Türkiye’de koruma alanları içinde yer alan Millî Parklar dahil tüm alanları sömürü mekanizması içine alınmış durumda. Buna karşın yağmayı yetersiz bulanlar Millî Parklara son darbeyi vuracak
Milli Parklar, doğal niteliği eşsiz alanlardır. Yalnızca bulundukları bölgeye has endemik türleri barındırdığı ve sınırları içinde yerleşim birimi bulunmadığı için milli park ilan edilmişlerdir. Millî Parklar, insan müdahalesi olmadan kendi doğallığına bırakıldığı yerlerdir. Ancak meclise getirilen son teklif bu özelliği tamamen ortadan kaldırma niteliği taşımaktadır. TBMM Genel Kurulu’nda Millî Parklar ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapan Yasa Teklifi’inin ilk 5 maddesi TBMM Genel Kurulu’nda kabul edildi.
Turizm talanı
CHP Tekirdağ Milletvekili İlhami Özcan Aygun, “Millî Parklar turizme açılacak. Kaçak avcılık belgeleri iptal edilmeyecek, kaçak avcılığa fırsat tanınacak” açıklamasında bulunaraki ‘çevre’ yasasına hazırlık yapıldığını söyledi. Buna göre, Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü’ne (DKMP) 175 Sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi kapsamında verilmiş olan görevler çerçevesinde doğal çevreyi oluşturan biyolojik çeşitlilik ile bu çeşitliliği barındıran ekosistemin korunması; biyolojik çeşitliliği koruma ve kullanım esaslarının, yerel yönetimlerin, üniversitelerin, sivil toplum kuruluşlarının ve ilgili diğer kuruluşların görüşleri alınarak belirlenecek.
Bugüne kadar çıkarılan yasa ve yönetmeliklerle koruma alanları adeta yağma alanına dönüştürülmüştür. Biyoçeşitliklik yasası ile endemik türlerin tespiti yapılarak bu veriler şirketlerin bilgisine sunularak yağmaya açılmıştır. Yine çıkarılan bir yasa ile Millî Parklar odun üretilebilir alanlar haline getirilmiştir. Diğer yandan Millî Parklar’da turizm işletmelerinin kurulmasının önü çoktan açılmış durumdadır. Türkiye’de Millî Park’ın da içinde bulunduğu 1624 koruma bölgesi mevcut.
Türkiye’de koruma oranı yüzde 3
Koruma bölgelerinin yüzde 76’sı doğal sit alanı olarak işaretlenirken, koruma statülerinde yapılan değişikliklerle doğal sit alanları ve Millî Parklar her türden faaliyetin (maden,enerji,turizm vb.) yapılabildiği alanlar halini almıştır. İşaretlenmiş olan 1624 koruma bölgesi Türkiye yüzölçümünün yüzde 3’üne denk gelirken, dünya ortalamasının ise yüzde 13 olması Türkiye’de doğaya ve biyoçeşitliliğe verilen önemin önemli bir göstergesidir. Tüm bunlar yaşanırken Millî Parklar için yasa değişikliğine gidenler koruma alanlarına son darbeyi vurmaya hazırlanıyor.
EKOLOJİ SERVİSİ









