlerine de şimdiye kadar KDP ile ilişkisini kanıt olarak gösteriyorlardı. Herhalde Suriye’de de ENKS’lilerle ilişkilerini gösterirler. Ancak artık Kürtlerin büyük çoğunluğu AKP iktidarının bu ifadelerine sadece gülüyor. Zaten Türkiye de KDP-ENKS ilişkisini göstererek esasta dünya kamuoyunu aldatmaya çalışıyor. Suriye’deki Kürtlere yapılan saldırı ve bu saldırıda Türkiye’nin yaklaşımı nedeniyle Türkiye artık her yerde Kürtlerin düşmanı olarak görülecektir.
AKP iktidarı iki yıldır Gazze Gazze dedi. Şimdi HTŞ’nin Kürt Gazzeleri yarattığı yerde Türkiye HTŞ’nin Kürtsüzleştirme politikasına tam destek veriyor. Türkiye aslında Gazze’yi de sattı. Gazze’nin teslimiyet anlaşmasının yapılmasında Türkiye rol oynadı. Hatta Şam’ın İsrail’le anlaşmasını sağlayacak bu tür roller oynayarak koalisyondan Kürtlere karşı yapılacak saldırıda sessiz kalmalarını sağladı. Suriye’de sahada olanlara bakılırsa koalisyon güçleri Türkiye’den aldıkları taviz karşılığında Kürtler üzerinde yürütülen komploya onay vermişlerdir.
Suriye’de Kürtler ve SDG, DAİŞ’e karşı savaşta binlerce şehit, on binlerce yaralı vermiştir. Bunların çoğunluğu Kürt olsa da önemli bölümü de Arap gençleridir. İnsanlık düşmanı DAİŞ, Kürt gençlerinin şehadet ve yaralı verdiği bedellerle yenilgiye uğratılmıştır. Tüm insanlığın, başta da koalisyon güçlerinin Kürtlere ahlaki ve vicdani borçları vardır. Bu gerçeklik ortadayken koalisyon güçlerinin tutumu onların insanlıklarının dibe vurduğunu gösterir. Çıkarları gereği bunu yapan güçler er geç bu yaptıklarının bedelini ağır ödeyecektir. Ahlaki ve vicdani düşkünlüğü bu düzeyde yaşayanlar zaten kendilerini bitirmiş olmaktadır.
Suriye’de 15 yıldır savaş vardı. Savaştan kaçan Araplar Kürt bölgelerine geliyordu. Kuzey-Doğu Suriye’de Kürtler yıllardır barış ve kardeşlik içinde yaşıyordu. Şu anda Türkiye ve Şam hükümeti Kürt-Arap ilişkilerini bozup Kürt-Arap savaşı başlatmak istiyorlar. Gösterilen tutum ve yapılan açıklamalar bunu gösteriyor. Farklı inançların, kültürlerin ve kimliklerin bir arada ortak yaşadığı örnek bir durum vardı. Suriye’deki saldırılar Arap-Kürt kardeşliği ve ilişkilerine de yapılmıştır. Kürt düşmanı bir Şam hükümeti var. Birkaç gün önce Şam, Kürtler isterlerse Kürtçe eğitim yapabilir demiş. Böylece yürüttükleri soykırım saldırısını örtmek istemiştir. Kürtlerin varlığını ve özyönetimini anayasal ve yasal kabul etmeyecekler, Kürtsüzleştirme politikası izleyecekler ama isteyen Kürtçe eğitim alacakmış! Özerk Yönetim altında yüz binlerce genç ilk, orta, lise ve üniversitede anadilde eğitim görüyordu.
Suriye’de şu anda yapılan bir Kürt soykırımıdır. Kürtler daha şimdiden bulundukları birçok alandan çıkarılmıştır. Rojava’da Kürt yöneticiler, başta Kürdistan olmak üzere Kürt halkının bu soykırım saldırısına karşı ayağa kalkma çağrısı yapmıştır. Kürtlerin yoğun yaşadığı alanlar soykırım tehdidi altındadır. Bu nedenle başta Bakurê Kürdistan olmak üzere tüm Kürt halkı her yerde soykırıma karşı ayağa kalkmıştır. Çünkü Kürt halkı Rojava’ya saldırının Kürdistan’ın tüm parçalarına ve tüm Kürt halkına yönelik olduğunu görmektedir.
En dikkat çekici olan ise, AKP-MHP iktidarı hem İmralı’yla yapılan görüşmeler ve süreçten söz edecek hem de Kürtlere yönelik soykırım saldırısına bu kadar destek verecek! Türk devleti bu politikasıyla savaşa hazırlandığını göstermiş oluyor. Türkiye böyle bir savaştan kendisi için olumlu bir sonuç bekliyorsa bu, yüz yıllık çıkmazı sürdürmesi anlamına gelir. Ne var ki, bu çıkmaz politikanın sonuna gelinmiştir.









